Yazarlar - İmparatorluk döndü Yeni süper güç ve son meydan savaşı - Erdoğana Abdülhamit kaderi yazanlar büyük hesap hatasına düştü

- İmparatorluk döndü! Yeni “süper güç” ve son meydan savaşı - Erdoğan’a Abdülhamit kaderi yazanlar büyük hesap hatasına düştü.

İbrahim Karagül
İbrahim Karagül Gazete Yazarı
Abone Ol Google News

“İmparatorluklar geri dönüyor, Türkiye tarihe ve coğrafyaya döndü” cümlesi sadece bir umut, sadece bir beklenti, sadece bir hayal değildi.

Çünkü dünya; Avrupa’nın “coğrafi keşifler” adını verdiği “sömürge tarihi”nin başlangıcından bu yana, yüzlerce yıl sonra “ilk kez” derin bir güç kayması yaşıyordu.

Batılı tarih gerileme dönemine girmiş, Batılı küreselleşme bitmiş, yükselen yeni güçler ortaya çıkmış, eski imparatorluklar büyük iddialarla geri dönmeye başlamıştı.

“21. YÜZYILIN SÜRPRİZİ TÜRKİYE” İFADESİNİN KAYNAĞI NEYDİ?

Aslında yüzlerce yıl sonra “dünyanın ekseni” ilk kez değişiyordu. Bu doğru bir okumaydı, akıllı bir takipti, geleceğe dönük öngörüydü. “21. yüzyılın sürprizi Türkiye’dir” cümlesinin kaynağı da burasıydı.

Tarihî ve coğrafî kavramları üretmeden, güvenlik ve diplomasi duruşunu netleştirmeden, Türkiye ve dünyaya bakışı yerlileştirmeden, binlerce yılın jeopolitik aklını bugüne çağırmadan bunu başaramazdık.

Biz de buna yöneldik. Türkiye okumamızı, coğrafya tanımımızı, küresel güç haritasına bakışımızı netleştirdik. Özgür zihni inşa ettik, sonrasında da yükselen Türkiye’nin kapıları açıldı.

SABIR YÜZYILI BİTTİ. “ÜÇ KITANIN AKLI”NI ANADOLU’YA SAKLADIK. KURUCU AKLA YÖNELDİK.

Toplumsal genetiğimizde zaten varolan bu gücü 21. yüzyılda yeniden keşfettik. İmparatorluklar aklı, siyasi genetik bağlarından boşandı. “Türk Tipi Baasçılık” zihninden, Selçuklu, Osmanlı “kurucu akla” yeniden döndük.

Bunun için yüz yıl bekledik. Çünkü 20. yüzyıl sabır yüzyılıydı. Anadolu’yu koruma, burada tutunma yüzyılıydı. Onlar bizi tarih dışına, coğrafya dışına itme planları yaptılar. Ama biz üç kıtanın aklını Anadolu’ya sıkıştırıp koruduk.

Bu yüzden Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşu, Osmanlı kuruluşu kadar tarih değiştiren bir milattır. Artık “kuruluş” dönemi tamamlanmış, “yükseliş” dönemi başlamıştır.

İKİ DÜNYA SAVAŞINDAN DERİN. FİZİKİ HARİTALAR DA DEĞİŞİR. GÜÇ BATI KONTROLÜNDEN ÇIKTI.

Bunu geçtiğimiz yüzyıl asla yapamazdık. Çünkü Batı’nın sınırsız baskı ve denetimi varken, böyle bir şeye girişmemiz Anadolu’nun da imhası olacaktı. Ve biz gerçekten de tarih ve coğrafya dışına itilmiş olacaktık.

Artık sabır dönemi bitti. Dünya, Batı’nın yüzyıllardır devam eden denetiminden çıktı. ABD ve Avrupa artık yeryüzünün küçük bir bölümünü oluşturuyor.

Asya uyandı. Afrika uyanıyor. Ortadoğu son otuz yıldır yok edici istilalarla yüzleşti ama sağ çıkmayı başardı. Şimdi ayağa kalkacak. Güç Batı’nın kontrolünden çıktı.

Birinci ve ikinci dünya savaşlarından çok daha derin güç kayması yaşanıyor. Yeryüzünün şekli değişiyor. Zihin haritaları, güç haritaları değişiyor. Ama bu sarsıcı durum, fiziki haritaları da değiştirecek.

YENİ BİR SÜPER GÜÇ HAREKETE GEÇİYOR..

Türkiye; iklim değişikliğinin en uygun zamanında harekete geçti. Belki de, Osmanlı ve Selçuklu’dan çok daha büyük bir güç inşasının temellerini atıyor.

TARİH YAPICI MİLLETLER CESUR İDDİALARLA DÖNDÜ.

Dünyada olan her yeni gelişme Türkiye’yi büyütüyor. Hareket alanını genişletiyor. Sanki yeni bir süper güç harekete geçiriliyor. Doğu ve Batı’nın savaş sözleri dışında söyleyecek kelimesi kalmadı. Coğrafyaya ve dünyaya “yeni cümleler” haykıran tek ülke Türkiye kaldı.

Merkez iktidar alanı güçlü olan, imparatorluklar geleneğinden gelen, güçlü liderler tarafından yönetilen, toplumsal mobilizasyonu coşkulu hal alan, geleceğin kapılarını aralayan, tarih yapıcı milletler geri dönüyor.

