
ABD''ye ait gizli belgeleri yayımlayan “Wikileaks”in kurucusu Julian Assange, hakkında “taciz davası” açılan İsveç''e iade edilmemek için “Ekvador”un Londra Büyükelçiliği''ne sığınmıştı. Assange''ın sığınma başvurusu Ekvador Hükümeti tarafından kabul edilmesi İngiltere ile diplomatik bir krize sebep oldu. İngiltere elçiliğin diplomatik statüsünün kaldırabileceğini, İngiliz polisinin elçiliğe girerek Assange''ın derdest edilebileceği uyarısında bulunmuştu.
İngiltere''nin tehdidi karşısında “Latin Amerika Ülkeleri Birliği (UNASUR)” yayımladığı bir bildiri ile Ekvador Hükümeti''nin yanında olduklarını ilan etmişlerdi. Konu aslında İsveç değil, zira Amerika Assange''ın yargılanmak üzere kendisine teslim edilmesini istiyor.
Ekvador Devlet Başkanı Rafael Correa üçüncü bir ülkeye gönderilmeyeceği konusunda güvence verildiği takdirde Assange''ın İsveç''e gidebileceğini söylemişti. İsveç hükümeti ise bu koşulu sadece “idam cezası” sözkonusu olursa kabul edebilecekleri mesajını vermişti.
İngiltere ile Ekvador arasındaki bu kriz nasıl son bulacak bilmiyoruz ama benzer bir durum 131 yıl önce “Fransa” ile “Osmanlı Devleti” arasında yaşanmıştı.
Fransa ve Osmanlı arasındaki kısa süren bir diplomatik krize neden olan şahsiyet meşhur Mithad Paşa idi. Aydın Valisi Mithad Paşa, vilayetin merkesi olan İzmir''de Fransız Konsolosluğu''na sığınmıştı.
Sultan II. Abdülhamit, 1876''da aralarında masonların da yer aldığı İstanbul''daki “Gizli İngiltere”nin desteğiyle gerçekleştirilen darbeyle tahttan indirilen amcası Sultan Abdülaziz''in intihar süsü verilmiş bir cinayete kurban gitmesinde Mithad Paşa''nın dahli olduğuna inanıyordu.
Sultan Abdülhamid amcasına yapılanları hiçbir zaman unutmamıştı. Osmanlı İmparatorluğu''nun ilk anayasası olan “Kanun-i Esasi”yi ilan eden Sultan II. Abdülhamid darbecileri birer birer İstanbul''dan uzaklaştırmış, bilahare, Sadrazamlığa getirdiği Mithad Paşa''yı da 5 Şubat 1877''de azlederek Avrupa''ya sürgün etmişti.
İngiliz ve Fransız devlet adamlarıyla yakın ilişkisi bulunan Mithad Paşa''nın daha fazla yurtdışında kalmasını mahzurlu bulan Sultan II. Abdülhamit, Girit''te ikamet etmesi şartıyla sürgün kararını kaldırmıştı. Bir süre sonra Mithad Paşa “Suriye Valiliği”ne getirilmişti. Ancak Paşa''nın Fransızlarla gizli toplantılar yaptığı ve “Suriye Hidivi” olmak istediğine dair rivayetler üzerine Ağustos 1880''de merkezi İzmir olan Aydın Valiliği''ne atanmıştı.
Mithat Cemal Kuntay''ın aktardığına göre Mithat Paşa''nın özel katibi Antuvan Kılıçyan Vasıf(bazı kaynaklarda Kilikyan), Fransız Büyükelçisi olan, Hıristiyanları ve bilhassa Marunileri himaye eden Mösyö Fournier ile görüşüyor, ve Sefir''den Mithad Paşa hakkındaki takdirlerini dinliyor, bununla da kalmayarak bir elçiden ötekine gidip Suriye ıslahatı için bunların yardımını istiyordu. Paşa''nın attığı her adım Sultan Abdülhamit''in kulağına gidiyordu.
