Ağlayacak ne kadar çok şey var. Ne kadar çok acı. Ne kadar çok trajedi. Ne kadar çok hüzün. Her biri kalbimize batan bir iğne, hatta göğüs kafesimizi delip kalbimizi paramparça eden bir kurşun gibi.



Esed rejimi Halep'te büyük bir kıyım başlattı. Bütün dünyanın sessizce izlediği bir katliam. Cani Suriye rejimi Halep'i bir mezbahaya döndürmüşken elimizden hiçbir şey gelmedi, dua etmekten başka.



Derken... Çok şükür, Türkiye harekete geçti ve Halep'e araçlar göndererek onbinlerce insanı mezbahaya dönen bu şehirden kurtarma operasyonu başlattı.



Bir tek insanın hayatı bile önemliyken, onbinlerce insanın, kadının, çocuğun bu katliamdan beri tutulması harikulade olur.



Ancak, şu da var. Türkiye harekete geçinceye kadar işlenen katliam bütün dünyaya vebal olarak yazıldı. Bütün insanlığa. Hepimize vebal olarak yazıldı bu katliam.



Ancak... Aynı çatı altında yaşamak zorunda olduğumuz aşağılık bir sürü var ki, o aşağılık sürünün vebali affedilir gibi değil. Onlarınki vebal değil, onlarınki kışkırtıcılık ve hatta ortaklık.



Kustukları kin ve nefretin sesiyle Halep'teki insanların çığlıklarını bastırmak istediler.



Bu yazıda onlara seslenmek istiyorum.



Yıllardır sürdüregeldiklerini yüzlerine vurmak istiyorum.



Yavşaksınız.



Yavşaklık hafif kalır. İltifat olur.



Canisiniz de.



Katliam kışkırtıcısısınız.



Öteden beri Suriye'nin tek umudu Türkiye'ydi. Suriyelilerin tutunabilecekleri tek dal Türkiye'ydi. Bu dalı kırmak için çok uğraştılar. Her türlü girişimi, her türlü aracı, her türlü haini kullandılar. Yine de başaramadılar. Tek başına dünyanın vicdanını taşıyor o dal, tek başına dünyanın acısını, yükünü sırtlanıyor. Türkiye, Suriye'de iç savaşın patlak verdiği günden bu yana 3 milyon mülteciye ev sahipliği yaparak, katliamdan kaçan her insana mezhebine, etnik kimliğine bakmadan kucak açtı.



Daha fazlasını da yapabilirdi. Belki. Bir ihtimal.



Ama siz, “Türkiye cihatçılara yardım ediyor” diyerek…



“Türkiye'de cihatçı bir iktidar var” diyerek…



“MİT Tırları Suriye'ye silah taşıyor” diye avazınız çıktığı kadar bağırıp muhbirlik yaparak…



Esed'i aklayıp…



Türkiye'yi hedef tahtasına koyarak…



Dikkatleri Suriye'den çekip Türkiye'nin üzerine yönelterek…



Paris'te bombalar patladığında “Fransa çocuklarına ağlıyor” derken, Türkiye'de bombalar patladığında “Katliam ülkesi” diye manşetler atarak...



Hem büyük acılar çeken bu halkı, bu ülkeyi ve terörle, darbelerle yıkılmak istenen bu ülkenin hükümetini hedef tahtasına koydunuz, hem de Suriye'de insanların katledilmesine ortak oldunuz.



Mazlum ve mağdur olan bu ülkeydi ama siz, propagandalarınızla, yalanlarınızla, algı operasyonlarınızla mazlumdan zalim, mağdurdan gaddar üretmek için elinizden geleni yaptınız.



Halep'te insanların katledilmesine ortak oldunuz.



Belki mermi sıkmadınız, belki tetiğe basmadınız ama bir tür tetikçilik yaptınız.



