Yeni dönemde ekonomilerin güvenliği ve dayanıklılığı öne çıkan önemli kavramlardır.
Eskiden ekonomik güvenlik denilince sınırların askeri güçle korunması olarak anlaşılırken, şimdi ise jeopolitik gerilimler, ticaret savaşları, dijitalleşme ve yeşil dönüşüm, enerji arz güvenliği ve finansal bağımsızlık olarak öne çıkmaktadır.
Diğer yandan, ekonominin dış şoklara karşı gösterdiği dayanıklılık da ekonomik güvenliğin hem tamamlayıcısı hem de önemli bir parçası olarak öne çıkmaktadır.
EKONOMİK GÜVENLİK ARTIK ÇOK BOYUTLU
Ekonomik güvenlik tek bir sektöre ve alana sığdırılamayacak kadar çok boyutludur.
Enerji arz güvenliği ekonomik güvenliğin temelini oluşturmaktadır.
Bölgesel çatışmalar nedeniyle kritik enerji koridorlarında meydana gelen transit risklerin, ekonomiler için nasıl bir kırılganlık oluşturduğunu son dönemlerde açık bir şekilde görmüş olduk.
Dijitalleşme ve yeşil dönüşümü sağlayan minerallere ve nadir toprak elementlerine erişimdeki olası sorunlar, önümüzdeki dönemin ekonomik güvenliğini tehdit edecek önemli kaynaklar olacağı öngörülmektedir.
Diğer yandan, ülkelerin güçlü uluslararası rezervleri, güçlü sermaye piyasaları ve güçlü üretim yapıları finansal sistemin güvenli olmasına önemli katkı sağlamaktadır.
Tabi ki ekonomilerin güvenliği için en önemli alan gıda arz güvenliğidir.
EKONOMİK DAYANIKLILIK
Küresel koşulların değiştiği yeni dönemde sadece büyüyen ekonomiler değil; olası ekonomik ve finansal şokları yeterli rezervler ile en iyi absorbe edebilen, alternatif tedarik zincirlerine ulaşan ve başta da enerji arz güvenliğini sağlayan ve enerjide bağımsız olan ekonomiler öne çıkacaktır.
Dolayısıyla, bir ekonominin krizler karşısında ayakta kalabilmesi için yeterli rezervi ve düşük borcu olması krizlerde yaşanacak dalgalanmalardan daha az etkilenmesini beraberinde getirecektir.
2008 küresel borç krizinde de düşük borç stokuna sahip olan ülkelerin krizden daha az etkilendiği görülmüştü.
Diğer yandan, küresel koşulların zorlaştığı dönemlerde, üretim ve büyüme göstergelerini hızla kriz öncesi seviyeye getirmek, üretimi ve teknolojik seviyeyi kolayca adapte etmek ve olası riskler karşısında farklı sektörleri devreye almak ekonomik dayanıklılığın olmazsa olmazları olarak öne çıkmaktadır.
Dolayısıyla, küresel koşulların değiştiği ve zorlaştığı bu dönemde; bir yandan ekonomik güvenliği öne çıkarmanın, diğer yandan ekonomik dayanıklılığı ekonominin merkezine almanın en önemli öncellik olması, zorunlu bir tercihtir.

