Dünya yanarken tek çözüm Türkiye mi?

19:5515/04/2026, Çarşamba
Yeni Şafak
Ersin Çelik-İbrahim Ufuk Kaynak
Ersin Çelik-İbrahim Ufuk Kaynak

Hafıza Büyük Resim’in son bölümünde Ersin Çelik ve İbrahim Ufuk Kaynak, bölgedeki jeopolitik hareketliliği ve Türkiye’nin istikrarlaştırıcı rolünü analiz etti. Küresel güçlerin çatışma odaklı stratejilerine karşı Türkiye’nin tarihsel ve coğrafi derinliğine dikkat çeken Kaynak, bölge barışı için tek somut alternatifin Türkiye olduğunu vurgulayarak, "Bir çözüm olacaksa bu, Pax Ottomana gibi Pax Türkiye, yani bir Türkiye barışı olmalıdır" dedi.

Yeni Şafak İnternet Yayın Yönetmeni Ersin Çelik ve stratejist İbrahim Ufuk Kaynak, Hafıza’nın son bölümünde Orta Doğu’daki güncel gelişmeleri ve Türkiye’nin bu süreçteki stratejik konumunu değerlendirdi. Bölgedeki emirliklerin ve yerel yönetimlerin güvenlik arayışında Türkiye’nin vazgeçilmez bir aktör olduğunu belirten Kaynak, Türkiye’nin bölgesel liderlik kapasitesini şu sözlerle özetledi: "Dünya haritasını önümüze koyalım; buranın en değerli yeri neresi dendiğinde cevap kaçınılmaz olarak Türkiye’dir. Hem bölgeyi, hem bölgedeki kültürü, hem de jeostratejik ve jeososyolojik yapıyı en iyi bilen biziz. Bu eşsiz coğrafyayı, etkin bir liderlikle güçlü bir Türkiye olarak yönettiğimizde, bütün bölgelere huzur getirebilecek güce sahibiz. Tarihimiz de bunun en somut kanıtıdır."

Ersin Çelik:
Amerika ve İsrail'in İran'a başlattığı savaşta geçtiğimiz hafta bir ateşkes olduğu, İslamabad'da müzakere görüşmeleri vardı fakat oradan da bir sonuç çıkmadı. Hatta savaşın seyrini değiştirdi. Büyütecek, bölgeye yayacak yeni gerilimler var. Amerika, Hürmüz Boğazı'nı kuşatma altına alacağını duyurdu. Yine dünya işte canlı yayınlarda naklen bir savaşı seyredip durdu. Öyle diyebiliriz. Ama biz bir taraftan da dönülmez bir yola girildiğini artık söylüyoruz ve bunu konuşmalıyız. Bundan sonraki sürece de biraz dikkat çekmeliyiz. Taşlar artık yerinden oynadı. diyebilir miyiz diye ben başlayayım.
İbrahim Ufuk Kaynak:
24 sene evvel, 25 sene evvel olan olayı hatırlayalım. Körfez'de Başkan Bush Irak'a girerken şöyle bir laf söyledi: "Bu bir Haçlı Seferidir."
Ersin Çelik:
Evet, geçen hafta da bunu hatırlatmıştık.
İbrahim Ufuk Kaynak:
Şimdi aynısı o zaman bu zamandır devam ediyor. Yani hani Samuel Huntington'ın kitabındaki İslam medeniyeti ile Protestan medeniyeti arasındaki savaş o zaman başladı, şimdi devam ediyor. O zaman da hatırlarsanız demiştim ki bunlar şöyle bir şey diyorlar: "Bizim halkı Müslüman olan devletlerle ilgili bir şeyimiz yok. Çünkü çoğunluğun yönetimi bizde. Hemen hemen hepsinin yönetimi bizde. Türkiye'nin yarısı bizden. Biz diğer yarıyı istiyoruz." demişlerdi, demiştik. Şimdi bu Profesör Mearsheimer çok ilginç açıklamalar yapıyor. Bu Chicago Üniversitesi'nden, aslında kendisi de Amerikan Yahudisi. Hatta ailesi falan Holokost'tan gelmiş.
Ersin Çelik:
Ama bir antisemit değil, antisiyonist duruşu var.
İbrahim Ufuk Kaynak:
Aynen. Yani bu ilginç bir şekilde şu anda Amerika Birleşik Devletleri'ni yerden yere vuruyor. Ama tabii ki biz şunu da çok iyi bilelim: Bunun en fazla etkilendiği kişilerden bir tanesi Samuel Huntington'dır. Yani Medeniyetler Çatışması kitabının yazarıdır aynı zamanda. Şimdi adamın ilginç şeyleri var mesela. Bu savaş konusunda şunu söylüyor: "Kesinlikle İran kazandı." diyor. "Amerika, yenildin çek. Bunu geri git." diyor.
Ersin Çelik:
"Kabul et bunu artık." diyor.
İbrahim Ufuk Kaynak:
Bunu aslında şöyle de okuyabiliriz: Küreselcilerin Trump'a işareti olarak da okuyabiliriz. Biz birkaç türlü okuma yapalım da çünkü sistem hep bir şeyi söyledik. Dedik ki 21. yüzyılda yeni bir düzen kurulacak. Bu dedik ilk çeyrek hep sıkışma. Sıkışma dediğimiz zaman işte bu zamanda 2025-2026. Şu anda bu birinci çeyrekteki o dalgalanma yani yeryüzüne belirli bir nizam gelmedi. Yeni nizamın gelebilmesi için güç gösterisinde bulunmak lazımdı. O güç gösterisi yapılıyor şu anda. Şimdi Amerikalılar için üç tane temel strateji vardır.
Ersin Çelik:
Nedir?
İbrahim Ufuk Kaynak:
Birincisi Orta Doğu'nun kontrolü. İkincisi Avrupa'nın kontrolü. Üçüncüsü Doğu Asya'nın kontrolü. Üç önemli, dünyanın en önemli üç bölgesi denir. Ve Amerika daima olarak uçak gemileriyle donanma bulundurdukları yerler bu üç yerdir. Zaten bütün olaylarda dikkat ederseniz döner dolaşır aynı yörelerde olur.
Ersin Çelik:
Nöbetleşe hep bir kaos var.
İbrahim Ufuk Kaynak:
İşte bir Tayvan bir ara şişirilir, bitirilir. Ondan sonra Japonya-Çin ilişkileri aynı bölgede.
Ersin Çelik:
Kuzey Kore-Güney Kore, Sarı Deniz çatışmaları.
İbrahim Ufuk Kaynak:
Aynen. Ondan sonra birdenbire döner Avrupa'ya. Avrupa'ya çok kötü atar. Avrupa içerisinde zaten darmadağın oldu. Bütün taşlar yerinden oynadı. Üçüncüsü de Orta Doğu'da. Orta Doğu denilen yerde esasında en önemli yerlerden bir tanesi kolay erişilebilecek. Şimdi Amerikan stratejisinde bir şey var: Birincisi “İsrail'i koşulsuz desteklemek."
Ersin Çelik:
Bu maddesiz hiçbir adım atamazlar.
İbrahim Ufuk Kaynak:
Bak diyor ki "O kadar kötü bir pranga takmışlardır ki Amerika'nın boynuna." Yahudi lobisi diyor, "bundan asla ve asla dışarıya çıkamaz. Mahvolması pahasına." diyor. Hatırlarsınız biz bu konuyu kaç defa defalarca tartıştık ve dedik ki Amerika Birleşik Devletleri'nin böyle bir şeyden kurtulabilmesi için içerisindeki Katolik nüfusun harekete geçmesi lazım veya Amerikan ulusalcılarının bunların haricinde, yani Siyonistlerin haricinde bir başka grupların da içeriden harekete geçmesi lazım dedik. Bizim o tartıştıklarımız esasında öyle bir döndü dolaştı ki 4-5 sene sonra o profesör, Çinli profesör Yang da aynı şeyleri söylemeye başladı ve ilginç bir şey biliyor musun? Bizim beş yıldır o söylemiş olduğumuz toparladığımız şeyler hep alt alta geliyor.
Ersin Çelik:
Bu arada bir izleyicimiz de yollamış o Yang'ın konuşmalarını. Demiş ki: "Sizin aylardır, yıllardır konuştuğunuz meseleleri şimdi işte Asyalı uzmanlar konuşmaya başladılar."
İbrahim Ufuk Kaynak:
Hakikaten öyle. Yani aslında var ya aklın yolu bir. Sadece bu zamana kadar insanlar söyleyemiyorlardı. Bir kısmı dediğim gibi, şimdi dünya öyle bir havadaydı ki: İnsan hakları, demokrasi, milletler arası anlaşmalar, al gülüm ver gülüm...
Ersin Çelik:
Kâğıt üstünde her şey düzenli, tertipli. Ölenler, öldürülenler, açlıktan bekleyenler.
İbrahim Ufuk Kaynak:
Onlar görünmüyor.
Ersin Çelik:
Bekleyenler işte onlara böyle göstermelik yardım, bilmem ne kuruluşlar arasıyla birkaç tane ünlüyle, sanatçıyla etkinlikler vesaire. Böyle hümanist bir görüntü. Şimdi kendilerine dönmeye başladı her şey.

