Dünya çağdaş sanatının haritası değişiyor. Uzun yıllar boyunca Londra, New York, Paris ve Berlin gibi şehirlerin belirlediği sanat gündemine artık farklı coğrafyalardan yeni merkezler katılıyor. Körfez ülkelerinin son yıllardaki kültür-sanat yatırımlarına alıştık. Ancak şimdi dikkatlerimizi biraz daha doğuya, Orta Asya'ya çevirmemiz gerekiyor. Özellikle Özbekistan'da yaşananlar, çağdaş sanatın geleceği açısından yakından takip edilmeyi hak ediyor.

Özbekistan'ın başkenti Taşkent'te 6 Eylül'de yeni bir çağdaş sanat merkezi açıldı. Centre for Contemporary Arts Tashkent (CCA), ülkenin çağdaş sanat alanında son yıllarda attığı adımların en somut örneklerinden biri. 1912 yılında inşa edilen, bir dönem tramvay deposu ve elektrik üretim tesisi olarak kullanılan tarihî yapı, Fransız mimarlık ofisi Studio KO tarafından yeniden tasarlandı. Sergi salonları, kütüphane, araştırma alanları ve farklı disiplinlere yönelik programlarıyla burası yalnızca eserlerin sergilendiği bir mekan değil. Sanatın üretildiği, tartışıldığı ve araştırıldığı kalıcı bir kurum olmayı hedefliyor.

Merkezin açılış sergisinin adı da oldukça anlamlı: Hikmah, yani Hikmet. Sara Raza küratörlüğünde hazırlanan sergi, Özbek sanatçılarla dünyanın farklı coğrafyalarından isimleri bir araya getiriyor. Ali Cherri, Kimsooja, Nari Ward gibi uluslararası sanatçıların çalışmalarının yer aldığı sergi, geleneksel bilgiyle çağdaş üretim arasındaki ilişkiyi araştırıyor. Daha da önemlisi, Özbekistan'ın kendi kültürel birikimini çağdaş sanatın diliyle yeniden değerlendirme arzusunu ortaya koyuyor.

Aslında Taşkent'teki bu açılışı tek başına değerlendirmemek gerekiyor. Geçtiğimiz yıl düzenlenen ilk Buhara Bienali, Özbekistan'ın uluslararası sanat dünyasına nasıl bir giriş yapmak istediğini açıkça göstermişti. Diana Campbell küratörlüğündeki bienal, Recipes for Broken Hearts (Kırık Kalpler İçin Tarifler) başlığını taşıyordu. Antony Gormley, Wael Shawky, Carsten Höller gibi uluslararası sanatçıların katıldığı etkinlikte yetmişten fazla yeni proje üretildi. Üstelik bu eserler Özbekistan'da, yerel sanatçılar ve zanaatkârlarla iş birliği içerisinde gerçekleştirildi.

Buhara'nın tarihî medreseleri, kervansarayları ve diğer yapıları çağdaş sanatın sergileme alanlarına dönüştürüldü. Ancak burada önemli olan yalnızca tarihî mekanların kullanılması değildi. Yüzyıllardır devam eden dokumacılık, seramik ve başka zanaat gelenekleri çağdaş sanatın üretim süreçlerine dahil edildi. Böylece geçmiş ile bugün arasında yapay olmayan bir ilişki kuruldu. Geleneksel sanatlar müzelere kapatılacak birer hatıra olarak değil, yeni üretimlerin kaynağı olarak değerlendirildi.

Buhara Bienali daha ilk yılında uluslararası sanat yayınlarının gündemine girdi. Dünyanın farklı ülkelerinden sanatçılar, küratörler ve sanat profesyonelleri Özbekistan'a yöneldi. Ardından Taşkent'teki çağdaş sanat merkezinin açılmasıyla bu ilgi kalıcı bir kurumsal zemine kavuşmaya başladı. Özbekistan, oldukça kısa sayılabilecek bir zaman diliminde uluslararası çağdaş sanat haritasında kendisine yer bulmayı başardı.

Bütün bunların arkasında tesadüflerden çok planlı bir kültür politikası var. Özbekistan Sanat ve Kültürü Geliştirme Vakfı'nın öncülüğünde yürütülen çalışmalar, tarihî mirasın korunmasını çağdaş sanatın desteklenmesiyle birlikte ele alıyor. Uluslararası iş birlikleri kuruluyor, yeni kurumlar oluşturuluyor ve yerel sanatçılar küresel üretim ağlarıyla buluşturuluyor.

Şaşırtıcı gelebilir ama Türkiye'nin bu süreçten öğreneceği çok şey var. Türkiye'nin köklü sanat kurumları, güçlü sanatçıları ve uluslararası tecrübesi bulunuyor. İstanbul'un uzun yıllara dayanan bienal geleneğini, müzelerini ve gelişen sanat piyasasını da unutmamak gerekiyor. Ancak mesele yalnızca etkinlik düzenlemek, yeni sergi salonları açmak veya dünyanın önemli sanatçılarını ülkemize davet etmek değil. Asıl mesele, bütün bunları birbirine bağlayan, sürekliliği olan ve sanatçıyı merkeze yerleştiren bir kültürel ekosistem kurabilmek.

Özbekistan bize önemli bir şeyi hatırlatıyor: Uluslararası sanat dünyasında yer edinmek için mutlaka Londra'ya, Paris'e veya New York'a benzemek gerekmiyor. Kendi tarihinden, kültüründen ve coğrafyasından hareketle de güçlü bir çağdaş sanat ortamı oluşturmak mümkün. Belki de şimdi sormamız gereken soru şu: Biz kendi birikimimizi ne ölçüde günümüzün sanat diline dönüştürebiliyoruz?

Sayfa Sonu
Türkiye’nin Birikimi. Uluslararası Medya Grubu.

Türkiye’nin gündemini belirleyen haber kaynağına hoş geldiniz! Tarafsız, dinamik ve derinlemesine habercilik anlayışıyla Yeni Şafak, okuyucularına güncel gelişmelerin ötesinde bir deneyim sunuyor. Siyaset ve ekonomiden kültür-sanat ve spor dünyasına kadar geniş bir yelpazede sunduğu haberlerle, hem Türkiye’de hem de dünyada neler olup bittiğini anında öğrenin. Dijital platformlarıyla her an, her yerden en doğru bilgiye ulaşın; Yeni Şafak’la gündemi yakalayın!

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

Gündemi cebinizde taşıyın! Yeni Şafak’ın mobil uygulamalarıyla, en güncel haberlere anında ulaşın. Siyasetten ekonomiye, spordan kültür-sanat dünyasına kadar geniş bir içerik yelpazesi parmaklarınızın ucunda! Hem iOS, hem Android hem de Huawei cihazlarınızda kolayca indirerek, günün her anında en doğru bilgiye hızlıca erişin. Hemen indirin, dünyadaki gelişmeleri kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mah. Fetih Cad. No:6 34010 Zeytinburnu/İstanbul, Türkiyeiletisim@yenisafak.com+90 212 467 6515

YASAL UYARI

BIST isim ve logosu 'Koruma Marka Belgesi' altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026