'Milleti bırak rejime bak'
00:00, 07/05/1999, CumaG: Güncelleme: 18:28, 21/11/2013, Perşembe
Yeni Şafak
'Milleti bırak rejime bak'
İstanbul Milletvekili Merve Kavakçı'nın yemin töreninde karşılaştığı haksız tepkileri biliyoruz. Özellikle DSP Genel Başkanı Ecevit ve grubunun tavrı, TBMM tarihinde eşine az rastlanır olaylardan... Günlerdir Kavakçı yemin edebilecek mi, edemeyecek mi konusu tartışılıyor. Edememesi durumunda siyaset dünyasında nasıl gelişmeler yaşanacak? Gazeteci-yazar Hakan Albayrak, 'Milleti bırak, rejime bak' başlıklı yazısında bu konuyu yorumluyor.
HAKAN ALBAYRAK
Merve Kavakçı tam yemin sırası geldiğinde arz-ı endam edebilir, DSP'lilerin protestoları eşliğinde doğruca kürsüye yürüyebilir ve çıkıp yeminini okuyabilirdi. FP'nin plansızlığı buna elvermedi. Genel Kurul Salonu'na yemin sırasını beklemeden giren Merve hanımı protestolara rağmen orada tutmak, sırası geldiğinde kürsüye çıkmasını sağlamak, bunun gerçekleşememesi halinde ise yemin töreninin devamına mani olmak da bir yoldu. Ne yazık ki FP sadece plandan-programdan değil, ani manevra kabiliyetinden de yoksun. Partide refleksleri gelişmiş adamlar varsa da, bunların çoğu ataktan çok geri çekilmeye matuf reflekslere sahip. Meselâ Merve hanımı işi bitirmesine fırsat tanımadan Meclis'i terketmeye sevkedenler o türden adamlardı. Ecevit'in illegal nutku karşısında nutku tutulan ve Merve hanımı apar-topar evine postalatan bu zevat, davranışını "realpolitik"le filan izah etmeye kalkışabilir. Gerçekte ise sergilenen şey sadece korkaklıktı.
Fanatik kemalizm terakkiye manidir
Merve Kavakçı'yı 'tedavülden kaldırmak' için çırpınan FP'lilere ne demeli? Herhalde şunu demeli: Her "Öcü geliyor!" dendiğinde kaçacak delik arayacaksınız, siyaset-miyaset yapmayın kardeşim! "Bu konjonktürde Meclis'e başörtüsüyle girilmez ki! Ortamın normalleşmesini beklemek lazım" türünden yaklaşımlar, kaypak duruşunuzu meşru kılmaya yetmez. 75 yıllık Cumhuriyet tarihinde "normal" bir gün mü gördük? Yapılması gerekenin tahrik sayılmadığı bir "konjonktür" oldu mu hiç? Din değil ama fanatik kemalizm terakkiye manidir beyler. Bu kemalizme mütemadiyen ödün vererek hiçbir yere varamaz, memleketi bir adım ileriye götüremezsiniz.
Tamam, itidalsiz olmaz. Ama zaman zaman "provokatör" olmayı da göze almak lazım. Merhum Adnan Menderes "provokatör" olmaktan imtina edip fanatik kemalistlerin dümen suyunda gitseydi, bugün minarelerden "Allahu Ekber" yerine hâlâ "Tanrı Uludur" nidaları yükseliyor olurdu. Menderes'in asılmasından ders almayıp(!) cuntanın gözünün içine baka baka Adalet Partisi'ni kurmaya çür'et eden(!) zevat da "provokatör"dü. Onların ve daha başkalarının "provokasyon"ları sayesinde memleket CHP'ye mahkûm olmaktan kurtuldu. Fakat sonradan bazı "provokatör"lerimiz şahsi ikballeri uğruna davadan döndüler. Saltanatlarının bekası için cuntaların işbirlikçisi oldular. "Tek Parti" zihniyetini, demir yumruk siyasetini yeniden "in" hale getirdiler. Demokrasi vs'yi "out"a şutladılar. Başörtülü milletvekiline yönelik protestoları normal karşılayıp, anormalliği başörtülü milletvekiline izafe eden bir kısım FP'linin bu tavrı da 'CHP Türkiyesi'nin yeniden üretilmesine katkıdır.
