Ramazan özel sayfa
  • İFTARA KALAN SÜRE 00:00:00
Yazarlar Türkiye bu dengede nerede Mönüye bakıyoruz

‘Türkiye bu dengede nerede’: Mönüye bakıyoruz!

Nedret Ersanel
Nedret Ersanel Gazete Yazarı

27 Mart’ta imzalanan Tahran-Pekin anlaşmasının tam metnini gören yok. Ortak açıklama var. Nihai belge gizli…

Normal; çünkü anlaşma, bölgede ABD hegemonyasına tâbi jeopolitik manzaraya meydan okuyor. Müstakbel etkileri açısından, Azerbaycan-Ermenistan savaşıyla ortaya çıkan jeopolitiğin bir-iki tık altındadır. Ama önemlisi, ‘bileşini’ olma potansiyeli taşıyor!..

Vasat kavrayışlardan sıyrılabilirsek, Kafkasya’dan sonra ‘Batı Asya’nın da, Batı’dan, daha çok ABD’den arındırılma süreciyle yüzleşmeye yürütüldüğünü görebiliriz…

Son tahlilde, “Büyük Ortadoğu” olarak tarif edilen siyasi haritanın en az üçte ikilik kısmında Washington daha önce hiç karşılaşmadığı bir itirazla karşı karşıya…

***

Parametrelerini anlamak zorundayız. Harcıâlem ekran söylevleriyle ya da gün dolsun için yazılmış köşelerle yürümüyor bu gemiler…

Çin Dışişleri Bakanı’nın bölge turunda ziyaret ettiği ülkelerin tamamı ABD’yle sorun yaşayan ülkeler. S. Arabistan, İran, Türkiye, BAE, Bahreyn. Kimileri aralarında da sorun yaşıyor ama dinamikleri bozanın ABD olduğunu görüyorlar. Esasen, bölgede kimsenin -en azından Ankara ve Tahran gibi büyük oyuncuların- Amerika’dan hayır geleceğine ilişkin ümidi yok. ‘Olursa olur’ noktasındalar.

ABD-Çin arasında taraf olmak istemiyorlar. Bu ülkelerin tarihi dış politika süreçlerine baktığınızda Batı yanlısı izler ağırlık taşıyor. Bu da “taraf olmama”nın aslında tarafını göstermesi demek…

Batı/ABD’nin bölgede yüzyıllık ‘mirası’ ortada. Üzerine Biden yönetimindeki Washington’un mafsalları bu alanın yükünü artık taşıyamıyor. Bun(al)ma halini dünya görüyor. Ve kabul etmek lazım, sadece Çin değil, Rusya ve bölge ülkeleri içinde ABD haksızlıklarına ve vurdumduymazlığına direniş daveti yapan çok başkent var! Amerika ise stratejik akıldan düştüğü için dik durmaları “isyan” sayıyor.

‘Adalet arayışı’na bu denli körleşme hayır getirmeyecek…

***

Anlaşmanın içeriği kadar vazettiklerine iyi bakıldığında, ‘Kuşak-Yol Girişimi’ ile ‘Orta Koridor’ arasındaki ilişkiyi de görebilirsiniz. Yukarıdaki bahsettiğimiz “bileşenin” önemli payandası bu. Arzu eden Süveyş’te yaşanan, dünyanın tedarik zincirini bir saniyede koparan son tıkanmayı da akıl yürütmeye ekleyebilir…

Tahkim edelim; Çin Dışişleri Bakanı’nın ziyaretiyle eş zamanlı yaşanan iki zirve daha vardı bölgede. Biri, “Asya’nın Kalbi-İstanbul Süreci Bakanlar Konferansı”, ikincisi, “Türk Konseyi Gayr-ı Resmi Zirvesi”…

