Düşünce Günlüğü Güzel, şarkısını unutmaz

Güzel, şarkısını unutmaz

Yüzünde, sözünde, hâl ve tavrında gün ve umur görmüşlüğün izleri okunan insanlara niçin hayranlık duyarız? Çünkü bilmenin, kırılmış olmanın, meşakkat ve zorlukların acısından kendine bir hatıra, hikâye çıkarabilen, bir yol çizebilen insanın güzelliği eşsizdir. İnci, çok sert bir taşa dönüşünce incidir. İnsan da yaşanmışlık ve tecrübelerinden, sevinç ve hüzünlerinden bir şeyler örebildiğince insandır. Tecrübe kalbin hafızasıdır, yüzdeki hayat emareleridir.

Abone Ol Google News
Haber Merkezi Yeni Şafak
Güzel, şarkısını unutmaz
İLLUSTRASYON: CEMİLE AĞAÇ YILDIRIM

Hatice Ebrar Akbulut - Yazar

Kral Naibi denilen ötücü bir kuş, kendi türünün şarkısını unuttuğu için eşini bulamıyormuş. Kendi türünün yaşlıları gittiğinden, nesli tükenmeye yüz tuttuğundan artık bir şey öğrenemiyor ve eşlemiyorlarmış. Hangi izlere bakacağını, nereden yürüyeceğini bilemeyen nasıl öğrenebilir, yaşama sanatını nasıl icra edebilir ki? Kral Naibi’nin başına gelen insanoğlunun da hikâyesi. İnsan da kendi türünün şarkısını unutayazdı. Hayat hikâyemizi anlamlı bir yere taşıyan, bizi savrulmaktan koruyan, kendimize bir yol çizmemizi sağlayan tecrübelerimizdir. Tecrübeler; kendi yolculuğumuzu anlatan şarkılarımız, türkülerimiz, şiirlerimizdir ve bize hayat yolculuğunda nasıl yürüyeceğimizi gösterir.

TECRÜBELER BİZE SAYISIZ GÖZ VERİR

Dünyayı değiştirme fikri henüz hayat tecrübemiz yokken zihnimizi meşgul eder. Toyluğumuzu üzerimizden atmadıkça, tecrübelerle olgunlaşmadıkça bu meşgaleden kurtulamayız. Esas gaye kendini değiştirmektir, kendindeki dünyayı. Su, toprağın derinliğine nasıl inerse insan da öyle inmeli kendi derinliğine, orada neler var görmeli. Kendi içine bakmaya cesaret edebilmeli. İnsan kendinden sıyrılmadıkça kendine gelemez. Kendi cehaletini, bilgisizliğini fark edemez. Kendi yetersizliğinden yine kendini geliştiren/olgunlaştıran insan haberdardır. Ancak başkasından kendimize gelebilir ve kendimizden de başkasına gidebilirsek kişiliğimiz bir kıvam bulur.

Tecrübeler bize sayısız göz verir. Bayağılıklar içinde kalmış incelikleri, bir kenara itilmiş ve örselenmiş güzellikleri bu gözlerin lütfuyla görürüz. Bilgi tek başına insanın tekâmülü için yeterli olmaz. Bilginin tecrübeyle, tecrübenin de bilgiyle desteklenmesi gerekir. Tecrübesi çok bilgisi az olan insan, bilgisi çok tecrübesi az olandan daha samimidir ve dinlenilmeye daha lâyıktır.

GÖNLÜMÜZ ELİMİZDE OLMAYANIN HASRETİNDEDİR

Tecrübeler, hayatın zıtlıklarla örülü olduğunu anlama bilgisidir. Gündüzken gecenin teselli edici karanlığına ihtiyaç duyarız. Geceyken gündüzün neşesini özler, sıkıntılarımız için onu yardıma çağırırız. Neyi istersek onu bulamaz, neyi ararsak ona ulaşamayız. Elimizde olan daima eksiktir. Gözümüz ve gönlümüz elimize gelmeyenin, elimizde olmayanın hasretindedir. Sahip olamadığımız şey için mutsuz oluruz ama ona sahip olmanın da mutluluğa yetmediğini anlarız. Hayat işte böyledir, olabildiğince karmaşık, aklın kavrayamadığı derecede kördüğüm. İnsan salt tecrübeyle bu karmaşayı çözemez belki ama hayatın karmaşasından serin bir sahile nasıl çıkacağını öğrenir. Olumlu olanı görmek için olumsuza, iyiyi seçmek için kötüye, güzeli tanımak için yalana lüzum vardır.