Halep teröristlerden temizleniyor filan diyerek bombaların neden olduğu enkazların altında kalan çocukların, zalim Esed ordularının, onunla işbirliği yapan iran ve hizbullah askerlerinin tecavüz ettiği kadınların seslerini bastırarak bu katliama ortak oldunuz.



Yazılarınızla yardım çığlıklarını bastırarak onbinlerce erkeğin kurşuna dizilmesine, infaz edilmesine ortak oldunuz.



Türkiye'yi savaş kışkırtıcılığıyla suçluyordunuz. Aslında, yaptığınız şey, katliam kışkırtıcılığıydı.



Neymiş MİT tırları Suriye'ye silah gönderiyormuş...



Kimi kime ihbar ediyorsunuz, şerefsizler.



ABD teröristleri eğitirken, teröristlere silah yardımı yaparken, gökten silah indirirken gıkınız çıktı mı?



Teröristlerin yuvalarında Alman yapımı, Rus yapımı silahlar bulunurken bir tek laf ettiniz mi?



Etmediniz.



Bütün dünya büyük bir katliam için Suriye'ye silah yığarken, o insanları kendilerini savunabilecekleri araçlardan mahrum bıraktınız.



Teröriste terörist bile demediniz.



PKK'nın hiçbir katliamını failiyle birlikte haberleştirmediniz.



O aşağılık herifler alfabenin bütün harfleriyle PKK, YPG, TAK, PYD, HDP ve başka harflerle katliam yaparken, katliamları kışkırtırken, sizler o harfleri haber metinlerinizden, yazılarınızdan, yorumlarınızdan, tweetlerinizden çıkardınız.



Terörist cenazelerine katılanları göklere çıkardınız.



Türkiye'de yaşananları çarpıttığınız, gizlediğiniz gibi, Suriye'de yaşanan vahşetin üzerine de karanlık bir pelerin örttünüz.



Evet, Suriye'deki katliamdan birinci derecede sorumlusunuz.



Siz hiçbir zaman bu toprakların çocuğu olmadınız.



Siz hiçbir zaman bu coğrafyanın çocuğu olmadınız.



Siz tam bir Operasyon Çocuğusunuz.



Pensilvanya'daki vatan haini adına Operasyon Çocukluğu yapıyorsunuz.



CIA adına, Pentagon adına, Esed adına, YPG'ye silah veren, onları eğiten, Türkiye'ye karşı kullanan AB ülkeleri adına Operasyon Çocukluğu yapıyorsunuz.



Halep'e bir tek Türkiye yardım edebilirdi.



Bunu biliyordunuz.



Biliyordunuz ve Türkiye'nin elini kolunu bağlamak için dört bir yandan saldırdınız.



17-25 Aralık'ta savcılarınızla harekete geçtiniz…



15 Temmuz'da tanklarla, F-16'larla, hainliğinize alet olan memurlarınızla, ordunuzla harekete geçtiniz.



Satılmış kalemlerinizle harekete geçtiniz.



Operasyon çekmek için kurduğunuz internet siteleriyle harekete geçtiniz.



Gazetecilik diye yutturmaya kalkıştığınız ajanlık faaliyetlerinizle, algı operasyonlarınızla Türkiye'ye cümbür CEMAAT saldırdınız.



Suriye'de canlar bölük bölük, kıta kıta, toplu şekilde imha edilirken, siz sadece kendi CAN'ınızı, sadece adınızın başında yer alan CAN'ı kurtarmanın derdine düştünüz.



Elinizde kan var. Halep'in kanı.



Çocukların, kadınların, sivillerin ve vatanı için çarpışan onurlu adamların kanı var elinizde.



Suriye'deki durumu sadece alçak bir rejimle alçak bir terör örgütü savaşıyormuş gibi gösterdiniz.



Baasçı, zalim, cani rejime karşı savaşan herkesi o terör örgütünün üyesi olmakla, DAEŞ militanı olmakla suçladınız.



Esed rejiminin alçaklıklarına ve katliamlarına karşı sesini yükselten, kalem oynatan herkesi “sünni cihadist” diye etiketlediniz.



