ABD hegemonyasının tehlikeli sonuçları
00:00, 29/04/1999, PerşembeG: Güncelleme: 10:17, 21/11/2013, Perşembe
Yeni Şafak
ABD hegemonyasının tehlikeli sonuçları
Benjamin Schwarz ve Christopher Layne'nin birlikte kaleme aldıkları ve Yusuf Kaplan'ın Türkçeye çevirdiği yazının bugün üçüncü bölümünü sunuyoruz. Dün yayınladığımız bölümde, ABD'nin başka ülkelerin uluslararası sisteme hakim olmasına veya şekil vermeye kalkışmasına kesinlikle izin vermek istemeyeceğinin altı çizilmişti. Yazının 'Amerikan hegemonyasının tehlikeli sonuçları' başlığıyla sunduğumuz bugünkü bölümünde Amerikalı stratejist ve siyasetçilerin, NATO'nun bünyesinde ABD'nin rolünün arttırılması durumunda Avrupa'da yaşanabilecek muhtemel siyasi ve ekonomik gelişmelere dikkat çekiliyor.
BENJAMIN SCHWARZ
CHRISTOPHER LAYNE
Amerikalı bazı stratejistler ve siyasetçiler, NATO'nun ve NATO'nun Güvenlik Şemsiyesi bünyesinde ABD'nin rolünün artırılmaması durumunda Avrupa'da büyük ölçekli yeni savaşların veya çatışmaların patlak verebileceğini, bunun da Batı İttifakını sarsabileceğini, Batı İttifakı içindeki siyasi ve ekonomik işbirliği girişimlerini sekteye uğratabileceğini öne sürüyorlar.
Cumhuriyetçiler'in önde gelen dışpolitika sözcülerinden Senatör Richard Lugar bu konuda şöyle diyor: "Avrupa'nın istikrarı, gelecekte, doğu ve güney bölgelerinde patlak vermesi muhtemel çatışmalarla sarsılabilir. İşte burada NATO'ya kaçınılmaz olarak büyük görevler düşüyor. Dahası, ABD'nin izlediği küresel stratejinin mantığı da, ABD'nin başını çektiği NATO'nun Avrupa'nın Doğusu'na ve Güney'ine kadar genişlemesini gerektiriyor. Her ne kadar NATO'nun genişlemesi "yeni bir pazarlık" olarak algılansa da, bu durum, pazarlıkları aşan, değişen jeopolitik şartların ortaya çıkardığı bir durumdur. ABD'nin bu bağlamda şu an geliştirmek istediği stratejilerin uzun bir geçmişi de var."
ABD'nin küresel stratejisi
Görüldüğü gibi, ABD'nin izlediği küresel strateji, ABD'nin Batı Avrupalı "müttefik"lerinin, Avrupa'nın kendi sorunlarını bile kendilerinin çözüme kavuşturmasına izin vermiyor. Avrupa'da istikrarın sağlanması işini de bizzat ABD'nin üstlenmesi gerektiği öne sürülüyor. Senatör Lugar, bu durum hakkında; "Avrupa'nın istikrarını sağlayabilecek tek mekanizma NATO'dur. Avrupa Birliği de, Avrupa'daki savunma ve güvenlik teşkilatları da Avrupa'nın istikrarını ve güvenliğini garanti altına alabilecek güçten yoksundur... Eğer NATO, kendi üyelerinin güvenlik sorunlarıyla bizzat ilgilenmezse, bu ülkeler, güvenlik sorunlarını ya kendileri tek başlarına halletmeye ya da yeni ittifaklar kurmaya kalkışarak çözme yoluna başvurabilirler. Ki bu seçeneklerin ikisi de, ABD'nin küresel stratejisinin önüne takoz koyacaktır" diyor.. Amerika'nın önde gelen politikacılarından yaptığımız bu alıntılar, ABD'nin küresel stratejisinin ne denli tehlikeli gelişmelere yolaçabileceğini kendiliğinden ortaya koyuyor olsa gerek. Sözgelimi, ABD'nin NATO aracılığıyla Kosova'ya –ve diğer bölgelere– müdahaleleri, ABD'nin küresel stratejisindeki açık-uçluluğun ve belirsizliğin sınır tanımayacağını gösteriyor.
