Bundan bir süre önce yine bu köşede “Dedikodudan medet ummak” başlıklı bir yazı kaleme almış ve aşağıdaki değerlendirmelerde bulunmuştum: “Tabii ki ayağı yere basan ve yapıcı eleştiri yapmak son derece kabul edilebilir iken dedikodulardan, yalanlardan ve uydurma kulis bilgilerinden medet ummak ise apayrı bir durum.”
Bugün yeniden benzeri bir yazı kaleme alma nedenim de o günden bugüne kadar geçen sürede “kulis” adı altında çıkan haberlerin ardının arkasının kesilmemesi. Bu tarz kulis adı altında ortaya çıkan ve yine Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından yalanlanan haberlerden birinin benzerini bu hafta gördük. Habere göre ekonomi yönetimi enflasyonun düşürülmesi hedefiyle uygulanan sıkı para politikasında bazı değişikliklere gidiyor. Yine aynı kulis bilgilerine göre; mevcut fonlama faizi önümüzdeki haftalarda %40’tan %37’te çekiliyor, kredi sınırlamaları esnetiliyor ve kur politikasında değişikliğe gidilerek enflasyon patikasına paralel kontrollü bir kur artışına imkân tanınıyor…
Ancak kulağa çok hoş gelen bu satırların kısa vadede hayata geçirilmesi Merkez Bankası’nın mevcut politikaları ile yazılı ve sözlü yönlendirmelerine bakarak pek mümkün görünmüyor.
Açıkçası haberde ifade edilen söz konusu değişikliklerin olması gerektiği konusunda sanırım tüm iş dünyası hemfikirdir ve bu değişikliklerin bir an önce gerçekleştirilmesini arzu eder. Fakat gerçekçi olmak gerekir ki bu bahsedilen değişikliklerin gerçekleşmesinin yakın vadede olmasına pek imkân yok. Bunun nedenlerini daha önce defalarca bu köşede kaleme almıştım. Bugün tekrar etmeyeceğim ancak reel sektörün arzuladığı ve bana göre de büyük oranda hayata geçirilmesi gereken konular için Merkez Bankası’nın aceleci davranmayacağını da sanırım konuyla ilgilenen herkes tahmin ediyor.
Altını çizerek ifade etmeliyim ki reel sektörün ihtiyaçlarını belirtmek, reel sektörün sorunlarını çözmeye yönelik politika önerileri geliştirmek ve uygulama yanlışlarını ya da mevcut programın yan etkilerini dile getirmek son derece önemli bir yaklaşım. Ancak gerçekleşmesi kısa vadede mümkün görünmeyen politika adımlarını kısa sürede hayata geçecekmiş gibi “kulis” adı altında lanse etmenin kimseye bir faydası yok.
Yazılarımı yakından takip edenlerin bildiği üzere hemen hemen tüm yazılarımda sürdürülen programın reel sektör üzerindeki yan etkilerine atıf yapıyor ve belirli alanlarda politika değişiklikleri için acele edilmesi gerektiğini yazıyorum. Diğer yandan bu değişikliklerin ise kısa vadede yapılmayacağını da not edip reel sektörün kendisini bu duruma göre ayarlamasını ve kararlarını bu gerçeklikle alması gerektiğini ifade ediyorum. Zira aksi bir durum reel sektöre hatalı kararlar aldırma riski taşıyor ki bunun çok ciddi bir maliyeti ve hatta vebali var.
Tüm küresel olumsuz koşullara ve içeride uygulanan programın yan etkilerine rağmen zorlanarak istihdam sağlayan, vergi ödeyen ve ihracat yapan işletmelerin iyiliğini düşünüyorsak onlara mesnetsiz umut vermek yerine reel durumu doğru anlatmak çok daha faydalı bir yaklaşımdır. Aksi halde zaten zor kararlar almak zorunda kalan işletmelerin hatalı kararlar almasına neden oluruz. Bu bakımdan sosyal, yazılı ve görsel medyadaki yorumlarımızı ve önerilerimizi bu bilinçle yapmamız gerekiyor.

