Yazarlar Vaka artışı ekonomiler için tehdit mi?

Vaka artışı ekonomiler için tehdit mi?

Erdal Tanas Karagöl
Erdal Tanas Karagöl Gazete Yazarı
Abone Ol Google News

Kovid-19 salgını, tüm dünyayı etkilemeye başladığı 2020 yılının ilk çeyreğinden beri ekonomilerin temellerini de sarsmıştı. Salgın, bu etkisini devam ettirmeye ısrarlı gözüküyor.

Kovid-19 salgını, tüm dünyada üretimden, dağıtım ve tüketime kadar ekonomik döngünün tüm zincirlerini bozdu. Bu zincirin tekrar onarılması da büyük faturaları beraberinde getirdi.

Aynı zamanda, salgın döneminde ekonomilerin daralması insanların işini kaybetmesine, gelirlerinin azalmasına ve satın alma güçlerinde önemli azalmalara neden oldu. Bu da ekonomilerde gelir dağılımının bozulmasına yol açarken sosyal riskin azaltılması için yeni sosyal politika uygulamalarının hayata geçirilmesini gündeme getirdi.

Öte yandan, salgınla başlayan sıkı ve uzun kısıtlamalar nedeniyle oluşan arz-talep dengesizlikleri üretim ve tüketim mallarının fiyatlarında önemli artışlar meydana getirdi.

Bugün fiyat artışları ya da fiyat artışlarının sürekli hale gelmesi olarak tanımladığımız enflasyon, farklı oranlarda gerçekleşse de tüm ekonomiler için önemli bir sorun haline gelmiş durumda.

Bazı ülkeler için enflasyonun konjonktürel olduğu düşünülebilir. Ama pek çok ülke özellikle salgının hızının yavaşladığı dönemlerde ülke ekonomilerinin toparlanması amacıyla uyguladıkları genişletici politikalarla birlikte yükselen fiyatlarla karşı karşıya kaldılar. Ekonomik toparlanmaya katkı sınmak adına hız verilen harcamalar, enflasyonun uzun bir dönem daha dünya ekonomisinin gündeminde olacağını gösteriyor.

Özellikle AB ülkelerindeki sıfır faiz oranı ve Amerika Birleşik Devletleri'ndeki 0-0.25 oranındaki faiz politikasının ve varlık alımlarıyla piyasalara para enjekte edilmesi politikalarının sürmesi mevcut enflasyonun düşürülmesinin biraz zaman alacağını gösteriyor.

ARTAN VAKALAR YENİ KISITLAMALARA NEDEN OLUR MU?

Avrupa’da artan vaka sayıları nedeniyle kısıtlamalar konusunda kafalar karışık. Özellikle ekonomilerin toparlanma sürecine girdiği, toparlanmalar için büyük desteklerin sağlandığı ve faizlerin halen sıfır olduğu bu dönemde yeni kısıtlamaların süreci akamete uğratacağı beklentisi nedeniyle tam kapanmalar istenilmiyor.

Ayrıca, daha önce gerçekleşen kısıtlamaların neden olduğu sorunların yeniden gündeme gelmesi istenmiyor. Özellikle eğitimin kesintiye uğramasını kimse istemiyor.

Ancak vaka sayılarının düşürülmesi adına aşıların zorunlu olması hususu tartışılan en önemli konulardan birisi. Mesela, Avusturya’da aşı olmayanların sokağa çıkmasının yasaklanması ve 10 gün tam kapanmanın tekrar başlıyor olması bu kısır döngüden kurtulmanın tek çaresinin aşılama oranını arttırmaktan geçtiğini gösteriyor.

Öncelikle Avrupa ülkelerinde aşısız kişilere uygulanacak kısıtlamaların önümüzdeki günlerde vaka artışıyla beraber farklı ülkelerde de uygulanabileceği öngörülüyor. Avusturya’da aşısız kişilere uygulanan sokağa çıkma yasağı Slovakya’da da bugün uygulanmaya başlıyor.

Bu nedenle, ülkelerde aşılama oranının toplumsal bağışıklık seviyesine erişmesi için aşılama hızının kısa sürede yükseltilmesinin, vaka artışı-kısıtlama biçiminde sürekli olarak yaşadığımız bu kısır döngüden çıkmanın tek yolu olduğu açıktır.

Aksi halde, son iki yıldır yaşadığımız bu kısır döngüyü ve bu kısır döngünün neden olduğu zorlukları ve maliyetleri sürekli yaşarız.

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.