Güzelin karşıtlarını tamamen ortadan kaldırmak ve bertaraf etmek güzelliği anlamsızlaştırır. Hayatın hiçbir alanı pürüzlerden arındırılarak, yekdiğeri yok edilerek daha iyi, daha mamur hâle getirilemez. Her zorluk aşılsa, her yıkıcı durum giderilse ve yalnızca geriye güzellik kalsa yeter miydi insana? Bütün güzellikler bir araya gelse bütün saadetler de mümkün olur muydu insan için? Kendi içine eğilen ve kendindeki güzelliği bulan erişir başka güzelliklere. Hayattan tecrübe devşirmeyenler, bir birikim edinemediklerinden küçük bir esintide savrulur. Tecrübeli insan, her ne yaşarsa yaşasın, başına ne gelirse gelsin, bir çıkış yolu bulur. Tecrübesizlik, güzelliklerle bezeli bir yoldan bir çiçek kokusu dahi duymadan geçmeye benzer. Tecrübe edinmekse güzellik uğruna çetin bir yolda yüksünmeden alın teri dökmektir.

ACISINDAN HİKAYE ÇIKARANIN GÜZELLİĞİ EŞSİZDİR

Öylesine yaşayana sürprizler sunmaz hayat. Sırf yaşamış olmak, insanı tecrübe sahibi kılmaya yetmez. Başına gelenlere, hatalarına, yanlışlarına bakarak tedbir alma becerisini geliştiren kimse hayatın bilgisini tatbik ederse tecrübeli olur. Bir yanlışı sürekli tekrarlayan, aynı yerden defalarca ısırılan kimse, onu yaşamasına rağmen bu konuda hâlâ tecrübesiz sayılır. Yüzünde, sözünde, hâl ve tavrında gün ve umur görmüşlüğün izleri okunan insanlara niçin hayranlık duyarız? Çünkü bilmenin, kırılmış olmanın, meşakkat ve zorlukların acısından kendine bir hatıra, hikâye çıkarabilen, bir yol çizebilen insanın güzelliği eşsizdir. İnci, çok sert bir taşa dönüşünce incidir. İnsan da yaşanmışlık ve tecrübelerinden, sevinç ve hüzünlerinden bir şeyler örebildiğince insandır. Tecrübe kalbin hafızasıdır, yüzdeki hayat emareleridir.

Bazı insanların sezgisi, algısı, ruhu, görüşü ve hayal gücü tecrübe ettikçe derinleşir. Bazı insanlar da tecrübeleriyle artık şaşırmayan, kanıksayan ruhsuz kimseler hâline gelir. İnsanın bakışını, tecrübesiyle keskinleştirmesi veya köreltmesi kendi elindedir. Hayat tecrübe ederek yaşanır. Bir büyüğümüzün hikâyesine eğilirken ve onun izlerini takip ederken esasında kendi sesimizin yankısını ararız. Tecrübeli birinin sözünü dinlemek, onun söylediğini kesin bilgi kabul edip olduğu gibi almak değil, onun sözünden kendi yürüyüşümüze uygun bir metot çıkarabilmektir. Tecrübe sabiteler edinmek değil, insanın yanılmayı göze alarak öğrendiklerini ferasete dönüştürmesidir.

Yaşadıklarımız bizi değiştirir. Tecrübe bir yaşına daha girmektir. Hayatın her kıvrımı, köşesi ve durağı talep edene öğreticidir.

DÜNYANIN KEDERİNDEN PAY ALMAK RUHU KANATLANDIRIR

İnsan, tecrübesiyle hayat defterinden fazlalıkları siler, kendine fayda sağlayacak güzellikleri ekler. Yaşama sanatında derinleşen, hayat bilgisinde erginleşir, hayatını sadeleştirir. Gereksiz, lüzumsuz meşgalelerden kurtulur. Sadeleşen kimse güzelliğe alışmaz, onu kanıksamaz, ona her dem yeniden rastlar. Her rastlayış, daha önceki karşılaşmaları hatırlamak içindir ve her rastlayışta daha önce hiç karşılaşmamış olmanın hayreti gizlidir. Tecrübe, güzelliği yeniden bilme, bir daha idrak edebilmedir. Bundandır güzelin; kendisine alışına zalim olması, kendini kanıksayan kimseyi rayihasından mahrum bırakması.

Tecrübesiz insan hatırasızdır. Hatırası olmayan hiç yaşamamıştır. Hayat hatıralarla anlamlıdır. Eskiden bir insanın tecrübeli olduğunu ifade etmek için tecrübe-dîde denirmiş. Dîde yalnızca fizîken görmeyi değil, mânen görmeyi de içerir. Başkasının göremediği detayları gören, akla gelmeyecek incelik ve nezaketi düşünendir tecrübe-dîde, yani hayatın inceliklerine vâkıf olandır. Kendi hayatı üzerine düşünen, kendi karmaşasını görür. Kendi karmaşasını gören başkasının telâşını görür. Dünyanın gam ve kederinden pay almak, ruhu kanatlandırır. Ruh, imbikten ne ölçüde geçerse ağırlıklarından o kadar arınır. Ruhu güzel olan hayatın kendisine verdiği güzellikleri heder etmez. Kuşlarını, ağaçlarını, şarkılarını korur. Kuşları, ağaçları ve şarkılarını koruyan bütün insanlığı korumuş olur.

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.