Öte yandan NATO'nun Polonya, Macaristan ve Çek Cumhuriyeti'ni de üyeliğe dahil etmesi, NATO'nun Avrupa'nın Doğusu'na doğru genişlemek için çaba gösterdiğinin en somut adımlarından biridir. Ancak bu adım, bölgede ve Batı Avrupa'da istikrarı sağlamakla değil, tam tersine yeni istikrarsızlıklar yaratmakla sonuçlanacaktır. Savunulacak yeni bölgelerin zuhur etmesine zemin hazırlayan NATO'nun genişlemesi girişimi, NATO'ya yeni, ilave stratejik sorumluluklar yükleyecek ve zaten jeopolitik olarak son derece kritik ve nazik olan bölgenin beklenmedik sorunlarla karşı karşıya gelmesine yol açacaktır. Senatör Lugar'ın, "Çevre ülkelerde güvenlik garantiye alınmadığı sürece 'merkez' deki ülkelerde güvenliğin sağlanması imkansızlaşabilir" diyerek, "ABD'nin başını çektiği NATO'nun, üye ülkelerin dışındaki diğer bölgelere de müdahale hakkını zorunlu hale getirmektedir" şeklindeki bir yaklaşım çok yönlü etkileri olacak son derece tehlikeli bir yaklaşımdır. Zira bu durumda, ABD, dünyanın her bir köşesi için ulusal güvenliğimiz 'filan filan' yerlerde de tehlikeye giriyor; "Ulusal güvenliğimizi korumak için 'buralara' da müdahale etmek zorundayız" şeklinde tehlikeli sonuçlara yol açacak bir mantık geliştirmekten çekinmeyecektir.
Amerikan yönetimi, ABD'nin Avrupa'da kuracağı hegemonyanın Avrupa'da doloyısıyla tüm dünyada ABD'nin gücünü ve güvenliğini artıracağına inanıyor. Ancak bu yaklaşım, tarihin yanlış okunduğunu, tarihten yeterince ders alınmadığını ve ABD'nin uluslararası ilşkilerin mantığı ve işleyişi konusunda naif bir tavır içinde olduğunu gözler önüne seriyor. Bunun en tipik örneği Rusya ile ilşkilerdir.
NATO'nun Avrupa'nın Doğu bölgelerine kadar genişleme çabası içinde olması ve Kosova'ya yapılan müdahale ABD'nin Rusya ile olan ilişkilerini bir kez daha gerilimli bir sürece girdirmiştir.
Tehlikeli dönemeç
ABD'nin Rusya'yı kendisine karşı bir tehdit ve tehlikeli bir unsur olarak algılaması, kaçınılmaz olarak Rusya'nın ABD'nin attığı her adımı kuşkuyla karşılamasına zemin hazırlamaktadır. Oysa ABD'nin bu bağlamda izleyeceği en rasyonel yol, Rusya'yı bir tehdit unsuru olarak görmediğini ortaya koyacak ve Rusya'nın kendisine güvenmesi gerektiğini kanıtlayacak stratejiler geliştirmek olmalıdır. ABD'nin NATO ve transatlantik dostluk konusunda attığı bu adımların arkasında yatan temel bir gerçek var. O da şu: ABD, Avrupa'nın gücüne karşı bir karşı-güç geliştirmiyor. ABD'nin yapmak istediği şey, Avrupa'da da Amerikan hegemonyasını tesis etmektir. Amerikalı yöneticilerin anlamdıkları şey şu: Hegemonlar kendilerini çok severler ama öteki güçler, hegemonlara korkuyla ve şüpheyle bakarlar; kaçınılmaz olarak hakim güce karşı yeni ittifaklar kurmanın yollarını araştırırlar. Nitekim Soğuk Savaş'ın sona ermesinden Kosova'ya müdahaleye kadar geçen süreçte Amerikan hegemonyasına karşı bu türden ciddi ittifak arayışları içine girildiğini gözlemliyoruz.
Yarın: Pax-American Çatırdayacak mı?
Başlıklar :
Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.