“BİR MASADA İSRAİL VARSA ANLAŞMA OLMAZ”

İbrahim Ufuk Kaynak:
Şimdi çünkü bu böyledir zaten. Tarih hep bir döngüdür. Şimdi bir hayal âleminde yaşadılar ilk başta. İsrail'den ben bunu normal bekliyorum. İsrail'in yapısı gereği adam sürekli olarak genişlemek istiyor. Baştan bir strateji koymuş. Ondan asla vazgeçmeyecek. Bakın biz hep hani dediler ya bizde de işte "Türkiye'ye kim saldıracak?" falan diye. Ya bak saldıracak falan at bir kenara. Öyle bir strateji gidiyor ki civarındaki 14 devlete saldıran bir adam sana neden saldırmasın?
Ersin Çelik:
O zaman şunun altını çizelim: Bir masada İsrail varsa İsrail'le anlaşılmaz. Anlaşıldıysa da eğer İsrail o anlaşmaya uymaz.
İbrahim Ufuk Kaynak:
Evet. Bak Batı da uymaz. Ama İsrail'le anlaşma yapılmaz. Anlaşmayı yaptığın gün bozacaktır. Yapısı gereği. Bak bu milletsel karakterdir diyorum ya. Milletsel karakter.
Ersin Çelik:
Kur'an'da da geçiyor.
İbrahim Ufuk Kaynak:
Evet. Hiçbir zaman değişmez. Asla değişmez. Bugün anlaşmanın hiçbir faydası yoktur hiç kimseye. İsrail'le anlaşma ancak silahla ve zorla olur. Başka hiçbir şansı yoktur. Orada da Amerika iki taraflı oynuyor. Amerika hem kendi istediklerini İsrail'e yaptırıyor ama İsrail lobisinin etkisinden kurtulabilmesi imkânsız olduğu için tehditle, şantajla, aklınıza ne gelirse her şeyi biliyorsunuz işte. Olayın fuhşiyat bölümü bile var. Her şey var içlerinde. Şimdi koşulsuz destekliyor. İki, diyor ki Amerika: "Bu bölge" diyor, "Orta Doğu bir büyük gücün eline, ben haricinde kimsenin eline geçmemeli." diyor. Özellikle diyor, bölgedeki iki ülke, İran ve Türkiye diyor. "Bu iki ülke" diyor, "sürekli olarak kontrol altında tutulmalı." Bu aynı zamanda zaten Mossad'ın teorisi.
Ersin Çelik:
Evet.
İbrahim Ufuk Kaynak:
Bunu söyleyen zaten Mossad; yani Amerika sanki hani kendisinin fikriymiş gibi söylerken esasında o olayın varsayalım diyelim ki sadece ekonomik yönünü düşünüyor. Ama değil buradaki olay. İsrail'in kafa yapısını bir türlü anlayamıyor insanlar. Yani bir devlet yapısı falan yok ortada. Geçen hafta demiştik Amerika-İsrail bir din devleti çıktı.
Ersin Çelik:
Evet.

