
Suriye Kürdistanı olarak da isimlendirilen Rojava bölgesindeki Cezire, Kobani, Afrin kantonlarının kuruluşları 2014 yılı Ocak ayında Suriye’nin kuzeyindeki PKK’nın Suriye kolu PYD’nin öncülük ettiği sözde ’Demokratik Kuzey Suriye Federasyonu’ tarafından ardı ardına ilan edilmişti. Son olarak Tel Abyad bölgesini de içine alan Şanlıurfa’nın Akçakale ilçesine sınır komşusu olan Şehba Kantonu ilan edilmişti.
PYD terör örgütü tarafından ilan edilen yerel özerk bölgelerin (kanton) tamamının Türkiye sınırında bulunması, ABD’nin kara gücü olarak ilan ettiği PKK/YPG’nin sözde kantonlarla oluşturmaya çalıştığı Türkiye’yi terör koridoru ile kuşatma ve işgal stratejisinin ilk adımıydı. İkinci adım ise Türkiye’de sözde kurtarılmış bölgelerde terör örgütü tarafından başlatılan hendek, çukur ve barikat terörüyle Rojava Projesi’ni Türkiye’ye taşıma hayalleriydi. Türkiye Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı Harekatlarını başarıyla tamamlayarak sözde kantonlar vasıtasıyla oluşturulmaya çalışılan terör koridoru planını bozmuştu. PKK’nın Türkiye’de sınır bölgelerinde Kobani deneyiminden aldığı cesaretle YDG/H (PKK’lı genç teröristlerden oluşan sözde asayiş birlikleri) yaklaşık 20 ilçe veya bölgede başlattığı sözde kurtarılmış bölgelerde güvenlik güçlerimiz 2500’ün üzerinde teröristleri etkisiz hale getirerek PKK’nın bu bölgeleri Rojava’laştırma hayallerini hendek ve barikatlara gömmüşlerdi. FETÖ’nün ByLock üzerinden hendek ve barikat terörünü gerçekleştiren PKK-YGD/H terör örgütü mensuplarına istihbarat desteği sağladığı güvenlik güçlerimizce ortaya çıkarılmıştı.
Kobani 19 Temmuz 2012 tarihinde PYD’nin kontrolüne geçen ve sözde Rojova devriminin en önemli kantonu. Sözde Rojava Devrimi’nin yıl dönümü nedeniyle binlerce PKK/YPG’li teröristin zafer kutlaması yaptığı merkez. 7 Haziran 2015 seçimleri öncesinde seçimlere yalnızca 2 gün kala HDP Eş Başkanı Selahattin Demirtaş’ın Diyarbakır mitinginde peş peşe patlayan iki bomba HDP’ye barajı aştırırken birinci parti olmasına rağmen Ak Parti’yi iktidardan etmiş, çok kritik bir süreçte Türkiye’yi koalisyonlar sürecine mahkum etmişti. Bu kez Suruç’ta yaşanan canlı bomba saldırısında katliam yaşanmış 32 kişi ölürken, sayıları 100’ü aşan kişi de yaralanmıştı. 5 Haziran’da Diyarbakır’da patlatılan bombalar ile Suruç’ta kendini patlatan canlı bomba’nın düzeneklerinin benzer olması her iki saldırıda da demir bilyeler ile güçlendirilmiş TNT patlayıcı kullanıldığının anlaşılması saldırılarda aynı merkeze işaret ediyordu. Suruç saldırısını gerçekleştiren küresel merkez, bu saldırıda DEAŞ, FETÖ ve PKK/ HDP terör örgütlerini kanlı intihar terör eyleminin farklı safhalarında kullanmıştı. Suruç istihbaratına sızmış FETÖ’cü istihbaratçılar intihar eyleminden aylar önce araç tanıma sistemleri başta olmak üzere tüm kameraları karartmışlardı. DEAŞ bu eylemde intihar eylemini gerçekleştiren tetikçi örgüt olarak kullanılmıştı. PKK/HDP ise intihar saldırısına kurban edilen ESP’li (Ezilenlerin Sosyalist Partisi)gençleri bir nevi teröre kurban edilmek üzere sözde ‘Kobani’nin yeniden inşası projesinde yer almak üzere yapılan yoğun bir propagandayla kandırarak Suruç’a getirmişlerdi. Aslında yapılan propaganda da Suruç’a binlerce Ezilenlerin Sosyalist Partisi’ne mensup gençlerin gelmesi planlanmıştı. ESP’nin Genel Başkanlığını yapmış şu anda çeşitli terör suçlarından ötürü ceza evinde bulunan Figen Yüksekdağ başta olmak üzere eylemin yapıldığı tarihte hiçbir HDP milletvekilinin Suruç’ta terör eyleminin gerçekleştirildiği alanda olmaması çok garip ve manidardı. Üstelik İllegal, MLKP ve ESP’nin de yayın organı olan Etkin Haber Ajansı’na 1 Temmuz’da konuşan SGDF Eş Başkanı Oğuz Yüzgeç, Kobani ye gitmek isteyen gençlere polisin engel çıkarabileceğini bu nedenle olası engellemelere karşı HDP milletvekillerinin de orada olacağı açıklamasını yapmışken??? Canlı bomba saldırısından yalnızca 1 dakika 28 saniye sonra ODTÜ’de ‘’Suruç’ta Katliam var’’ pankartının açılması, eylemden yalnızca iki dakika sonra Alman Haber Ajansı DEPA’nın olayı servis etmesi bu çevrelerin ‘’intihar eylemini bildiklerinin açık bir işareti sayılabilir mi? Figen Yüksekdağ’ın, HDP Genel Merkezi’nden attığı Tweet’te ‘’Kobani’de bombalar patladıkça HDP’nin oyunun artacağını” iddia etmesi şüphesiz doğru. Bu nedenle, AK Parti heyetine PKK/HDP’lilerce yapılan saldırının planlı bir provokasyon olduğu ve eylemin Kandil’den gelen ‘vurun’ talimatıyla yapıldığı, Suruç‘ta 2’nci kanlı tezgahın 3 yıl sonra tekrar devreye sokulmak istendiği ve HDP’nin benzer bir şekilde mağdur edebiyatıyla barajı aşmak istediği anlaşılıyor. Tıpkı 7 Haziran seçimlerinde olduğu gibi HDP’ye barajı aştırma lobisi içte ve dışta devreye girmiş görünüyor. Ancak gerek kamuoyu araştırmaları gerekse uzmanların yaptıkları açıklamalarda Erdoğan’ın 1’inci turda seçilme ihtimali yüksek. HDP‘nin bu seçimlerde kilit parti olma gibi bir durumu yok. HDP barajı geçse dahi en fazla 50-60 milletvekili çıkarabiliyor. AK Parti ise parlamentoda 300’ü çok aşacak sayıya ulaşacağı yönünde birçok uzman tarafından detaylı değerlendirmeler yapılıyor.
Suruç’ta AK Parti Milletvekili İbrahim Halil Yıldız’a düzenlenen saldırıya sert tepki gösteren Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu olayın, PKK ve HDP’nin Kürtlerin kanından beslenerek büyüme stratejilerini halen terk edemediklerini gösterdiğine işaret etmişti.
Ne de olsa ha PKK ha HDP, ikisi de hainler ve katiller sürüsü.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.