
Ahmet Şık kitabı yazdığı dönemde hukuki açıdan çok büyük zorluklarla karşılaştığını bu nedenle bazı konuları tam araştıramadığını şahsım ile ilgili konuda her hangi bir kastının olmadan hata yaptığını belirterek geçen haftaki yazımda belirttiğim gibi bu yanlıştan dolayı defalarca özürlerini iletti.
Ancak kaleme aldığı İmam’ın Ordusu isimli kitabının 93. sayfasında yer alan, Bülent Orakoğlu’nun başkanlık dönemi olan 1996 yılı içinde, İDB tarafından Fethullah Gülen’i ve paralel yapıyı aklamak için çıkarıldığı iddia edilen “ İslam’da Mezhepler, Tarikat ve Dini Akımlar” başlıklı kitapçığın benim başkanlık döneminde çıkarılmış olması mümkün görünmediği gibi şahsımı paralel yapı ile irtibatlı göstermeye yönelik büyük bir kumpasa işaret ettiği açıkça görülüyor.
Benim istihbarat daire başkanlığı görevine başladığım tarihin 12 Mart 1997 olması, Fethullah Gülen ve paralel yapıyı aklayan bahse konu kitapçığın çıkarıldığı tarihte Niğde Emniyet Müdürü olarak görev yapmam nedeniyle, bu kitapçığın benim başkanlık döneminde çıkarıldığı yönünde gerçekle ilgisi olmayan bir iddianın basit bir hata sonucu, yazar Ahmet Şık tarafından İmam’ın Ordusu isimli kitapta yer aldığı yönünde şahsıma yaptığı açıklamalar inandırıcı görünmüyor .
Öncelikle şahsımla birlikte 1998 yılında İDB olan Sabri Uzun’un da Fethullah Gülen ve paralel yapıyı aklamak üzere bir bülten çıkarıldığı iddiası kitapta yer almıştı. Ancak yazar Ahmet Şık kitabının 235-281. sayfalarında Sabri Uzun’a yer vererek, Uzun döneminde yaşanan olaylara ışık tutmaya çalışmış görünüyor.
Bu arada yazar Sabri Uzun’un paralel yapı ile ilişkili olmadığı hatta mücadele ettiği yönünde, epey efor ve çaba göstererek, Uzun’la birlikte çalışan bazı emniyet müdürleri ve Hanefi Avcı’nın değerlendirmelerini ve Sabri Uzun’un paralel yapı ile ilgili düşüncelerini ifade eden bazı açıklamaları da kitabına taşımış.
Ahmet Şık, 1996 yılında İstihbarat Daire Başkanı olan Emin Aslan ile ilgili olarak, paralel yapı tarafından neden kendisine kumpas kurulduğuna yönelik, analiz ve tespitlerini ayrıntılı bir şekilde, kitabının, 290-301. sayfalarında açıklaması bu konuda ciddi bir araştırma yaptığını ortaya koyuyor. Ancak ne hikmetse bu kadar ayrıntılı ve titiz bir çalışma sonrasında, Emin Aslan ile Bülent Orakoğlu’nun hangi tarihlerde İstihbarat Daire Başkanlığı yaptığını karıştırarak, Bülent Orakoğlu hakkında psikolojik harekat görüntüsü veren bir algı operasyonuna alet olabiliyor.
Ahmet Şık’ın yazmış olduğu kitap 17-25 Aralık’ta hükümete paralel yapı tarafından yapılmak istenen başarısız darbe girişimi sonrasında çok önem kazanmış, istihbarat birimleri, devlet katları savcılıklar ve medya da yapılan değerlendirmelerde önemli bir kaynak işlevi görmüştür. Bu kitabın yasaklı olduğu dönem içinde, internet üzerinden okuyan onbinlerce belki de yüzbinlerce insan Bülent Orakoğlu’un hangi tarihlerde İstihbarat Daire Başkanı olduğunu tabii ki araştırmamış ancak, kitapta yapılan kumpas sonucu, Fethullah Gülen ve paralel yapıyı akladığı kanaati ve algısına inandırılmışlardır.(Radikal Gazetesi Ertuğrul Mavioğlu’nun haberine göre kitabı internette 70 bin kişi okumuş)
Paralel yapı tarafından kendilerine kumpas kurulan üst düzey polis şeflerini aklamak için çok ciddi bir gayret göstererek araştırmalar yapan yazar, paralel yapıyı aklayan kitapçığın yayınlandığı 1996 yılında İDB olan Emin Aslan ile ilgili olarak on sayfa yazı yazarken bu konuya değinmemesi, İnternet’ten basit bir araştırma ile Bülent Orakoğlunun hangi tarihte İDB olduğunu öğrenememesi ne kadar inandırıcı? Bu gerçekler karşısında yazar Ahmet Şık’ın kaleme aldığı kitabın yazılmasının ana nedeni olduğu anlaşılan ‘’Gülen cemaatini aklayan kitapçık ve bültenin, cemaate açılan davalarda ve güvenlik güçlerinin yaptığı veya yapması muhtemel operasyonlarda, paralel yapı elemanlarınca örgütsel faaliyetlerinin deşifre olmaması veya maskelenmesi amacıyla kullanıldığı yönündeki tespitlerine göre kitapçığın hazırlandığı tarihte, İDB başkanı olan Emin Aslan’ın cemaati akladığı sonucunu mu çıkaracağız? Yazara göre evet.
