
FETÖ, geçmişte cemaat örtüsü altında gerçek yüzünü gizlemeyi başaran, vatan haini, kumpasçı, terörist, darbeci ve seri katillerden oluşmuş bir cinayet şebekesi gibi! Ülkemizde kamu vicdanını yaralayan, Türkiye’nin faili meçhul cinayetlerle anılmasına neden olan bu ajan yapı 15 Temmuz’da sivil ve masum insanları bombalayarak, tanklarla ezerek yarattıkları vahşet ve katliamlarla gerçek yüzlerini göstermişlerdi. 15 Temmuz’da küresel güçlerin taşeronu olarak, ülkemizin işgal edilmesine zemin hazırlamak gayesi ile başlattıkları ‘iç savaş’ çıkarmaya yönelik darbe veya kalkışma girişiminin devlet-millet işbirliğiyle başarısız kılınması sonrasında bu ‘Haşhaşi‘ yapıya karşı gerçekleştirilen operasyon ve tahkikatlarda, Türkiye dış destekli siyaseti ‘dizayn etme’ amaçlı bir suikast ve seri cinayet işleme kabiliyetine sahip bir KAOS mekanizması ile karşı karşıya kaldığı gerçeğiyle yüzleşme durumunda kalmıştır.
Haydar Meriç’in 2011 yılında öldürülmesine uzanan cinayetler zinciri Fetullah Gülen hakkında bir kitap yazacağını duyurmasıyla başladı Meriç, Gülen’in 1960’lı yıllarda Kırklareli’nde görev yaptığı camide tuvaletçi ile gayri ahlaki münasebetlerde bulunduğu iddialarının yer alacağı bir kitap hazırlığı yaptığını duyurduktan sonra paralel yapıya mensup (FETÖ) sözde istihbaratçı polisler tarafından infaz edildi. İstanbul Polisi’nin 5 yıl sonra yeniden açtığı “Gazeteci Haydar Meriç cinayeti” dosyasında yeni bilgiler ortaya çıkmaya başlamıştı. Fetullah Gülen’in ahlak dışı ilişkilerini anlattığı bir kitap hazırladığı için FETÖ yapılanmasının kurbanı olan Haydar Meriç’in helikopterden denize atıldığı tespit edildi. Adli Tıp Kurumu’nun yaptığı incelemelerde, Meriç’in cesedinde sürüklenme izi olmadığı dolayısıyla kıyıdan denize atılmadığı belirlendi. Vücudunda çarpma izi tespit edilmesi, Meriç’in cesedinin helikopterden denize atılmış olabileceği sonucunu ortaya koyarken, şüpheler de havacılık işi yapan FETÖ’cü İbrahim Faruk Bayındır’a odaklandı. Yapılan teknik araştırmalarda, olayın kilit ismi TARKİM Havacılık’ın sahibi İbrahim Faruk Bayındır’ın data cihazıyla, Meriç’in telefon sinyalinin cinayetin işlendiği tarihte aynı anda kesildiği ortaya çıktı. Meriç’in telefon sinyaliyle sahibi belli olmayan “patates hat” olarak adlandırılan 2 numaranın sinyali ve bir “data” hattının sinyalinin eş zamanlı kesildiği anlaşıldı. Patates hatların sahibi bulunamadı ancak data hattının İbrahim Faruk Bayındır’a ait olduğu ortaya çıktı. İşin ilginç ve o kadar önemli bir yanı ise FETÖ İmamı Bayındır’ın CHP eski Genel Başkanı Deniz Baykal ve MHP’li bakanlara kaset kumpasını kuran akıl ve finansörü olmasıydı. Muhsin Yazıcıoğlu’nun düşürülen helikopteri de Bayındır’ın hava filosu Tarkim’den kiralanmıştı. 15 Temmuz akabinde, Bayındır bir tabut içinde kendi havacılık şirketine ait bir jetle Atatürk Havalimanı’ndan Miami üzerinden ABD’ye kaçtığı anlaşıldı. Diğer önemli bir gelişme Haydar Meriç’in iddiasında adı geçen Kırklareli’de yaşayan tuvalet görevlisinin ifade vermeye gitmeden bir gün önce ölü bulunmasıyla yaşandı.
İzmir’de polis muhbiri İrfan Erbaşaran 1990 yılında dönemin İzmir Emniyet Müdürü Celal Uzunkaya’ya Gülen’in özel hayatıyla ilgili bir kaseti olduğu bilgisini vermişti. Uzunkaya bu bilgilerinde içinde olduğu istihbarat formunu İstihbarat Daire Başkanlığı’na göndermişti. O tarihte başkanlıkta görevli olan Mustafa Gülcü bu bilgiyi hiyerarşik kanallarla üst makamlara ‘teyide muhtaç bilgi’ formunda iletmesine rağmen teyit alamamıştı. 2008 yılında halen FETÖ’den tutuklu Ramazan Akyürek’in İstihbarat’ın başına atanması sonrasında Celal Uzunkaya ve Mustafa Gülcü polis muhbiri İrfan Erbaşaran ile birlikte kendilerine FETÖ tarafından kumpas kurularak organize suç örgütü kurdukları iddiasıyla görevden uzaklaştırılarak haklarında 33 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açıldı. Muhbir İrfan Erbaşaran ise İstanbul da bir otel odasında şüpheli bir şekilde ölü bulundu. Muhbir Erbaşaran’ın ölüm sebebini araştıran polis kısa bir süre önce muhbir Erbaşaran’ın kişisel bilgisayarındaki tüm bilgilerin silindiğini ve formatlandığını belirlemişti. Erbaşaran’ın kalp krizinden öldüğü raporunu veren Adli Tıp Kurumu çalışanlarının FETÖ bağlantısı incelemeye alınmıştı.
FETÖ ilk defa Haydar Meriç cinayeti ile ilgili yargıda hesap veriyor. Zira 2011 yılında Meriç’in Gülen ile ilgili kaset veya bilgilerini almak için görevlendirilen FETÖ’cü istihbaratçılar inanılmaz hukuki ve idari hatalar ve kendilerini ele verecek hukuksuzluklara imza atmışlar. Örneğin İstanbul’dan gönderilen FETÖ’cü 10 istihbarat polisinin Kırklareli Emniyeti’ne girdiğini gösteren kamera kayıtları bulunamadı. Şehrin giriş ve çıkışlarında bulunan kameraların o gün çalışmadığı ve kayıt yapmadığı ortaya çıktı. Yürütülen soruşturmada, gazeteci Haydar Meriç’in kaçırılmadan önce son olarak gece saat 00.56 ile 00.58 saatleri arasında yaptığı 66 saniyelik bir telefon görüşmesinin içeriğinin TİB kayıtlarından silindiği öne sürüldü. Meriç ile son telefon görüşmesi yapılan hattın İstanbul’dan alındığı ve aynı gün Kırklareli’nden sinyal vererek Meriç ile görüştüğü belirlendi. Meriç’in kaçırılmadan 12 gün önce ve kaçırıldığı 31 Mayıs 2011’de bilgisayarından silme ve kopyalama işleminin gerçekleştirildiği bilirkişi raporu ile belgelendi.
Türkiye’yi sarsan suikastlarda perde arkasında kalmayı başaran FETÖ elebaşı ve miltanları bu kez Haydar Meriç zincirleme cinayetlerinde tüm unsurlarıyla kabak gibi ortada.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.