Astıkları astık, kestikleri kestik
"İtidal", "sağduyu" filan hikâye: Sefil bir uyum siyasetiyle karşı karşıyayız ve bu siyasetle adil bir düzene varılamaz. Siz cunta olsanız herkesin sizi 'istinatgâh' olarak kabul ettiği, hal ve hareketlerini sizin buyruklarınıza göre ayarladığı, çizdiğiniz çerçevenin dışına zinhar taşmamaya gayret ettiği bir ortamda geri adım atar mısınız? Astığınız astık, kestiğiniz kestik iken hukuk dağıtmaya kalkışır mısınız? Cuntaya karşı çıkmanın riskli birşey olduğu muhakkak. Lakin cuntanın "Ben ne desem o olur, kimse bana itiraz etmez, önüm açık, istediğim herşeyi yapabilirim" psikolojisini besleyenler, çok daha riskli bir iş yapıyorlar.
Başörtülü milletvekiline "Dışarı... Dışarı..." diye bağıran DSP'lilerin çirkin sesi ve bu sesle uyum halindeki bütün sesler âsâbımı bozuyor. Merve Kavakçı'dan kurtulmaya çalışan FP'lileri kınıyorum. Red cephesine katılarak 'MHP milletin değil rejimin partisidir' mesajını veren Devlet Bahçeli'yi de kınıyorum. Ve Yaşar Okuyan'a FP'nin anti-laik tahrikleri(!) aleyhinde en az Yaşar Okuyan'ın kendisi kadar sevimsiz bir demeç verdirten ANAP yönetimini. Tansu Çiller'i de kınıyorum tabii; 'Bu söylem tutmadı galiba' deyip demokrasi havariliğinden çarketmek var mıydı bacım?
Kavakçı, devleti düelloya mı çağırdı?
Görünen o ki, "Türk'üz Cumhuriyet'in göğsümüz tunç siperi" dizesinde en veciz ifadesini bulan çarpık devlet-millet anlayışı, siyasetçilerimizin kâhir ekseriyeti tarafından kabul görmüş durumda. Şu soruyu pek azı soruyor: "Yav, bu cumhuriyeti bize siper olsun diye kurmadık mı? Mukaddesatımızın, izzetimizin, namusumuzun, hür ve bağımsız bir hayat sürmemizin teminatı değil miydi cumhuriyet? Şimdi niye cumhuriyet bize siper olmuyor da biz cumhuriyete siper oluyoruz? Somut varlığımızı bir imgeye armağan etmemiz isteniyor; neden? Esas olan kanıyla canıyla insan mıdır, yoksa soyut bir aygıt olan devlet mi?"
Meclis'e başörtüsüyle gelen Merve Kavakçı'yı eleştirirken "Burası devlete meydan okunacak yer değildir" diyen Ecevit'in ve O'nun dümen suyunda gidenlerin kafasında nasıl bir devlet var, çok merak ediyorum. Yüce bir varlık, bir tür 'ilah' olmalı bu! Oysa okullarımızda devletin yasama, yürütme ve yargı erklerinden oluşan bir şey (varlık filan değil, düpedüz şey) olduğu öğretilir. Yani, somutlayacak olursak, Parlamento +Hükümet+ Mahkemeler'dir devlet. Merve Kavakçı sözkonusu mekanizmanın nesine nasıl meydan okumuş, anlamak mümkün değil. Hani Merve hanımın Cumhurbaşkanı'nı, Meclis Başkanı'nı, Başbakan'ı ve Cumhuriyet Başsavcısı'nı düelloya davet ettiğini filan söyleyip "Devlete meydan okutturmayız" dese, Ecevit'e hak veririz. Ama öyle birşey demiyor. Aslında hiçbir şey demiyor. Yine de karışıyor ortalık. Koca koca adamlar nesnel karşılığı olmayan (bilinen manevi alanlardan herhangi birine de tekabül etmeyen) bir lakırdının peşine takılıp Merve Kavakçı'ya hücum ediyorlar. Ve Merve Kavakçı orada oturmuş şaşkın şaşkın gülümsüyor: Sahici dertleri olan sahici insanların dünyası değil bu... Peki olabilir mi? Uğraşmakta fayda var.
Merve hanıma Türk siyasetini insanileştirme mücadelesinde başarılar diliyoruz. Allah yâr ve yardımcısı olsun.
Başlıklar :
Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.