Hayat Türk modası panzehir olur mu?

Türk modası panzehir olur mu?

Türkiye tedarikçi ve hazır giyim üretim ayağını Çin karşısında kaybetmişti. Ancak virüs salgınıyla birlikte yeniden dünya modası gözlerini Türkiye’ye çevirdi.

Serap Cebeci Yeni Şafak
Fotoğraf: Arşiv
Fotoğraf: Arşiv

Global Dünyanın bir köşesinde meydana gelen bir sorun artık tüm dünyayı etkiler hale geldi. Çin’de ortaya çıkan koronavirüs salgını ne yazık ki her geçen gün daha fazla can almaya devam ederken, ekonomik dengeleri de alt üst etti. Salgın dolayısı ile aksayan üretim ve virüsün saldığı korku Çin ile çalışan marka ve mağaza zincirlerini alternatif üretim ve tedarik pazarı arayışına itti. Bu durum küresel ekonomide sınırlı seviyede olumsuzluğa sebep olurken İngiliz Financial Times gazetesinde yayımlanan bir analizde 24 ülke arasında Türk ekonomisinin salgından olumlu etkilenecek tek ülke olabileceği öngörüsünde bulundu.

Fotoğraf: Arşiv

DENGELER DEĞİŞİYOR

Çin’nin Dünya ya tekstil ihracatında ilk sıralarda yer aldığı düşünüldüğün de, Dünya tekstil sektöründe bazı dengelerin değişebileceği akla geliyor. Shangay’da Mart ayı başında yapılacak kumaş fuarına katılımcı sayısı yok denecek kadar az olacağı bekleniyor. Risk almak istemeyen Avrupa ülkeleri siparişlerini şimdiden askıya almaya başladılar bile. Türkiye de, hazır giyim mamüllerinden kumaşa, aksesuardan yan malzemeye kadar Çin den birçok tekstil ürünü ithal ediyor. Peki aynı zamanda Çine rakip olarak Dünyaya tekstil ihraç eden bir ülke olan Türkiye bu durumu nasıl bir avantaja çevirebilir?

NEDEN HAK ETTİĞİMİZ YERDE DEĞİLİZ

Türkiye 20-25 yıl öncesinde kaliteli kumaş ve üretim açısından özellikle Avrupa ülkeleri açısından listenin ilk başında yer alıyordu. Fakat Çin zamanla nüfus avantajını kullanarak fiyat ve hız olarak rekabet edilemez hale geldi. Hatta büyük mağaza zincirlerine sahip birçok Türk markası bile üretimlerini daha ucuz maliyetler sebebi ile Çine kaydırdı. Türkiye tedarikçi ve hazır giyim üretim ayağını kaybederken bir yandan da uluslararası moda markaları çıkarmakta yetersiz kaldı. Gerek aldığımız eğitim şekliyle gerekse sanayileşme ve dolayısı ile global ticaret hayatında geç söz sahibi olmamız ile markalaşmak konusunda doğru adımlar atılamadı. Jack Trout’un “farklılaş ya da öl!” dediği bir Dünyada birilerini kopya ederek var olmaya çalışmak özgün ve ilgi çekici markalar yaratmak yolunda yapılan en büyük hatadır. Halen bir sürü küresel markanın üretimlerinin Türkiye’de yapılmasına ve üzerinde “made in Turkey” yazmasına rağmen, markalaşma faaliyetlerine zaman ve para ayrılmadığı, kendi kültürel köklerini esin kaynağı olarak kullanmadığı için potansiyeli kullanamayan bir ülke konumundadır. Hatta yakın yıllara kadar tasarım bölümleri sadece birkaç üniversite ile sınırlıydı. Sadece “tedarikçi ülke” konumunda kalmayıp genç ve dinamik nüfusu ile daha çok katma değer katacak, uluslararası bilinirliği olan moda markaları çıkarmak için geç bile kalındı.

Türk markalarının yüzü gülecek

Fotoğraf: Arşiv

Fakat Corona virüsü salgını nedeni ile alıcı ülkelerin, hem kalite, hem güvenlik, hem de hız konusunda alternatif ve bilenen bir rota olarak gözlerini yeniden Türkiye’ye çevirmesi sektör için yeni bir şans doğurdu. Tasarım, ürün geliştirme, hız, global mağazalaşma ve satış alanında gerekli yatırımlar ve iyileştirme çalışmaları ile tekstil ve markalaşmış hazır giyim sektörü olarak ülke ekonomisine çok büyük katkı sunabilir. Her ne kadar bu konuda ciddi yol kat eden markalar olsa da sayıları bir elin parmaklarını geçmiyor. Örneğin Mavi Jeans, LC Waikiki, Koton gibi hazır giyim firmaları, gerek satış noktaları gerekse mağaza sayıları ile sektör adına örnek teşkil edecek işlere imza attılar. Mağaza zincirleri yanında Net a porter, Moda Operandi gibi lüks markaların online satış sitelerinde yer almaya başlayan Türk tasarımcıların sayısı da her geçen gün artıyor. Bu markaların rakiplerinden sıyrılarak Dünya moda arenasında kabul görmelerinde ki en büyük pay ise esin kaynağı olarak kendi kültürlerinden faydalanmaları ve pazarlama stratejileri olarak görülüyor. Dice Kayek, Mehry Mu, Sanayi 313, Les Ottomans, Gül hürgel, Manu Atelier gibi uluslar arası lüks Türk markaların, markalaşma süreçleri örnek alınarak bu yönde kolaylaştırıcı ve teşvik edici alt yapılar oluşturulmalıdır. Türkiye özellikle kaliteli kumaş üretiminde yüksek tecrübeye sahip bir ülkedir. Coğrafi konum avantajı ve tecrübesi ile Dünya tekstil sektörüne yön veren, kendi tasarımları ve markaları ile takip edilen bir moda merkezi olabilir ve Pazar payını hızla artırabilir.

Dezevantajını avantaja çevirme fırsatı

  • Sanayi, markalaşma ve organize parakende kültürünün geç ulaştığı Türkiye, sektör olarak dezavantajlı durumları avantaja çevirebilecek alt yapıya ve tecrübeye sahip. Yavaş da olsa oyuna katılan Türk markaları farkı kapatabilir. Enerjik ve yenilikçi daha fazla Türk markası ve tasarımcısı global pazarda varlık gösteren yorgun markalar arasında kendine daha güçlü ve kalıcı yer edinebilir. Global dünyaya entegre olma sürecinde “Made in Turkey”den “Türk Markaları” dönemine geçebilir.

Abone Ol Google News

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.