Terör örgütü hakkınızda dava açarsa

04:0010/08/2015, Pazartesi
G: 13/09/2019, Cuma
Bülent Orakoğlu

Bir terör örgütü düşünün ki, 61.Cumhuriyet Hükümeti'ne dış destekli yargı kılıfı altında darbe teşebbüsünde bulunsun, devletin bütün kurumlarına ahtapot misali sararak sızsın, devletin üst katlarının kripto telefonlarını dinlemek suretiyle elde ettikleri, mahrem devlet sırlarının yabancı ülkelerin eline geçmesine neden olsun, onbinlerce kişinin telefonlarını kurgu sanal örgütler üzerinden illegal olarak dinlesin, yüzlerce kurum ve kişiye kumpaslar kursun, uluslararası arenada Türkiye aleyhinde düşmanca

Bir terör örgütü düşünün ki, 61.Cumhuriyet Hükümeti'ne dış destekli yargı kılıfı altında darbe teşebbüsünde bulunsun, devletin bütün kurumlarına ahtapot misali sararak sızsın, devletin üst katlarının kripto telefonlarını dinlemek suretiyle elde ettikleri, mahrem devlet sırlarının yabancı ülkelerin eline geçmesine neden olsun, onbinlerce kişinin telefonlarını kurgu sanal örgütler üzerinden illegal olarak dinlesin, yüzlerce kurum ve kişiye kumpaslar kursun, uluslararası arenada Türkiye aleyhinde düşmanca faaliyetlerde bulunsun, İsrail aşkını her vesileyle dile getirsin.

Bu silahlı terör örgütünün veya geçmişte dini referans alan bir cemaatin yurt içinde ve dışında televizyonları, gazete ve dergileri, okulları, ajansları, açık ve örtülü şirket ve holdingleri en önemlisi de bankası olmasını, ABD başta olmak üzere bazı ülkelerin gizli servisleriyle ilişki iddialarını şüphe ile karşılayıp araştıran bu konuda kamuoyunu aydınlatmaya çalışan, gazeteci ve yazarlar başta olmak üzere 100'ü aşkın kişiye açılan davalar hak aramaktan çok gerçeklerin ortaya çıkmaması adına yazılı ve görsel medyayı baskı altına alıp sindirmeye yönelik psikolojik harekata dönüşmüş durumda.

FETÖ'ün firari lideri Fethullah Gülen'in dava açtığı gazeteciler arasında bulunan, Erzincan Detay Gazetesi yazarı ve sahibi Hüseyin Adalan'ın kaleme aldığı'' Silahlı terör örgütü liderleri arasında eşitlik istiyorum'' köşe yazısı sosyal medyada en çok paylaşılan makale ve olay oldu. Adalan yazısında;

''Gülen malumunuz üzere bir silahlı terör örgütü lideri, yani FETÖ lideri. Aynı şekilde Abdullah Öcalan da silahlı terör örgütü lideri yani PKK lideri. Her ikisi de silahlı terör örgütü lideri ama Abdullah Öcalan şu ana kadar, yani 30-35 sene zarfında hiç kimseye “bana hakaret ettiler” diye bir dava açmadı. Bundan başka hiç kimseye tazminat davası da açmadı. Oysa, 30-35 senedir Abdullah Öcalan'a namı diğer APO'ya belki binlerce kez gerek basın yoluyla gerekse kişiler arasında hakaretler, edildi, küfürler savruldu, en kibarı APO denildi. Ama dediğim gibi, APO kimseye bir dava açmadı ya da açamadı. Ama gelgelelim, Fethullah Gülen Pensilvanya'da oturup habire Türkiye'de davalar açmaktadır. Abdullah Öcalan, kimseye kendisine “APO” dediği için dava açmadı ya da açamadı, ama Fethullah Gülen'in kendisine “FETÖ” demek bile suç oldu...

