|
Hayat

Şiirimizin ufku

Turan Güler’in “Modern Türk Şiirinde Avrupa / Şehirler ve İnsanlar” adlı kitabı Çizgi Yayınları arasında okurla buluştu. Güler, medeniyetlere, Avrupa’ya ve Avrupa halkına bakışımızı şairlerimiz ve eserleri üzerinden ele alıyor.

04:00 . 15/11/2022 Salı
Yeni Şafak
​Turan Güler’in “Modern Türk Şiirinde Avrupa / Şehirler ve İnsanlar” adlı kitabı Çizgi Yayınları arasında okurla buluştu.

​Turan Güler’in “Modern Türk Şiirinde Avrupa / Şehirler ve İnsanlar” adlı kitabı Çizgi Yayınları arasında okurla buluştu.

ARİF AY

Şiirimiz her dönem ufku geniş, dünyaya açık bir şiir olmuştur. Ülke dışında okunurluğu yaygın olmasa da dünyada

olup bitenlere ilgisiz kalmamıştır. Sadece ülke içindeki olguları, olayları, değişimleri değil, dünyadakileri de kapsam alanına almış bir şiirdir. Dış dünyaya duyulan bu ilginin kültürel, sanatsal, tarihsel, sosyal, ekonomik, ideolojik pek çok sebebi vardır. Üç kıtada hüküm süren Osmanlı, ulaşabildiği her yere İslâm kültürünü taşımış ve çeşitli eserlerle de bu kültürün kalıcılığını sağlamıştır. Dolaysıyla bazı şairler, büyük devletimizin yıkılışıyla elimizden çıkan topraklardaki bu kültür mirasına ilgisiz kalmamış, bu mirası da bir özlem duygusu olarak şiirlerine taşımışlardır. Öteki şairlerin büyük bir bölümü de Batılılaşma çabasının gereği olarak şiirlerini Batılı değerler üzerine inşa etmişlerdir.

Kültür mirasımıza ve kendi medeniyet değerlerimize sahip çıkan şairler, Batıcılığa karşı oldukları için ona yönelik eleştirilerinden dolayı onu gündemlerinde tutarken, Batıcılığı bir ideoloji olarak benimseyen şairler de bu bağlılıktan dolayı Batı’yı gündemlerinin esası olarak görmüşlerdir. İslâmî dünya görüşüne sahip şairler Batı’ya eleştirel bir gözle bakarken, Batıcı şairler de Batı’yı yüceltmenin ve onu topluma dayatmanın çabası içinde olmuşlardır.

Turan Güler “Modern Türk Şiirinde Avrupa / Şehirler ve İnsanlar” (Çizgi Yayınları) adlı kitabında bu eğilimleri ve ilişkileri düşünce planında değerlendirirken, şiirlerle de bu değerlendirmeleri örneklendirir. Turan Güler’in bu çalışmasını hem bir ilk çalışma olması hem de şiirler üzerinden yaptığı yorumlar ve değerlendirmeler bakımından önemli ve değerli buluyorum.

Üç bölümden oluşan kitabın yazılış amacını ön sözde şöyle dile getirir yazar:

“Elinizdeki bu çalışmanın amacı ise ‘Batı Etkisinde Gelişen Türk Edebiyatı’ döneminin şiir türünde Batı’dan ne ölçüde etkilendiğini ortaya koymaktan ziyade Batı’nın bir imkân dahilinde mekân ve insan boyutuyla imge, sembol, imaj, çağrışım, atıf ve tema olarak şiirdeki varlığını ortaya koymaktır. Bu amaçla edebiyatımızın önde gelen şairleri arasında sayılan; Ziya Paşa, Namık Kemal, Recaizade Mahmut Ekrem, Muallim Naci, Abdülhak Hamid Tarhan, Tevfik Fikret, Mehmet Emin Yurdakul, Cenap Şahabettin, Mehmet Akif Ersoy, Yahya Kemal Beyatlı, Ahmet Haşim, Orhan Seyfi Orhon, Faruk Nafiz Çamlıbel, Ahmet Hamdi Tanpınar, Ahmet Kutsi Tecer, Nazım Hikmet Ran, Necip Fazıl Kısakürek, Sabahattin Ali, Ahmet Muhip Dıranas, Cahit Sıtkı Tarancı, Bedri Rahmi Eyüboğlu, Orhan Veli Kanık, Oktay Rıfat Horozcu, Melih Cevdet Anday, Cahit Külebi, Attila İlhan, Turgut Uyar, Ahmed Arif, Cemal Süreya, Sezai Karakoç, Cahit Zarifoğlu, İsmet Özel, Cahit Koytak, Arif Ay, Haydar Ergülen, Hakan Şakdemir, Hayriye Ünal gibi şairler kronolojik olarak ele alınmıştır. Alan yazın taraması yöntemi ile tespit edilen bu şairlerin şiirleri metin incelemesi yöntemi ile tematik olarak incelenmiştir.”