İbrahim Ufuk Kaynak: Evet, şu anda bildiğiniz radikal bir din devleti çıktı. Ve bunlar terörizm yapıyorlar dünyanın her yerinde. Ama adamlar için bu normal. Yani normal bu.

İSRAİL KANUN TANIMAMAYA DEVAM EDİYOR

Ersin Çelik:
Belki seni oyalamak için stratejik olarak anlaşıyormuş gibi bir görüntü verir, bir zaman kazanır. Bu kadar değil mi? Yani İsrail'le bu zamana kadar uluslararası anlamda yapılan bir sürü anlaşma var. Son olarak işte geçtiğimiz yıl biz Sumud'tan döndük. 10 Ekim'de Gazze'de ateşkes imzalandı. Gazze Barış Kurulu oluşturuldu. Trump çıktı ne dedi? "Dünyanın tarihinin" dedi, "en önemli barış süreci başladı." dedi. "Bu kurul" dedi, "tarihe geçecek." dedi. Yani üzerinden 8 ay geçti. Gazze Barış Kurulu'nun hiçbir Gazze ile ilgili bir dahli olmadığı gibi İsrail, Gazze'yi bırakalım Lübnan'ı işgal etmeye başladı. Yani İran Savaşı'nın bir de başka bir perde gerisi var. Lübnan diye bir devlet kalmadı. İsrail her gün kilometrelerce içeriye giriyor. O yüzden uluslararası arenada diğer devletler de İsrail'le anlaşmanın yani bir sonucu olmayacağını artık bilmeleri gerekiyor, değil mi?
İbrahim Ufuk Kaynak:
Şimdi bir de Amerika'nın gücünü arkasına aldığı için, yani o Mearsheimer'ın söylemiş olduğu aslında o diyet diyor ki: "Ensesinde çok ağır bir pranga var." diyor. Kendisini kurtaramayacağı bir pranga var diyor. Biz hatırlarsanız bu işi özellikle Tapınakçılardan falan bahsederken demiştik ki: "Böyle böyle Amerika'yı kuran aklı iyi bilelim." demiştik. Hatta o zamanlar Albert Pike'dan bahsetmiştim.
Ersin Çelik:
Evet.
İbrahim Ufuk Kaynak:
Bu adamın üç dünya projesinin, üç dünya savaşının çıkartılması, 1886'da üç tane dünya savaşının çıkartılması projesinden mektubundan, İtalya'daki Giuseppe'ye yazmış olduğu mektuptan. Bunların hepsi 30. derecede mason dedik. Ama bunların hepsinin hizmet ettiği bir yapı vardı. Bu yapı adım adım Amerika Birleşik Devletleri'nin her tarafını sardı. Avrupa'nın her tarafını sardı. İlk defa Trump'la beraber bir başka değişiklik yaşandı.
Ersin Çelik:
O ne?

ABD’DE TRUMP’TAN SONRA NELER DEĞİŞTİ?

İbrahim Ufuk Kaynak: Avrupa'nın, Batı bloğunun içerisinde çatlama başladı. Onun da sebebi dediğim gibi cumhuriyetçilerin özelliği. Çünkü cumhuriyetçiler hiçbir devlete, uluslararası kuruluşa falan filan inanmaz. Onlarla birlikte çalışmaz. "Biz Amerika'yız. Tek başımıza gücümüz her şeye yeter." Yani yeryüzünün tanrısıyız gibi davranır. Bakın.

Ersin Çelik:
Ben şöyle söyleyeyim. Yani bu küreselcilerin dışında bir politik zemin değil mi?
İbrahim Ufuk Kaynak:
Bütünüyle dışında. Burada çok ilginç bir şey var. Bakın, şimdi Henry Kissinger'ın o ünlü sözü: "Amerika'nın düşmanlığı tehlikelidir ama dostluğu ölümcüldür." diyor.
Ersin Çelik:
Evet. Kimle dost göründüyse onun kuyusunu mutlaka kazdı. Kime silah verdiyse mutlaka oraya bir savaş açtı.
İbrahim Ufuk Kaynak:
Ve biz bas bas bağırdık. Kaç program yaptık bununla alakalı? Dedik ki yeryüzünde hiçbir terör örgütü Amerika Birleşik Devletleri'nin parası, silahı, malzemesi olmadan bir gün yaşayamaz dedik. Bunun hangi ülkede olduğunun hiçbir önemi yok. Dünyanın bütün ülkelerinde. Neden? Çünkü Mossad böyle istiyor.
Ersin Çelik:
Yani bu İsrail'in büyük stratejisine hizmet ediyorlar.
İbrahim Ufuk Kaynak:
İsrail'in büyük stratejisinin içerisinde; birinci toprakların alınması, ikinci o topraklar alındıktan sonra etnik temizlikle herkesin temizlenmesi.
Ersin Çelik:
Yani insandan da arındıracağız.
İbrahim Ufuk Kaynak:
Aynen öyle. Sadece köleler kalacak. Her bir İsrailliye kaç tane köle verilecek, onlar ayrılacak. Onun haricindekiler etnik temizliğe tabi tutulacak. Aptalca geliyor, komik geliyor insanlara.
Ersin Çelik:
Ama adamlar bu sapkınlığı zaten uygulamaya geçirdiler. Kendi ülkelerinde de geçirdiler. Yani Afrika'dan getirdiler siyahi Yahudileri.
İbrahim Ufuk Kaynak:
Tabii üremelerini engellediler. Hepsini kısırlaştırdılar.
Ersin Çelik:
Ama bütün ayak işlerinde çalıştırıyorlar.

