
28 Şubat darbesini araştıran alt komisyonca hazırlanan taslak rapor öncelikle illegal olarak medyaya sızdırılmıştı. Medyaya servis edilen taslak raporda, Emniyet İstihbarat Dairesi ve BÇG'yi deşifre ederek darbeyi Refah-Yol iktidarına bildiren dönemin Emniyet İstihbarat Daire Başkanı alenen hedef alınmıştı. Rapor bu açıdan bir hukuksuzluk abidesi olma özelliğiyle, TBMM'sinin kurumsal kimliğine açıkça yapılmış bir saldırıydı. TBMM çatısı altında meclisin koruma zırhını kuşanarak yapılan hukuk dışı saldırıda gözü dönmüşlük, hesap vermeme, kamikaze psikolojisi açıkça görülüyordu. Daha önce askeri mahkemeler ve DGM tarafından verilen beraat kararlarının gözardı edilerek mahkeme kararlarına karşı kendilerini mahkeme yerine koyan FETÖ militanları (GLADYO B) organize bir biçimde, medyaya sızdırılan taslak raporda, Emniyet İstihbaratı ve başkanına uydurma, üretilmiş yakıştırma sıfat ve terimlerle haksız ve hukuksuz suçlamalarda bulunuyorlardı. Üstelik bu tahkikatı yürüten uzmanların kimliklerinin bilinmesine rağmen, hukuk dışına çıkmada gösterdikleri pervasızlık ve darbe konusunda TBMM'ne yaptığım başvurulara karşı şahsıma bugüne kadar cevap dahi verilmemesi bu çete mensuplarının meclis çatısı altında işbirlikçilerine mi işaret ediyordu? Zira taslak raporun illegal olarak medyaya sızdırılması sonrasında 18.11.2012 tarihinden itibaren Sözcü gazetesi başta olmak üzere bazı gazete ve internet sitelerinde 643 sayfalık taslak rapor ''28 Şubat raporu tam metin'' olarak lanse edilip yayımlanmaktaydı. TBMM Başkanlığına yaptığım başvuruda bu duruma değinerek, yapılan hukuksuzluğun iftira ve yakıştırmaların önlenmesi açısından taslak raporun düzeltilmesini talep etmiştim, ancak bu satırların kaleme alındığı tarihe kadar yaklaşık 4 yıl geçmesine rağmen, meclisten bugüne kadar bir cevap alamadım. O tarihlerde, 28 Şubat Alt Komisyon Başkanı ve uzmanları hakkında yargıya gitme yönündeki çabalarım ise bu kişiler hakkında ceza ve tazminat davası açamayacağım yalnızca TBMM'si aleyhine tazminat davası açabileceğimi öğrenmem neticesinde kurumu yıpratmamak amacıyla yargıya başvurmamıştım.
Gladyo B bildik bir strateji ile bir taşla üç kuş vurmayı planlamıştı. Bir taraftan millet iradesini cansiperane savunan bu uğurda 28 Şubat ve sonrasında elini değil başını taşın altına koyan emekli bir devlet görevlisini kullanacak, diğer taraftan Cumhuriyet tarihinde bir ilk olarak TBMM çatısı altında kurulmuş darbeleri araştırma komisyonunu sulandırılacaktı. En önemlisi de Darbeleri Araştırma Raporunun ''referans niteliğinde bir çalışma'' olmasından dolayı ileriki tarihlerde Emniyet İstihbaratı ve başkanı uydurulmuş ve üretilmiş sahte suçlamalarla kamuoyu nezdinde yıpratılarak cezalandırılacaktı. Bu durumun darbelere karşı çıkması muhtemel diğer görevliler açısından caydırıcı bir örnek ve emsal teşkil etmesi planlanmıştı.
