II. Abdülhamid’in memurları ve maaşları

04:008/08/2019, Perşembe
G: 8/08/2019, Perşembe
Zekeriya Kurşun

“Vakıa bir hükümet, mali müşkilata düşerse onu sadece iyi idare kurtarır. Kötü idarede ısrar ise mutlak tehlikedir. Mali açığı kapamak için akla gelen ilk çare gelirleri arttırmaktır. Buna imkan yoksa; ya da imkan olsa bile uygulamak mümkün değilse, başvurulacak tedbir, masrafların azaltılmasıdır.”Bu sözler,II. Abdülhamid’in Mabeyn Başkatibi ve yedi kere sadrazamlığını yapmış olan ünlü devlet adamıSaid Paşa’ya aittir.Bu ifadeleri niye naklettiğimi merak ettiniz, değil mi? Uzun zamandır dış meseleleri

“Vakıa bir hükümet, mali müşkilata düşerse onu sadece iyi idare kurtarır. Kötü idarede ısrar ise mutlak tehlikedir. Mali açığı kapamak için akla gelen ilk çare gelirleri arttırmaktır. Buna imkan yoksa; ya da imkan olsa bile uygulamak mümkün değilse, başvurulacak tedbir, masrafların azaltılmasıdır.”



Bu sözler,
II. Abdülhamid
’in Mabeyn Başkatibi ve yedi kere sadrazamlığını yapmış olan ünlü devlet adamı
Said Paşa
’ya aittir.

Bu ifadeleri niye naklettiğimi merak ettiniz, değil mi? Uzun zamandır dış meseleleri yazarken yakın tarihten uzak kaldığımı düşündüm. Motivasyonumu 2020-21 için pazarlık masasına oturan memurlardan alıp bir hatırlatma yapmak istedim.

II. Abdülhamid’in 33 yıllık saltanatının başarı ve başarısızlıkları hep siyasi tarihte aranır.
Savaşlar, zaferler, anlaşmalar, diploması, denge politikası ve toprak kayıpları
. Ama asıl maharet, tahta geçmeden iki yıl önce resmen
mali iflasını ilan eden bir devletin mali idaresi
ndedir. Bu başarı, Said Paşa gibi ekonomi-politiğin önemini kavramış devlet adamları ile devlet çarkını yürüten ve çoğunlukla fedakarlık yapmak zorunda kalan memurlarındır.
Said Paşa, idarenin sağlıklı bir şekilde yürütülmesinin, sadece kanun ve nizamlara bağlı olmadığını söyler. Bunun kanunları uygulayacak memurlar ile de doğrudan alakalı olduğuna inanır. Zira ona göre;
ne kadar iyi olursa olsunlar kanunları uygulamakla görevli memurlar iyi olmadığı takdirde, idare daima
suiistimale açıktır
. Diğer taraftan, memurlardan verim alınması da, onlara sağlanan hayat şartlarına bağlıdır.
Osmanlı maliyesinin bozuk olduğu dönemlerde en çok etkilenen kesim –bugün de olduğu gibi- hep memurlar olmuştur. Düşük ücretle çalışan memurlar, mali buhranlardan dolayı zaman zaman da hiç maaş alamıyorlardı. İdarenin pürüzsüz yürütülebilmesi için maaşların zamanında ödenmesi gerektiğine inanan ve
özellikle adalet ve emniyet mensuplarının ücretlerinin geciktirilmesini sakıncalı bulan Said Paşa
; bu duruma, birinci sadareti sırasında çareler bulmaya çalıştı. Sonuçta, memur maaşlarının ay sonunda ödenmesini kural haline getirip uyguladı.

Paşa, memur ve maaş siyasetinde sadece bununla yetinmez. Bir derece daha ileri gidip memurların sosyal güvencelerini sağlayacak tedbirler alır. Bu maksatla 1879 yılında “Terfi ve Tekaûd Kararnamesi”ni hazırlatıp yürürlüğe sokar. Bir kaç kere değişikliğe uğrayarak son şeklini 1883’te alan kararnameyle memurların istihdamı ve terfileri yanı sıra emekli olmaları da kanuna bağlanır. Tabi, ondan sonra memurlar ile ilgili kanun ve yönetmenlikler geliştirilir. Cumhuriyet de bu mirası alarak -bugün artık memurlara ve idareye dar gelen- 657 sayılı kanunu çıkarır.

Said Paşa ilk sadaretlerinde, dikkatleri çeken başka bir uygulama daha yapacaktır. II. Abdülhamid’in ilk denk bütçesini sürdürebilmek adına;
giderleri azaltmak için bütün memur maaşlarını belli oranlarda düşürür
. Kendi sadrazamlık maaşını da 90.000 kuruştan 25.000 kuruşa indirir. Paşa’nın bu uygulaması devlet bütçesine bir hayli katkı sağlarken pek çok kişinin de tepkisine neden olur. Mesela dönemin büyük devlet adamlarından
Kamil Paşa
, maaşların düşürülmesinin taşradaki küçük ve hamisiz memurlara zarar vereceğini; dolayısıyla idareyi sarsacağını ileri sürerek, karşı gelir. Aslında işin bir ucu maaş sahibi Paşa’ya da dokunmaktadır. Bu yüzden eleştirilerinde daha da ileri gider. Said Paşa’nın kendi maaşını, Hazine-i Hassa’dan, örtülü ödenekle garanti altına aldıktan sonra bu uygulamayı yaptığını iddia eder.
Bu iddia mı, iftira mı
? bilinmez ama Said Paşa’nın giderleri kısmak adına baş vurduğu tedbir oldukça işe yarar. Benzeri bir tedbiri altıncı sadaretinde bir kere daha dener. Ama o günkü şartlar buna imkan vermez. Çünkü
eski tecrübeyi yaşayan memurlar, artık yüksek mevkilerdedir ve onları ikna etmek mümkün değildir.
Paşa, ilk sadaretinde yürürlüğe koyduğu memurlar nizamnamesiyle;
birden fazla maaş alınmasını yasaklayıp bir hayli tasarruf yaptığını, hatıralarında yazar
. Ona göre; değişik isimler altında görevlendirilen üst düzey memurların
aynı anda bir kaç maaş almaları bütçeyi zorlamaktadır. Esasında böyle bir uygulamayı da doğru bulmamaktadır.
Hatıralarında, konuya geniş yer ayıran Paşa, o günkü vükelanın maaş dökümlerini de vermektedir. İddiasına göre; kendisi görevde olmadığı zamanlarda sürdürülen bu uygulamayı, altıncı sadaretinde kaldırmak ister. Fakat bu sefer de, Sultan II. Abdülhamid’i ikna edemez. Zira
Padişah, birçok üst düzey memuru ürkütecek
bu tedbir yerine; sadrazamdan borçlar idaresinin birleştirilmesini, tütün tekelinin ıslah edilmesini ve Rumeli vilayetleri masraflarının yerinden karşılanmasını ister.

Sonucu bilinse de; ibret almak için tarih okumak faydalıdır.

#Osmanlı Devleti
#II. Abdülhamid
#Said Paşa