Ağıt/Bak bakalım duruyor mu kalbin yerinde!

Fatma Barbarosoğlu
Fatma BarbarosoğluYeni Şafak Gazete Yazarı
01:00, 31/01/2014, Cuma • Yeni Şafak Haber Merkezi
Ağıt/Bak bakalım duruyor mu kalbin yerinde!

Rüzgârın varlığını bütün hücrelerimde, sinir uçlarımda hissederken önümden bir adam geçti. Alt tarafı biraz önce servisten inmiş biraz sonra vapura binecektim. Önümden geçen adamın korunaksız kıyafetleri içinde kucağında tuttuğu yavrusunu vücuduna siper etmeye çalışarak yürüyüşünü görünce üşüyor oluşuma isyan ettim. Ayakkabılarım kavi ve sırtım pek idi. Garip kelimesinin bütün nüanslarını bedenine zapt etmiş bir baba yürüyüp giderken ben oracıkta kala kaldım. O bebek hasta mıydı? Aç mıydı? Bu soğuk günün gecesini nerede nihayetlendirmişlerdi?

O an atm kartlarına, İstanbul kartlarına her şeye isyan ettim. Çünkü onların ''güvencesi'' ile meteliksiz dolaşabilme hürriyetim/hürriyetimiz olmuştu. Bilumum kartların tam o an ''kendine Müslüman'' bir durumu kadimleştirdiğini fark ettim. Cüzdanımın bir köşesinde emniyet niyetine taşıdığım parayı bozdurup bu adama ulaştırmam gerekiyordu. Kim bozar. Oradan oraya koştum; kestaneci, simitçi bozamaz. Büfeler, belturlar.Yok yok.

Bozduramadığım para ile ''atm kartı zenginliğinin bütün kredilerini kendi içimde çoktan tüketmiş biri olarak, kucağında yavrusu ile dolaşan babayı aradım. Belki atm kartı ile onlara bir salep ısmarlayabilirdim. Karşılaştığımız noktaya kadar yürüdüm. Ötelere yürüdüm. YOK. Yüksekçe bir yere çıktım belki kalabalığın içinde onları görürüm diye. YOK.

Kendime küsmüş bir şekilde; parasız yaşama hürriyeti sunan kartlarımın açtığı yolun emniyet duvarlarına çarpa çarpa vapura bindim. Kaybettiğim bir sınavın içindeydim. Tam kazanacakken kaybetmiştim işte. Rızkı veren Allah diyoruz. Gün boyu. Söylemek kolay. O parayı bozdurmaya kalkarken kaybetmiştim. Bütünüyle vermeyi göze alamadığım için... Rızkı veren Allah diyebilme hakkını/duasını kaybetmiştim.

Ey Rabbim kaybedilen her sınavın bir ikmali var. Kaybettiğimi bildiğim gibi kaybettiğim sınavı ikmal edebileceğimi de bilecek miyim dedim.

Bilirsiniz insan yana yana sorduğu soruya bazen yana yana cevap bulur. Cevap yok. İçimdeki boşluk; boşluğun boşluk kazarak derinleştirdiği bir havada ilerlerken...

Sonra bir ses duydum. İçimdeki boşluk kocaman bir dünya coğrafyasına dönmüşken... Baktım o ses ta yanı başımda. Saçı sakalı birbirine karışmış genç bir adam söylemiyor da bir ağıtın içine çağırıyor bütün yolcuları. Karadeniz bölgesinden bir türkü. Daha önce hiç duymadığım bir türkü.

Kemençenin sesine, neredeyse hepsi aynı boyda beş çocuk geldi. Ağızlarından dökülen Arapça kelimeler, akide şekeri kıvamında. Belli ki daha önce hiç kemençe görmemişler. Nasıl şaşırarak, nasıl hayran bakıyorlar.

Bu çocukları kırmadan ama onları dilenmeye alıştırmadan bir ikram olarak ne yapabileceğimi düşündüm.

Her an düşmeye hazır kan şekerinin beni daima yiyecek içecek tedariki ile dolaşmaya mecbur etmesine o an şükrettim. Bir poşetin içinde leblebi, badem ve kuru kayısıdan oluşan atıştırmalıklarım geldi aklıma. Çocuklara baktım. Bakıştık. Bakışlarımızla selamladık birbirimizi. Ve poşeti takdim ettim. Efendice aldılar. Yüzlerinde çocuk mutluluğunun paha biçilmez tebessümü.

Neden sonra karşımda oturan yolcuların bakışları ile beni duvarlara çarpmakta olduğunu fark ettim. Okumakta oldukları gazeteye kaldırıp sonra yere çarparak... Gerisini yazmayacağım. Vermeye çalıştıkları mesajı anladım. Siz de anlamışsınızdır.

Bana dünyanın en sevimli varlığı olarak görünen bu çocuklar onlara tekinsizliği telkin ediyordu.

Yaşadığımız dünyada her an ''yeni bir yoksul'' ile karşılaşacağız. Bir vakit önce bizim gibi bir hayatı olan bu insanlar ile insanlığımızın paydasını genişleterek buluşmayı göze alamadığımızda başlayacak asıl tekinsizlik.

Tekinsizlik etik değil estetiktir diyen Freud haklı mıydı?

Bu çocukların çocuk olduğunu anlamamız için ille de onları temiz, şık giysiler içinde mi görmemiz gerekiyor?

Kıyafetleri kirli ve evet parfüm kokularına aşina olanlar için bedenlerinden hiç de hoş olmayan kokular geliyor, lakin bakışlarındaki berraklık hepimize yetecek kadar parlak. Bizi bize gösterecek kadar billurdan o bakışlar.

Yani diyorum ki ey okuyucu Suriye yaz vicdanına gönder hele! Var mı bir vicdanın sınamış olursun böylece.

Sayıları bir milyonu geçen ''muhacir'' için ben ne yaptım diye sor. Ciğerimi yerinden oynatacak kadar derinden dua ettim mi diye sor kalbine.

Bak bakalım duruyor mu kalbin yerinde!

Ben benimkinin bir işe yaramadığını gördüm!

Başlıklar :
Sayfa Sonu
Türkiye’nin Birikimi. Uluslararası Medya Grubu.

Türkiye’nin gündemini belirleyen haber kaynağına hoş geldiniz! Tarafsız, dinamik ve derinlemesine habercilik anlayışıyla Yeni Şafak, okuyucularına güncel gelişmelerin ötesinde bir deneyim sunuyor. Siyaset ve ekonomiden kültür-sanat ve spor dünyasına kadar geniş bir yelpazede sunduğu haberlerle, hem Türkiye’de hem de dünyada neler olup bittiğini anında öğrenin. Dijital platformlarıyla her an, her yerden en doğru bilgiye ulaşın; Yeni Şafak’la gündemi yakalayın!

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

Gündemi cebinizde taşıyın! Yeni Şafak’ın mobil uygulamalarıyla, en güncel haberlere anında ulaşın. Siyasetten ekonomiye, spordan kültür-sanat dünyasına kadar geniş bir içerik yelpazesi parmaklarınızın ucunda! Hem iOS, hem Android hem de Huawei cihazlarınızda kolayca indirerek, günün her anında en doğru bilgiye hızlıca erişin. Hemen indirin, dünyadaki gelişmeleri kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mah. Fetih Cad. No:6 34010 Zeytinburnu/İstanbul, Türkiyeiletisim@yenisafak.com+90 212 467 6515

YASAL UYARI

BIST isim ve logosu 'Koruma Marka Belgesi' altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026