2. DÜNYA SAVAŞI MEDENİYETİ NASIL DEĞİŞTİRDİ?

İbrahim Ufuk Kaynak:
Ya bakın hani biz hep dedim ya öyle bir hayal dünyası döneminde yaşadık ki şu geçtiğimiz 40-50 yıl boyunca; özellikle II. Dünya Savaşı'ndan sonra bir hedonizm işte, bir zevk alma, her şeyden zevk al. Zaten aslında bu hep onu da söylemiştik medeniyetin değiştirilmesi. Bunun aslında bir tanesi şehirleşme; yani köyde yaşayan bir tane adamı düşünün, bir insanı düşünün işte ilçeye göçüyor, şehre göçüyor ve büyük şehre göçüyor. İkisi arasındaki dengesizliğe bakın şimdi. Bir yerde köydeydi. Ortak bir yaşamı vardı. Herkesle birlikte ağlayıp herkesle birlikte gülüyordu. Ve kendi kendine yetiyordu. İhtiyaçları olduğunda birbirinden karşılıyordu. Şekli bir büyük şehre geldi. Sadece para konuşulmaya başladı.
Ersin Çelik:
Modern kölelik.
İbrahim Ufuk Kaynak:
Bütün değerler gitti. Yani paran varsa sağlığını alırsın. Paran varsa arkadaş alırsın. Paran varsa ortam yapıyorsun falan filan. Her şeyi paraya döndü. Bu aslında tam bir Yahudi yaşam tarzıydı.
Ersin Çelik:
Evet.
İbrahim Ufuk Kaynak:
Üstün insan. Bu adamlar da bu işin sadece kendileri sahibi olarak gördükleri için biz hep ne demiştik? Bu adamlar demiştik kendilerini kurt görür, dünyayı da tavuk kümesi.
Ersin Çelik:
Aynen öyle.
İbrahim Ufuk Kaynak:
Şu anda diyor ki "Biz etnik temizlik yapıyoruz." Toprağı alıyoruz. Halkı temizliyoruz. Ama bir de üçüncü ayağı var. Bu üçüncü ayak İran ve Türkiye'yi ilgilendiriyor. Bu çok önemli.
Ersin Çelik:
Çünkü göz koyduğu toprakların çok büyük bir hacmi bu ülkenin kontrolünde.
İbrahim Ufuk Kaynak:
Civarında saldırdığı diğer ülkelerin hepsi zaten zayıflatılmış, önceden hazır olan ülkeler. O yüzden son derece rahat vurabiliyor.
Ersin Çelik:
Yani ulussuz devletler ve devletsiz uluslar projesinin ilk ayağı.
İbrahim Ufuk Kaynak:
İkinci aşaması Türkiye. Şu anda İran'ı harap ediyorlar.
Ersin Çelik:
Evet.
İbrahim Ufuk Kaynak:
Burada harap eder, gidiyor derken hani bir acı bir laf var, onu söyleyeyim. Hitler bile böyle bir şey söylemedi, biliyor musun? "Ben bu medeniyeti yok edeceğim." demedi.
Ersin Çelik:
Demedi.
İbrahim Ufuk Kaynak:
"Öyle bir gömeceğim ki mezardan çıkamayacak." Şimdi bu neyi aklıma getirdi biliyor musun? Romalılar Kartacalılarla savaş yaptılar. Pön Savaşları. En son Kartaca'yı yendiler. Kartaca bugün Tunus'ta. Gittim harabeleri de gezdim. Bir tek taş üzerine taş bırakmadılar. "Bütün medeniyeti yok etti." dedikleri ya; aynen o.
Ersin Çelik:
Moğollar da aynısını yapmadı mı?
İbrahim Ufuk Kaynak:
İşte Amerika da ne diyor? "Ben Roma'nın devamıyım." diyor.
Ersin Çelik:
Evet.
İbrahim Ufuk Kaynak:
Biz hep bunları söyledik. Bak tarihî olarak bu şeyler hep birlikte geliyor.
Ersin Çelik:
Kütüphaneleri vuruyorlar. İbadethaneleri vuruyorlar. Okulları vuruyorlar. Tarihî binaları. Kilise, sinagogları da vuruyor. Çünkü oraya ait, orada yarın bir daha ayağa kalkılacak, yeniden bir yaşam inşa edilecek bir şey bırakmıyor, iz bırakmıyor.

