Hayat İnsanları gerçekleyüz yüzebırakıyorum

İnsanları gerçekle yüz yüze bırakıyorum

Taksici Şevket Şahintaş 15 yıldır Tarlabaşı gecelerinde sokakta kalanları, Süleymaniye’deki Suriyeli göçmen çocuklarını fotoğraflıyor. Sergi açan, seminerler düzenleyen, hayatı belgesellere konu olan Şahintaş, “Toplum kendini korumak için sokakla arasına duvar örüyor. Fotoğrafları tuğla gibi üst üste koyduğumda o duvarın arkasını gösterebiliyorum. İnsanları bir fotoğraf karşısında gerçekle yüz yüze bırakıyorum” diyor.

İlker Nuri Öztürk Yeni Şafak
Gecenin Öteki Yüzü
Gecenin Öteki Yüzü

Seslerin, kalabalıkların, aydınlığın çekildiği sokaklarda, geceye bir taksi camından bakan Şevket Şahintaş dışarda kalanlara dikkat çekmek için fotoğraf çekmeye başlar. 2004 yılında başladığı fotoğraf macerasına binlerce kare sığdıran taksici, özellikle çocukların haline dikkat çekiyor. Toplumun sosyal medya sayesinde daha bilinçlendiğini ve eskisinden daha duyarlı olduğunu dile getiren fotoğrafçı sözlerine şöyle devam ediyor: “Toplum kendini korumak için sokakla arasına duvar örüyor. Fotoğrafları tuğla gibi üst üste koyduğumda o duvarın arkasını gösterebiliyorum. İnsanları bir fotoğraf karşısında gerçekle yüz yüze bırakıyorum. İnsanlara görmeme şansı bırakmamaya çalışıyorum.”

Taksici Şevket Şahintaş

İNİLTİLERİ DUYURMAK İSTİYORUM

Hayatında ilk defa gördüğü üşüyerek uyumaya çalışan insanlardan etkilenen fotoğrafçı, ilk olarak Gecenin Öteki Yüzü adlı bir sergi açtı. Şimdiye kadar yerli ve yabancı kurumlar tarafından sekiz belgeseli çekilen Şahintaş, 6 yıl boyunca gece sokakta kalanların fotoğrafını çekti. 15 aydır ise Sokağın Çocukları adlı ilk belgeseli için çalışıyor. Maddi imkân buldukça da projeye devam ediyor. Tarlabaşı’nda 4 yıl fotoğraf çeken Şahintaş, fotoğraflarda insan hikayelerinin eksik olduğunu söylüyor ve ekliyor: “Yardım edilmesini istediğim hayatları çekiyorum. İnsanları yürürken, uyurken, poz verirken çektim. Uyurken çektiğim fotoğraflarda sizin duyamadığınız inleme sesleri vardı. Bu fotoğrafa yansımıyordu ve hayat hikayelerini kayda almayınca da bir şeylerin eksik kaldığını gördüm. Bundan sonra belgesel çekmek ve o iniltileri duyurmak istiyorum. O taksici, 10 yıl sonra hikayeler için geri dönüyor.”

REKLAM

Sokak en iyisini kendi verir

15 yıldır çektiği fotoğraflardan en etkilendiği kareyi ise şu sözlerle anlatıyor: “Beşiktaş’ta bir adam yatıyordu. Taksiyle geçtim yanından, fotoğrafını çektim. Sonra tekrar müşteri aldım denk geldi, o bölgeye gittim. Adam aynı şekilde yatıyordu ama çevresine güller dizilmişti. İnanılmaz bir sinema sahnesi gibiydi. Bunu yapan kişiyle tanışmak isterdim. Günlerce etkisinde kaldım. Sokak fotoğrafında siz ne kadar kugulasanız da en iyi fotoğrafı size sokağın kendisi verir.” Uyuyanlar hariç fotoğrafları çekmeden önce izin aldığını belirten Şahintaş, “Beni fark ettiğinde rahatsız olabileceğine inandığım biri olursa o kareyi çekmiyorum. Taksideyken çekip devam edebilirim ama asla bunu yapmıyorum. Çok iyi kare olacağına karar versem de” diyor.

Aramızda fark yok

Ailesiyle yaşadığı yıllarda fotoğraf konusunda ailesinden destek görmeyen Şahintaş, televizyona çıktığı bir akşamda annesinin bulaşık yıkamak için mutfağa gittiğini, babasının ise bir süre izledikten sonra kanalı değiştirdiğini söylüyor. Sokakta kalan insanla aramızda bir fark olmadığını söyleyen Şevket Şahintaş, konuşmamızı şöyle tamamlıyor: “Dışarda kalan kişi şanssız bir muhitte doğmuş olabilir, babası annesini öldürmüş olabilir, ailesi yönlendirememiş olabilir... Doktor değilim, hayat kurtarmıyorum. Sadece burada birileri var, doktor yok mu diye bağırıyorum. Birçok platformda seslerini duyurdum. O taksicinin hayali gerçek oldu diyebilirim. Ama asıl görmesi, duyması gerekenler politikacılar. Dışarda kalan birinde kendimi gördüm hep. Çocuklara da kendi çocuğum gibi baktım. Belki de ben kendimi kurtarmaya çalışıyorum.”

REKLAM

‘Önünüzde saygıyla eğiliyorum’

Sokakta kalan insanların, büyük şehirlerin ortak sorunu olarak göründüğünü hatırlatan Şahintaş’ın sergi, söyleşi, fotoğraf gezileri, atölye, seminer çalışmaları bulunuyor. 2014 yılında Süleymaniye’ye yerleşen savaş mağduru Suriyelileri fotoğraflayan Şahintaş, bu kareleri bir sergide toplamış. Sergi için çok fazla emek harcaması gerektiğine değinen fotoğrafçı, “Takside her gün çalışmam gerekiyor. Bir gün bile çalışmazsam bir ayım etkileniyor” diyor. Yerli yayınların yanı sıra Almanya, İngiltere, Rusya, Amerika’dan birçok gazeteye röportaj veren Şahintaş, bir papazın gönderdiği “Önünüzde saygıyla eğiliyorum” mailini en şaşırtıcı geri dönüş olarak hatırlıyor.

İlk zamanlar depresyona girdim

İlk başlarda fotoğrafını çektiği kişilerle konuşup arkadaş olan Şahintaş, “Not tutmuyordum ama sohbet ederdik. Arkadaş olup onları sokakta bırakıp eve geldiğimde etkisi fazla oluyordu. Arkadaş olduğunuz birini sokakta bırakıp evde uyumak ağır geliyordu. O dönemde depresyon yaşadım ve hikayelerini almamaya başladım. Şimdiyse biraz daha toparlanmış durumdayım” diyor.

Geceleri kimseyi kabul etmiyorum

Sokağa bakmanın önemine değinen Şahintaş, “Sokakta gizli bir şey yok, olanı biz görmüyoruz. Gündüz kalabalığın içinde kaybolan insanlar var. Gece olduğunda da karanlık onların üstünü örtüyor ve biz hiçbir şey göremiyoruz” şeklinde konuşuyor. Çekimler sırasında tehlikeli dakikalar da yaşadığına değinen fotoğrafçı, “İki sefer yaralanmanın ötesine gidecek pozisyonda kaldım. 15 kişilik çocuk gruplarının arasında kalmıştım. Makinamı almak istediler. İkisinde de polis geldi. Fotoğraf gezilerinde gece için kimseyi kabul etmiyorum bu sebeple. Tek başıma çekim yapıyorum” şeklinde konuşuyor.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.