Ramazan özel sayfa
  • İFTARA KALAN SÜRE 00:00:00
Yazarlar Bu sorumluluk hepimizin

Bu sorumluluk hepimizin

İsmail Kılıçarslan
İsmail Kılıçarslan Gazete Yazarı

Bence Ebubekir Sofuoğlu dile getirmek isteyip de meramını Türkçe olarak ifade edebilmedeki yetersizliği yüzünden dile getiremediği o tespitlerinde haklı. Fakat tabii, meramını öyle böyle ifade edebilecek ortalama bir Türkçe bilmiyorsan herkesin eleştirisine ve yorumuna açık kamusal alanlarda söz almamayı tercih etmelisin. Aksi halde işte tam olarak Sofuoğlu’nun başına gelen geliyor: Derdini ifade etmeyi beceremezsen herkes senin üniversitelere “fuhuş yuvası” dediğini zannediyor ve bu zanlarında da ne yazık ki haklı oluyor. Oysa Sofuoğlu üniversitelere “fuhuş yuvası” demedi. Anlatmak istediğini bir türlü anlatamadı sadece.

Diğer yandan, kendisinden hoşlanmadığımı her platformda belli ettiğim, tartışmaktan hiç geri durmadığım Ebubekir Sofuoğlu’nun “görüşlerini ifade etti diye” linç edilmesini, devletimizin en üst kademesindeki isimler tarafından tabiri caizse “azarlanmasını” da doğru bulmuyorum. İşin burası da kayıtlara geçsin isterim.

Bu, burada bir dursun.

Bence devlet büyüklerimiz, Sakarya Serdivan Belediye Başkanı Yusuf Alemdar’a bir yazı yazsınlar. Serdivan Belediyesi’nin ruhsat verdiği “1+0 ve 1+1” dairelerin sayısını ve bu ruhsatların ağırlıklı lokasyonlarını sorsunlar. Sonra Sakarya’da son 10 yıldır yapılan fuhuş operasyonlarının tam listesini de Sakarya Emniyet Müdürlüğü’nden istesinler.

Ardından şöyle bir karşılaştırma yapsınlar. 1+0, 1+1 evlerle fuhuş operasyonları arasında anlamlı bir bağ var mıdır? Bu fuhuş operasyonlarında basılan yerlerin yüzde kaçı Sakarya Üniversitesi yerleşkesi civarındadır?

Bu da burada bir dursun.

Üniversiteler, sadece genç nüfusun aktığı değil aynı zamanda bu genç nüfus üzerinden herkesin “hedeflerini gerçekleştirmek istediği” yerlerdir aynı zamanda. Hedeflerini gerçekleştirmek isteyenler arasında iyi niyetli STK’lar olabileceği gibi terör örgütleri de olabilir. İyi niyetli ticari markalar olduğu gibi tüketicisini yanıltmak isteyen ticari markalar da olabilir.

Doğaldır ki bu kadar akışkan bir genç nüfusun arasında fuhuş sektöründe çalışacak ve/veya çalıştırılacak genç de bulursunuz, uyuşturucuya müşteri genç de bulursunuz, başka her türlü melanete akabilme potansiyeli olan genç de bulursunuz. Diğer yandan, “ana kampüs” isimli yanlış yapılanma ile içine edilen üniversitelerimizde ve çevresinde suçla mücadele, etkin denetim vd.’yi de kolay kolay yapamazsınız.

Madem Sakarya’dan verdik örneği, Sakarya’dan devam edelim. Çeriyle çöpüyle 85 bin öğrenci var şehirde. “Ana kampüs” etrafı 1+0 ve 1+1 daireler, apartlar dolu. Zaten kendileri orada yaşamayan ev sahipleri için tek kriter “ay başında kiram yatsın” kriteri. Bu da fuhşa, uyuşturucuya, başka melanetlere kapı aralayan bir ortamı temin ediyor. Düşünsenize. Sadece gençlerin yaşadığı, hemen hemen hiçbir ailenin oturmadığı yüzlerce bina. Tutar bir kötü niyetli adam buraları fuhuş yuvası olarak da kullanır, gelir bir mafya burada uyuşturucu da satar.

“Satamaz, yapamaz, olmaz öyle şey” diyenleriniz olacaktır. Sadece son 3-4 yılda Sakarya’da, Eskişehir’de v.d yapılan fuhuş operasyonlarına bakmanız yeterli olacaktır öğrenci semtlerindeki boşluktan istifade neler neler döndüğünü anlamanıza.

“Öğrenciler bu işin neresinde?” diye soracak olursanız… Öğrenciler genel olarak bu işin hemen hemen hiçbir yerinde. Elbette bir kısmı fuhşa bir kısmı da uyuşturucuya düşüyorlar ama “anlamlı bir bütün” oluşturduklarını düşünmüyorum.

Daha ziyade şehrin kendi iç dinamiğinde “ailelerin yaşadığı yerden uzakta” aranan suç mahalleri denetimsiz öğrenci semtlerinde bulunuyor rahatlıkla.

Arsız bir iştiha ile 1+1’lere, 1+0’lara yol verirsen, suçu ailelerin neredeyse hiç yaşamadığı öğrenci semtlerine doğru iteklersen, gençlerimizin yaşadığı semtleri usulüne uygun ve etkin şekilde denetlemezsen bunun doğal sonucunun ne olmasını bekliyorsun? Gençlerimize uyuşturucu satmak için pizzacı kılığına giren it heriften Rusya’dan getirdiği zavallı kızları öğrenci diye bu evlere yerleştiren bilmem kimine kadar her pisliği karşında bulursun.

Günün sonunda bütün bunların suçlusu da Türkçe bilmeyen, derdini anlatamayan Ebubekir Sofuoğlu yetersizi olur he mi? Yok öyle yağma. Hepimiz buradayız ve hepimiz bunun hem sorumlusu hem suçlusuyuz. İşte o kadar!

Abone Ol Google News

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.