Öcalan"ın otoritesi yara aldı mı?

00:0020/10/2014, Pazartesi
G: 12/09/2019, Perşembe
Bülent Orakoğlu

Kobani bahanesiyle, iç ve dış provokatörlerin ülkemizde sokakları tahrik ederek, kışkırtarak yaygın şiddet ve vandalizm stratejileriyle, çözüm sürecini bozmak, Öcalan"ın Kandil ve Kürt kamuoyu üzerindeki etkisini test etmek amacıyla başlattıkları bir nevi "''iç isyan provası"'' kamuoyunun sağduyusu ve süratle alınan tedbirler sayesinde başarısız kılınmıştı.Aynı zamanda, ulusal güvenliğimize, iç barışa, birlik ve beraberliğimize tehdit oluşturan bu tür olayların bir daha tekrarlanmaması adına, 62.

Kobani bahanesiyle, iç ve dış provokatörlerin ülkemizde sokakları tahrik ederek, kışkırtarak yaygın şiddet ve vandalizm stratejileriyle, çözüm sürecini bozmak, Öcalan"ın Kandil ve Kürt kamuoyu üzerindeki etkisini test etmek amacıyla başlattıkları bir nevi "''iç isyan provası"'' kamuoyunun sağduyusu ve süratle alınan tedbirler sayesinde başarısız kılınmıştı.

Aynı zamanda, ulusal güvenliğimize, iç barışa, birlik ve beraberliğimize tehdit oluşturan bu tür olayların bir daha tekrarlanmaması adına, 62. Hükümet tarafından, özgürlük-güvenlik dengesi gözetilerek hazırlanan İç Güvenlik Reform paketi, CMK ve TMK"da yapılması düşünülen bazı hukuki düzenlemelerin, demokrasi ve özgürlükler açısından AB standartlarında ve Batılı ülkeler seviyesinde olmasına rağmen, art niyetli kesimlerce özgürlüklerden geriye dönüş yapıldığı, iktidarın polis devletine yöneldiği şeklinde eleştiri sınırlarını aşan yorum, köşe yazıları ve tartışmalar başlatılmıştı.

Kobani provokasyonu sonrasında, Türkiye"de yaşanan vahşet ve öldürme olaylarının, kamu düzenini bozmaya yönelik olarak yakıp yıkma, kamu binalarını tahrip ve masum vatandaşlarımızın can ve mal güvenliğini açıkça tehdit eden boyutlara ulaşması karşısında güvenlik güçlerimizin yasalardan kaynaklanan yetkilerinin, yetersiz olması nedeniyle olaylarda etkisiz kalma ve inisiyatif kullanamaması sonucunu doğurmuştu.

Bu konularda görüş ve düşüncelerimi belirtmek amacıyla geçen hafta içinde katıldığım bir televizyon programında siyasetçi ve yazar Ümit Fırat ile Kobani ve Öcalan konusunda yaptığımız tartışmada, Ümit Fırat Kobani sonrasında yaşanan olaylarda Öcalan"ın otoritesinin yara aldığını belirtmişti.

Öcalan"ın 1999 yılında Batı tarafından gözden çıkarılıp, derdest edilerek asılmamak kaydıyla Türkiye"ye teslim edilmesi sonrasında örgütün bazı üst düzey yöneticileri, Batılı ve bazı bölge ülkelerinin, derin yapıları veya gizli servisleri ile sıkı-fıkı ilişkiler kurmuşlardı. Suriye, İran, ABD, Rusya, İsrail, Almanya, İngiltere bu ülkeler arasında önemli bir yer tutuyor. Eski Türkiye"de Ergenekon ve derin PKK bağlantılarını da unutmamak gerekiyor.

Uluslararası terör uzmanlarına göre, KCK Eş Başkanı Besa Hozat"ın, PKK-İran-Suriye ittifakında köprü vazifesi gördüğüne yönelik iddialar, Bayık"ın İran"da fazla vakit geçirmesi, 13 Ağustos 2011 tarihinde, Murat Karayılan"ın İran tarafından yakalandığına yönelik iddiaları, İran ve PKK"nın reddetmesine mukabil, Karayılan"ın uzun zaman ortada görünmemesi o süreçte manidar bulunmuş ve şüphe yaratmıştı.

