
2017 yılı başlarında Amerikan yargısının Bilgi Edinme Özgürlüğü çerçevesinde verdiği karar sonucu gizliliği kaldırılarak kamuoyuna açıklanması istenen toplam 800 bin dosyadan oluşan 13 milyon belge CIA tarafından zorunlu olarak kamuoyuna açıklanmıştı.
CIA’nın yayınladığı 13 milyon belge arasında Türkiye’de darbelerin anası olarak nitelendirilen 27 Mayıs askeri darbesiyle ilgili olarak önemli bilgilerin yer aldığı ortaya çıkmıştı. Cumhuriyet ve demokrasi tarihimizin ilk askeri darbesi unvanına sahip 27 Mayıs 1960 tarihinde TSK içinde bir grup asker yönetime el koyarak seçilmiş siyasi iktidarı düşürdü. Yapılan hukuk dışı soruşturma ve yargılamalar neticesinde Başbakan Menderes, Bakanlar Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan asılarak şehit edildi. Bu tarih, Türk demokrasisi ve siyasi tarihi için menfi yönde bir milat oldu. Ülkemiz vesayet yapılarının güçlendirildiği millet iradesinin zayıflatıldığı darbeler sürecinin önünün açıldığı bir konjonktür içine sokuldu. Askeri vesayet sisteminin Türkiye’de yerleşmesinin başlangıç tarihi olarak kabul edilen bu süreç, Türkiye’nin siyasi tarihi ve demokrasi karnesinde uzun yıllar önemli kırılmalara yol açmıştı.
Açıklanan CIA belgelerine göre CHP bizzat işin içindeydi.27 Mayıs 1960’da bir avuç cuntacının CHP desteğinde gerçekleştirdiği algı operasyonları asparagas haberler ve çeşitli psikolojik harekat yöntemleri ve söylemleriyle halk iktidara karşı kışkırtılıyordu. Tıpkı günümüzde bilhassa 17/25 Aralık başarısız darbe girişimi sürecinde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı hedef alan algı operasyonları ve kişilik suikastları gibi. ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA) 30 Mayıs 1960 yılında gönderdiği brifinginde yer alan bilgilerde, Cumhuriyet Halk Partisi’ndeki bazı üst düzey yöneticilerin darbenin sürecini bildikleri vurgulandı. Belgede “Cumhuriyet Halk Partisi’nin önde gelen liderleri, darbenin gelişini farkındaydı ancak görünüşte eylem ve planlama safhasına katılmadılar” ifadelerine yer verildi. Ancak CIA brifinginde ima yoluyla belirtildiği gibi gerçekte durum farklıydı. CHP’nin üst düzey yöneticileri adım adım gelen darbenin her safhasını biliyorlardı. Dönemin CHP lideri İnönü 27 Mayıs darbecilerinin çok sevdiği ve saydığı asker kimliğiyle öne çıkmış 27 Mayıs darbesinin arka planında önemli bir konumdaydı. Üst düzey asker olmasının avantajlarını alabildiğine darbeciler lehine kullanmaktan çekinmiyordu. Nitekim Adnan Menderes’in ‘’Tahkikat Komisyonu’nu kurması ‘’ sonrasında İnönü’nün Meclis’te yaptığı konuşma bu tezimizi doğruluyor. ‘’ ‘Eğer baskı rejimi kurulursa ihtilal behemehal olur. Böyle bir ihtilal dışımızda, bizimle irtibatı olmayanlar tarafından yapılacaktır. Bu yolda devam ederseniz sizi ben de kurtaramam. Şartlar tamam olduğu zaman milletler için ihtilal meşru bir haktır. Syngman Rhee kurtuldu mu?( Kore Cumhurbaşkanı Syngman Rhee’nin darbe ile indirilmesi) Üstelik ordu, polis, memur onun elindeydi. Halbuki sizin elinizde ne ordu ne memur ne üniversite ne de polis var. Türk milleti, Kore milletinden daha az şerefli değildir.’’ İnönü’nün TBMM konuşmasından sonra Cemal Gürsel’in İnönü’ye açtığı telefonda kullandığı şu sözler her şeyi açık ediyor.’ ‘Paşam emirleriniz bizim için peygamber buyruğudur.’
27 Mayıs’ın en ürkütücü yanlarından ilki, sadece demokratik rejime karşı darbe yapılması değil, darbenin “Hürriyet ve Anayasa Bayramı” olarak kutlanmasının sağlanmasıdır. Cuntacılar darbe yaptılar, darbe yaptıkları günün yıldönümünü bayram olarak kutlattılar, milletin gözünün içine baka baka! İkincisi ise hukukun cunta üzerinden alenen siyasete âlet edilmesi ve siyasallaştırılması olmuştur. Salim Başol merhum Menderes’e, ‘Sizi buraya tıkan kuvvet böyle istiyor’ diyebilmiştir. Türkiye, Batı âleminde ‘Başbakanı’nı asan ülke’ olma imajını silememiş; Menderes’in darağacındaki resmi, Türk demokrasisinin üzerinde bir kara gölge olarak şeametini (uğursuzluğunu) devam ettirmiştir... Salim Başol 27 Mayıs darbesi sonrasında Milli Birlik Komitesi tarafından Yassıada’da kurulan Yüksek Adalet Divanı Başkanlığı’na atanmıştı ve idam kararlarını emirle veren yargıçların yüzkarası bir isimdi.
27 Mayıs ile 17/25 Aralık ve 15 Temmuz kalkışması, azmettirici küresel güç, uygulanan algı operasyonları ve varılmak istenen genel ve bireysel hedef veya hedefler açısından darbe kardeşliğine işaret ediyor. 27 Mayıs darbesi, 15 Temmuz ve 17 /25 Aralık darbe teşebbüslerinin arkasında NATO’nun beynini oluşturan İngiliz-Amerikan emperyalizmi bulunuyor. 27 Mayıs darbesinin üzerinden 58 yıl geçti. Üzerinde askeri üniforma bulunan 37 darbeci subaydan oluşan MBK iktidara el koymuş Adnan Menderes ve iki bakanını asarak şehit etmişlerdi. 15 Temmuz’da da NATO Gladyosu kukla FETÖ’nün Yurtta Sulh Konseyi militanları yönetime el koymaya teşebbüs ettiler. Cumhurbaşkanı Erdoğan’a ve yakınlarına Marmaris’te suikast düzenleme teşebbüsleri engellendi. Adnan Menderes’in hedef alınmasının en önemli nedeni ‘’Bağımsız Türkiye ideali doğrultusunda Irak ile yaptığı güvenlik anlaşması Bağdat Paktı ve Rusya ile yakınlaşmasıydı. 15 Temmuz darbecilerinin ev ve iş yerlerinde yapılan aramalarda 27 Mayıs Darbesi’ne ilişkin belge ve kitapların ele geçirilmesi 27 Mayıs darbesini örnek aldıklarının önemli bir işaretiydi. 27 Mayıs’ın gerçekleştirilmesinde, NATO gladyosu olarak yetiştirilen cuntanın kontrgerilla subayları kullanılmıştı.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.