Dink cinayeti dezenformatik gazetecilik

04:0019/01/2015, Pazartesi
G: 12/09/2019, Perşembe
Bülent Orakoğlu

Dezenformasyon, anlam olarak, yanlış veya doğruluğu bulunmayan, hasmı rencide etmeyi, aşağılayıp küçük düşürmeyi amaçlayan kasıtlı olarak yayılan bilgi anlamında kullanılır. Sosyal alanda bireyleri ve toplumları yönlendirmek amacıyla, yanlış bilgi ve haberlerle hedef alınan kişi ve kurumları itibarsızlaştırmak gayesiyle yazılı ve görsel medyanın kullanılması sonucu yapılan algı operasyonları dezenformatik gazetecilik örneklerini oluşturur.Yakın siyasi tarihimiz ve günümüzde, birlik ve beraberliğimizi

Dezenformasyon, anlam olarak, yanlış veya doğruluğu bulunmayan, hasmı rencide etmeyi, aşağılayıp küçük düşürmeyi amaçlayan kasıtlı olarak yayılan bilgi anlamında kullanılır. Sosyal alanda bireyleri ve toplumları yönlendirmek amacıyla, yanlış bilgi ve haberlerle hedef alınan kişi ve kurumları itibarsızlaştırmak gayesiyle yazılı ve görsel medyanın kullanılması sonucu yapılan algı operasyonları dezenformatik gazetecilik örneklerini oluşturur.

Yakın siyasi tarihimiz ve günümüzde, birlik ve beraberliğimizi hedef alan, ülkede kamplaşma kutuplaşma, kaos ve istikrarsızlık yaratarak, iç savaş çıkarma amaçlı toplumsal olaylarda, faili meçhul cinayet ve suikastlarda, arka planda yer alan 1. derecede azmettiricilerin ortaya çıkarılamaması, eylemleri planlayan üst aklın, eylemi gerçekleştiren, provokatör veya tetikçilerin profesyonellikleri ve devlet veya derin yapılar içinde önemli iltisaklarının olmasıyla doğru orantılı olduğu uzmanlarca bilinir.

Günümüzde gazetecilik faaliyetleri ile birlikte yürütülen ve gelişim gösteren sosyal medya platformlarının erişim hızı ve bireyler açısından özgür kullanım avantajının kontrol altına alınmasındaki güçlükler, bu platformların iç ve dış derin yapılar tarafından hedef alınan ülkelerde kullanılmasına, enfermasyon, dezenformasyon ve maniplasyon amaçlı haberlerle, kamuoyunun maksatlı bir şekilde yönlendirilerek, ülkelerin bekasına yönelik bir tehdit oluşturulabildiği Gezi darbe girişimi ve Kobani kalkışmasında açık olarak görülmüştü.

Derin yapılar tarafından kamuoyunu manüple etmek için internet ortamlarında ortaya atılan yalan ve kasıtlı bu tür haber veya yorumlara gazete veya internet sitelerinde yer verilmesi, art bir niyet veya derin yapılarla işbirliğine işaret etmiyorsa bile en azından, editoryal süzgeç ve kurumsal bir denetimden geçirilmeden yapılan bu tarz gazetecilik zihniyetinin, bilgi kirliliği yaratılmasına, ülke aleyhine faaliyet gösteren derin yapıların kaos stratejilerine zemin hazırlamasına neden olması açısından, idari ve hukuki tedbirlerle engellenmeleri önemli görünüyor.

Türkiye’de açıkça, dezenformatik gazetecilik faaliyeti içinde bulunan paralel devlet yapılanması ve 28 Şubat Medyası bu kez, Emniyet İstihbarat Daire Başkanı Engin Dinç’i ve devletin bu önemli kurumunu hedeflerine almış görünüyor. Amaçları gayet açık. 2013 yılında bu göreve atanan Engin Dinç’i ve paralel devlet yapılanmasından arındırılan yeni Emniyet İstihbarat Dairesi'ni, Hrant Dink cinayeti ile ilişkili göstererek, paralel devlet istihbaratçıları ( Gladyo) üzerindeki faili meçhul cinayet ve suikastlar ile ilgili kamuoyu baskısını azaltarak dikkatleri farklı yönlere çekmek istiyorlar.

2013 tarihinde bazı basın organlarında yer alan (Hürriyet, Zaman, vs.) ‘’Emniyet İstihbarat'ta ilginç Dink buluşması’’ başlığı altında verilen haberlerde, ‘’9 Nisan 2013 tarihinde, Ömer Altıparmak’ın yerine İDB. görevine getirilen Engin Dinç’in, Özel Kalem Müdürlüğü’ne Muhittin Zenit’i getirdiği iddiaları yer almıştı.’’

