Hayat Sanatsız antika olmaz

Sanatsız antika  olmaz

Beyoğlu Antika Festivali, birbirinden eski ve değerli eşyaları 35 antikacının katılımıyla Taksim meydanında ağırlıyor. 25 yıldır antikacılık yapan Kadim Antika'nın sahibi Zir Dirim, "Bin senelik bir eşya ama üzerinde sanat yoksa sadece emek varsa onun antikacı için bir anlamı yoktur" diyor.

Harun Karabuç Yeni Şafak
​Sanatsız antika  olmaz
​Sanatsız antika olmaz

Yapıldığı dönemin izlerini taşıyan üzerinde emek kadar hatta emeğin ötesinde sanat estetiği barındıran, üretildiği dönemden günümüze en az seksen veya yüz yıl geçmiş ve bir daha da üretimi yapılamayan eşyaları antika olarak adlandırabiliyoruz. Genel bir tanımla elbette. Antikacılara sorulduğunda bu tanımın giderek genişlediğini görüyoruz. Koleksiyonerlik gibi antikacılık da apayrı bir tutku ve iş. Öyle ki bu işin bir festivali bile var: Beyoğlu Antika Festivali. Beyoğlu Belediyesi'nin düzenlediği festival bu yıl dördüncü kez Taksim Meydanı'nda gerçekleşiyor. 35 antikacının yer aldığı festivalde birkaç antikacıyla sohbet edip antika piyasasını yokladık.

SAHTE EŞYA ÇOK FAZLA

Neredeyse 30 yıldır antikacılık yapan Yusuf Başbaydar, mesleğinin hikayesini şöyle anlatıyor:

"1990 yılında İngiltere'de başladım. Orada bir restoran işletiyorum. Bir gün İstanbul'dan arkadaşlarım gelmişlerdi. Onları gezdirirken böyle bir merak oluştu. İstanbul'a dönünce de Üsküdar Çamlıca'da iki dükkan açtım. İngiltere'de, Almanya'da ve Fransa'da depolarım var. Eskiden Türkiye'de daha çok eşya alıyorduk. Ama şimdi çok zor çıkıyor. Daha çok yurt dışından alıyoruz." İlk başlarda antika eşya diye kandırıldığını söyleyen Başbaydar, "Bizi hala kandırıyorlar. Biz bile yanılıyoruz. Öyle sahte eşyalar üretiyorlar ki çok profesyonel" diyor.

SANAT OLMALI

Çukurcuma'daki Kadim Antika'nın sahibi Zir Dirim, 25 yıldır bu işi yapıyor. Antikanın gelecek kuşağa aktarılması açısından festivali önemli bulan Dirim, "Antikaya çocukluktan gelen bir merakım var. Bunu esnaflığa dönüştürdük zamanla. Bu içten gelen bir şey. Severek yapmak gerekiyor. Antika benim için her şeyden önce geliyor, hayatın anlamı. Para kazanmak çok daha sonradan gelir antikacı için. Eşyayı bulmak, tanımak, görmek, sevmek, onunla tanışmak, onu keşfetmek bir antikacı için en önemli şeydir. Bir eşya uzmanlaşmış emeğin ürünü ise üzerinden yıllar geçtikten sonra bir daha da yapılmıyorsa ona antika deniyor. Üzerindeki sanat önemli. Bin senelik bir eşya ama üzerinde sanat yoksa sadece emek varsa onun bir anlamı yoktur" diyor.

REKLAM

KURTLAR SOFRASI

Antika sektöründe kadınları görmeye çok alışık değiliz ama Beyoğlu'ndaki festivalde sık sık karşılaşmak mümkün. Işıl Saçak da onlardan biri. On yıldır bu işi yaptığını söyleyen Saçak, antika merakının nasıl geliştiğini "Londra'da finans okuyordum. Orada tesadüfen Portobello fuarına gittim. Londra'da antikacılık çok saygın bir meslek. Bütün firmalar üç yüz yıllık. O fuarda ufak tefek Osmanlı ürünlerinden toplayarak başladım" sözleriyle anlatıyor. Antika sektöründe kadın olmanın önemini ise şöyle açıklıyor: "Londra'da İstanbul'a oranla kadın sayısı fazla ama yine de dünya genelinde bu işle uğraşan kadın sayısı az. Erkeklerin elinde olan bir meslek. Tabi kurtlar sofrasında kadın olmak zor. Ama kadınlar da olmalı."

Işıl Saçak

Hülya Karahan beş yıldır antika işiyle uğraştığını söylüyor ve "Antikacılığa kendi eşyalarımla başladım. Çok fazla antik eşya alıyordum ve artık eve sığmamaya başladılar. Ben de birkaç ay önce dükkanımı açtım. Yaşanmışlığın izlerinin olduğu eşyaları seviyorum. Babaannem bir İngiliz ailenin yanında çalışıyordu. Onların porselenleriyle büyüdüm. Porselen benim için bir tutku. O günden beri hep eski topluyorum. Porselen buldukça daha iyisini bulmaya çalışıyorsunuz. Bana uzun uğraşlar sonucunda elde ettiğim eşyaları nasıl sattığımı soruyorlar. Müşteri benim için daha önemli. Onlar alsın ki ben daha iyilerini bulmak için çabalayayım" diyor.

REKLAM

Hülya Karahan

Hababam'ın antikasıyız

Ahmet Arıman, Teoman Ayık ve Tuncay Akça da Antika Festivali’ndeydi. Antikaya meraklarını sorduğumuz oyunculardan Tuncay Akça "Biz zaten kendimiz antikayız. Hababam Sınıfı'ndan geriye insanların elinde antika olarak bir biz kaldık. Biz de üniversitelere gidip halkla buluşup Hababam'ı anlatıyoruz" yorumunu yapıyor.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.