cevherli kalemler mukbil özyörük- şiar yalçın-hamdi varoğlu

00:0017/08/2009, Pazartesi
G: 3/09/2019, Salı
Osman Akkuşak

Sevgili okuyucularım; güzel yazı okumak bir bahtiyarlıktır.. bir sevinç kaynağıdır.. o andaki sıkıntınızı unutur, tatlı bir haz atmosferine girersiniz.. güzel yazı nesir halinde de olsa, bir şiir sayılır.. şiir ise, duyguların, fikirlerin, jestlerin, güzelliklerin, yarı açık yarı kapalı, dile getirilmesidir.. kalbinizdeki o ince teli yakalayan şiir sizi mânâ ve hayal alemlerinde dolaştırır.. mest olursunuz, sermest olursunuz.. bu arada bir şey daha söyleyeyim.. şiir metni, acıları, trajedileri,

Sevgili okuyucularım; güzel yazı okumak bir bahtiyarlıktır.. bir sevinç kaynağıdır.. o andaki sıkıntınızı unutur, tatlı bir haz atmosferine girersiniz.. güzel yazı nesir halinde de olsa, bir şiir sayılır.. şiir ise, duyguların, fikirlerin, jestlerin, güzelliklerin, yarı açık yarı kapalı, dile getirilmesidir.. kalbinizdeki o ince teli yakalayan şiir sizi mânâ ve hayal alemlerinde dolaştırır.. mest olursunuz, sermest olursunuz.. bu arada bir şey daha söyleyeyim.. şiir metni, acıları, trajedileri, dile getiriyorsa ve enfes bir lisanla söyleniyorsa zaten şiirdir.. bir de acının acısını kalbinize akıttığı için ayrıca şiirdir.. çirkin şeyleri, kötü şeyleri söylüyorsa ve bunları şiir diliyle keskin sözlerle söylüyorsa, siz de yine hayranlık uyandıracaktır.. o da şiirdir.. “kadın bacakları”nı yazan şaire kızarsınız ve o şiiri okumaktan utanırsınız ama, söylenişteki şi''iriyete yakalanmaktan kurtulamazsınız... “bir milliyetçinin, komünist (pardon) maksist nâzım''ın bazı şiirlerini okurken duyduğu takdir ve hayranlıkda da bu çeşit bir san''at hadisesi vardır.. bir ateist, mehmet akif''in müthiş ve muhteşem şiirlerine hayran olmaktan kurtulabilir mi? dindar bir adamın, fikret''in “doksanbeşe doğru”sunu okurken veya dinlerken öfkeden kıpkırmızı kesilmesi nekadar gerçekse, şiirdeki ses ve mana mükemmeliyetine gizli bir takdirkârlık hissetmesi de o kadar gerçektir...

şimdi ben size yakın ve uzak tarihimizden bazı isimleri hatırlatacağım.. onlar şair değildir, çünkü vezinli kafiyeli veya serbest vezinli şiir yazmamışlardır ama, türkçeleri, yazılarının dili, şiir gibidir.. hep böyle duyuran, bağlayan, sürükleyen fıkralar, makaleler, sohbetler kaleme almışlardır...

bir mukbil özyürek vardı.. hukuk profesörü veya doçenti.. eski yargıtay başkanı halil özyürek''in oğludur.. uzun yıllar eski tercüman gazetesinde köşe yazıları yazdı.. cümlelerinin mükemmeliyeti, sağlamlığı ve nefaseti en titiz edebiyatçıları bile hayran bırakacak evsafta idi.. her gün zevkle okurdum.. rahmetlik olalı çok oldu...

bir makale yazarı olan şiar yalçın da çok seçkin bir dilin sahibidir.. fıkralar da yazmıştır.. bu da hukukçudur.. savcılık yapmıştır.. bendeniz “ilim ve sanat yayımları bürosu” müdürü iken ona ingilizceden bir kitap tercüme ettirmiştik.. savcı arkadaşı rahmetli hüsrev dülger (istanbul ve adana başsavcısı) tavassut etmişti.. ingilizcesi de mükemmeldi.. 1960''lı ve 1970''li yıllarda akşam gazetesi''nde sosyalist görüşlü yazılar yazmış sonradan ideolojik görüşlerini zannederim terketmişti.. çünkü son yazılarında böyle ideoloji siyaseti görülmemiştir.. hayatta mıdır, bilmiyorum.. eğer yaşıyorsa mutlaka yazmalıdır.. şiar yalçın''ın soyadı kimden geliyor onu da söyleyeyim: ittihatçı''ların maliye nazırı cavit bey, idam edilirken onu dava arkadaşı hüseyin cahit yalçın''a ısmarlamıştı.. ittihaçı''ların birbirine sadakati, dillere destandır.. şiar yalçın''a hüseyin cahit yalçın hem soyadını vermiştir, hem de evladı olarak yetiştirmiştir...

uzun yıllar cumhuriyet gazetesinde fıkralar yazan bir hamdi varoğlu vardır.. aynı zamanda edebi eserler mütercimidir.. dünya edebiyatından bazı seçkin kitapları çevirmiştir.. günlük politikaya girmemiştir.. fikir, felsefe, kültür ve edebiyat dairesinde kalem oynatmıştır...

sevgili okuyucularım, yazı ustalarını unutmayalım, daha doğrusu eski olsun yeni olsun onların yazılarını ve eserlerini mutlaka okuyalım.. dilimizi ve gönlümüzü, dili ve muhtevası kaliteli metinler okuyarak ancak besleyebiliriz...