Sivil maskeli cunta

04:009/07/2018, Pazartesi
G: 9/07/2018, Pazartesi
Bülent Orakoğlu

24 Haziran seçimlerinin yerli ve milli partilerden oluşan Cumhur İttifakı tarafından kazanılması Batı’nın ülkemiz aleyhindeki kolonyalist politikaları ve stratejilerini engellerken Türkiye’nin bölgesinde ve dünyada bir güç olmasının önünü de açmıştı.24 Haziran zaferi her türlü vesayete açık millet iradesini örseleyen parlamenter sistemden Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçişimizi sağladığından Temmuz ayı Türkiye için objektif açılım ve hayırlı gelişmelerle anılacak bir aya işaret ediyor. Cumhurbaşkanı

24 Haziran seçimlerinin yerli ve milli partilerden oluşan Cumhur İttifakı tarafından kazanılması Batı’nın ülkemiz aleyhindeki kolonyalist politikaları ve stratejilerini engellerken Türkiye’nin bölgesinde ve dünyada bir güç olmasının önünü de açmıştı.


24 Haziran zaferi her türlü vesayete açık millet iradesini örseleyen parlamenter sistemden Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçişimizi sağladığından Temmuz ayı Türkiye için objektif açılım ve hayırlı gelişmelerle anılacak bir aya işaret ediyor. Cumhurbaşkanı Seçimi Kanunu’nda Değişiklik Yapılması Hakkında 699 sayılı Kanun Hükmündeki Kararname’ye göre 9 Temmuz’da yeni sistemin ilk Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan TBMM Genel Kurulu’nda ant içecek. Aynı gün Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından atanan cumhurbaşkanı yardımcıları ve bakanlar da ant içecekler. Bir ilk olarak ülkemizde kendi konularında ehil ve liyakat sahibi bürokrat işadamı ve parlamentodaki vekillerden oluşacak bakanlar kurulu Erdoğan tarafından açıklanacak. 7 Temmuz’da TBMM Genel Kurulu 27.Dönem milletvekili ant içme töreni için saat 14.00’te toplandı. Geçici Meclis Başkanı Durmuş Yılmaz’ın yönettiği oturumda milletvekilleri yemin etti.

Ağustos ayının ilk günlerinde yaşanan önemli bir gelişme de yakın tarihimizin en önemli darbesinin 28 Şubat’ın gerekçeli kararının açıklanmasıydı sanırım. Zira mahkeme heyeti hazırladığı gerekçeli kararında 28 Şubat Darbesi ve darbeyi gerçekleştiren askeri ve sivil cuntaya yönelik çok önemli tespitlere imza atmıştı. Bu tespitler ile ilgili olarak ortaya konulan deliller 28 Şubat darbesinin iç ve dış ayaklarını, yasadışı faaliyetlerini açık bir biçimde kamuoyunun bilgisine sunarken BÇG üzerinden yalnızca asker ayağının yargılanmasının 28 Şubat’ı deşifre etmeye yetmeyeceğine ‘sivil maskeli CUNTA’nın da’ yargılanmasının ülke güvenliği açısından elzem olduğuna açık bir şekilde işaret edilmişti.

ABD’NİN, İSLAM=
TERÖR POLİTİKASI

Zira gerekçeli kararda; ‘’28 Şubat darbesi yalnızca Türkiye’deki Müslümanları değil, dünyadaki bütün Müslümanları kapsayan ‘küresel bir darbedir’ tespitinde bulunulmuştu. Soğuk savaş döneminde “komünizmi” birinci tehdit olarak niteleyen Amerika’nın, komünizmin çökmesinden sonra, tehdit skalasının birinci sırasına İslam’ı yerleştirdiği belirtilerek, şöyle denildi: “ABD, 1990’lı yılların başından itibaren, ‘İslam = Terör’ politikasını benimsemiştir. Bu politika değişikliği, müttefiki olan bütün ülkelerde uygulamaya konulmaya başlamıştır. Türkiye’deki 28 Şubat darbesi, ABD’nin bu (yeni) politikasının Türkiye’ye uyarlanması operasyonudur. 2002 seçimlerinden itibaren (AK Parti iktidarıyla birlikte) Türkiye’de 28 Şubat darbesinin etkilerinin azalmaya ve (hatta) izlerinin silinmeye başlaması, bizleri yanıltmamalıdır. 28 Şubat darbesinin küresel etkileri, dünyanın diğer bölgelerinde hâlâ devam etmektedir. 28 Şubat darbesinde, diğer darbelerden ‘farklı bir yöntem’ kullanıldığı için, 28 Şubat darbesi, ‘postmodern darbe’ olarak adlandırılmıştır.

