
Türk milleti ve devletini barbarca ve alçakça hedef alarak Türkiye'de bir iç savaş çıkarmaya yönelik 15 Temmuz Kalkışması aradan 15 gün geçmesine rağmen kamuoyunda tartışılmaya devam ediyor. Tartışmaların hedefine ise Genelkurmay, MİT ve diğer istihbarat birimleri oturtulmuş görünüyor. Yaklaşık 20 bin sivil ve askere sızmış cuntacının gözaltına alınması, 9 bin'in üzerinde tutuklama olması TSK ve kamuda çeşitli kurumlara sızmış 60 bine yakın personelin tasfiye edilmiş olmasına rağmen karanlıkta kalan bazı kör noktalar ülkenin selameti için aydınlatılmayı bekliyor. Darbe veya Hakan Fidan'a yapılacak suikast ihbarının alındığı saat'ten darbenin başlatıldığı saat'e (15.00/21.00)kadar geçen 6 saat'lik zaman dilimi içinde, MİT ve Genelkurmay'da yaşanan gelişmelerin tam anlamıyla aydınlatılması ulusal güvenliğimiz, demokrasi ve milli irade açısından ayrı bir öneme sahip görünüyor. Cuntanın sivil, siyasi, askeri ve dış ayaklarının tamamen deşifre edilmesi ''darbe tehlikesinin devam edip etmeyeceğinin''önemli bir göstergesi olacak sanırım.
Başbakan Binali Yıldırım'ın da işaret ettiği gibi 15 Temmuz kalkışması, Mısır'da gerçekleştirilen darbe süreci ile neredeyse birkaç önemli ayrıntı dışında birebir aynı özelliklere işaret ediyor. Mısır Ordusu 3 Temmuz 2013 yılında darbeci SİSİ tarafından okunan bildiriyle yönetime el koymuştu. Mısır'da ordu, polis ve İstihbarat'tan oluşan güvenlik güçleri savaş uçakları ve helikopterlerden halka gerçek kurşunlarla müdahale etmişti. Keskin nişancılar hunharca sivilleri katletmişti. Toplu katliamlar yaşanmış, binlerce ''Müslüman kardeşler Teşkilatına'' mensup kişiler, Cumhurbaşkanı ve bakanlarla birlikte vatana ihanet suçlamalarıyla hapishanelere tıkılmıştı. Tabir caizse Mısır'da darbe “geliyorum” demiş ordu ve güvenlik güçleri el ele vererek halktan bir kesimin de desteğiyle askeri darbe gerçekleştirilmişti. Türkiye'de ise neredeyse halkın tamamı, Ordunun büyük bir kısmı, medya ve polis darbeye ve darbecilere karşı dik durmuş, yer yer darbecilerle çatışmış ancak darbeye geçit vermemişlerdi.
İlk darbe teşebbüsünde, darbecilere asla boyun eğmeyeceğini açıklayan Mursi, darbe yanlısı askerleri ordudan temizleme harekatı başlatmıştı. Mısır ordusu içindeki darbeci askerlerin ve hainlerin tam temizlendiği zannedilen bir süreçte ilk darbe teşebbüsünde ortaya çıkarılamayan ordu içindeki darbeci askerler deşifre olma, hukuk önünde hesap verme korkusu içinde 2 dalga hareket ile yeniden darbe yaparak seçilmiş hükümeti ve Cumhurbaşkanı'nın yetkilerini fesh etmişlerdi.
Mısır'da gerçekleştirilen darbenin arkasında ABD'nin olduğu bizzat Amerikalı yetkililerin darbeye destek veren açıklamalarından anlaşılmıştı. Hatta darbeci SİSİ'nin Mısır'daki darbeden bir hafta önce Pentagon'da ağırlandığı dahi ortaya çıkarılmıştı. Türkiye'de 15 Temmuz kalkışmasının ve FETÖ canilerinin arkasında da ABD'nin olduğu ABD'li üst düzey yetkililer tarafından'' müttefiklerimiz '' yakalandı açıklamalarıyla kabul edilmiş olmasına rağmen, terörist başı Gülen'in iadesi ve FETÖ için Türkiye'deki kanlı darbe girişiminde bulunduklarına yönelik kanıt istenmesi şüpheli ve darbecilerin yeni bir saldırı hazırlığı için B veya C planlarına zaman kazandırmaya yönelik bir strateji olabilir.
Türkiye'nin ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın'' Üst Aklı''oluşturan küresel emperyalist güçler tarafından hedef alındığı bir süreçte MİT başta olmak üzere istihbarat birimlerimizin darbe istihbaratını alamamaları açık bir zaafa işaret ediyor. Zira bu darbe girişiminin FETÖ mensup binlerce kişi tarafından bilindiği sosyal medyaya yansımış hesaplarda neredeyse aynı gün ve saat olarak bildirilmesi bu örgüt içine devletin sızamadığı anlamına da geliyor. Diğer taraftan İstihbarat birimlerimizin bu örgüt içine sızamaması karşısında FETÖ'nün MİT dahil devletin tüm kurumlarına sızarak açık veya Kripto elemanları vasıtasıyla darbe teşebbüsünün devletin öğrenmesini bir şekilde engelledikleri de açık bir şekilde görülebiliyor. CUNTA'ya mensup FETÖ mensuplarının MİT Müsteşarı Hakan Fidan'ı öldürmek için MİT'e saldıracakları yönünde saatler öncesinde darbeci bir subay tarafından MİT'e yapılan ihbarın Genelkurmay ve Davutoğlu ile paylaşılmasına rağmen Başbakan ve Cumhurbaşkanına neden bilgi verilmediği konusu halen gizemini koruyan bir duruma işaret ediyor. Ancak MİT'e yapılan saldırının asıl amacının darbe girişimini örterek MİT'in neden darbeyi devletin üst katlarına bildirmediğinin kamuoyunca sorgulanarak MİT ile Devletin üst katlarında bir sorun olduğu algısı yaratma ihtimali de güçlü bir olasılık olarak karşımızda duruyor.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.