Giriş bölümünde Batılılaşma tarihini özetleyen Turan Güler, özellikle şiirde görülen değişimin devlet ve toplum yapımızın da değişiminin ana unsuru olduğuna vurgu yapar. Osmanlı kültürüyle yetişen Namık Kemal, Ziya Paşa, Recaizade Mahmut Ekrem, Abdülhak Hamid Tarhan, Muallim Naci gibi şairler şiirlerini Divan şiiri ölçü ve kalıpları içinde Batılı kavramlarla örerek değişimin öncülüğünü yaparlar. Servet-i Fünun, Milli Edebiyat dönemlerinde Divan şiirinin etkisi giderek azalır ve 1940’lı yıllarda artık Batı tarzı şiir varlığını gösterir. “Nihayetinde modern Türk şiiri Batılı anlamda varlığını ortaya koymuştur denilebilir. Şiirdeki bu değişim sadece şekilde, üslupta, temada olan değişim değildir. Şiirin söz varlığı da bu değişimden nasibini alır. Şiirdeki bu değişim aynı zamanda değişen medeniyet algımızın söze yansıyan kısmını gösterir. Bunun somut göstergeleri hakkında birçok farklı çalışma yapılmıştır” diyen Turan Güler, ardından Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Tanzimat Fermanı’na dair şu tespitine yer verir: “İmparatorluk, asırlar içinde yaşadığı bir medeniyet dairesinden çıkarak, mücadele halinde olduğu başka bir medeniyet dairesine girdiğini ilan ediyor, onun değerlerini açıkça kabul ediyordu.”

MEDENİYETLERE ŞAİR BAKIŞI

Turan Güler, birinci bölümde genel kanaatler açısından Batı medeniyetine olumsuz ya da olumlu bakanların görüşlerinden hareketle değerlendirmelerde bulunur. Şiir örnekleriyle de bu değerlendirmelere somutluk kazandırır. Batı’ya özenişimizi ahmakça bir taklit olarak gören Encümen-i Şu’ara topluluğunun önemli şairlerinden biri olan Hersekli Arif Hikmet Bey’in (1839-1903) şu sözlerine yer verir Turan Güler: “Demek isterim ki, temâyülât ya akıllane ya ahmakane. (…) Temâyül-i ahmakane, bir kimsenin üstündeki libas bi’il-istihsan, kendi şahsiyetini düşünmeksizin öyle bir libas biçtirip giymeğe özenmektir.”

Mehmet Akif Ersoy da Batı’ya olumsuz bakanlar arasındadır. Ne ki, Mehmet Akif’in bakışı tam bir olumsuz bakış değildir. O, “Garb’ın efkârını ve eserlerini” doğrudan düşman tanımamızın doğru olmadığını söyler. O, “Ne hüsrandır ki: Şark’ın ben vefasız, kansız evladı / Serapa Garb’a çiğnettim de çıktım hâk-ı ecdadı!” dese de Batı’nın ilminin ve sanatının alınmasını her fırsatta dile getirir: “Alınız ilmini Garb’ın, alınız san’atını; / Veriniz hem de mesainize son sür’atini / Çünkü kabil değil yaşamak bunlarsız; / Çünkü milliyeti yok san’atın, ilmin; yalnız” Oysa, sanatı oluşturan ölçütler evrensel olsa da özü itibariyle, o sanatın çıktığı milletin ruhunu yansıtır ve o milletin hayat tarzından, dünyaya bakışından izler taşır.

