Yurt dışı eğitim bilmecesi
04:00, 23/09/2026, ÇarşambaG: Güncelleme: 04:40, 23/09/2026, Çarşamba
Yeni Şafak

Fotoğraf: Arşiv
Mahmut Çelik - Makine Yüksek Mühendisi, Yazar
Türkiye’de yurt dışında yükseköğrenim gören öğrenci sayısı uluslararası kaynaklara göre (DAAD Temmuz 2026 ) 66.914 olarak görünüyor. Bu oran Türkiye’deki yükseköğretim öğrencisinin ( 7 milyon) küçük bir kısmına denk gelmektedir. Buna karşılık Türkiye’ye gelen uluslararası öğrenci açık kaynaklarda görünenleri baz alırsak 350 bin civarı görünüyor. Yurt dışında eğitim için en çok tercih edilen ülkeler Almanya, ABD, İngiltere, Ukrayna, Azerbaycan ve Hollanda olarak görünmekte.
Tahminlere göre yılda 200 bin öğrenci yurt dışı eğitim başvurusu yapmaktadır. 2024’te AB ülkelerinde 50 bin öğrenci yerleşme hakkı kazanmış fakat Schengen sorunları sürüyor.
Vize zorlukları nedeniyle İrlanda, Malta, Avustralya ve Körfez gibi alternatif destinasyonlara yönelim artmakta.
Erasmus+ ile Türkiye’den giden öğrenci sayısı, tüm sektörler birlikte düşünüldüğünde on binlerce kişidir.
Türkiye Ulusal Ajansı verilerine göre 2021–2025 döneminde Türkiye’den yurt dışına 155 bin kişi gitmiştir (öğrenci + personel + gençlik katılımcıları dahil).
Yani yeni program döneminde (2021 sonrası) yıllık ortalama kabaca 30 bin civarı hareketlilik gerçekleşmektedir. Bu rakam yükseköğretim öğrencilerinin yanı sıra lise, meslek lisesi, staj ve gençlik projelerini de kapsar. Yükseköğretim öğrencileri kısmı Erasmus’un en büyük kalemidir. 2024 yılında yükseköğretim projelerine 64,8 milyon avro, 2025’te 62,8 milyon avro hibe ayrılmıştır. 2026 KA131 için Türkiye genelinde 54,5 milyon avro kaynak tahsis edilmiştir.
GİDİNCE TÜM SORUNLAR ÇÖZÜLÜYOR MU?
Aslında problemler burada başlıyor. Devletin eli bu öğrencilerin üzerinden kalkmış oluyor.
Yurt dışında okuyan öğrencilerin yaşadığı sorunlar “gidince her şey çözülür” algısının aksine, çoğu öğrencinin ilk 6 ayında yoğunlaşır.
Harç, kira, yemek ve ulaşım euro/dolar cinsindendir; TL’nin değer kaybı bütçeyi hızla eritir. Aileden gelen destek yetmezse öğrenciler part-time işe yönelir ama birçok ülkede çalışma saati kısıtlıdır. “Gizli giderler” (depozito, sağlık sigortası, vizelerin yenilenmesi, kitap, kışlık giysi, ulaşım kartı) ilk dönemde büyük yük oluşturmaktadır. Hatta depozitosunu iade alamayan onlarca mağdur bulunmaktadır.
Vize, oturum ve bürokrasi öğrenciler için son yıllarda en büyük engeldir. Randevu alamadığı için kabul almasına rağmen eğitime başlayamayan öğrenci sayısı azımsanmayacak kadar çok. Schengen vize kuyrukları uzundur bununla beraber kabul alıp vize yetişmeyen binlerce öğrenci vardır. ABD’de politika belirsizliği, İngiltere’de mali yeterlilik ve vize şartları sıkılaşmıştır. Ülkede oturum kartı, adres kaydı, banka hesabı, SGK/sağlık sigortası gibi işlemler yavaş ve karmaşıktır. AB vatandaşı olmamak iş, staj ve mezuniyet sonrası kalışta sürekli dezavantaj yaratır.
Öğrenci şehirlerinde kira çok yüksektir. Kampüs yurdu kontenjanı sınırlıdır; geç kalanlar pahalı özel yurt veya paylaşımlı daireye yönelir. Ev sahipleri bazen yabancı öğrenciye ev vermekte isteksizdir, kefil ve yüksek depozito ister. Kalitesiz ev, ev arkadaşı uyumsuzluğu ve kışın ısınma maliyeti ek yük olur.