Sultan II. Abdülhamit, eski hesabı kapatmak üzere amcası Sultan Abdülaziz''in ölümüyle ilgili bir soruşturma başlattı. Mithad Paşa da tutuklanacaklar arasındaydı. Avrupa''daki ilişkilerine ve şöhretine güvenerek yakınlarının kaçması yönündeki uyarılarını dikkate almayan Mithad Paşa, yakın adamı Kılıçyan Efendi''nin bir yabancı sefaretten aldığı ihbara dahi itibar etmemişti.
Mithad Paşa''nın kaçmasını önlemek üzere “Hüsnü” adında Sultan yaveri bir binbaşı İzmir''e gönderilmişti. Gerçek görevini saklayan ve hava değişikliği için İzmir''e geldiği intibaını veren Hüsnü Bey,”Kordon Boyu”nda bir otele yerleşmişti. Mithad Paşa ise yakın adamlarından bir Yahudi hafiyeyi Hüsnü Bey''in peşine takmıştı.
Hüsnü Bey''in oteline yerleşen hafiye kendisine taşralı bir tüccar süsü vermişti. Kısa süre içerisinde Hüsnü Bey ile dostluk kuran hafiye bir sohbet sırasında Mithad Paşa''nın tutuklanacağını ağzından kaçırmıştı. Öte yandan Denizli Redif Kaymakamı Miralay Rıza Bey de (Müşir Rıza Paşa) da başka bir görev süsü vererek İzmir''e gelmiş ve Mithad Paşa''nın tutuklanması için gerekli tertibatı almıştı.
Yahudi hafiye Mithad Paşa''nın konağına baskın yapılacağı günü öğrenmişti. Mithad Paşa ilkin İngiliz Konsolosluğuna sığınmak istedi. Lakin İngiliz konsolosu şehir dışında olduğundan konsolosluk binası kapalıydı. Bunun üzerine Paşa, Fransız Konsolosluğuna sığınmıştı.
Denizli Redif Kaymakamı Rıza Bey bir grup askerle Mithad Paşa''nın konağını bastı. Mithad Paşa ortadan kaybolmuştu ama yatak odasında bir çift potini duruyordu. Rıza Bey “Aman nasıl olur, işte Mithad Paşa buradadır, fotinleri duruyor” demiş, Paşa''nın karısı ise gülerek “Efendim, sizin yalnız bir çift fotininiz mi var! “ karşılığını vermişti.
Ahmet Cevdet Paşa''nın deyimiyle Mithad Paşa baskından yarım saat evvel konağını terketmişti. Mithad Paşa''nın İzmir limanından kaçacağı düşüncesiyle askerler her tarafı kolaçan etmişler, bir netice elde edememişlerdi. Bu sırada süratle gelen bir arabacının durumundan şüphelenmişler, arabacıyı sorguya almışlardı. Arabacı önce inkar etmiş, sonra da “Mithad Paşa''yı Fransız konsoloshanesine götürdüm” demişti.
Rıza bey hemen Konsoloshanenin etrafını askerleriyle çevirerek içeriye haber göndermiş, hakkında tutuklama kararı verilen Mithad Paşa''nın teslim edilmesini bildirmişti. Mithat Paşa''ya da haber gönderilmiş, sakalını tıraş edip başına şapka giyerek kaçmaya teşebbüs etmesi halinde üzerine ateş açılacağı uyarısında bulunulmuştu. Fransızlar Mithad Paşa''yı teslim etmek istememişler, bu arada Osmanlı Hükümeti ve İstanbul''daki Fransız Büyükelçiliği ile Fransa Hükümeti arasında yazışmalar başlatılmıştı. Paris ve İstanbul arasında diplomatik bir kriz başlamıştı. Bu arada yabancı ülkelerin konsolosları Fransız Konsolosluğu''nda bir araya gelerek durumu değerlendirmişler, Mithad Paşa''yı korumak için ellerinden geleni yapacaklarını belirtmişlerdi.
“Tunus meselesi” yüzünden Osmanlı Hükümeti ile zaten arası açık olan Fransız Hükümeti, İstanbul''un baskısına dayana-mayarak Mithad Paşa''nın iade edilmesi için Elçiliğe emir vermişti. Mithad Paşa ise, Ahmet Cevdet Paşa''nın “Tezakir”de anlattığına göre araya giren İtalyan konsolosuna “Ben İstanbul''a giderim amma ecnebi bayrağı altında girerim” demişti.