ABD’DE İSRAİL NEFRETİ ARTIYOR

İbrahim Ufuk Kaynak:
Ama bir de şu var. Mearsheimer diyor ki: "Hiç Amerika'da İsrail'e olan nefret %65'e çıkmamıştı."
Ersin Çelik:
O oran 70'lerde. 80'lerden sonra şey değişiyor.
İbrahim Ufuk Kaynak:
Ya bu çok acayip bir şey biliyor musun? Bu rakamları hani 50'yi geçtikten sonrasını şöyle bir düşünelim. Bu adamlar yarın öbür gün çok büyük bir iç karışıklığa meyilli olacak, olmak zorunda. Bu keza yalnız o bölge için değil, vurdukları bölgeler için de öyle. Örnek veriyorum: Şimdi Körfez bölgesi vuruldu. Biz önümüzdeki 10 yıl, 20 yıl nasıl olur acaba? Şu olaylar bitti. Bir barış anlaşması yapıldı. Ne olur bölgede?
Ersin Çelik:
Yani böyle hiçbir şey olmamış gibi davranmayacak insanlar. Hafızalarda bir İsrail terörü oturdu. Yeni nesil bunu gördü.
İbrahim Ufuk Kaynak:
Çok güzel. Bu ne? Jeokültürel. Yani olayın bir medeniyet ayağı var. Bir de kültürel, sosyolojik, psikolojik değişimleri var.
Ersin Çelik:
O zaman İsrail bununla yetinmeyecek. Avrupa'yı da dümdüz edecek. Bu hafızayı yok etmek için, kendisine olan bu nefreti ortadan kaldırmak için bugün İsrail karşıtı, Siyonizm karşıtı olan herkes aslında İsrail'in hedefi olacak.
İbrahim Ufuk Kaynak:
Bir de Avrupa'nın geleneksel bütün çıkarları zedelendi. Ses çıkartmamakla beraber geçiştirebileceklerini zannettiler. Başaramadılar. Şimdi İngiltere'de muhalefet diyor ki Başbakan'a: "Duymamazlıktan geldin. Kanada'yı istedi, yok farz ettin." diyor. "Halbuki hani bize bağlı toprak. Unutur diye mi düşündün?" diyor. "Yoksa vazgeçer diye mi düşündün?" diyor. "Aradan geçen bir yılda" diyor, "hiçbir şey değişmedi." diyor. "Daha fazlasıyla geliyor." diyor. "Ve üstelik aşağılayarak geliyor. Ne zaman cevap vereceksiniz?" diyor. Ama çaresizlik biliyor musunuz?
Ersin Çelik:
İşte en son "Savaşa müdahale olmayacağız." diye bir açıklama yaptılar.
İbrahim Ufuk Kaynak:
Vakti zamanında İngiltere'nin boynuna sarılmış olan Yahudi şu anda Amerika'nın da boynuna sarılmış.

İSRAİL’İN STRATEJİSİ GÜÇLÜ OLAN DEVLETLERİ YOK ETMEK

Ersin Çelik:
Yani 2003'te Irak'ın işgali aslında bir İsrail operasyonuydu. İsrail işgali. İngilizleri buraya sürdüler, Amerika'yla birlikte.
İbrahim Ufuk Kaynak:
Kesinlikle. O bölgedeki en yakın, güçlü o düşündükleri bir devletti. Bakın, İsrail'in en büyük stratejik civarda huzur içerisinde güçlü, dik durabilen hiçbir devletin olmaması lazım. Bunun için gerekirse ne yapılacaksa yapılsın. Türkiye'deki 15 Temmuz da buydu. Türkiye'nin içerisindeki bütün darbelerin sebebi de buydu. Türkiye içerisindeki Gezi olaylarının sebebi de buydu. Türkiye'deki olan bütün olayların. Hani adına halk hareketi falan demeye çalışırlar, muhalefet de kalkar destek verir. Hepsinin içerisinde Mossad vardır. Hepsinin içerisinde Amerika ve İsrail vardır.
Ersin Çelik:
Mısır'da Arap Baharı olmadı mı? Oldu. Devrilmedi mi?
İbrahim Ufuk Kaynak:
Aynen öyle.
Ersin Çelik:
Yerine bir adam seçimle zafere gelmedi mi? Seçilmedi mi Mursi? Ama hemen ona da darbe yaptılar.