Faruk Nafiz Çamlıbel (1898-1973) “Sanat” adlı şiirinde: “Başka sanat bilmeyiz, karşımızda dururken / Yazılmamış bir destan gibi Anadolu’muz / Arkadaş, biz bu yolda Türküler tuttururken / Sana uğurlar olsun… Ayrılıyor yolumuz!” diyerek, daha net bir duruş sergiler.

Batı’ya karşı en keskin tavrı, en asil duruşu Necip Fazıl, Sezai Karakoç ve Nuri Pakdil, Rasim Özdenören, Atasoy Müftüoğlu ve M. Akif İnan’da görürüz. Sözgelimi, Sezai Karakoç şunları der: “Bana ne Paris’ten / Newyork’tan Londra’dan / Moskova’dan Pekin’den / Senin yanında / Bütün bu türedi uygarlıklar umurumda mı / Sen bir uygarlık oldun bir ömür boyu / Geceme gündüzüme” (Gün Doğmadan, s. 427)

Batı’ya olumlu bakan şairlerden birkaçı: Namık Kemal, Abdülhak Hamid Tarhan, Tevfik Fikret, Nazım Hikmet, Orhan Veli Kanık, Melih Cevdet Anday.

Namık Kemal “Hürriyet Kasidesi”nde Fransız İhtilâli’ni hazırlayan yazarların kavramlarına yer verir. Abdülhak Hamid Tarhan “Hep yahut Hiç” adlı kitabında ilerlemek için Avrupa’yı taklit etmeyi önerir okuyucusuna. Batı destanlarını ve mitolojisini şiirine temel alan ve medeniyeti Batı’da gören Melih Cevdet Anday, kendi insanımıza “ayı” diyecek kadar Batı’ya hayranlık duyan bir şairdir: “Şu haline bak da utan / Ne okuma bilirsin ne sayı / Ne üstünde var ne başında / Ne midende ne kursağında / Bari gel de görgün arttır / Medeniyet öğren ayı.” (Sözcükler, s.68)

AVRUPA’YA DAİR GÖRÜŞLER

İkinci bölümde: “Osmanlı Türk aydın ve bürokrasisinin modernleşme serüveninin bir parçası olan modern Türk şiiri, XVIII. yüzyılın başlarından itibaren çıktığı bu yolculukta önemli aşamalar katetmiştir. Bugünkü modern şiirin ve çalışmada ifade edilen Avrupa etkisinin anlaşılabilmesi de bu sürecin başlangıcı ile ilişkilidir” diyen Turan Güler, çeşitli vesilelerle Türk şiirinde geçen Avrupa ülke ve şehirlerini şiirlerden örneklerle Avrupa’ya olumlu ya da olumsuz bakışları ortaya koyar.

Üçüncü bölümde; ‘Avrupa insanı’ başlığı altında şiirlerde geçen şair, yazar, ressam, heykeltıraş, müzisyen, filozof, düşünür, aktivist vs. yer alır. Yazının sınırlarını aşacağından, oldukça kapsamlı bu bölümden örnekler vermeyeceğiz.

Kısacası, Turan Güler’in ifade ettiği gibi: “Divan şairi için “yek sengine acem mülkü feda” edilen İstanbul’un yanı sıra Paris “aklı olanın” gezip göreceği şehirler olarak tasvir edilmeye başlanmıştır. Yine Divan şairi ve aydını için birer ‘zındık’ olan Voltaire ve Rousseau gibi isimler sonraki dönemlerde birer ideal karakter olarak anılmıştır.”

İki yüzyıllık zaman dilimini içine alan Batılılaşma serüvenine bir de şiirin penceresinden bakmayı arzu edenlere önereceğimiz bir çalışma Turan Güler’in “Modern Türk Şiirinde Avrupa / Şehirler ve İnsanlar” kitabı.

#Turan Güler
#Şiir
#Osmanlı
3 ay önce
default-profile-img
Şiirimizin ufku
Şırnak'ta gösteri-yürüyüşler 10 boyunca yasaklandı
ÖZET | Antalyaspor-Gaziantep FK: 1-0
CHP programında skandal müdahale: Kılıçdaroğlu'nun konuşması sırasında 'Aday olma' diye bağıran genç yaka paça itildi
CHP programında 'aday olma' krizi: Kılıçdaroğlu'nun konuşması sırasında bağıran gence sert müdahale
Rıza Çalımbay: Takımım hiç hata yapmadı