3 E üzerine düşünceler: Emek, eğitim, evlilik (1)

Fatma Barbarosoğlu
Fatma BarbarosoğluYeni Şafak Gazete Yazarı
04:00, 18/08/2026, Salı • Yeni Şafak Haber Merkezi
3 E üzerine düşünceler: Emek, eğitim, evlilik (1)

Karşımıza her gün yeni bir insansı robot haberi çıkıyor, ardından YZ ile birlikte tarihe karışacak mesleklerin listesi veriliyor.

Çağlar boyunca insanlar savaşlar, depremler, yangınlar, salgın hastalıklar, yokluklar, kıtlıklar gördü. Ama hiçbir çağ günümüz insanı kadar iyi ile kötünün, doğru ile yanlışın, gerçek ile sanalın birbirine karıştığı bir zaman dilimine muhatap olmadı.

Geçmiş çağlarda da herkesin öncelikler sıralaması farklıydı ve üst sınıfın ihtişamlı hayatı akıp giderken aşağıdakiler karınlarını doyuramadan, sağlıksız ortamlarda, yokluğu birbirine ekleyerek daha kırkına varmadan terki dünya ediyordu. Bunca meşakkatin içinde toplumun bütün kesimleri evleniyor, evlenmemek bir hayat tercihi olarak söz konusu bile olmadığı gibi alt sınıfların da üst sınıfların da bir elin parmaklarını geçen çocukları dünyaya geliyordu.

Anna Karenina romanı üzerinden birkaç hafta romandaki sahnelerin izini süreceğimiz için Tolstoy’un hayatı ile romanın en önemli karakterlerinden olan Levin’in hayatındaki paralellikler üzerinde duracağız ister istemez.

Tolstoy’un on üç çocuğu olmuştu. Karısı art arda o kadar çocuğun dünyaya gelmesine vesile olurken aynı zamanda eşinin sekreterliğini yapıyor, yazdıklarını temize çekiyor, evlerinde düzenli olarak misafir ağırlıyordu.

Tolstoy bir aristokrat, lakin köyde yaşamayı tercih ediyor. Köy hayatından edindiği tecrübeleri Anna Karenina romanındaki Levin karakteri üzerinden dile getiriyor. Arkadaşları devletin üst kademelerinde memur ya da asker iken otuz iki yaşındaki köyde yaşayan, toprak sahibi soylu Levin’in sosyetenin nezdinde hiç itibarı yoktu. Onların gözünde o bir işe yaramayan insanların yaptığını yapan yeteneksiz bir adamdı.

Romanın başında Levin okuyucuya böyle tanıtılıyor. Romanın ilerleyen sayfalarında emek, eğitim, evlilik konusunda Levin’in yaşadığı bütün tecrübeye okuyucu da ortak olacak, köylüler hakkında konuşmak ile köylü ile konuşmak arasındaki farkı eşsiz bir şekilde idrak edecektir. Nitekim Tolstoy da adeta kendinden bölerek inşa ettiği Levin’e kendi hayatının sahnelerini katar, kahramanını kendi tecrübesini damıtarak konuşturur.

Geçerken söylemiş olayım, bizde köy romanları genellikle köylüler hakkında yazılmış didaktik metinlerdir.

Klasik romanların izinde geçmişin ışığını ve gölgesini takip etmeye çalışıyorum birkaç yıldır. Fakat sadece klasik romanlar üzerinden ilerlemiyorum, aynı zamanda özellikle Asyalı yazarların kaleminden distopik metinleri de gözden kaçırmamaya çalışıyorum. Bu bağlamda Tokyo’nun Son Çocukları ile Güney Koreli yazarın kaleminden Veda’yı anmak isterim. Veda, insanlarla insan olmayanlar ama ilk bakışta insan olmadıkları anlaşılmayan Androidlerin dünyasını çok çarpıcı bir şekilde dile getiriyor.

Günü görmek için düne, dünü görmek için güne ihtiyacımız var.

Gelmekte olanı karşılamadan, gitmiş olanı uğurlamadan önce yerinden kalkmış gibi görünen değerleri, “Ne idi? Ne oldu? Neden böyle oldu?” sorularına cevap arayarak geçirmenin hepimize iyi geleceğini düşünüyorum.

Olmuş olanın sahnelendiği en gösterişli sayfalar klasik romanlarda karşımıza çıkar. Klasik roman deyince ilgi alanım öncelikle Rus romanlarıyla başlıyor. Batı dışı toplumların modernleşme maceralarını takip edebileceğimiz iki ülke var: Japon modernleşmesi ve Rus modernleşmesi.

Rus modernleşmesi roman sayfalarında Osmanlı modernleşmesine çok benzer. Üst sınıfın Fransa hayranlığı, köylüyü adam etmeye nereden başlamalıyız sorusuna aranan cevaplar… Onlarda aristokratlar vardır, yer gök, prens, prenses, kont ve kontes kaynar adeta. Bizde dün çoban olanın sadrazamlığa kadar yükseldiği, onun torunlarının akıbetinin meçhule karıştığı bir “soyluluk” anlayışı hakimdir daha ziyade.

Tanzimat romanından başlayarak kendi hikayemizi arayıp bulabileceğimiz gündelik hayat sahneleri olduğunu zannederiz. Anlatılan çoğu defa uyarlama hikayelerdir. Tıpkı günümüzün dizileri gibi. Hikayesi bizden olmayan uyarlama hayatları, bizim diye benimser, Türk dizileri yurt dışında satılıyor diye seviniriz. Neyse bu başka bir yazının konusu olsun.