ABD VE İSRAİL ÜLKELERİN İRADESİNE SALDIRIYOR

İbrahim Ufuk Kaynak:
Çünkü Mursi gelir gelmez bir laf söyledi. Dedi ki: "Artık Mısır, Türkiye'nin Afrika'ya açılan kapısıdır."
Ersin Çelik:
Çünkü Hüsnü Mübarek bunu söylememişti. Yani Enver Sedat'tan beri Mısır'la İsrail çok güzel. Mursi geldi, tünelleri açtı. Refah Sınır Kapısı'nı rahatlattı. Bir yıl içerisinde darbe yaptılar. Niye? Çünkü onların istedikleri bir sonuç olmadı oradaki devrim, Arap Baharı. Ha keza Suriye'de de onların istedikleri bir yönetim gelmeyeceği için Esad'ı 14 yıl boyunca orada tuttular. O arada da Türkiye'de Erdoğan'ı devirmeye çalıştılar. Yani istikrarsız bir coğrafya oluşturdular önce.
İbrahim Ufuk Kaynak:
Tabii iradeyi kaldırıyorlar. Yani dedim ya bak; aciz, muhtaç ve sürekli itaatkâr olmasını sağlamak diyor.
Ersin Çelik:
Körfez'i de bu şekilde zaten kafaladılar.
İbrahim Ufuk Kaynak:
Onları zaten yaptılar da. Ben bir de Türkiye açısından düşünün olayı; nereden nerelere geldik diye. Yani düşünün bir olayları. Başımızdan şu geçen bir saniye kendimize gelmeden, sürekli olarak gelen, dalga dalga gelen, biri bitmeden diğeri başlayan.
Ersin Çelik:
Rusya'yla savaşıyorduk şu anda. Yani bırak İsrail'i. Aynen öyle. Bir hata yapsaydı Türk milleti seçimlerde bir hata yapsaydı şu anda biz bambaşka bir şey konuşuyorduk.
İbrahim Ufuk Kaynak:
Aynen öyle.
Ersin Çelik:
Ben İsrail adına bir de Körfez'de savaşıyorduk. Bu zamana dek İsrail kendinden güçlü olan bir ülkeyle direkt savaşmadı. Hep endirekt savaştı. Ya Amerika'yı sahaya sürdü ya İngiltere'yi sahaya sürdü ya da vekâlet savaşları, terör örgütleriyle yürüttü bu işi.
İbrahim Ufuk Kaynak:
Şimdi bir de çok önemli bir nokta var. Şimdi Amerika dünyanın en büyük ekonomik gücü. Ne yapıyor biliyor musunuz? Ambargo uyguluyor. Ambargo uyguladığı devletleri tek tek bakın. Onların hepsi bir sonraki hedeftir. Ekonomik olarak çöküyorlar. İçerisi vakit karışıyor, zamanında strateji geliştirilir ve derler ki: "Şu şu şu ülkelere ambargo uygulanacak." Nereye kadar? Biz istediğimiz zamana yani ya terbiye edilene veyahut terbiye edilmeden sürekli devrilecek, başkalarını getirecek. Ambargolarla beraber ülkenin gelişmesi engellenir, bir noktada tutulur. Halkına da aynen şöyle derler: "Sizi yönetenler bu işi bilmiyorlar, beceremiyorlar. Hadi ayaklanın.
Ersin Çelik:
Bunlar gitsin, muslukları açalım.
İbrahim Ufuk Kaynak:
Evet ya, şimdi bunun farkına varmaz insanların çoğunluğu o an için. Olayın maddi kısmını düşünür. Yani olayın kendisine en kolay neyi gösterilirse onu. Olayın arka tarafını düşünmek istemez. Zaten ona zaman da olmadığına inanır. Çok hızlı bir gelişme.
Ersin Çelik:
Günübirlik aynen öyle refleksler vardır.
İbrahim Ufuk Kaynak:
Şehirleşme; yani biz "civilization", medeniyet. Bizim anladığımız medeniyet değil. Diyelim buna uygarlık diyelim biz. Uygarlık kelimesinin içerisine cuk diye oturacak bir şey. Bencilleşme. Kişiselleşme. Sadece kendin varsın. Bencilleşiyorsun. Çocuk bile yapmıyorsun.
Ersin Çelik:
Modern, seküler, çağdaş. 7 Ekim'e kadar İsrail'in dünyadaki imajı bu değil miydi?
İbrahim Ufuk Kaynak:
Yani Orta Doğu'da -bu kavramı çok kullanmak istemiyorum ama onlara göre Orta Doğu'da- Arap coğrafyasının içerisinde, Filistin topraklarının içerisinde modern, çağdaş, seküler, Batılı işte demokrasiyi savunan, özgürlüklerin had safhada olduğu, eşit bir ülke ve insan profili vardı. Çok böyle hümanist olarak sundukları insanların nasıl psikopat ve katiller olduklarını, cani olduklarını gördük.
İbrahim Ufuk Kaynak:
Hem de nasıl çıktı? Bakın düşünün; siz bütün Batı dünyasını alın, hele Amerika Birleşik Devletleri ile bütün Avrupa'yı içerisine alın. Her türlü hak gözeten, artık Büyük Ada'daki eşeklerle ilgilenen, bütün sapkınlıkları savunan, bunların normalleşmesi gerektiğini söyleyen insanlar; bir ufacık çıkarları zedelendiği an bir anda dünyanın en vahşi canavarları hâline geldi. Hep dönüp dolaşıp aynı yerlere geliyor.
Ersin Çelik:
Ama işte onlar fok balıklarının yaşamlarını düşünüyorlar. Beyaz balinalar için nöbet tutuyorlar. Olur mu öyle şey?

BATI’NIN HER HAMLESİ ZEHİRDİR

İbrahim Ufuk Kaynak:
Bize de yedirdiler. Bütün ülkelerin hepsi yani gelişmek isteyen ülkelerin hepsi onları kendilerine örnek aldılar. Biz o yüzden hep dedik Batılılaşma bir zehirdir diye. İnsan göz göre göre kendine bunu zerk etmez. Yapılan her hamlesi zehirdir; kendisi için de bizim için de.
Ersin Çelik:
Allah rahmet eylesin. Analım, sık sık analım; çünkü o büyük bir siyasi miras ve vizyon bıraktı bize. Merhum Erbakan Hoca. Eski Başbakanlarımızdan. Ne demişti? "İsrail ancak güçten anlar." Yani İsrail'le uzlaşılmaz, anlaşılmaz. İsrail'e karşı güç koyacaksın ortaya. Bu gücü de böyle şey değil, yani "Ben sana şunu yaparım." değil. Göstereceksin. Gücünün karşısında eğilmesi gerekiyor. Çünkü İsrail'i eğemezsen o bir yolunu bulur seni içeriden çökertir. Bunun da sayısız örneği var.

