
İsrail, İran’a yönelik saldırılar başlayınca kapattığı Mescid-i Aksa’yı dün açtı. 41 gün sonra Aksa’ya kavuşan Filistinliler gözyaşları içinde şükür secdesine vardı. Binlerce kişi tekbirlerle sabah namazını kıldı. Kılınamayan bayram namazının tekbirleri de Aksa’da yankılandı. Yeni Şafak’a konuşan Mescid-i Aksa İmamı İkrime Sabri “Aksa, inancımızın ayrılmaz bir parçasıdır ve sonu ne olursa olsun ondan asla vazgeçmeyeceğiz” dedi.
Müslümanların ilk kıblesi ve üçüncü haremi olan Mescid-i Aksa, işgalci İsrail hükümeti tarafından 28 Şubat’ta başlayan İran savaşı bahanesiyle 41 gün kapalı tutulmasından sonra dün yeniden açıldı. Sabah namazı için Mescid-i Aksa’ya akın eden çok sayıda Filistinli, gözyaşları içinde şükür secdesine kapandı. Harem-i Şerif’in avlularını dolduran cemaat, saflar halinde namazlarını eda ederken, açılış anları duygu dolu görüntülere sahne oldu. Mescid-i Aksa’yı dolduran 3 bin Kudüslü, tekbirler arasında sabah namazını kıldı. Kudüslüler, İsrail’in engellemeleri nedeniyle kılınamayan Bayram Namazı tekbirlerini de Mescid-i Aksa içinde yükseltti. Harem-i Şerif’teki görevliler, namaz sonrası Mescid-i Aksa ve avlusunda kapsamlı bir temizlik çalışmaları başlattı. Yeni Şafak’a konuşan Mescid-i Aksa İmam Hatibi Şeyh İkrime Sabri, Kudüslü Müslümanların duygularını anlattı.
AYRILMAZ PARÇAMIZ
Kapanma sürecinde Müslümanların Ramazan’ın son iki cumasına, Kadir Gecesi’ne ve Ramazan Bayramı namazına erişememesinin kendileri için çok üzücü olduğunu dile getiren Şeyh İkrime Sabri, işgal güçlerinin özellikle Mescid-i Aksa’yı hedef aldığını belirtti. Sabri, “Diğer ibadethaneler açık bırakılırken yalnızca Aksa kapatıldı. Müslümanların Aksa’ya yeniden girdiği an, büyük bir sevinç ve derin bir hüzün iç içeydi. Hüzün, 41 gün boyunca ondan mahrum kalmanın acısıydı, sevinç ise yeniden kavuşmanın mutluluğuydu. Bu gözyaşları, Müslümanların Aksa’ya ne kadar bağlı olduğunun en açık göstergesidir. Aksa, inancımızın ayrılmaz bir parçasıdır ve sonu ne olursa olsun ondan asla vazgeçmeyeceğiz” diye konuştu.
İSRAİL HEDEFİNE ULAŞAMAYACAK
Mescid-i Aksa’nın açılması için ısrarla açıklamalar yaptığını ve bu yüzden gözaltına alındığını hatırlatan Sabri, “Bana, ‘Mescid-i Aksa’nın açılmasını istiyor musun?’ diye sordular. Ben de, ‘Evet, istiyorum ve istemeye devam edeceğim. Bu Müslümanların dini hakkıdır’ dedim. Bana güvenlik gerekçesi sundular. Ben de onlara, ‘Diğer camiler, kiliseler ve sinagoglar açıkken neden yalnızca Aksa kapalı?’ diye sordum. Görüşümde ısrar ettim ve hâlâ aynı noktadayım. Mescidi Aksa'nın açılmasını istediğim için Aksa’ya giriş yasağımı uzattılar” cümlelerini sarf etti. İşgalin Aksa üzerindeki uzun vadeli planlarına da değinen Sabri, “2017’den beri işgal güçleri adım adım Aksa üzerinde egemenlik kurmaya çalışıyor. Önce Yahudi gruplara sessiz ibadet izni verdiler, sonra yüksek sesle dua etmelerine izin çıktı. Ardından İsrail bayrakları ve sembollerini içeri sokmaya başladılar. Nihai hedefleri Aksa üzerinde tam kontrol sağlamak. Bu kapatmayla da aksa üzerindeki tahakkümlerini artırmak ve hedefledikleri Süleyman mabedine adım adım ilerlemek. Ancak bunu hiçbir zaman gerçekleştiremeyecekler” dedi.
HEPİMİZ AKSA’YA SAHİP ÇIKALIM
Mescid-i Aksa’nın açılmasının işgalcilerin Müslümanlara lütfu olmadığını aksine Aksa’yı her daim açık bırakmak zorunda olduklarını dile getiren Sabri, “İşgal makamlarının Mescid-i Aksa’yı kapatmaya hakkı yoktur. Savaş nispeten sona erdiği için Aksa’nın yeniden açılması kendiliğinden olması gereken bir durumdur. Bu, işgalcinin bize yaptığı bir lütuf değil, çünkü Aksa’nın asli durumu sürekli açık olmasıdır” ifadelerini kullandı. Dünya Müslümanlarına da çağrıda bulunan Sabri sözlerini, “Filistin içindeki Müslümanların görevi Aksa’ya sürekli gelmek ve onu yalnız bırakmamaktır. Filistin dışındaki Müslümanların görevi ise medya ve kamuoyu yoluyla Aksa’yla sürekli dayanışma içinde olmaktır. Mescid-i Aksa yalnızca Müslümanlara aittir. O, yeryüzünden göğe açılan kapıdır; İslam dünyasının üçüncü kutsal mabedidir ve mutlaka açık kalmalıdır. Sahip çıkın” diyerek sonlandırdı.