28 Şubat darbe süreci, 1989 Aralık ayında MİT Müsteşarı Teoman Koman’ın, Başbakanlık’a gönderdiği yazıyla başlamış, 1990’lı yılların başından itibaren laik kimliğiyle tanınan sembol isimlere suikastlar düzenlenmeye başlamıştır. Faili meçhul cinayetler tırmanmaya başlamış, kamu kurumlarında geniş kapsamlı tasfiye ve kadrolaşma başlatılmıştır. 1993-1994’lerde tırmandırılan terör eylemleri, ‘laik-anti-laik’, ‘Alevi-Sünni’ çatışması denemeleri, bu tarihlerde darbe planlandığını göstermektedir.

1995 seçimlerinde, Refah Partisi’nin birinci olmasıyla, darbe süreci yeniden hız kazanmıştır. Darbeye hazırlık amacıyla, ikinci ve üçüncü sıradaki iki partiye, zoraki koalisyon hükümeti kurdurulmuştur. Kurulduktan üç buçuk ay sonra dağılan ANAYOL koalisyon hükümeti döneminde, (bu hükümetin dağılmasından sonra) Refah Partisi’nin içinde olacağı (müstakbel) hükümeti düşürmenin altyapısı hazırlanmıştır.”

Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanlarından emekli Tuğgeneral Adnan Tanrıverdi TSK içindeki iç temizliğin 1993’te başladığına dikkat çekiyor. ’’28 Şubat, inançlı kadroların tasfiyesine yönelik 1993’te başlayan bir süreçti. 16 Mayıs 1993’te Özal’ın koltuğuna oturan Demirel, İsmail Hakkı Karadayı ile 1.Ordu Komutanı iken İstanbul orduevinde görüştü. Teamüllere aykırı bir şekilde Doğan Güreş’in görev süresi uzatılırken Genelkurmay Başkanı olması gereken Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Muhittin Fisunoğlu emekli edildi. Bu şekilde Karadayı’nın önünün açılması sağlandı. 1993 yılı sadece Özal’ın kalp krizi, Mumcu’nun suikast, Eşref Bitlis’in ‘kaza’ ile öldüğü; 33 er’in katledildiği, Sivas’ta 37 kişinin katledildiği adı konmamış bir darbeye işaret etmiyor. 1990’lı yıllardan başlayarak 1997-28 Şubat darbesine giden yolda tuğgeneraller İsmail Selen, Hulusi Sayın, Bahtiyar Aydın,Temel Cingöz eski MİT Müsteşarı Orgeneral ADNAN Ersöz vs. DEV-SOL tarafından katledilerek 28 Şubat’a giden yola yeşil ışık yakılıyor. 28 Şubat iddianamesinde yer aldığı Türkiye Gazetesi tarafından iddia edilen bir haberde ise Ankara 13. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilen 28 Şubat İddianamesi’nde önemli bilgiler ortaya çıkmıştı. Dönemin Genelkurmay Psikolojik Harekât Dairesi Başkanı Oğuz Kalelioğlu’nun ev aramasında suikasta kurban giden sivil ve askerlerin isim listesi ele geçirildi. 77’den 83’e kadar numaralandırılan ‘Sayın Komutanım’ ibaresi ile başlayan ve ‘Arz ederim’ ibaresiyle son bulan el yazısı dökümlü 11 Şubat 2013 tarihli 2 sayfadan oluşan ‘araştırma tutanağı’nda siviller ve askerler ayrı ayrı listelenmiş. Listede suikasta kurban giden sivillerin isimleri “Turgut Özal, Alparslan Türkeş, Muhsin Yazıcıoğlu, Adnan Kahveci, Ahmet Taner Kışlalı, Necip Hablemitoğlu, Uğur Mumcu, Abdi İpekçi ve Hrant Dink” şeklinde belirtilirken, askerlerin isimleri de “Oramiral Kemal Kayacan, Orgeneral Adnan Ersöz, Korgeneral Hulusi Sayın, Korgeneral İsmail Selen, Tuğgeneral Bahtiyar Aydın, Tümgeneral .... (Temel) Cingöz ve Orgeneral Eşref Bitlis”ten oluşuyor.

Anlaşılan 28 Şubat’a giden kilometre taşları küresel güçlerle birlikte adım adım tezgahlanmış. 28 Şubat’ta Demirel - Karadayı arasındaki dostluğun sırrı ise darbe kardeşliğiymiş.

#ABD