
24 Nisan 2017 tarihinde Irak sınırları içindeki Sincar Dağı bölgesi ile Suriye sınırlarındaki Karaçok dağında PKK/YPG terör örgütünün kamp ve önemli karargahları hava operasyonuna katılan 20 civarında F-4 ve F16 savaş uçaklarımız tarafından vurulmuştu.
Genelkurmay’dan yapılan açıklamaya göre tam anlamıyla birer terör yuvasına dönüşmüş Sincar’da 40, Karaçok’ta 30 olmak üzere 70 terörist etkisiz hale getirilmişti. Türkiye PKK/YPG terör örgütünü hedef alan hava operasyonlarıyla Sincar’ın ikinci bir Kandil olmasına izin vermeyeceğini ortaya koyarken, bölücü terör örgütü PKK ve bu örgütün Suriye ve Irak’taki uzantıları tarafından ülkemize terörist, silah, mühimmat ve patlayıcı madde geçişlerinin de önlenmesi amaçlanmıştı. Karaçok Dağı’nda konuşlanan PKK/YPG terör örgütüne yapılan hava harekatının diğer önemli bir yönü ise Amerika’nın koruması altında olan Fırat’ın doğusuna yapılan ilk hava operasyonu olmasıydı. Türkiye bu operasyon ile ‘milli güvenliğini’ tehdit eden Fırat’ın doğusundaki terör yapılanmasına izin vermeyeceğini 2017 tarihinde dosta düşmana açıkça ilan etmiştir. Amerika, Türk savaş uçaklarının Sincar ve Karaçok bölgelerine gerçekleştirdikleri hava harekatları sonrası bu bölgede yeni hava operasyonlarına karşı güvenlik tedbirlerini arttırmıştı. Yine ABD’nin DEAŞ ile Mücadele Özel Temsilcisi Brett McGurk’un da Irak’taki, özellikle de Kuzey Irak’taki temaslarında son dönemde hayli artış olduğu dikkatlerden kaçmıyordu. Türkiye doğal olarak milli güvenliği için tehdit oluşturan Fırat’ın doğusunda artan hareketliliği yakından izliyordu. Amerika’nın Fırat’ın doğusunda “Çekiç Güç” benzeri bir yapılanmaya hazırlandığı yönündeki istihbari bilgiler, ABD’nin Suriye’den Irak kuzeyine uzanan “terörist kuşak” projesini yeni planlamalarla halen sürdüğünü ortaya koyuyordu. Oysa Türkiye Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı harekatlarıyla terör örgütü PKK/YPG’nin Fırat’ın batısı ve doğusundaki kantonlarını birleştirmesi ve Akdeniz’e ulaşması engellenmişti.
Özellikle Halepçe katliamı sonrasında yaklaşık 1 milyona yakın Iraklı, bir operasyon olarak Türk sınırına yığılmış ve oldubittiye getirilerek Çekiç Güç’ün Türkiye toprakları içinde geçici konuşlanmasına 5 Nisan 1991 tarihinde Bakanlar Kurulu kararıyla izin verilmişti. İzin öncesi Amerikalı yetkililer bölgedeki PKK varlığının bitirileceğine dair Türkiye’ye söz vermişlerdi. Bu nedenle Türkiye 1’inci Körfez Harekatı’yla Saddam’dan ve PKK’dan arındırılmış bir bölge beklerken, Çekiç Güç’ün Türk toprakları içinde konuşlanmasına izin vermek zorunda bırakılmıştı. Çekiç Güç ile bölgede otorite boşluğu yaratılmış ve bu boşluğun birbirlerine düşman ancak aynı merkezden yönetilen Peşmerge (KDP-KYB) ve PKK’lılar tarafından doldurulmasına zemin hazırlanmıştı. Kuzey Irak’ta oluşturulması düşünülen bölgesel yönetimin (siyasi ayak) temelleri de bu süreçte atılmıştı. ABD’nin Barzani’nin bağımsızlık referandumu ile eş zamanlı olarak tasarladığı “Kuzey Suriye” planı gerçekleşebilseydi Türkiye’nin ulusal güvenliğini hedef alan ‘Terör Koridoru’ projesi büyük oranda tamamlanmış olarak hayata geçirilecekti.
2012 itibarıyla örgüt kuzeyde 3 kantonun özerkliğini ilan etti: Afrin, Kobani ve Cezire. Sadece Afrin Fırat Nehri’nin batısında kalıyor. Diğer 2’si ise doğusunda. İşte ABD de bu doğudaki YPG varlığına kol kanat geriyor. Ekim 2015’ten bu yana da 18 askeri nokta (üs ve operasyonel nokta) kurmuş durumda. Suriye petrolünün yüzde 70’ine sahip olan bu bölgede 50-70 bin arasında YPG’li var.
Başkan Erdoğan 2018 Ekim ayı ortalarında Isparta’da yaptığı konuşmada Fırat’ın doğusunda PYD/YPG terör örgütü ile Esed rejimi arasında yapılan gizli görüşmeleri açıklamıştı. Terör örgütü ile rejim arasında PYD/YPG’ye özerklik verilmesine yönelik gizli görüşmeler istihbarat birimleri tarafından deşifre edilmişti. Türkiye’yi hedef alan pazarlıkların arkasında ABD’nin devrede olduğu anlaşılıyordu. Başkan Erdoğan’ın açıklamaları Fırat’ın doğusuna yapılacak yeni bir operasyonun işaretlerini veriyordu. Beklendiği gibi İstanbul Mutabakatı’ndan sadece 1 gün sonra TSK Fırat’ın doğusundaki Zor Mağar’daki terör hedeflerini Fırtına obüslerle vurdu. Türkiye sınırına hakim yükseltilere sahip terör örgütü tarafından inşa edilen siper ve mevziler yerle bir edildi. ÖSO, üst düzey askerler Tel Abyat, Münbiç ve Ayn El Arab’a eş zamanlı olarak müdahale edilebileceğini bildirdiler. Türkiye bu kez Fırat’ın doğusuna yapılabilecek askeri bir operasyonda yalnız değil. Rusya’nın tam desteğini almış görünüyor. Zira Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov çeşitli platformlarda Amerikan’ın Suriye’de bir devlet kurma peşinde olduğunu açıklamıştı. Bu nedenle Fırat’ın doğusuna yapılabilecek askeri bir harekatın Rusya ile diyalog ve koordinasyon içinde yapılabileceği çok güçlü bir ihtimal. Putin İran’a yönelik ABD planları gerçekleştiği takdirde yeni hedefin Rusya olabileceği ve bu durumda Rusya menfaatlerinin büyük zarar görebileceği endişesini taşıyor. Bu nedenle Rusya tarafından Fırat’ın doğusuyla ilgili verilen mesajlar İdlib’teki işbirliğinin Fırat’ın doğusunda da devam edeceğini gösteriyor. Ancak Tahran Zirvesi öncesinde İdlib’teki çatışmasızlık bölgelerinin tespitinde Astana Zirvesi garantör ülkeleri olan Rusya ve İran’ın İdlib’te çatışmayı kendilerinin başlatarak Türkiye’yi ters köşe yapmalarını unutmamalıyız. Bu nedenle Türkiye’nin Fırat’ın doğusuna müdahale ederken Rusya, İran veya Almanya ile ittifak yapsa bile yalnızca kendi gücüne güvenmesi zafer için elzem sanırım.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.