
Rahmetli Erbakan Hoca, 28 Şubat sürecinde ABD Dışişleri Bakanı Warren Cristopher imzalı “Kripto Belgeyi'' deşifre ederek kamuoyuna açıklamıştı. Amerika, 15 Ekim 1996 tarihli gizli belgede, Ankara Büyükelçisi Mark Grossman'a, TSK komuta kademesinin devreye sokularak Türkiye'de açıkça “darbe yapılmasını'' istemişti. Üstelik bu darbe emri NATO ve BM başta olmak üzere ABD'nin Atina, Beyrut, Moskova ve Sofya elçiliklerine ulaştırılmıştı.
Türkiye'de darbe yapılmasına yönelik gizli belgede, ABD'nin Türkiye'ye yönelik gizli stratejileri günümüze ve darbelere ışık tutacak şekilde deşifre ediliyor. Dönemin Başbakanı Erbakan'ın “yönünü Batı'dan Doğu'ya çevirmesini” düşmanca bir tavır ve ABD menfaatlerine aykırı bir tutum olarak kabul edilen gizli darbe belgesinde, “Türkiye, Birleşik Devletlerin anahtar stratejik ortağı olarak kalmak mecburiyetindedir ve onun bu pozisyonunu gerçekleştirip sürdürmekteki başarımız, bizim milli menfaatlerimizi doğrudan etkileyecektir'' değerlendirmesi yapılıyor.
1989-1991 yılları arasında Türkiye'de ABD Büyükelçisi olarak görevde bulunan Morton Abramowiz'in, 28 Şubat darbesinin en önemli ayağı olduğu günümüzde neredeyse tüm yönleriyle ortaya çıkmış durumda. Abramowitz, CIA tarafından görevlendirildikten sonra ABD Dışişleri Bakanlığı'nda Demokrat ve Cumhuriyetçi partilerden bütün Türkiye ve bölge uzmanları ortak bir toplantı yaparak klasik darbelerden farklı bir darbe süreci için karar almışlardı. Türkiye'yi çok iyi bilen Abramowitz'in, dönemin darbeci medyası ile sık sık görüşerek 28 Şubat'ın alt yapısını hazırladığı yönündeki iddialar, medya içinden önemli tanıkların ifadeleriyle kanıtlanmış durumda.
İsrail Lobisi ve Neo-Con'ların önemli isimlerinden olana Abramowitz'in FETÖ lideri Gülen'in ana denetimcisi ve destekçisi olduğu ve ABD'de bu örgüte koruma kalkanı oluşturduğu eski bir CIA ajanı tarafından iddia edilmişti. 28 Şubat Darbesi'ni açıkça ve örtülü olarak destekleyen İsrail ve ABD ajanları ile birlikte hareket eden FETÖ lideri Gülen, 12 Eylül darbesini de alkışlarla karşılamıştı. 28 Şubat sürecinde Gülen'in darbecilere sık sık söylemleriyle destek olduğu bilinen bir gerçek olmasına karşın, FETÖ lideri, mensupları, kalemşorları günümüzde 17/25 Aralık 2013'te hukuk örtüsü altında geçekleştirmek istedikleri darbe girişimlerini dahi göz ardı ederek her fırsatta 28 Şubat'ta nasıl mağdur olduklarını dile getirerek takiyede sınır tanımadıklarını ortaya koyuyorlar. Hakikaten bu terör örgütüne yönelik olarak son dönemde yapılan operasyonlarda ortaya çıkan gerçekler FETÖ'nün, “takiye ve kumpas'' konularında uzmanlaştığını gözler önüne seriyor.
Erbakan hükümetinin beceremediğini, artık gitmesi gerektiğini vurgulayan FETÖ lideri Gülen, bakın 28 Şubat'ta darbeyi nasıl övmüş, darbecilere nasıl destek vermişti: “MGK, anayasal bir kurumdur ve kendi içtihatları gereği ülke ve rejim için tehdit ve tehlike gördükleri hususlarda tedbir ve teklif getirmeleri elbette sorumlulukları gereğidir ve bu içtihatları yanlış bile olsa kendilerine sevap getirir. Kesintisiz 8 yıllık eğitim zannedildiği gibi bir tehlike değildir, isteyen ortaokuldan sonra İmam Hatip'e gidebilir, bu girişim şer gibi görünse de ileride belki de hayırlara vesiledir. 28 Şubat, Türkiye'de demokrasinin yerleşmesini hızlandırdı”.
Söylemleri FETÖ'nün darbeci ordu mensupları yanında saf tuttuğunun açık bir delili olarak dikkatleri çekerken, aynı zamanda şüpheli bir duruma da işaret ediyor. 28 Şubat sürecinde 2000 civarında çeşitli rütbede asker irticai faaliyette bulundukları gerekçesiyle ordudan atılmış, 10000 asker de emekliye zorlanmıştı. Ordudan atılan veya emekliye zorlanan askerler içinde orduya sızmış kaç FETÖ mensubu vardı? Söylentilere göre bu sayı çok azdı. Bu doğruysa FETÖ liderinin 28 Şubat Darbesi ve darbecilerine verdiği destek ordu içine sızmış elemanlarını koruma amaçlı mıydı? Sanırım önümüzdeki günlerde kamuoyunun kafasını kurcalayan pek çok sorunun cevaplarını öğrenebileceğiz.
Günümüzde eski Türkiye özlemi içinde hareket eden ABD'nin iki eski Türkiye Büyükelçisi Morton Abramowitz ve Eric Edelman Washington Post'a yazdıkları makalede Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a istifa çağrısında bulundular. Diğer taraftan eş zamanlı olarak ABD'nin önde gelen dış politika dergilerinden Atlantic, ABD Başkanı Obama'nın Cumhurbaşkanı Erdoğan hakkında ağır eleştiride bulunduğunu yazdı. Atlantik ötesinden gelen organize saldırılar her ne kadar FETÖ ile ilişkili bir görüntü verse de, asıl neden, Türkiye'nin Suriye, Irak ve Ortadoğu'da “küresel 28 Şubatçıların” büyük oyununu bozması ile ilgilidir.
Muhtemelen 17 Ocak'ta görevi bırakacak olan ABD Başkanı Obama, giderayak Suriye'de Esed'in masum insanlara karşı 3 kez kimyasal silah kullanması karşısında, güya ABD ve BM'nin 'kırmızı çizgisi' olan bu eyleme göz yuman, adaletten yana tavır alamayan silik bir devlet başkanı olarak hafızalara kazınacaktır.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.