
Hep söylenir: İnsan haklarıyla doğar, temel hak ve özgürlükler vazgeçilmezdir, hak ve özgürlüğü olmayan insan eksiktir.
Doğrudur, insan hakları insanın doğal bir parçasıdır, onsuz yaşanamayacak bir mütemmim cüzdür. İnsan haklarının kaçınılmazlığı kadar insani değerler de önem taşır, taşımalıdır.
İnsani değerleri kaybeden, temel insani değerlerden yoksun olanların insan hakları mücadelesi vermesi de anlamsızlaşır. Hak ve özgürlükler gibi insani değerler de insan ontolojisinin bir parçası, onsuz olamayacağı özelliklerden birisidir.
İnsani değerlerini kaybeden toplumlar temel hak ve özgürlüklerini de koruyamazlar, yaşatamazlar.
“Değer” ile “hak” arasındaki ilişkiyi kesmeye çalışanlar insanın varoluşunu parçalamaya çalışırlar. Bu ise imkansız bir çabadır.
Batılı toplumların ürettiği hak ve özgürlükler uzun zaman statü gereği sahip olunan özelliklerdi. Vatandaş olarak bir devletle hukuki bağ neticesinde insan bir takım haklara sahip olmaktaydı. Bu statüsel durum zaman içinde gelişerek siyasi bağlılıkla değil, varlık sahibi olmakla ilişkilendirildi. Ancak batı düşüncesinin dini, ahlakı, moral değerleri ikinci plana atan maddeci, rasyonalist ve faydacı düşünce biçimi insani değer olarak bilinen ve geleneksel kültür içinde süregelen bir çok özelliği törpülemiştir. Aynı binada olup birbirini tanımayan, komşusunun aç mı tok mu olduğunu bilmeyen, komşunun acı ve mutlu günlerini paylaşmayı bir tarafa bırakın, komşusunun öldüğünü haftalarca fark etmeyen ilgisiz insanlar ortaya çıkmıştır.
Sevmek, saymak, hoşgörmek, merhamet etmek, ilgi göstermek, affetmek, yardım etmek, vefa göstermek, incitmemek, kırmamak, moral vermek, kederi ve mutluluğu paylaşmak gibi yüzlerce insani değer insanın varoluşuna uygun bir yaşam sürmesi için yaşatması, sergilemesi gereken özelliklerdir.
İnsani değerleri görmezden gelerek insan haklarını önemsemek ve sürdürülebilir kılmak mümkün değildir. İnsanın ahlaki ve ruhi boyutunu yok sayarak gelişen bir kültürün insanın hak ve özgürlüğünü gerçekten savunabilmesi hiç de kolay değildir.
İnsani değerler insanın karakteri, varlığının ruhi özelliğidir, insan hakları insanın varoluş şartı, hayatının bir tezahürü, dışa vurumudur. Haklar insanı fonksiyonel kılar, belli işlevleri yapabilmesini sağlar. Değerler ise bu fonksiyon ve eylemlerin daha çok içeriğiyle ilgilidir.
Değerleri yozlaştıran, değerleri arkaplana atan bir medeniyetin hakları ve özgürlükleri önemsediğini söylemesi büyük bir mantık hatasına sebep olur.
Eğer haklar varoluşsal bir gereklilikse, değerler de varoluşsal bir gerekliliktir, varoluşun bir parçasıdır. İnsan eğitim hakkıyla, düşüncesini açıklama ve düşüncesine göre örgütlenme hakkıyla, inancını yaşama hakkıyla aslında sahip olduğu değerleri dışa vurmakta, aklının ve vicdanının eseri olan ürünleri sergilemektedir.
Bu yüzden insani değerlerden azade bir insan hakları mücadelesi vermek insanı tek boyutlu gören eksik bir anlayış olacaktır.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.