Düşünce Günlüğü Çekin ellerinizi kahraman Türk kadınından

Çekin ellerinizi kahraman Türk kadınından!

Biz Türkler tarih boyunca kadınlarını hiçbir zaman zincire vurmamış bir milletiz. Böyle bir hadsizliği toplum olarak yaşamadığımız gibi, mizansen olarak bile kabul etmemiz mümkün değildir. O kadınlar ki yaşı ne olursa olsun eşi, evladı, kardeşi cephede iken evinde kalıp kaderini beklememiş, çarşafıyla, örtüsüyle, şalvarıyla düşmana karşı cesurca savaşmıştır.

Haber Merkezi Yeni Şafak
​Çekin ellerinizi kahraman Türk kadınından!
İLLUSTRASYON: CEMİLE AĞAÇ YILDIRIM

İLKNUR BEKTAŞ/MİLLİ MÜCADELENİN KAHRAMAN KADINLARINI ANMA ANILARINI ARAŞTIRMA VE YAŞATMA DERNEĞİ BAŞKANI - YAZAR

Hemen her bölgede düşman işgalinden kurtuluşun yıl dönümünde bir takım anma etkinlikleri düzenlenir ve yöre halkına ne günlerden bu günlere geldiğimiz anlatılır. İnsanlarımıza işgalin ne ifade ettiği anlatılırken dehşet veren korkunç anlatılara girmekten sakınarak (amaç geçmişten ibret alarak yürümek ve yeni yaralar açmamak ) özgürlüğümüzün, gelişim sürecimizin, güçlü olmamızın gerekliliğini halka ve özellikle gençlerimize tanıtmak anlamında çok önemlidir. Çünkü çocuklarımız ve gençlerimiz bu etkinlikler sayesinde adını hiç duymadığı, birçok değeri hatta yöresinin kahramanını tanıma fırsatı buluyor, sanal değil gerçek birer kahramanı rol model alıyorlar.

Geçtiğimiz günlerde Balıkesir’in Edremit İlçe Belediyesi, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği ile birlikte düşman işgalinden kurtuluşun yıldönümünde bir anma programı düzenlediler. Buraya kadar her şey güzel ama programının bir bölümünde akıllara zarar büyük bir mahcubiyete imza attılar. Çarşaf içindeki bir kadın “zincire vurularak” aşağılandı. Kurtuluş Savaşı sırasında mücadele veren kadınlarımızı kıyafetlerine göre kategorize edip; akıl, zeka, bilgi birikimi ve fedakârlıklarını yok sayarak hepsini çarşaflı köleler olarak görüyorsanız gerçekten ya hiç bu milleti tanımadınız ve sevmediniz ya da tarihinizden bihabersiniz.

ÖRTÜSÜ BAŞINDA O CEPHEDEN BU CEPHEYE

  • Kurtuluş Savaşı bildiğiniz gibi Türk milletinin ölüm kalım savaşıdır ve erkeğiyle kadınıyla Türk’ün kahramanlık destanıdır. O kadınlar ki yaşı ne olursa olsun, görevi olmamasına rağmen eşi, evladı, kardeşi cephede iken evinde kalıp kaderini beklememiştir. İşgalci Yunan kuvvetlerine karşı 8 ay bilfiil düşmanla göğüs göğüse çarpışan ve 17 Mart 1922’de Balıkesir’in Sındırgı sınırları içerisindeki Koca Yayla’da elinde silah düşmanla en ön safta savaşırken çatışmada başından vurularak şehit edilen, 21 yaşındaki Gördesli Makbule’yi siyah örtüsü, uzun siyah şalvarından dolayı zincire vurulmuş olarak mı görüyorsunuz sahiden ?

Karda ayazda göğsündeki sütü aka aka bebeğiyle 19 ya da 20 yaşında genç bir gelinken kağnısıyla dağlara yollara vurup; örtüsü, şalvarı ve minik battaniyesi ile mühimmatını canından aziz tutarak korumuş ve donarak şehit olmuş Şerife Bacı’yı ne çabuk unuttunuz!