İRAN ABD’NİN YENİLEBİLECEĞİNİ GÖSTERDİ

İbrahim Ufuk Kaynak:
İsrail şu anda kendisi görünmüyor. Yani şöyle söyleyeyim sana: Amerika'yı öne atmış. Şimdi Amerika iki uçak gemisini yaralattırdı. Tarihin en büyük, Vietnam Savaşı'ndan sonra bütün kendi düşünürleri söylüyor; Vietnam Savaşı'ndan sonraki en büyük bir gündeki uçak kaybını yaşadı diyor. Oraya indirme yapmışlar. Rezil oldular. Uçaklara, helikopterlere hepsi vurulmuş. "Burada yenildin." diyor. İki, Hürmüz var. Hürmüz kendi başına İran'ın elinde korkunç bir güç. Ve normalde İran buradan para almak istiyor, Hürmüz'ün geçişinden. Ha şöyle diyelim acaba ne derece doğru ne derece yanlış. Bakın böyle bir burası küçük bir boğaz değil, oldukça geniş bir yer ve karşı tarafı da var olayın. Çok ada var orada; yani Umman tarafı da var. Fakat İran kendi başına bunu almak istiyor. Ha, onlar da yedirmek istemiyorlar. Hiç para vermek istemiyorlar. Haklılık haksızlık payını şöyle bir kenara bırakıyorum, şöyle diyelim: Cebelitarık. Bir tarafında İspanya var, alt tarafında Fas var. Ama orada bir de Gibraltar var yani İngiltere'nin elinde olan. Buraya 600 yıllık bir anlaşma çerçevesinde para ödenmeden herkes geçiyor. Eğer oradan geçiyorsa o zaman tamam Batılıların şöyle bir şeyi var: Diyor ki "O zaman İran buradan para almasın." Biz bu o işi atalım. İran çok yıkıntı hâlinde olduğu için bir yerden para bulmak zorunda. Kısa vadede nakit para bulmak zorunda çok çabuk bir şekilde; çünkü ülke yıkıldı ama bütün yıkılmaya rağmen İran direndi ve Amerika Birleşik Devletleri'nin yenilebileceğini ve çaresiz kalabileceğini gösterdi.

İSRAİL NÜKLEER KULLANIR MI?

İbrahim Ufuk Kaynak:
Beni korkutan kısım ne? Beni korkutan şu kısım: İsrail elindeki bütün yeteneğiyle hava gücü. Hava gücü ile beraber gidiyor bombalıyor, bombalıyor, bombalıyor, bombalıyor ama o ülke teslim olmuyor. "2-3 bin füzesi vardır." derken 7 bin füze atıyor ama hâlâ bitmiyor. Bu sefer şöyle bir şey geliyor karşı tarafa. Şimdi İsrail açısından düşünün olayı: Hâlâ daha devam etmek zorunda. Bu hâlde bırakamaz. Amerika bırakıp gitmek istiyor. Amerika'yı da bırakmıyor. Beni korkutan diyorum size; burada bir nükleer kullanma şeyi. "Bu adam bunu yapar mı?" sorusu.
Ersin Çelik:
Kimse “yapmaz” diyemez.
İbrahim Ufuk Kaynak:
Mearsheimer'a soruluyor. Ne diyor biliyor musun? Hiç düşünmeden yapar.
Ersin Çelik:
Ben de katılıyorum.
İbrahim Ufuk Kaynak:
Ve diyor ki peşinden; bir başkası soru soruyor ki: "Peki bu işi Amerika engellemez mi?" diyor. "Asla engellemez.
Ersin Çelik:
Nükleeri veren o zaten.
İbrahim Ufuk Kaynak:
Gazze'yi beraber yok ettiler. Niye engellesin?" diyor. Şimdi bu ama dünyadaki dengeleri değiştirir.
Ersin Çelik:
Bir felaketten bahsediyoruz aynı zamanda. Savaştan öte bir şeyden bahsediyoruz.

“BU BÖLGENİN BİN YILLIK SAHİBİ BİZİZ”

İbrahim Ufuk Kaynak:
Hele ki hayal âleminde yaşayan o nesil için, tamam mı? Bakın, Türkiye hâlâ daha olayın tam farkında değil. Türkiye dışı hâlâ ateş bölgesi. Bir ton ülkede kuyruklar oluştu. İnanılmaz fiyatlar zıplıyor. Türkiye hâlâ dengede. En güçlü istikrar bölgesi. Vallahi eğer var ya bizim halkımız açısından çok önemli olduğu için diyorum; özellikle de ben gençler açısından. Gençler bu ülkenin geleceğini, bu bölgedeki bütün bölgenin de geleceğinin kendilerinde olduğunu yani bu bölgenin geleceği Amerika'nın elinde olmamalı, İsrail'in elinde olmamalı, adı ne olursa olsun hangi ülkenin. Bu bölgelerin 1000 yıllık sahibi biziz. En iyi bilen biziz; hem bölgeyi hem bölgedeki kültürü hem bölgedeki jeostratejik yapıyı, jeososyolojik yapıyı en iyi bilen biziz. Bir çözüm olacaksa yine "Pax Ottomana" gibi "Pax Türkiye" çözüm olmalı. Bir Türkiye barışı. Türkiye şu ana kadar bunu becerdi. Bakın ben hep sürekli olarak vurguladığım şey güçlü liderliktir. Bir ülkenin aciz bırakılabilmesi için liderinin güçsüzleştirilmesi lazımdır. Bizim muhalefetin bütün işi lider üzerine oynamak işte o yüzden. Dünya ateş içerisinde yanıyor, onlar hâlâ Silivri'de hâlâ tapınma peşindeler.
Ersin Çelik:
Seçime 2,5 yıl var; hâlâ seçim peşindeler, hâlâ seçim peşindeler.
İbrahim Ufuk Kaynak:
Ama yani 17 seçim geldi, aynı şeyler oldu. Asla akıllanmıyorlar çünkü görevi o değil. Bana öyle geliyor ki sanki dedim ya bir görev var; "O görev sen bir şekilde oyala." Yoksa yani bakın şimdi siz bir ülkenin Türkiye Cumhuriyeti gibi 1 trilyon 750 milyar dolara ulaşan yıllık gayrisafi millî hasılası olan, dünyanın en büyük havaalanını yapan, dünyadaki ilk iki ülke arasında ama satış açısından birinci sırada olan insansız sistemler konusunda diyorum, bir ülkeden bahsediyoruz ve son derece basit, sığ kafalı ve hiçbir gelecek öngörüsü olmayan; öfke, kızgınlık ve nefret üzerinden oy toplamaya çalışan…
Ersin Çelik:
Bir de Batı'dan aman dilenen, İngilizlere yalvaran, "Bizim iç siyasetimize niye müdahale etmiyorsunuz?" diye açık açık sitem eden ama aynı zamanda Türkiye'yi yönetmeye de talip olan bir muhalefet anlayışı var.