Sınavda yeterli puan almak yetmez. Derslerdeki konuşma hızı, akademik yazım, sunum ve tartışma kültürü ilk dönemde zorlar. Türkiye’deki daha ezber/teorik sistemden, ödev-proje-katılım ağırlıklı sisteme geçiş zaman alır. Aksan, mizah ve günlük dil farkı hem derste hem sosyal hayatta izolasyon yaratır.
YALNIZLIK, KÜLTÜR ŞOKU VE RUH SAĞLIĞI
Araştırmalarda duygusal sorunlar sık sık mali sorunlardan bile öne çıkar. Aile, arkadaş ve alışılmış sosyal çevreden kopmak; bayram, ölüm, hastalık gibi anlarda uzakta olmak. “Herkes kendi işine bakıyor” hissi, yüzeysel ilişkiler, arkadaş edinememe. Kış depresyonu (özellikle Kuzey Avrupa), ev yemeği özlemi, aidiyet sorunu. Bu durum ev özlemi, kaygı ve tükenmişliğe dönüşebilir.
Ayrımcılık ve “yabancı” statüsü ile yüzleşilir. İş/staj başvurularında isim, pasaport veya vize statüsü nedeniyle elenmeler yaşanır. Günlük hayatta mikro-ayrımcılık, “nerelisin” sorularının yorucu tekrarı, mezuniyet sonrası çalışma izni belirsizliği; “okulu bitirince evine dön” baskısı gibi diğer birçok zorlayıcı unsur… Dönüş ve denklik Türkiye’ye dönecekler için ayrı bir sorun olarak görünmekte. Diplomaların YÖK denkliği her üniversite ve program için otomatik değildir; bazı okullar “para tuzağı” olarak anılır. Yurt dışında lise okuyup Türkiye’ye dönenler YKS/YÖS geçişlerinde idari belirsizlik yaşayabilmektedir. Gidenlerin bir kısmı kalmak ister, kalamaz; dönenlerin ise bir kısmı iş piyasasına uyum sağlamakta zorlanır. En kritik nokta, “sadece kabul mektubu almak” değil, vize, kira, aylık yaşam, olası iş yasağı gibi konuların hesabını önceden yapmaktır.
DEVLETİN ŞEFKATLİ ELİ YURT DIŞINDA DA EVLATLARININ ÜZERİNDE OLMALI
Yurt dışında okuyan veya yaşayan Türk vatandaşlarına hizmet veren başlıca devlet kurumlarımız T.C. Büyükelçilikleri ve Başkonsoloslukları, Eğitim Müşavirliği / Eğitim Ataşeliği (MEB bağlı), Din Hizmetleri Müşavirliği / Ataşeliği (Diyanet), Ticaret / Kültür / Basın müşavirlikleri (ihtiyaç halinde) Millî Eğitim Bakanlığı – Yükseköğretim ve Yurt Dışı Eğitim Genel Müdürlüğü, Yurt dışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı, Yükseköğretim Kurulu (YÖK), Türkiye Ulusal Ajansı (ua.gov.tr), Yunus Emre Enstitüsü, Maarif Vakfı gibi onlarca kurum. Bu kadar kurum ve kuruluş olmasına rağmen sahipsiz kalan gençlere yıllarca cemaatler ve örgütler kucak açarak kısa vadede sorunlarına yardımcı oldular. Ama uzun vadede bu gençlerin elimizden kaymasına neden oldular .
Yurt dışında eğitim alacaksanız ilk iş ev tutmak veyahut yurt bulmak. Gitmeden önce bu sorunları nasıl çözeceğiz, bize kim yardımcı olacak diye düşünen bir aile babası olarak söylüyorum; elçilik koordinasyonunda bu işlerin çözümü için destek ekipleri olmalı. İnternet üzerinden bir ev buldunuz gittiğiniz de ev yerinde olmayabilir. Yurtlar oturulamayacak kadar kötü olabilir.
Örneğin Devletimiz dil eğitimine giden kaymakam adaylarına konaklayacakları yeri temin ediyor. Devletin şefkatli eli burada öğrencilerimiz içinde devreye girmeli ve bu koordinasyon sağlanmalı, sonra yok olan gençlik ardından ağlamak yetmiyor.