  • Peki ya gönüllü bir Kuva-yı Milliyeci olan Kastamonulu Rahime Kaptan? Hani Rıfat Ilgaz’ın kaleme aldığı adıyla Halime Kaptan? Birçok denizci gibi takalarıyla ölümü göze alarak ta karşı kıyılardan cepheye gerekli silahları taşır. Sizler onun da adını bilmiyorsunuzdur belki de…

Zincire vurarak tasvir edilen o dönemin kadınları işgalci dünya devlet başkanlarının eşlerine, İngiliz ve Franız Kraliçesi’ne, Madam Wilson’a ve Poincaré’ye protesto telgrafları çekerek “Eşlerinizi, erkeklerinizi ülkemizden çekin yoksa bizler de erkeklerimizin yanında yer alır vatanımızı savunmak için evlatlarımızın kanlarına kendi kanlarımızı karıştırarak dinimiz ve istiklalimiz için ölecek; haksızlıklara, zalimlere karşı topyekûn bu yurdu savunarak, şehadete erecek ama galip olarak öleceğiz” demişlerdi. Yalnız telgraf çekmekle kalmamış Anadolu’nun göbeğinde 10 Aralık 1919’da, Kastamonu Darülmuallimat (Kız Öğretmen Okulu) bahçesinde tarihin ilk kadın mitingini gerçekleştirmişler.

İLK KADIN MİTİNGİ

Düzenleyenleri, konuşmacıları ve katılımcıları kadınlar olan bu mitingde işgaller lanetlenerek Kuva-yı Milliye lehine konuşmalar yapıldı. Dünya kadınlarına da seslenilerek yapılan bu mitingin amacı İzmir’in işgaline ve Urfa, Antep, Maraş’ın Fransızların eline geçmesine itirazdı.

  • Kastamonu Kadın Mitingi’ne 3.000 kadın katılmıştı. O dönemde Kastamonu Merkezi toplam nüfusu yaklaşık 15.000 kişiydi. 3.000 kadının katıldığı bir mitingi düzenlemeyi başaran başta tertip komitesi başkanı Zekiye hanım ve arkadaşları mı zincire vurulmuştu size soruyorum?

Bu mitingden biraz daha önceye gidelim. Yunanlıların 15 Mayıs 1919 günü İzmir’i işgal etmesi üzerine tüm yurtta ve İstanbul’da ardı ardına protesto mitingleri düzenlenmişti. Kürsüde yaptığı konuşmaları sebebiyle bir tehdit olarak görülen Halide Edip, İstanbul’un 16 Mart 1920’de işgal edilmesiyle, hakkında idam kararı çıkarılan kişiler arasında idi.

  • Çünkü o düşman işgalinden kurtuluşun Anadolu’nun ayağa kalkmasından geçtiğini bilen; bunun için toplumu kıyama çağıran, meydanlarda kürsüden binlerce kişiye vatanın ve milletin kurtuluş gayesi için “Yemin ediniz” diyerek mücadele ateşini yakan ve muazzam hitabeti ve duruşu ile örnek kadın Halide Onbaşı idi. İdam da dahil tüm caydırıcı yaptırımlara rağmen korkmamış, susmamış ve asla yılmamış bir Türk kadınıydı. Kim onu ve onun gibileri zincire vurabilmiştir sorarım size?

Daha nice kahraman kadınlarımız var. İsimlerini tek tek saymaya ve her birinin anılarını anlatmaya kalksam, Türk kadınını zincire vuran bu zihniyet sahipleri sokağa çıkacak, evladının gözünün içine bakacak yüz bulamaz.

  • Biz Türkler tarih boyunca kadınlarını hiçbir zaman zincire vurmamış bir milletiz. Böyle bir hadsizliği toplum olarak yaşamadığımız gibi, mizansen olarak bile kabul etmemiz mümkün değildir. Türk milletinin kadınları aziz ve kıymetlidir. Ne giydiğine bakmadan; onu korumak, saygılı davranmak, yaşam/eğitim ve kendisini ifade etme haklarını müdafaa etmek her Türk vatandaşının görevidir.

Kadınlarımızın giyim-kuşam, eğitim, ve meslek hayatlarından çekin artık ellerinizi! Bu işin siyasi partisi, derneği, eğitimlisi, eğitimsizi, köylüsü, şehirlisi yok. Ahlak partiler ve kurumlar üstü bir değerdir. Bu ahlaksız sataşmaların bize hiçbir faydası olmadığı gibi, bilakis bizleri sonsuz parçalara ayırarak tüm hücrelerimize kadar bölmek isteyenlere hizmet ettiğini göremiyor musunuz?

  • Kadınlarımız kılık kıyafetleri ile değil, vatanına ve milletine duydukları sevgiyle, bilgi birikimiyle, kabiliyetleri ve başarıları ile anılmalıdır. Bize bizi yücelten programlar yakışır. Milli Mücadele’nin kahraman kadınlarına yapılan bu çirkin yakıştırmayı esefle kınıyorum. Kahraman kadınlarımızın ruhu şad olsun, rahmetle ve minnetle anıyorum…
Abone Ol Google News

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.