İkincisinden ağırlığınca stratejik altın değerinde alıntı yapalım. Kazakistan Cumhuriyeti Kurucu Cumhurbaşkanı ve Türk Keneşi Onursal Başkanı Nursultan Nazarbayev: “Azerbaycan’ın toprak bütünlüğünün sağlanması ve Bakü ile Erivan arasında barış anlaşmaları ‘Büyük İpek Yolu’nu canlandıracak ve Hazar Denizi’nin rolünü artıracaktır. Trans-Hazar ulaşım koridoru veya diğer adıyla Turan Koridoru, Avrupa ile Asya’yı bağlayan en güvenli ve en kısa ticaret yolu haline gelmektedir”…

Ermenistan Güvenlik Konseyi Sekreteri Armen Grigoryan’ın hafta başındaki açıklamalarını alalım; “Bölgede ulaşım engelini kaldıracaksak bu konudaki yaklaşımlarımızda bazı düzenlemeler yapmamız gerekiyor. Bunun üzerinde de çalışılıyoruz. Ankara ile Erivan’ın açıklamalarına baktığınızda, bölgede ulaşım hatları önündeki engellerin kaldırılmasının mümkün olduğunu düşünüyorsunuz”…

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Türk Konseyi Zirvesi’nde bu başlık özelindeki açıklamalarına da bakalım; “Hazar geçişle, doğu-batı-orta koridor üzerinden Avrupa’ya engelsiz bağlantıyı temin etmemiz ülkelerimizin stratejik değerini artıracaktır”…

***

Duşanbe’deki ‘Asya’nın Kalbi’ Bakanlar Konferansı Ankara için Afganistan odaklıydı. Türkiye’nin Nisan ayı içinde Afganistan’da barış süreci arayışına ev sahipliği yapacak olması, 42 yıldır barış görmemiş ülkenin huzur bulması adına kritik bir adım sayılıyor. Esasen günümüzden 42 çıkardığınızda o günün Afganistan fotoğrafı hangi ülkelerin bölgeye mayın döşediğini zaten gösteriyor…

Afganistan’ın önemi, Kafkasya’nın altı-Batı Asya bloklarının eksik parçası olan; İran-Pakistan-Afganistan-Hindistan çizgisini tamamlayacak olması. Sorun, artık kıyılara tutunmaya çalışan ABD’nin tırnaklarının sökülüp sökülemeyeceği. Hindistan-Çin ilişkilerindeki iyileşmeler, Pakistan-Hindistan arasında, kırılgan da olsa yakınlaşmalar, Pakistan’daki Çin varlığı, işte İran-Çin anlaşması, ucu Pasifik’e kadar gidecek çekişmenin tohumlarını taşıyor.

Bu nedenle Kabil’de ve Afgan halkının kalbinde güvenilir yere sahip Türkiye’nin ince görülmüş ve örülmüş iş çıkarması gerekiyor. ‘Ankara dokunuşu’ diyebileceğimiz işlemi ve Afganistan’ı ayrıca ele alacağız…

***

Başa bağlarsak; Çin-İran anlaşması, ‘ABD döndü’ diyen Biden yönetimine ilginç bir ‘hoş geldin’ pankartı açıyor. Aynı anlaşma, Basra, Körfez, Irak-Suriye, Kafkasya ayakları bulunan bir çarka dişli ekliyor.

Stratejik saçaklarının menzilini anlamak için şunu ilk kez not düşelim; ABD-Çin’in Alaska buluşmasının ardından Lavrov’un açıklamaları ABD’nin en büyük silahı SWİFT/dolarizasyon için Çin’e bir teklif sunuyordu: ‘alternatif bulalım’. Çin Dışişleri Bakanı’nın uğradığı tüm ülkelerde bu konuşuldu. ‘İran ile 600 milyar dolarlık anlaşma, dolarla mı’ sorusu ortadır. Daha büyük planlar var; dolarizasyon ve SWİFT sistemine karşı ilk denemenin, “Kuşak-Yol, Orta Koridor” hattında uygulanma ihtimali! Rusya ve Türkiye buna yakındır…

Henüz erken ve gelecek kestiriyoruz ama büyük iş olur.

Türkiye açısından zorluk, “kararını ver, kimin yanındasın” baskısı değil. Sunulan seçeneklerin renkliliği ve çeşitliliği!

Abone Ol Google News

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.