Kürt sorunu, PKK, liberaller ve İslâm-1

00:0025/08/2012, Cumartesi
G: 6/09/2019, Cuma
Müfit Yüksel

Kürt sorunu ile ilgili olarak son yirmi yıldır kamuoyunda daha çok liberal aydın ve gazetecilerin öncülüğünde gerçekleştirilen tartışma ve analizlerde din faktörü, özellikle Müslümanlık bilinçli olarak görmezden gelinmekte, ısrarla seküler zemin dayatılmaktadır. Önceki yazıda belirttiğimiz üzere, PKK eliyle uygulanmakta olan ''Kürtleri Müslümanlıktan tümü ile koparma, seküler/ateist bir topluluk haline getirmeye matuf proje''ye bu da eklenince Kürdistan''da Müslüman/dindar kitleler daha da katmerli

Kürt sorunu ile ilgili olarak son yirmi yıldır kamuoyunda daha çok liberal aydın ve gazetecilerin öncülüğünde gerçekleştirilen tartışma ve analizlerde din faktörü, özellikle Müslümanlık bilinçli olarak görmezden gelinmekte, ısrarla seküler zemin dayatılmaktadır. Önceki yazıda belirttiğimiz üzere, PKK eliyle uygulanmakta olan ''Kürtleri Müslümanlıktan tümü ile koparma, seküler/ateist bir topluluk haline getirmeye matuf proje''ye bu da eklenince Kürdistan''da Müslüman/dindar kitleler daha da katmerli bir din karşıtlığı/sekülerlik dayatması ile karşı karşıya kalmaktadır.

Öteden beri, Stalinist/sol kökenli Kürt-ulusalcı hareketlerin bir bölümü ve PKK; İslâm''ın bin yılı aşkındır Kürtleri, onları köleleştirmeye çalışan, egemen milletlere teslim eden, sömürü ve köleleştirilmenin aracı olduğu ve İslâm''ın Kürtlere ilişkin fonksiyonunun sadece bundan ibaret olduğu yönünde yoğun bir kara propaganda faaliyeti içinde olup, nüfuz ettiği genç kuşakları etkilemekte ve ateistleştirmektedir. Açıkçası, PKK ve benzeri örgütlenmeler, çabalarını, faaliyetlerinin büyük bölümünü İslâmiyet''in Kürdistan''tan tümü ile kovulmasına, bölgenin ikinci bir Endülüs''e dönüştürülmesine hasretmiş ve kendilerini bu amaca adamış görünmektedirler. Bunu yaparken de, Stalinist bir metodla, Kürtlerin özgürleşmesinin, özgür bir ulus haline gelmesinin ön şartı olarak, Müslümanlıkla, din ile tüm bağlarını kesmelerini, yollarını tümü ile ayırmalarını öngörmektedirler. Bu anlamda en fazla saldırıya uğrayan kavram da Hz. Peygamber-(S.A.V)''e ve öğretisine bağlılığa, ona iman etmeye dayanan Ümmet kavramı olmaktadır. Zira, İslâm''ın ancak, Kürtleri asimile etme aracı olarak, düşman olarak nitelendirdikleri, diğer Müslüman milletlere esir/köle, bindest haline getirdiğine ilişkin yalan ve tezvirata dayalı düşünce ve eylemlerini zorla benimsetme tutumu içerisindedirler.

Türkiye''de Kürt sorunu üzerinde öteden beri medyada söz sahibi olan liberal aydın-gazetecilerin çok büyük bir bölümü, soruna ilişkin olarak, sadece farklılıklara vurgu yapmakta, çeşitli toplum kesimlerinin ortak yaşam değerlerini, en başta Müslümanlığı özellikle ötelemektedirler. Ortak inanç ve medeniyet değerlerini oluşturan İslâm''ı, ulus devletin, çeşitli toplum kesimlerindeki farklılık ve çeşitlilikleri ortadan kaldırıp, asimile edip vatandaşı tektipleştirici, jakoben anlayış ve projesinin, resmi ideoloji statükosunun bir aracı ve unsuru olarak göstermektedirler. Açıkçası, Liberal aydın-gazeteciler Kürt sorunu bağlamında, İslâm''ı, Din''i, Kemalist Ulus-devlet proje ve yapısı parantezine atarak paralize etmektedirler. Fiil ve söylemlerinde; Müslümanlığı Kemalist ulus devletin tektipleştirici jakoben yapısının, statükosunun bir öğesi gibi gösterme çabası ön plana çıkmakta ve Kürt sorunu tümü ile seküler bir dil üzerinden dile getirilmekte. Ortak yaşamı sağlayan değerlerin temeli olan İslam; ulusalcı, milliyetçi anlayışın bir gereği imiş gibi sunulup, ötelenmeye çalışılmaktadır.

Sadece, bir kısım seküler/liberal çevreler değil, öteden beri bu çevrelerle birlikte hareket eden bazı İslamcı aydın ve kanaat sahipleri de bu doğrultuda hareket etmekte, özellikle Kürt sorunu bağlamında İslam''ın tümü ile tasfiyesini öngörmekteler. Kürtler arasındaki, organize seküler örgütlenmeleri ve grupları baz alarak, sadece onların söylem ve taleplerini nazar-ı dikkate alarak, Kürtlerin tümü ile seküler, din dışı taleplere sahip olduğunu, artık Müslümanlıkla, dinle bağlantılı bir talepleri olmadığı yönünde ifadelerle, bu doğrultuda sorunun sadece seküler zemin ve dil üzerinden gündeme getirilmesini savunmaktalar. Organize katı seküler grupların taleplerini esas alıp sadece onları dikkate alan bu kesimler nedense Diyarbekir''de, Batman''da Hz. Peygamber''e (S.A.V) saygı mitinglerinde toplanan yüzbinleri, büyük kitleleri özellikle görmezden gelmektedirler.