Kötülük var ki erdem var

Asım Öz
01:00, 01/12/2011, Perşembe
Yeni Şafak
Kötülük var ki erdem var
Kötülük var ki erdem var

Edebiyat kuramı alanındaki nitelikli çalışmalarıyla bilinen Terry Eagleton Kötülük Üzerine Bir Deneme adlı kitabında en kötüleri de dahil ederek kötülük kavramını soğukkanlılıkla tartışıyor

Kötülük meselesi insanın aklını daima kurcalayan temel bir konu olduğu için Vahiy temelli olsun olmasın bütün dinlerin, filozofların üzerinde durdukları bir konu olmuştur. Kelamcılar, filozoflar ve düşünürler dünya, kötülüklerin de olduğu bir yerdir, diyerek basitçe bu problemden sıyrılmanın kolay olmadığını düşündükleri için bu meseleyi anlamaya ve anlatmaya çalışırlar. Özellikle vahye dayalı din/ler açısından kötülük sorununun tam bir “açmaz” yarattığı düşünülür ama bu sadece bu dinler açısından geçerli değildir. Sonraki seküler teolojiler olarak öne çıkan Marksizm ve psikanaliz de benzer bir açmazla yüzyüzedirler. Sözgelimi Marksistler sosyalizme geçişi mümkün kılacağını düşündükleri için kapitalizmin şeytanlıklarının iyi bir şey olduğunu düşünürler alttan alta. Hatta bu yaşamı bir tür tarih arifesi olarak görürler.

KARA BİR GÖLGE

Aydınlanma sonrası kötülük meselesi üzerine düşünmek farklı bir noktaya evrilmiştir. Bu dönemden sonra insanlar dünyayı uyumlu bir bütün olarak görmeye çalışmışlardır. Ne var ki insan bu düşünceye ne kadar çok meylederse kötülük meselesi de o kadar korkutucu bir hal almıştır. Aydınlamanın kozmik iyimserliğinde kötülük sadece sağduyunun alt edemediği kara bir gölgedir. Bundan dolayı bugün Batılı elitlerin çoğu kötülüğün Batı'nın söz geçiremediği dolayısıyla aydınlanmadığını düşündükleri coğrafya ve kültürlerle özdeş görmekten geri durmazlar. Aydınlanma öncesinde kötülüğün insan tarafından kavranması aynı zamanda ona iyi olma ve sorumlu davranma fırsatı vermekteydi. Çünkü kötülüğün olmadığı bir dünyanın insana erdemli davranışa yönlendiremeyecek kadar sıkıcı olacağı düşünülüyordu.

Edebiyat kuramı alanındaki nitelikli çalışmalarıyla bilinen Terry Eagleton Kötülük Üzerine Bir Deneme adlı kitabında en kötüleri de dahil olmak üzere kötülüğü soğukkanlılıkla tartışıyor. Kara konulara merak salan yazar kötülük meselesini teorik ve sosyolojik olarak ele alıyor. Kitapta özellikle “Kötülük Romanları” başlıklı bölüm dikkat çekiyor. Eagleton, Italo Calvino'nun İkiye Bölünen Vikont'unda olduğu gibi iyilikten yanadır ama kötülük olmadan da yaşanılamayacağını biliyor. Edebiyatı izleyerek din, siyaset ve gündelik yaşama eleştirel bir dille yaklaşıyor. Önyargıları, nefreti, içine şeytan giren kötüleri, insafsız katilleri, medyayı, sebepsiz cinayetleri, 11 Eylül'ü, körlüğü, ahlakı diline doluyor. Marksist olmanın getirdiği bilinçle dikey aşkınlığı dışlayarak toplumsal ve politik hayatı temellendirdiği yatay aşkınlık üzerinden çıtkırıldım liberallerin bakış açısından ilk günaha inanan Hıristiyan muhafazakârlara değin epey ciddi sorgulamalar yapıyor: “Eğer ahlak ve yaşamın fiziksel şartlarına dair argüman bir ölçüde de olsa mantıklıysa, önemli bir olguyu ortaya çıkartıyor. İnsan ırkıyla ilgili güvenilir bir ahlaki yargıda bulunamayız zira onu iflah olmaz şartların dışında gözleme şansımız olmadı. Şartlar başka türlü olsaydı insan nasıl davranırdı, bilemiyoruz.”