Kitapçık ve bültenin, başta Gülen olmak üzere paralel yapı tarafından kendilerini aklamak için nasıl kullanıldığı, güvenlik güçlerinin bu örgüte yönelik yapması muhtemel operasyonları nasıl engellediğine yönelik olarak bu tespit ve analizlerinin doğru olduğunu kanıtlamak için yazar kitabının, 112-113-174 sayfalarında geçmişe ait iki olaya yer vermiş.
28 Şubat’ın yanında saf tutması yetmedi(112-113 sayfa)
Kitapta yer aldığı şekliyle aynen “Hükumet gitmeli” diyerek destek vermesine karşın 28 Şubat sürecinin tokadını yiyenler arasında Fethulah Gülen’in de kendine ayrılan yeri alması uzun sürmemişti. İDB’nın olumlu görüş bildiren bir kitapçık ve bültenine rağmen, Gülen’in, devlet bürokrasisinde en cok örgütlü olduğu yerlerden biri olan, emniyet tarafından bir kez daha takip altına alınıyordu.
Dönemin Ankara Emniyet Müdürü, Cevdet Saral, EGM’ne gönderdiği Gülen cemaatinin örgütlenmesine ilişkin tespitler içeren yazıda, İDB’deki meslektaşları tarafından hazırlanan ve “Gülen’i akladığı” yorumu yapılan kitapçık ve bültende,’’ Fethullah Gülen grubunun irticai faaliyetlerde bulunduğuna ve mevcut anayasal düzeni yıkarak yerine dini esaslara dayalı bir rejim kuracağına, Atatürk ilke ve inkılaplarına karşı çıktığına dair herhangi bir tespit ve gözleme yer verilmediği ”eleştirisini ‘’yönelterek 18 Şubat 1999 tarihli yazısında şöyle diyordu........
Nazlı Ilıcak-Fethullah Gülen röportajı (sayfa 174) Kitap’ta yer aldığı şekliyle aynen;
‘’Nazlı Ilıcak: Siz böyle diyorsunuz ama, Emniyet Müdürleri Cevdet Saral ve Osman Ak poliste Fethullahçı örgütlenmeden söz ediyordu. Sadece sizi sevenler değil, bilinçli bir kadrolaşma olduğu belirtiliyor. Fethullah Gülen: Sözünü ettiğiniz kimseler, Ankara Emniyeti’nin istihbarat müdürleri; adları bir telefon dinleme skandalına karışmış şahıslar. Buna mukabil, daha üst ve daha yetkili bir makamın, Emniyet Genel Müdürlüğü İDB’nın ifadeleri var: “İslam adına takip ettiğim çizginin değişmediği, bunun ılımlı bir din anlayışına dayandığı, dini, siyasi hedeflere alet etmekten uzak, hatta buna karşı olduğum” söyleniyor bu raporda. İki raporu mukayese etmeli. Benim yaptıklarım ve söylediklerime dayanan İDB’nın raporuna mı, yoksa adı skandallara karışmış olanların raporuna mı inanılır? Kararı kamuoyunun vicdanına bırakıyorum.’’
Ahmet Şık’ın kitabı’nda şahsıma uygulamaya çalıştığı kumpas o kadar tanıdık ve bildik ki, TBMM 28 Şubat Darbesini Araştıran Alt Komisyon’a sızan bir yapının şahsımı ve İDB’nın kurumsal kimliğini hedef alan hukuk dışı iftiraları ve analizleri açısından benzeşmesi çok dikkat çekici. (Haftaya devam edeceğiz)
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.