17:01, 21/08/2026, CumaG: Güncelleme: 12:13, 31/08/2026, Pazartesi
Kılıçarslan’dan "cemaatler ve tarikatlar kapatılsın" diyen Kemalist kesime 'yüzleşme' teklifi
Yeni Şafak Yazarı İsmail Kılıçarslan, cemaat ve tarikatların kapatılmasını talep eden Kemalist çevrelerin söylemlerine tepki göstererek dikkat çeken bir öneride bulundu. Tekke ve Zaviyeler Kanunu’nu hatırlatan Kılıçarslan, bu yapıların zaten yasal olarak kapalı olduğunu, uygulanan yasakların denetimsizliği ve yeraltına çekilmeyi beraberinde getirdiğini belirtti. 1856 yılında kurulan Meclis-i Meşayıh örneğini veren Kılıçarslan, tarihi süreçte bu yapıların cumhuriyet tarihinden önce zaten hukuk zemininde denetlendiğini hatırlattı.
"Yasağı koyan sizsiniz, yeraltına iten de..."
Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş sürecinde çıkarılan yasalarla dini toplulukların illegal alana itildiğini vurgulayan Kılıçarslan, mevcut tablonun sorumlusu olarak Kemalist ideolojiyi gösterdi. Kılıçarslan, "Cemaatler ve tarikatlar senin söylediğin anlamda kanunla zaten kapalı. Bunun yasasını sen koydun. Şimdi bize dönüp 'zaten yasak olan yapılar kapatılsın' diyorsun. Tel dolapta peynir de vardı, yer misin?" ifadeleriyle tepkisini dile getirdi.
"Tekke ve Zaviyeler Kanunu kaldırılsın, şeffaf denetim gelsin"
Osmanlı döneminde 1856 yılında kurulan Meclis-i Meşayıh örneğini veren Kılıçarslan, tarihi süreçte bu yapıların hukuk zemininde denetlendiğini hatırlattı. Yasaklar nedeniyle dergahların vakıf veya şirket adı altında faaliyet yürütmek zorunda kaldığını belirten Kılıçarslan, şu çağrıyı yaptı:
"Gerçekten samimiyseniz Tekke ve Zaviyelerin Kapatılması Hakkındaki Kanun ortadan kaldırılsın. Buralar legal olarak açılsın, şeffaf bir denetim sistemi getirilsin. Hangi işle iştigal edebileceklerine dair hukuki zemin kurulsun ve işin ehli insanlar bunu denetlesin."
"Kemalist gölge kalkmadıkça sapmalarla uğraşmaya devam ederiz"
FETÖ, Adnan Oktar ve benzeri yapıların ortaya çıkışında denetimsizliğin ve uygulanan baskı politikalarının payı olduğunu savunan Kılıçarslan, bu durumun dini hayat üzerinde bir baskı aracı olarak kullanıldığını iddia etti. Kılıçarslan, "Bu konunun üzerindeki Kemalist gölge ortadan kalkmadığı sürece biz daha çok yapısal sapmayla uğraşırız. Dini hayatı münferit sapmalar üzerinden tanımlamaya kalkarsanız bu doğru bir yaklaşım olmaz" diyerek sözlerini tamamladı.
Alihan Kuriş tepkisi: "Münferit sapmaları dini hayatın merkezine koyamazsınız"
Süleymancılar grubu ve Alihan Kuriş üzerinden yürütülen tartışmalara da değinen Kılıçarslan, münferit yapısal sapmaların tüm dindar kesime mal edilmesini eleştirdi. Kılıçarslan konuya ilişkin şu ifadeleri kullandı:
"Süleymancıların içinden bir sapma olarak ortaya çıkmış bir ismi, Alman BND'si ile ilişki kurmayı bir şey zanneden bir yapıyı alıp benim dini hayatımın merkezinde tanımlayamazsın. Sen bunu yaparsan, ben de barlarda Atatürk taklidi yapan adamlar üzerinden bir Kemalizm anlatısı başlatırım, aramızda tatsızlık çıkar."











Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.