Eagleton metnin hemen girişinde şöyle bir olayı ve onun üzerine düşüncelerini naklediyor: “On beş yıl önce İngiltere'nin kuzeyinde on yaşında iki çocuk, bir bebeği işkence edip öldürdü. Halk dehşetle ayağa kalktı. Oysa bu cinayeti niye özellikle korkutucu buldukları tam açık değildi. Neticede çocuklar, kimi zaman oldukça vahşice davranmaları doğal karşılanan sadece yarı ehlileşmiş yaratıklardır. Eğer Freud haklıysa, çocuklar büyüklerinden çok daha zayıf birer süper egoya ve ahlak duygusuna sahiptirler. Bu yüzden asıl şaşırtıcı olan böyle korkunç olayların daha sık yaşanmamasıdır. Belki de çocuklar sürekli birbirlerini öldürüyorlar da bunu bize çaktırmıyorlardır.” Ardından da çocuklarla ilgili kötü fikirlere sahip olan William Golding'in Sineklerin Tanrısı romanından Sherlock Holmes'a, Shakespeare'dan Jean Paul Sartre'ın Şeytan ve Tanrı oyununa, teolojiden kötülüğün korkutucu bir güce sahip olduğuna inanmamıza olanak veren psikanalize uzanıyor.

Sonuç olarak Kötülük Üzerine Bir Deneme, kötülük bağlamında edebiyatla siyasal kuramın en çetrefil örnekleri üzerinden örülen oldukça ufuk açıcı bir metin.


Terör konusunda çifte standart var

İnsanlar iyilik konusunda olduğu gibi kötülük konusunda da farklı görüşlere sahiptir. Bazı liberallerin ve hümanistlerin kötülüğün varlığını reddettiği bilinir. Dünyada gerçekten kötü kişilerin ve eylemlerin bulunduğunu düşünen Eagleton hem yufka yürekli liberallerin hem de çetin Marksistlerin kötülüğü kavramada eş derecede yanıldıkları noktanın aynı olduğunu ifade etmektedir. Amerikalı Marksist Fredric Jameson ve İngiliz Marksist Perry Anderson'u eleştirir. Jameson'ın iyi ve kötünün arkaik olduğu yönündeki kanısı Anderson'un ise iyi ve kötü gibi kavramların sadece kişisel davranışlarla bağlantılı oluşunu ima edişine karşı çıkar. Marksistlerin kötü kavramına karşı çıkarken ahlakla ahlakçılığı birbirine karıştırmaktan vazgeçerek, ahlakı politik düşüncenin bir alternatifi olarak görmekten ziyade, ahlakı politikanın bir parçası olarak düşünmeleri gerekliliği üzerinde durur. Liberallerden farklı olarak da özel ve kamusal arasında aşılmaz bir uçurum görmez. Çünkü ona göre “Ne ahlak sadece kişisel hayatla bağlantılıdır, ne de politik olan sadece kamusal hayatla”

Kötülüğü bir varoluş meselesi olarak ele alan Eagleton, kötü kişiler olmadan kötü eylemler olamayacağı argümanını savunur. Görünüşte aynı olsa bile iki eylem biçiminin her zaman kötü olarak nitelenemeyeceği üzerinde özellikle durur. Mesela hakiki kötü olarak andığı Hitler'le onun işbirlikçileri arasında yaptığı ayrım bunun bir örneğidir. Kötü eylemleri yapanların bir amacının ve anlamının olmadığını düşünen Eagleton kötü olanla vicdansız olan arasında da ayrım yaparak kavramlara eleştirel bir bakış açısı getirirken okurun özellikle 11 Eylül ve “İslami terör” gibi önyargılardan mustarip ve durumu kötüleştirmekten başka bir işe yaramayan meselerde biraz gerileceğini söylemeden geçmek istemem. Hayran olunabilecek amaçlar için mücadele ortaya koyduğunu düşündüğü IRA'cılar yanında “İslami köktenciler”i horgörmesi bu gerilimi anlatmak için yeter sanırım.


Başlıklar :
Sayfa Sonu
Türkiye’nin Birikimi. Uluslararası Medya Grubu.

Türkiye’nin gündemini belirleyen haber kaynağına hoş geldiniz! Tarafsız, dinamik ve derinlemesine habercilik anlayışıyla Yeni Şafak, okuyucularına güncel gelişmelerin ötesinde bir deneyim sunuyor. Siyaset ve ekonomiden kültür-sanat ve spor dünyasına kadar geniş bir yelpazede sunduğu haberlerle, hem Türkiye’de hem de dünyada neler olup bittiğini anında öğrenin. Dijital platformlarıyla her an, her yerden en doğru bilgiye ulaşın; Yeni Şafak’la gündemi yakalayın!

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

Gündemi cebinizde taşıyın! Yeni Şafak’ın mobil uygulamalarıyla, en güncel haberlere anında ulaşın. Siyasetten ekonomiye, spordan kültür-sanat dünyasına kadar geniş bir içerik yelpazesi parmaklarınızın ucunda! Hem iOS, hem Android hem de Huawei cihazlarınızda kolayca indirerek, günün her anında en doğru bilgiye hızlıca erişin. Hemen indirin, dünyadaki gelişmeleri kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mah. Fetih Cad. No:6 34010 Zeytinburnu/İstanbul, Türkiyeiletisim@yenisafak.com+90 212 467 6515

YASAL UYARI

BIST isim ve logosu 'Koruma Marka Belgesi' altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026