Yazarlar Zülfü Livanelinin 27 yıllık öfkesi

Zülfü Livaneli’nin 27 yıllık öfkesi

Ersin Çelik
Ersin Çelik Gazete Yazarı
Abone Ol Google News

Zülfü Livaneli’nin, Deniz Baykal’ı ‘Sünni’ olduğu için suçlayıp kamuoyunun önüne attığı röportajı evire çevire okudum. HDP’ye yakın internet sitesinde yayınlanan söyleşinin en flaş bölümü de zaten “Deniz Baykal Kürtleri, Alevileri, ezilenleri sevmez” cümlesiydi. Baykal sonrası CHP’nin oturtulduğu politik zemini, bu cümle üzerinden okuyabiliriz. Mustafa Kemal Atatürk, İsmet İnönü ve Ecevit dönemlerinin CHP’sinin Kürt ve Alevi politikasının faturasını da Baykal’a kesip hesabı kapatıyor Livaneli. CHP’yi kurucusu olduğu devletten hızla uzaklaştıran Kemal Kılıçdaroğlu’na da yeni bir sayfa açıyor. Lakin Zülfü Livaneli’nin röportajı dikkatle okunduğunda yılların öfke birikimini görüyorsunuz. Baykal’a yapılan itibar suikastlarının hemen üzerine yapılan suçlamaların merkezine 1994 yerel seçimleri oturtulmuş.

Ne diyor Livaneli? Bağlamından koparmadan alıntılıyorum: “O seçimlerde Hüsamettin Özkan’ın ağabeyi Necdet Özkan da benim karşımda, DSP’nin adayıydı. Baykal da CHP’nin adayı olarak sonradan AKP’de Kültür Bakanlığı yapan, ismini unuttuğum birini aday göstermişti. SHP zorlayıp beni ikna ettiğinde de hem Ecevit’e hem Baykal’a gidip “Madem böyle bir şey oldu, hepinizin adayı olayım” dedim. Tüm bunları dememişim gibi seçim sürecinde Ecevit, Refah Partisi’yle değil, şahsen benimle uğraştı. Neticede oyları böldüler ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi bu şekilde Tayyip Erdoğan’a teslim edildi.” (Gazete Duvar)

1994 seçimleri Türkiye’nin yol haritasını birçok açıdan belirledi. Kazanan da kaybeden de İstanbul seçimlerinde sandıktan çıkan sonucun siyasi ve sosyolojik etkilerini çok iyi biliyor. 27 Mart 1994 seçimlerinde ne oldu peki? Yarışın, İstanbul Belediye Başkanı ve ANAP adayı Bedrettin Dalan, SHP adayı Zülfü Livaneli, DYP adayı İlhan Kesici ve DSP adayı Necdet Özkan arasında geçmesi bekleniyordu. Kamuoyu yoklamalarına göre; Dalan ya da Livaneli’nin seçimleri kazanacağı düşünülüyordu. Dönüp arşivden dönemin gazetelerine bakın Refah Partisi’nin adayı Recep Tayyip Erdoğan anketlerde ilk üçe dahi giremiyordu.

Sandıktan çıkan sonuç herkesin malumu. Erdoğan en yakın rakibi İlhan Kesici’ye 120 bin oy fark atıp İstanbul’da belediye başkanlığı koltuğuna oturmuştu. Zülfü Livaneli ise Erdoğan’ın 200 bin oy gerisinde üçüncü olmuştu. Geçmiş seçimler üzerinde hesap yapmak sonuçları değiştirmez. Siyaset mühendisliğine ise çok katkı yapar. Livaneli ise aradan çeyrek asır geçmesine rağmen DSP adayı Necdet Özkan’ın aldığı 478 bin oy üzerinden hesap görmeye devam ediyor. Neden mi? Geçen yıllar Livaneli’ye sadece belediye başkanlığını kaybetmediğini gösterdi. 1994’teki rakibi Erdoğan, siyaset sahnesinde İstanbul Belediye Başkanı olarak kalmadı. Livaneli, kendisini Erdoğan’ın yerine konumlandırdığında CHP Genel Başkanı, belki de Başbakan ve Cumhurbaşkanlığı makamlarını da 1994’te kaybettiğini düşünüyor. 2005’te CHP’ye genel başkan olmak istemiş fakat parti içinde yeterli desteği bulamayınca CHP’den istifa etmişti. Livaneli o gün de öfkeliydi. Baykal’a açtığı bayrak dikkate alınmayınca zehir zemberek açıklamalar yapmıştı. İntikamını da 2007’de Vatan gazetesinde “Beylerbeyi’nde gizli anlaşma” yazısı ile almıştı. Yazısında CHP lideri Deniz Baykal’ın Başbakan Tayyip Erdoğan’la gizlice buluşup anlaşma yaptığını iddia etmişti. Son verdiği röportajın zeminini de bu yazısı oluşturuyor zaten. Görüldüğü gibi Livaneli dönüp dolaşıp Baykal’dan bir şekilde intikam alıyor. Bu arada ‘nereden çıktı Cumhurbaşkanlığı’ diyenler olacaktır. Zülfü Livaneli-Ekrem İmamoğlu muhabbeti herkesin malumu. İmamoğlu’nun 2019’da Livaneli’nin üç ay içinde üst üste sahneye çıktığı Kıbrıs, Bodrum ve Harbiye konserlerine gitmesi bir hayli konuşulmuştu. Bu ilgiyi kurcalayan Fatih Altaylı’nın yazısında yer verdiği bir yorumu aktarayım; “Ben eğer Zülfü’yü biraz tanıyorsam, İmamoğlu önderliğinde parlamenter sisteme geçilirse Cumhurbaşkanı ben olurum diye düşünüyordur.”

Zülfü Livaneli’nin, 1994 seçimleri ile kaybettiği makamları dikkate alırsak öfkesinin şiddetini kestirebiliyoruz. Öylesine öfkeli ki CHP’nin 1994’teki İstanbul adayı Ertuğrul Günay’ın adını bile ağzına almıyor. “Baykal da CHP’nin adayı olarak sonradan AKP’de kültür bakanlığı yapan, ismini unuttuğum birini aday göstermişti” sözlerine bakılırsa, Günay’ın aldığı 54 bin oy bile yüreğine oturmuş. Günay’ın adını unutmuş ama aldığı 54 bin oyu unutmamış. Yeni Şafak dünkü manşetinde, itibar suikastı düzenlenen 84 yaşındaki Deniz Baykal’a yakın isimlerin CHP’den tamamen tasfiye edilmesi için düğmeye basıldığını duyurdu. Öyle görünüyor ki; Baykal'ı Kürt ve Alevi düşmanı ilan eden Livaneli'nin 27 yıllık öfkesi tam da zamanında sahaya sürüldü.

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.