
Necip Hablemitoğlu yaklaşık 16 yıl önce 18 Aralık 2002 yılında evinin önünde faili meçhul bir suikast sonucu öldürülmüştü. Uzmanlarca cinayet mahallinde yapılan incelemelerde eylemin bir çok açıdan profesyonelce çok kısıtlı delil ve iz bırakılarak işlendiği kanaati hasıl olmuştu. Tetikçi veya tetikçiler çok yakın mesafeden ateş açarak Hablemitoğlu’nu öldürmüşlerdi. Bu durum suikast’ı gerçekleştiren katillerin çok profesyonel ve soğukkanlı olduğunun işaretlerini taşırken kesin öldürme refleksi ile hareket ettiklerini de ortaya koyması bakımından önemli bir durumdu. Otopsi raporunda Hablemitoğlu’nun kafasında tek bir yara izi vardı. Hablemitoğlu’nun sol gözünden tek isabet alması sonucu vefat ettiği anlaşılmıştı. Oysa olay yerinde iki kovan bulunmuş, çekirdek izlerine rastlanmamıştı. Bu durum da suikastçı veya suikastçıların çok seri ateş açabilme yetenek ve refleksine sahip olduklarının göstergesi olarak yorumlanıyordu.
Hablemitoğlu neden ve hangi terör örgütü veya devletin derin veya meşru yapıları tarafından hedefe alınmıştı. Bu konuda çok sayıda senaryo veya komplo teorileri ortaya atılmıştı. Bu senaryo ve komplolarda iyi niyetli bir kesim olduğu kadar suikast’ı gerçekleştiren asıl faillerin cinayeti sulandırarak örtmeye yönelik algı operasyonları da senaryoların fazlalığından ve tutarsızlığından anlaşılabiliyordu. Bu suikast öncelikle o dönemdeki adıyla en fazla cemaatin(FETÖ) işine yaramıştı. Zira Hablemitoğlu’nun son dönemde devlet içinde bazı unsurlardan yardım alarak kaleme aldığı ve ölümünden sonra basılan ‘Köstebek ‘ isimli kitabı basım tarihinden günümüze 15 yıl geçmesine rağmen FETÖ’nün özellikle dış ayaklarının ve ilişkide olduğu yabancı gizli servislerin deşifre edilmesinde önemli bir rol oynamıştı. Hablemitoğlu, ‘Köstebek ‘isimli kitabında, Paralel Devlet’in, Almanya’da güçlü bir lobiye sahip olduğunu, Alman vakıflarıyla bağlantılarını ve en önemlisi de Alman Dış İstihbarat Servisi BND ve İç İstihbarat Örgütü Federal Anayasayı Koruma Teşkilatı ile İngiliz ve ABD gizli servisleri ile içli-dışlı ilişkilerini açık etmişti. Hablemitoğlu, Köstebek adlı Kitabı’nın basıldığı 2003 tarihinden çok önceleri 1998-1999 yıllarında katıldığı çeşitli televizyonlarda ve yazılarında Fetullah’ı deşifre ediyordu. Ancak Konjonktür gereği olsa gerek yaptığı açıklamalar medyada ve devlette pek ciddiye alınmıyordu. Bu durumun en açık örneğini meşhur bir köşe yazarı 2017 tarihinde kaleme aldığı köşe yazısında 1999 tarihinde Hablemitoğlu’nun FETÖ elebaşı Gülen ile ilgili açıklamalarına inanmadığı için pişmanlığını dile getirirken bu adamın katili kesin FETÖ. Bunları söylediği için öldürdüler adamı açıklaması önemliydi sanırım.
15 Temmuz başarısız darbe görünümlü ordu’ya sızmış FETÖ kalkışması sonrasında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nca hazırlanan FETÖ ana iddianamesinde, Danıştay saldırısı ve Hablemitoğlu cinayeti cemaat işi. Öncelikli hedefleri ordu tespitinde bulunulmuştu. İddianamede Hablemitoğlu suikastının soruşturmasının cemaat yapılanması tarafından yürütüldüğü için (FETÖ’CÜ polis müdürü Yurt Atayün) güvenilir olmadığı belirtilerek cinayetten sonra delil toplamada olayı çözmeye yönelik çalışma yapılmamış, tersine cinayet çözümsüz bırakılmaya ve karartılmaya çalışıldığı özellikle belirtilmişti.
Geçmişte FETÖ’ye bağlı bir eğitim grubunda yöneticilik yapan ve hükümlü olduğu bir başka dava nedeniyle cezaevinde bulunan Davut Şafak isimli şahıs bir avukata yazdığı şok mektupta Hablemitoğlu suikast’ını n emrini hain FETÖ elebaşı Fetullah Gülen’in ‘ Topal Kazım’ lakaplı halasının oğlu Kazım Avcı’nın verdiğini kendisinin de bu ana şahit olduğunu öne sürdü. Bu çok önemli bilgiyi dönemin DGM makamları ve Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’e yazmasına rağmen bir işlem yapılmadığını belirten Davut Şafak cezaevinde kendisine değişik şekillerde baskılar kurulup öldürülmeye çalışıldığını da iddia etti. Necip Hablemitoğlu suikastına ilişkin savcıya bilgi vermeye hazır olduğunu ekleyen şafak şahit olduğu olayın 2000 yılının Şubat ayında Özel Öğretim Genel Müdürlüğü’nde Şube Müdürü olan Kazım Avcı’nın odasında yaşandığını iddia etti. Kazım Avcı ise, FETÖ Çatı Davası kapsamında Ankara Sincan’da tutuklu bulunuyor.
Yeni Şafak Gazetesinde 29 Ara 2014 tarihli Hablemitoğlu suikastının sırrı sol gözünden vurulması mı? Başlıklı köşe yazımda;’’Aksiyon Dergisinin 2003 Nisan tarihli sayısında isimlerini vermediği suikast olaylarını yakından izleyen bazı uzmanlara atfen Hablemitoğlu’nun sol gözünden vurularak öldürülmesini ilginç, tuhaf ve manidar bir şekilde değerlendiriyor.
‘’Belki de suikastin sırrı, Hablemitoğlu’nun sol gözüne sıkılan kurşunda gizlidir. Çalışma ve konuşmalarıyla, bakmaması gereken bir yere bakmışsa, yönelmemesi gereken bir tarafa yönelmişse, bu kurşun bir mesajdır. O zaman suikastçilerin onu ‘hain’ olarak değerlendirmedikleri anlaşılıyor. Eğer hain olduğunu düşünseler arkadan vururlardı. Ama önden, hem de gözüne vuruyorlar. Yaptığı ölümcül hata, yüzüne okunduktan sonra vurulmuştur.” Açıklaması gazetecilik refleksi ile kaleme alınmış bir yazıdan çok suikast’ı anlatıyor sanki! Hablemitoğlu suikast’ını araştıran savcılar şüphesiz Davut Şafak’ın iddialarını araştırırken Aksiyon Dergisine cinayeti neredeyse tarif eden uzmanların isimlerini de isteseler tahkikatın selameti açısından iyi olacak sanırım.
Böyle bir uzman grubu varsa tabi!!!
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.