Fars Haber Ajansının 2011 Eylül ayında verdiği habere göre "''İran Devrim Muhafızları komutanlarından General Abdullah Araki, Tahran"ın Irak sınırları içinde PJAK"a karşı gerçekleştirdiği saldırıların durdurulması için ortaya konulan bütün şartların örgüt tarafından kabul edildiğini açıklaması"'' ne kadar inandırıcı bilinmez ama PJAK ile ilgili olarak uzun süreden bu yana İran"a yönelik bir saldırı haberi gelmemesi, PJAK konusunda, Karayılan ve İran arasında bir mutabakat sağlanıp sağlanmadığına ilişkin soru işaretlerinin doğmasına neden olmuştu.

Son olarak, Takvim gazetesinin 18 Ekim tarihli manşetinde yer alan haberde İran Özel Kuvvetler Birliği Küdüs"ün komutanı General Kasım Süleymani"nin 2013 yılında, 6 kez Kandil"de Murat Karayılan ile görüştüğü, bu görüşmeler sonrasında Karayılan"ın çözüm sürecini hedef alan açıklamalar yaptığı, 2014 Ekim ayı içinde 4 kez Kandil"e giden Kasım Süleymani"nin ziyaretleri arkasından Kobani bahanesiyle sokakların kan gölüne çevrildiği, olayların arkasında Kandil"in olduğu, PKK içindeki bir grubun, komşu ülkelerin istihbarat örgütleri ile Avrupalı ajanlarca kışkırtıldığı bu ekibin İmralı ile bağını kopararak çözüm sürecini bitirmek için çalışmalar yaptığı iddia edilmişti.

Bugün gelinen noktada Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve Başbakan Ahmet Davutoğlu çözüm sürecine yönelik olarak gerek Kandil üzerinden gerekse Ortadoğu ve Batılı ülkeler üzerinden çözüm sürecini bozmaya yönelik olarak gelebilecek provokasyon ve algı operasyonlarına karşı, sürecin Haziran 2015 genel seçimleri öncesinde bitirilmesi yönünde devlet kararlılığı ve siyasi iradeyi ortaya koymuş görünüyorlar.

Barış ve kardeşlik projesinin ikinci ayağını oluşturan Öcalan"a yönelik olarak geçmişte, sürece olan güvenini sarsmak ve bozmak amacıyla yapılan ajite eylem ve dezenformasyonlara rağmen, Öcalan"ın çözüm süreci iradesi devam etmişti. Bu kez günümüzde değişik bir taktik ve strateji izlenerek Öcalan"ın Kandil ve Kürt halkı nezdinde nüfuz ve otoritesinin kırılarak itibarsızlaştırılmasına yönelik komplo ve kara propaganda içeren psikolojik harp yöntemleri devreye sokulmuştu.

Bu amaçla İşçi Partisi"nin, Öcalan"ın Kenya"da yakalanıp Türkiye"ye teslim edildiği 1999 yılına ait Jitem"ci H.Atilla Uğur tarafından yapılan sorgu görüntüsü ve ses kayıtlarının, 15 yıl sonra kamuoyuna açıklanması Öcalan tarafından ses kayıtlarının montaj olduğu iddiası ile reddedilmişti.

Kandil"deki savaş baronlarının Kobani bahanesiyle, Öcalan"ın otoritesine karşı başlattıkları ikinci başkaldırı ve çözüm sürecini bozmaya yönelik faaliyetleri, geçmişte olduğu gibi bugün de önderlerine biat ile sonuçlanması kuvvetle muhtemel görünmektedir.

Çözüm sürecinin başarıya ulaşması, birlik ve beraberliğimize yönelik tehditleri bertaraf edeceği gibi Ortadoğu"da ve küresel denklemde güç olmamızın önünü açabilecektir. Bu nedenle Ortadoğu ve dünyada sözü geçen güçlü bir Türkiye istemeyen, Suriye, İran ve Irak başta olmak üzere bazı Batı"lı ülkeler tarafından çözüm sürecini sonlandırmaya yönelik saldırılar organize olmuş bir şekilde devam ettiriliyor.

Çözüm süreci muhtelif vesilelerle test edildi, hepsinden güçlenerek çıktı. Kandil"e rağmen BDP, Öcalan"ın inisiyatifi doğrultusunda çözüm sürecinin devam ettirilmesi yönünde faaliyetlere ve görüşmelere başlayarak sokağın gerilimi ve tansiyonunun düşmesine bir nebze olsa da katkı sağlamış oldu.

Yeni Türkiye, çözüm sürecine yönelik iç ve dış saldırıları bertaraf ederek KÜRT-TÜRK kardeşliğini ve iç barışını koruyacak güçtedir. En büyük desteğimiz yüce milletimizin sağduyusudur.