TBMM Darbeleri Araştırma Komisyonu Başkanı Nimet Çubukçu, 28.11.2012 tarihinde raporu iki cilt olarak TBMM Başkanı Sayın Cemil Çiçek'e teslim etmişti. Bu raporun Meclis Başkanına tesliminde Bülent Orakoğlu'nun yapılan törene katılarak kendisine ve İstihbarat Dairesi'ne yapılmak istenen kumpası açıklayacağı endişesiyle törende bazı emniyet tedbirlerinin alındığı yönünde bilgiler kulağıma gelmişti. Şayet bu durum doğruysa Dönemin Sayın Meclis Başkanı 28 Şubat'ta ve sonrasında günümüze değin millet iradesinin yanında saf tutan bir devlet görevlisinin TBMM'sine sızmış çetecilerin provokasyonlarına alet olmayacağının bilincinde olması gerekirdi. Asıl yapılması gereken ise, meclis çatısı altında 28 Şubat'ın intikamını almak maksadıyla darbeyi deşifre eden daire başkanını hedef alarak meclisin saygınlığı ve itibarına zarar verenlerin ortaya çıkarılmasıydı ki şüphesiz bu durum ülke menfaatleri ve kamu yararı açısından çok daha isabetli olurdu. Eğer Sayın Cemil Çiçek'i FETÖ militanlarının günahı kadar sevmediklerini bilmesem terörist başı Gülen'in geçmişte sağ kolu olan Nurettin Veren'in Cemil Çiçek hakkında 6 Temmuz'da yaptığı cemaatçi suçlamasına inanırdım sanırım.
Sayın Çiçek, Darbeleri Araştırma Raporu'nu teslim alırken bu raporun gelecek kuşaklara ve araştırmacılara REFERANS niteliğinde bir çalışma olduğunu vurgulamıştı. Bu varsayımdan hareketle gelecek bir tarihte, 28 Şubat Alt Komisyon Taslak Raporu ve TBMM Darbeleri Araştırma Komisyonu Raporu'nda, Bülent Orakoğlu'nun anlatıldığı bölümü tetkik eden araştırmacılar, 28 Şubat sürecinin ana damarı olan BÇG belgesini elde ederek cunta grubunu deşifre eden Emniyet İstihbaratı ve görevlileri ile dönemin siyasi aktörleri hakkındaki kanaatleri ne olacaktı? TC tarihinde bir ilk olarak REFAH-YOL hükümetine darbeyi haber veren demokrasi ve millet iradesini özümlemiş bir istihbarat yapılanması ve onun arkasında dik duran siyasi iradeyi mi ? Yoksa yasadışı işlere bulaşmış illegal telefon dinleyen, askeri casusluk suçlamasına muhatap olmuş bu şartlarda BÇG belgesini elde etmiş bir istihbarat servisi ve arkasındaki siyasi iradeyi mi? Bu raporları okuyanlar maalesef ikinci şıkkı tercih edecekler. Çünkü bu raporların bu bölümleri 28 Şubat cunta yanlısı olarak hazırlanmış. Bu konuda, TBMM Başkanlığı ve 28 Şubat Alt Komisyonu'nu noter tasdikli uyarmamıza rağmen raporlarda, 28 Şubat cuntasının psikolojik harp jargonu doğrultusunda yakıştırma sıfat ve terimlerin yer almaya devam ettiği görülmektedir. Darbe araştırmasında, hazırlanan raporlara, darbecilerin ve darbeye destek veren sivil unsurların resmi belgeli iddialarına, iftiralarına noktasına virgülüne kadar yer verilirken, darbeye karşı koyan Emniyet İstihbaratı başkanı ve personelinin gerek askeri mahkemelerde verilen beraat kararlarının, gerekse Ankara 2 No'lu DGM'de Polis Vazife Selahiyetleri Kanunu Ek 7 maddesine göre devlet görevi yaptıklarına dair gerekçeli kararların geçiştirilerek yer verilmesi, raporların güvenilirliğini sarsmış görünmektedir.
15 Temmuz FETÖ kalkışmasını araştırmak için TBMM'de kurulan komisyon, 2012 yılında Darbeleri Araştırma Komisyonunun hazırladığı 1420 sayfalık raporu, FETÖ ve 15 Temmuz Kalkışması açısından incelemeye hazırlanıyor. Bu durum ''Darbe Araştırma Komisyonu Raporu'nun'' Meclis Genel Kurulu'nda neden görüşülmeyerek kadük (hükümsüz) duruma sokulduğunun arka perdesini de aralayacak gibi görünüyor. Tabii ki FETÖ'nün Meclise nasıl sızdığını da?
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.