Klasik romanları yeniden okurken/dinlerken 3 E’nin peşinde kendime bir sorun alanı inşa ederek ilerliyorum. Üç E: Eğitim, emek, evlilik.

Anna Karenina romanında da bu üç E bütün veçheleri ile karşımıza çıkıyor. Üç evlilik tipi var romanda. Evlilik yazılarına başlayınca bahsedeceğim inşallah. Ancak evlilik yazılarına geçmeden önce eğitim ve emek üzerinde durmak gerekiyor.

Levin’in kendi toprağında köylülerin yadırgayıcı bakışları altında yaşlı Tit’ten ot biçmeyi öğrendiği sahne, eleştirmenler tarafından romanın en önemli sahnesi kabul ediliyor. Yıllar önce bu sahnenin neden bu kadar önemli olduğunu, itiraf etmem gerekirse, anlayamamıştım. Ama bugün bu sahneyi tekrar tekrar okurken görerek öğrenme bahsinden usta çırak ilişkisine, emek ve zaman ilişkisinden öznenin duyduğu huzura kadar pek çok konuyu şaşırtıcı bir şekilde içerdiğini görüyorum.

Bu giriş, dikkatinize sunacağım Anna Karenina romanının benim açımdan en dikkat çekici kahramanı olan, bir aristokrat olduğu halde köylülerin arasında yaşayan, bedeni ile çalışırken mutlu olan Levin karakterinin tırpan biçme sahnesine getirmek için.

Geçen hafta Levin’in tırpanı eline aldığı sahne üzerine yazacağımı vaat etmiştim. Ama bize ayrılan yerin sonuna geldik. Haftaya devam edelim inşallah.

Meraklısı için not:

Geçen salı dikkatinize sunduğum “ ‘Dans Eden’ Köy Adamları” yazısı farklı mecralarda değişik paylaşımlara vesile oldu. Bu paylaşımlar okuyucuların dikkati ile değer kazandı elbet.

İlahiyat Profesörü Mustafa Özel Bey’e yazı ile ilgili bir değerlendirme ulaştırılmış, o da bendenize ulaştırdı, ben de sizlerle paylaşmak istedim. Farkındasınız muhakkak, yazılarımı “bir köşe yazısı” olarak değil, birlikte düşüneceğimiz, mekânsal uzaklıkları paranteze alabileceğimiz bir okuma etkinliği olarak planlamaya gayret ediyorum.

Mustafa Özel Hoca’nın paylaşımına karşılık bana ulaştırılması istenen “uyarı” mektubu şöyle:

“Fatma Hanım “Tırpan biçmek her ne kadar kas kuvveti gerektirse de iri yarı adamların tırpan biçememesi, minyatür kadar küçük adamların tırpan biçebilmesi de ilginç gelirdi”, derken şaşkınlığını ifade ediyor olsa da tırpan biçmenin esas olarak kas kuvvetiyle yapılan bir şey olduğunu düşünüyor. Yanılıyor.

Köylülükte kas gücü istemeyen çok az iş vardır, bu manada, tırpan da belli bir kas gücü ister, doğru, lakin tırpan biçmek, yani saatler boyunca, bazen bütün gün, diğer tırpancılar arasında aksamadan, geri kalmadan, kesilmeden, yorulmadan, istikrarlı ve tempolu bir şekilde tırpan biçmek, kas gücünden öte, vücudun bütün kaslarının uyum içinde işe koşulduğu muazzam bir teknik, beceri, disiplin ve beden gerektirir.

O yüzden tırpanın hamı (yani tırpan biçmeye başladığın gün, yani daha kaslar ve vücut hazır değilken, kararında durmadığında bütün kasların “kulunç” olduğu, vücudun ağrıdan kıpırdayamadığı hal) felakettir, 4-5 gün geçmez.

Mustafa Hocam kendisiyle irtibatınız varsa, bu bilgiyi iletirseniz sevinirim, çünkü bu konuda yazmaya devam edeceğini belirtiyor, belki faydası olur...”

Bana ulaştırdığınız ya da ulaştırmadığınız ama kendi aranızda sohbet konusu yaptığınız paylaşımlar için çok teşekkür ederim.

Sayfa Sonu
Türkiye’nin Birikimi. Uluslararası Medya Grubu.

Türkiye’nin gündemini belirleyen haber kaynağına hoş geldiniz! Tarafsız, dinamik ve derinlemesine habercilik anlayışıyla Yeni Şafak, okuyucularına güncel gelişmelerin ötesinde bir deneyim sunuyor. Siyaset ve ekonomiden kültür-sanat ve spor dünyasına kadar geniş bir yelpazede sunduğu haberlerle, hem Türkiye’de hem de dünyada neler olup bittiğini anında öğrenin. Dijital platformlarıyla her an, her yerden en doğru bilgiye ulaşın; Yeni Şafak’la gündemi yakalayın!

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

Gündemi cebinizde taşıyın! Yeni Şafak’ın mobil uygulamalarıyla, en güncel haberlere anında ulaşın. Siyasetten ekonomiye, spordan kültür-sanat dünyasına kadar geniş bir içerik yelpazesi parmaklarınızın ucunda! Hem iOS, hem Android hem de Huawei cihazlarınızda kolayca indirerek, günün her anında en doğru bilgiye hızlıca erişin. Hemen indirin, dünyadaki gelişmeleri kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mah. Fetih Cad. No:6 34010 Zeytinburnu/İstanbul, Türkiyeiletisim@yenisafak.com+90 212 467 6515

YASAL UYARI

BIST isim ve logosu 'Koruma Marka Belgesi' altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026