Ben devletine ve dinine bağlı, babası Kıbrıs gazisi olan birisiyim. Benim Apo'dan övgü ile bahsetmek gibi bir amacım ve derdim olamaz, zaten yoktur da. Ama itirazım, birisinin, yani elbette devlet birimlerinden birinin çıkıp Fethullah Gülen'in Türkiye'de davalar açmasına dur demelidir.

Madem, Fethullah Gülen bir silahlı terör örgütü olan FETÖ'nün lideridir, o halde Türkiye'de davalar açması, açabilmesi de ayrı suç olmalıdır. Çünkü bu yolla kendi terör örgütüne maddi ve manevi kaynak elde etmiş olmuyor mu?

Şu işe bakın, kırmızı bültenle aranan, hakkında yakalama kararı çıkartılan, devletin Kırmızı Kitabı'nda en üstte duran kişi sanki Türkiye'deymiş gibi elini kolunu sallayarak kağıttan bir Fethullah Gülen olarak adliye koridorlarında dolaşıyor, insanlara tazminat davaları açıyor, ceza davalarıyla insanlara korku salıyor, tedirgin ediyor....

Şu hale bakın, ne zamandan beri bir silahlı terör örgütü liderine söz söylemek suç oldu?

Devlet önce bu işe bir çare bulmalıdır...''

Son olarak güncellenen Kırmızı Kitap'ta Paralel Yapı ''Ulusal güvenliği tehdit eden legal görünümlü illegal yapı'' olarak tanımlanmıştı. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın kabul edilen iddianamesinde emniyet içindeki paralel suç örgütüne ''Fethullahçı Terör Örgütü'' üyesi oldukları suçlaması yapılmıştı. Başsavcılık terör örgütü suçlamasına dayanak olarak da Yargıtay 9.Ceza Dairesi'nin Balyoz davası ile ilgili onama kararından alıntı yapılmıştı. Paralel suç örgütü ile ilgili olarak birçok ilimizde savcılarca hazırlanan iddianamelerde, Fethullahçı Terör Örgütü suçlamaları mahkemelerce kabul edilmişti.

Günümüzde PKK, DHKP/C, İŞID, FETÖ gibi terör örgütleri, eylem ve stratejilerinde farklılıklar olsa da Türkiye 'deki hükümeti ve mevcut rejimi, Batı'nın emperyalist politikaları çerçevesinde parçalamak ve yıkmak amacıyla aynı merkezden idare ediliyorlar. FETÖ dışındaki diğer terör örgütleri, illegal olarak yasadışı terörist eylem ve faaliyette bulunduklarından dolayı yargıya herhangi bir şekilde hak arama amaçlı başvurmaları düşünülemez.

FETÖ ise dış destekli bir operasyon ile devlet kurumları içine sızarak devleti ele geçirip, devletin yetkilerini, örgüt lehine ve bağlantı içinde bulunduğu bazı Batılı ülkelerin çıkarları doğrultusunda kullanma amacı ve stratejisinden aldığı önemli darbelere rağmen vazgeçmiş görünmüyor. Dış destek ve yargıdaki uzantılarını kullanmak suretiyle devlete meydan okumaya devam ediyor. Legal görünümlü illegal faaliyet içinde bulunan bazı kuruluşlarını devreye sokarak yıldırma ve sindirme amaçlı dava yağmuru yargıdaki örgütlenmenin açık işareti olarak görünüyor.

Bir dönem Gülen'in en yakınındaki isim olan Latif Erdoğan, Aydınlık Gazetesi'nden Can Özçelik ile yaptığı röportajda bu konu ile ilgili olarak şunları söylüyordu;''Hizmetin kendi açtığı kuruluşlardan ziyade şahıs adına kurulan firmalarda hisseleri mevcuttur. Bunlara Bank Asya, Kaynak Holding, Sürat Kargo, Nida AŞ örnek olarak gösterilebilir. Bu firmalar şahıs üzerinden hizmet adına açıldığından şu anda bu şirketlerin sahiplerinin çocukları ilerde bir hak iddia etmemesi için çek senet alınır bunlar bazı yerlerde muhafaza edilebilir.''
#FETÖ
#Aydınlık Gazetesi
#Can Özçelik