Öte yandan Mithad Paşa, Adliye Nazırı Ahmet Cevdet Paşa''ya bir telgraf göndererek hayatının korunması koşuluyla teslim olabileceğini bildirmişti. Fransız Başkonsolosu Pelissier de Reynaud, Mithad Paşa''nın katibi Kılıçyan Vasıf''a Paris''ten gelen emri şöyle bildirmişti:
“Aziz dostum, aldığım haberlerden o kadar müteessirim ki, bunları Mithad Paşa''ya söylemeye cesaretim yok. Hükümetimim beni memur ettiği yolda hereket etmek zorunda olduğum için utanıyorum. Dışişleri Nazırı Mösyö Waddington konsoloshaneye sığınanları geri vermemi emrediyor. Fransa''nın İstanbul Sefiri Mösyö Tissot da Paris''ten gelen emri bana tey''it etti” .
16/17 Mayıs''da başlayan diplomatik kriz 19 Mayıs günü son bulmuştu.
İlginçtir, 1876''da hazırlanan “Kanun-i Esasi” taslağına, Kanun-i Esasi aleyhinde bulunduklarını polisin haber verdiği kişileri mahkeme kararı bulunmaksızın Sultan''a sürgün etme yetkisi tanıyan “113. madde”yi Mithat Paşa ve arkadaşları koydurtmuştu. Daha ilan edilmeden evvel, Kanun-i Esasi aleyhine faaliyetlerde bulundukları gerekçesiyle yirmi küsur kişiyi sürgün etmesi için Sultan Abdülhamit üzerinde baskı kurmuşlardı. “Mahkeme kararı olmadan nasıl böyle bir şey yapabilirim” diye itiraz eden Abdülhamit söz dinletememiş idi. Mithad Paşa''nın yakın dostu ve “Anayasa Komisyonu”nda yer alan Namık Kemal, sözkonusu kişilerin sürgün edilmelerini tasvip eden makaleler bile kaleme almıştı. Kurşun kalemle yazılmış bir pusulayla Kanun-i Esasi''ye dahil ettirdikleri 113. madde gün gelecek Mithad Paşa, Namık Kemal ve diğer arkadaşları için kullanılacaktı. Halbuki şair Ziya Paşa, Mithad Paşa''yı bu madde hakkında ikaz etmiş, bir süre başkaları için kullanılan bu maddenin daha sonra Mithad Paşa ve arkadaşları için de tatbik edileceğini söylemişti. Mithad Paşa ise bu ikazı dikkate almamıştı. Ziya Paşa''nın dediği gibi oldu, Sultan Abdülhamit 113. Maddeye dayanarak Mithad Paşa''yı 7 Şubat 1877''de Sadrazamlıktan azlederek Avrupa''ya sürgün etti. Bir süre sonra Namık Kemal''in de başına aynı iş getirildi.
Fransız Konsolosluğu tarafından Osmanlı hükümetine teslim edilen Mithad Paşa vapurla İstanbul''a götürülmüş, “Yıldız Sarayı”nın bahçesinde kurulan “Çadırköşkü Mahkemesi”nde yargılanarak idama mahkum edilmişti. İlginç bir ayrıntı daha, Mithad Paşa, 1859''da Sultan Abdülmecid''i tahttan indirmek için darbe girişiminde bulunanların yargılandığı “Kuleli Davası”nda “sorgu hakimi(müstantik)” olarak görevlendirilmişti. Aynı Mithad Paşa''yı, “Sultan Abdülaziz Davası”nda sorgulayanlar arasında Fındıklılı Mehmet Efendi de vardı. Mehmet Efendi, “Kuleli Davası”nda Mithad Paşa ile birlikte sorgu hakimliği yapmıştı. Sultan Abdülhamit idam cezalarını ömür boyu hapse çevirdi. Arkadaşlarıyla birlikte “Hicaz”a, “Taif Kalesi”ne gönderilen Mithad Paşa 1884''te bu kaledeki hücresinde, aynı davadan mahkum olan Damad Mahmud Celaleddin Paşa(Sultan Abdülhamit''in eniştesi) ile birlikte boğdurularak öldürülmüştü.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.