Emniyet Genel Müdürlüğü,14.01 2014 tarihinde, bazı gazete ve sosyal medya platformları üzerinden cevap ve düzeltme hakkını kullanarak Pm. Muhittin Zenit hakkındaki iddiaların asılsız olduğunu belirtmiş, ‘’M.Zenit’in 2007 tarihinde İstihbarat Dairesi’nde göreve başladığını günümüze kadar da Başkanlık Özel Kalemi'nde görev yapmadığını açıklamıştı.’’

Hrant Dink’in öldürülmesi ile ilgili olarak, yeniden başlatılan soruşturmalar da, 9 kamu görevlisi hakkında ‘’görevi ihmal ‘’ ve ‘’görevi kötüye kullanma’’ suçlarından tahkikat açılmıştı. Bu kapsamda 14 Ocak 2015 tarihinde PM Muhittin Zenit ve Komiser Özkan Mumcu bu kapsamda tutuklanmışlardı.

Paralel devlet ve 28 Şubat medya yayın organları, Zaman ve Hürriyet Gazeteleri, 14.Ocak 2105 tarihli gazetelerinde, ‘ ‘eski iddialarını yineleyerek, Dink Cinayeti nedeni ile tutuklanan PM Muhittin Zenit’in İstihbarat Daire Başkanı Engin Dinç tarafından göreve getirildiği ve özel kaleminde görev yaptığı yalanında, ‘’yaklaşık bir yıl önce Emniyet Genel Müdürlüğü'nün haberin asılsız ve gerçek olmadığı açıklamasına rağmen’’ ısrar etmeleri oldukça manidar, maksatlı dezenformatik gazetecilik anlayışı ile hareket ettiklerinin açık bir kanıtı olarak görünüyor.

Zira 2007’de, Muhittin Zenit’in Emniyet İstihbarat Dairesi’nde görevlendirilmesi döneminde, Daire Başkanı Ramazan Akyürek’in olması, bu gazetelerin neden gerçekleri saptırarak, Engin Dinç üzerinde kasıtlı bir ısrarla durmaları olağan şartlarda anlaşılabilir bir durum değil.

Paralel devlet yapılanmasının yayın organı Zaman gazetesinin bu tavrı, 14-25 Aralık darbe girişimi sonrasında paralel devletin polis ayağına yapılan operasyonlar nedeni ile hukuksuz da olsa intikam alma saiki ile gerçekleştirdiği açık. Zira, Emniyet İDB Engin Dinç, göreve başladığı günden günümüze paralel devlet yapılanmasının başta İstihbarat ve Emniyet olmak üzere birçok kamu kurumundaki elemanlarının deşifre edilerek tasfiye edilmelerinde önemli bir rol oynadı. Hürriyet Gazetesi ise hukuk tanımaz kasıtlı tavrını, paralel devlet medyası ile kanka ilişkileri nedeni ile mi sergiliyor? Yoksa işin içinde başka bir yeniği mi var?

Engin Dinç İstihbarat Daire Başkanlığı görevine başladıktan sonra MİT ile uyumlu bir koordinasyon içinde, gerek yurt içinde gerekse yurt dışında DHKP/C ile ilgili başarılı istihbarat operasyonlara imza attı. Olmaz ama, kim bilir, düğüm belki de DHKP/C terör örgütüne yönelik yapılan operasyonlarda gizli.

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, Ankara Dikmen Polisevi ve Emniyet Genel Müdürlüğü binasına DHKP/C militanlarınca gerçekleştirilen çifte roketatarlı saldırılar ile ilgili olarak ‘’Polisevine yapılan saldırı iğrenç bir tezgah’’ açıklamasıyla güvenlik ve istihbarat bürokrasisine, yeni bir saldırıda bulunmuştu. Adana MİT TIR'ları üzerinden, MİT’i silah kaçakçılığı yapıyor şeklindeki itham da ne yazık ki, Ana Muhalefet Partisi Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’na aitti.

Anlaşılan, Kılıçdaroğlu’na devletin güvenlik ve istihbarat birimleri ile ilgili asparagas bilgileri gerçekmiş gibi fısıldayan, CHP içine sızmış klik ve ilişkileri ortaya çıkarılmadan bu sorulara mantıklı doğru cevaplar veremeyeceğiz.

Bekleyip görelim.

#Gezi
#Engin Dinç
#paralel devlet