Çeyrek asırlık siyasi yürüyüşünü geride bırakan AK Parti, yayımladığı 25. Yıl Vizyon Belgesi ile önümüzdeki dönemin ekonomi politikalarına dair önemli bir yol haritası sunmaktadır.
İlk 25 yılda ulaştırma, sağlık, sosyal politika, enerji altyapısı ve savunma sanayiinde atılan dev adımların ardından, Türkiye’nin bir sonraki çeyrek dönemde yapısal problemlere ve ekonomide var olan sorunları çözmeye odaklan-maktadır.
Ekonomide yapısal sorunların çözümü halinde daha yüksek katma değerli üretimin gerçekleşeceği, cari açığın artık sorun olmaktan çıkacağı, ekonominin enflasyon-faiz-kur kıskacının kırılacağı ve küresel ekonomik güç olma konusunda önemli yol alınacağı açıktır.
PEKİ, VİZYON BELGESİNDE HANGİ EKONOMİ BAŞLIKLARI VAR?
Ekonomi ile ilgili dikkat çekici stratejilerden biri terörsüz Türkiye hedefidir.
Yıllardır bütçede önemli miktarda pay alan güvenlik ve savunma harcamalarının, terörün tamamen tasfiye edilmesiyle birlikte kaynakların sanayi, teknoloji, tarım, eğitim ve turizm gibi üretime dönük sektörlere aktarılacak olması yeni bir dönemi işaret etmektedir.
Savunma sanayiinde yakalanan yüzde 80’in üzerindeki yerlilik oranı yeni dönemde diğer sektörlere de uygulamanın referansı olarak görülüyor. Yeni dönemde, savunma sanayiindeki disiplin otomotiv, dijital yazılım, yapay zekâ, uzay teknolojileri ve sivil imalat sanayiine entegresi amaçlanıyor.
Bununla beraber, daha yüksek ticaret hacmi, yüksek GSYH ve yüksek kişi başı gelir için yüksek teknoloji ve patent odaklı ihracata geçmek temel hedef olarak belirlenmiştir.
Ayrıca, yerli veri merkezleri, ulusal yapay zekâ stratejileri ve siber güvenlik altyapılarıyla dijital ekonominin milli gelir içindeki payının büyütülmesi temel öncelik olmuştur.
Avrupa Birliği Yeşil Mutabakatı ve küresel ticaret kuralları çerçevesinde sanayinin karbon nötr hedeflere uyarlanması, yeşil dönüşümü sağlamak, yerli kaynaklar ve yenilenebilir enerji kapasitesinin artırılarak enerjide dışa bağımlılığın ve cari açığın kalıcı olarak düşürülmesi öne çıkan diğer hedefler olmuştur.
Vizyon belgesinin dış ekonomi bacağında ise önümüzdeki dönemde çok boyutlu bölgesel ortaklıklar öne çıkmaktadır. Türk dünyası, Ortadoğu, Balkanlar ile Afrika, Asya ve Asya-Pasifik bölgesindeki ülkeler ve uluslararası örgütler ile geliştirilecek yeni ortaklıklar Türkiye’nin teknoloji, ticaret, yatırım ve üretim ağlarını küresel ölçekte çeşitlendirilecektir.
Diğer yandan, Türkiye’nin bölgesel bir enerji ve lojistik üssü olma konumunun pekiştirilmesi hedeflenmektedir. Kalkınma Yolu Projesi odağındaki bölgesel taşıma hatları, modernize edilmiş limanlar, demir ağı yatırımları ve dijital entegrasyon altyapıları ve çok boyutlu bağlantı ağları, ülkenin jeopolitik gücünü doğrudan ticari bir değere dönüştürmenin anahtarı olacaktır.
Ekonomik büyümenin sürdürülebilirliği için öngörülebilir bir hukuk sistemi ve kurumsal kapasite vurgusu yapılırken, kentsel dönüşüm yatırımları, afet odaklı dirençli şehirlerin inşası ile yerel sanayiyi canlı tutarak istihdama doğrudan destek sağlayacağı öngörülmektedir.
Dolayısıyla, vesayetle mücadeleden eser siyasetine uzanan ilk çeyrek asrın ardından, Türkiye ikinci çeyrek asırda yapısal ekonomik sorunlarını çözen, teknolojide ve enerjide bağımsızlığı tamamlayan, bölgesel ve küresel oyun kurucu bir aktör olarak kendisini konumlandırmayı hedeflemektedir.