Esed'in, Rusya'nın, ABD'nin katliamları sözkonusu olduğunda görmedim, duymadım diyen dilsiz şeytanlar oldunuz.



Özgür Suriye Ordusu'nun, Türkmenlerin harekatları söz konusu olunca çatal dilli şeytanlar oldunuz.



Sünniliği de cihadı da kirli dilinize, çatal dilinize, fitnebaz, düzenbaz dilinize dolayarak kirlettiniz.



Mezhep çatışmasını körüklemek için elinizden geleni yaptınız.



Halep'te insanlar katledilirken…



Kadınlara tecavüz edilirken…



Esed'in barbarları bebek ya da çocuk demeden önüne çıkan bütün insanları biçerdöğerlerle biçilen buğday başakları gibi toprağa savururken…



Bu caniliği, bu katliamı “Halep'te zafer yakın” diye haber verdiniz.



15 Temmuz'da zaferin ne olduğunu gösteren kahraman insanların tanklara karşı çıplak bedenlerini ortaya koymasını “tanklarla cima edenler, hadi yardım etsenize Halep'e” diye alaya almaya çalıştınız.



Ne kadar aşağılıksınız lan siz. Ne kadar adi!



Nedir sizin için zafer?



Halep'te neyin zaferi vardı?



Kimin zaferi?



Kimin bayramı?



Bu, olsa olsa sizin gibi adilerin kurban bayramıdır…



Sizin gibi kahpelerin cadılar bayramı…



Sizin gibi vicdansızların arınma gecesi…



Arınıyorsunuz. Ama köpeklikten, kahpelikten, hainlikten değil insanlıktan arınıyorsunuz.



İnsanlar katledilirken klavyenin başında pis pis sırıtmak, hadi lan, hadi yardım etsenize demek nedir?



Böylesi bir ruh hali ancak filmlerde olur. Karikatürize edilmiş kötü adam figürüdür bu.



Artık insanlıktan çıktınız. Artık bir insan değil, bir insan karikatürüsünüz. Bir insan müsveddesi.



Evet, Halep'te katliam yapılırken elimizden hiçbir şey gelmemesi hepimizi vebal altına sokar... Ancak buna pis pis sırıtmak, bunu alkışlamak, sizi cani yapar. Canisiniz. Ve hep öyle anılacaksınız.



Yıllarca lanetleneceksiniz.



Halep'in iki eli iki yakanızda olacak.



Bizim ellerimiz de…




Sayfa Sonu
Türkiye’nin Birikimi. Uluslararası Medya Grubu.

Türkiye’nin gündemini belirleyen haber kaynağına hoş geldiniz! Tarafsız, dinamik ve derinlemesine habercilik anlayışıyla Yeni Şafak, okuyucularına güncel gelişmelerin ötesinde bir deneyim sunuyor. Siyaset ve ekonomiden kültür-sanat ve spor dünyasına kadar geniş bir yelpazede sunduğu haberlerle, hem Türkiye’de hem de dünyada neler olup bittiğini anında öğrenin. Dijital platformlarıyla her an, her yerden en doğru bilgiye ulaşın; Yeni Şafak’la gündemi yakalayın!

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

Gündemi cebinizde taşıyın! Yeni Şafak’ın mobil uygulamalarıyla, en güncel haberlere anında ulaşın. Siyasetten ekonomiye, spordan kültür-sanat dünyasına kadar geniş bir içerik yelpazesi parmaklarınızın ucunda! Hem iOS, hem Android hem de Huawei cihazlarınızda kolayca indirerek, günün her anında en doğru bilgiye hızlıca erişin. Hemen indirin, dünyadaki gelişmeleri kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mah. Fetih Cad. No:6 34010 Zeytinburnu/İstanbul, Türkiyeiletisim@yenisafak.com+90 212 467 6515

YASAL UYARI

BIST isim ve logosu 'Koruma Marka Belgesi' altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026