FETÖ VE 6’LI MASA: TÜRKİYE’Yİ BATI ADINA DURDURMAK

Dün, “Erdoğan’ı devir, Türkiye’yi durdur” sloganı ile ardı ardına saldırılar yapanların amacı işte bu yükselişi önlemekti.

FETÖ üzerinden yürütülen 15 Temmuz saldırısı buydu. FETÖ başaramayınca şimdi “altılı masa” ile planladıkları yeni müdahale planı da budur.

Onlar yeni bir imparatorluğun yükseldiğini gördüler ve bunu çok büyük bir tehlike olarak tanımladılar. Çin’i ne kadar tehdit tanımladılarsa, Rusya’yı ne kadar tehdit tanımladılarsa Türkiye’yi de Batı için tehdit olarak tanımladılar.

RUSYA’YI YORMAK ÇİN’İ ÇEVRELEMEK.YENİ CEPHE AÇILACAK.

İttifak ilişkileri bizi yanıltmasın. Onlar geçmişi anlatıyor, biz geleceği konuşuyoruz. Gelecek, yepyeni durumlar ve pozisyonlar içeriyor. Bu pozisyon alışın en radikal, en parlak göstergesi de Türkiye.

ABD ve Avrupa; yeni bir küresel düzen kuramayacak. Bunu biliyor. Ama bir taraftan Çin’i çevrelemeye, diğer taraftan Rusya’yı Ukrayna savaşı ile meşgul edipyormaya çalışıyor. Ukrayna savaşı bitse bile, Doğu Avrupa’da yeni cepheler açacaklar. Buna mecburlar.

EN “TEHLİKELİSİ” TÜRKİYE!

Ama ABD ve Avrupa için; Türkiye’nin yeni ve güçlü bir imparatorluğa dönüşmesi en tehlikelisi. Eğer Ukrayna savaşı çıkmasaydı, Biden ve Avrupa liderleri bugünlerde dünyayı Türkiye ile savaşa çağırıyor olacaktı.

Örtülü müdahale kapıları kapanınca savaşlar başlar. İşte Türkiye için tam da o noktaya sürükleniyorlardı. Çok ağır ambargo ve birkaç cephede savaşa zorlayarak Türkiye’yi tüketeceklerdi.

TÜRKİYE-RUSYA SAVAŞI: BU PLANI DENEYECETLER!

Ya da, Türkiye-Rusya savaşı çıkarıp iki ülkeyi birden tüketeceklerdi. Şunu not edelim: Ukrayna savaşı ya da Doğu Avrupa’da yeni cepheler açılması Rusya’ya diz çöktüremezse, batan Batı, Türkiye-Rusya savaşı için oyun kuracak. Bunu artık biliyoruz. İki imparatorluğu birden çökertme planı bu.

ABD ve Avrupa aslında yeniden küresel düzen peşinde değil. Batı’ya yönelen tehditleri durdurma telaşında. Tezlerini Avrupa’yı savunma üzerine formatlıyorlar. Sadece bu bile Batı’nın çöktüğünün, çok hızlı bir çöküş yaşadığının işareti olarak yetiyor.

JOSEP BORRELL: İMPARATORLUKLAR DÖNÜYOR. TÜRKİYE, RUSYA VE ÇİN DÖNDÜ!

AB Dışişleri ve Güvenlik Politikaları Yüksek Temsilcisi Josep Borrell’in 15 Eylül 2020’de sarf ettiği şu sözleri hatırlayalım:

“Eski imparatorluklar geri geliyor. Eskinin büyük imparatorlukları küresel ve bölgesel yaklaşımlarla geliyor. En az üç tanesi dönüyor: Türkiye, Rusya ve Çin…”

ABD’nin eski Ankara Büyükelçisi Francis Ricciardone; FETÖ müdahalelerine umut bağlamış halde; “Bir imparatorluğun çöküşünü izleyeceksiniz” diyordu. Hep birlikte durdurmak istedikleri işte bu imparatorluk dönüşüydü.

ERDOĞAN’A; ABDÜLHAMİT KADERİ YAZANLAR ÇOK BÜYÜK HESAP HATASI YAPTI.

Türkiye’nin “yükseliş dönemi” çok iyi yazılmalı. Kavramlaştırılmalı, söylemleri üretilmeli. Türkiye’nin 21. yüzyıla taşıdığı imparatorluklar aklı, siyasi genetik zihinlerde devrime yol açmalı. Dışarıdan çevreleme, içeriden durdurma yöntemleri ancak böyle etkisizleştirilebilir.

Erdoğan’a 2. Abdülhamit kaderi yazanlar büyük bir hesap hatası yaptı. O, çöküş dönemi öncüsü değil, yükseliş dönemi öncüsüydü.

Türkiye yükselirken onu durdurmak isteyenler güç kaybediyordu. Onlar Türkiye’ye cephe alıp, kaybeden güçlere yatırım yaptılar.

SON BİR MEYDAN SAVAŞI KALDI “SON SAVUNMA” DEMİYORUM!

Bu dönemin mimarı, öncüsü Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yönelik küresel ölçekte saldırıların, içeriden ihanetlerin hedefi Türkiye’yi durdurmaktı.

Batı başkentleri ile iş tutup ülkeyi içeriden vurdular. Dışarıdan kuşatma, coğrafyadan çevreleme hesaplarının tamamı çöktü. İçeriden vurmaya dönük cepheler de çökecek. Şimdi sıra onlarda.

Son bir “meydan savaşı” kaldı.

Dikkat edin, “son savunma” demiyorum.

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.