TÜRKİYENİN DIŞ POLİTİKA STRATEJİSİ NASIL İLERLİYOR?

İbrahim Ufuk Kaynak:
O yüzden bunları hani söylememizin sebebi de dedim ya hani gençler olayı boşver, şunu seviyorum, bunu seviyorum değil: Türkiye'nin acaba doğrusu ne? Türkiye için doğrusu ne? Bu savaşa girmeliydi, girmemeliydi. Kim sağladı? Çok uğraştı. Bu dengede kim tuttu? Kim yaptı bunu? Kim sorusunu nasıl sormasın? Bir işten faydalanacaksan bir cinayet mahallinde bile kimin ne yaptığını nasıl anlayacaksın? Türkiye çok kritik bir dönemden geçiyor. Dünyadaki bölgeler de kritik bir dönem. Bakın, şu savaş bitti, bir anlaşma yapıldı diyelim bölgede, ne olur? Bir defa Yemen diye bir ülke üçe bölünecek.

Çünkü şu anda fiilî olarak bölündü. Hiçbirisi birbiriyle herhangi bir anlaşma yok. Zaten bunlar İngilizler tarafından vakti zamanında karıştırılmış yerlerdi. Birinci bölünme: Üç tane daha küçük ulusal devlet -devlet yapısı olmayacağı için ulusal bir grup diyelim- oluşacak. Başka ne oluşacak? Bölgedeki altı tane emirlik var. Altı emirliğin altısı birden hem kültürel olarak mahvoldu. Körfez emirlikleri bitti, bütün zeminini kaybetti. Şöyle, "Bize bir şey olmaz Amerika var arkamızda, bize hiçbir şey olmaz." derken kafalarına bombayı yediler.

Ersin Çelik:
Yapay şehirlerin bütün büyüsü bozuldu.
İbrahim Ufuk Kaynak:
Amerika'nın bölgede bulunan 13 üssünün 13'ü de yıkıldı. Askerlerini otellere gönderiyor.
Ersin Çelik:
Turizm olarak da çöktüler.
İbrahim Ufuk Kaynak:
Bütün yatırımlar bitti. Hani her gün işte "Yok şu Dubai'den şu kadar daire alın, şu kadar getirisi var." falan filan; hiçbir şey yok. Demek ki bütün yapı değişti. Bak dünya haritası çok ilginç. Dünya haritasını ortaya, gözümüzün önüne koyalım; buranın en değerli yeri ne dediğinde kaçınılmaz olarak Türkiye'ye geliyor. İnanılmayacak bir coğrafya. Bu coğrafyayı etkin bir liderlikle güçlü bir Türkiye kurarak çok rahatlıkla biz bütün bölgelere huzuru getirebilecek güce sahibiz. Tarihimiz de bunun kanıtı.

“BÖLGEDEKİ TEK GÜÇ TÜRKİYE”

Ersin Çelik:
Yani bu emirlikler de gelip bizim paçamıza yapışır mı?
İbrahim Ufuk Kaynak:
Yapmak zorundalar. Aksi hâlde yaşam şartları yok. Kendilerini kimsenin koruyamayacağını görüyorlar. Ne olur? Bundan sonraki yani aynı dedikten ben tekrar razıyım. Birleşik Arap Emirlikleri hariç ben diğerlerinin diyeceğine inanmıyorum. Herkesin kafası karmakarışık. Ne olabilir? İşte Suudi Arabistan, Pakistan'dan yardım istedi. Pakistan gidiyor. Bu demektir ki aslında biz de gidiyoruz. Bu böyledir. Orada bir üçlü bir pakt var, anlaşma var. Çünkü biz zaten bu işin çalışmalarının peşindeydik. Bu bölgedeki problemleri çözebilecek tek güç biziz: Türkiye. Başka hiç kimseden olgun, barışçıl bir sözün çıkabilmesi mümkün değil çünkü adamların hepsi savaş dili. Herhangi bir liderden de çıkabilmesi yani ne Trump'tan ne Netanyahu'dan.. Bu adamlar bölgede ses, söz sahibi olsalar bunlardan bir barış şeyi yok; adamın böyle bir şeyi yok.
Ersin Çelik:
Bir de itimat edilir tarafı kalmadı Trump'ın. Verdiği bütün sözleri, vaatleri kendisi ayaklarının altına aldı.
İbrahim Ufuk Kaynak:
Kesinlikle. Ya diyorum ya sana bakın, o öyle bir şey oluyor ama "Medeniyetini tarihe gömeceğim." Ya böyle bir şey oldu mu? "Medeniyeti gömeceğim." Sen kimsin ya? Bu nasıl bir anlayış? Medeniyetini tarihe gömeceğim yani Kartaca gibi yapacağım. Biz de hep dedik ki bunu bazıları yanlış anladılar: "İran" dedik, "Türk devlet aklı kullanır." "Rusya da Türk devlet aklı kullanır." dedik. Bunları havada bir laf olarak algıladılar. Vallahi değil. Bak bunu söylememizin sebebi şu: İran son 1000 yıldır Türkler tarafından idare ediliyordu, 1925 yılına kadar. 950'lerden başladı 1925'e kadar hiç Perslerin eline geçmedi ama Persler vardı. Oradaki Türklerle Persler bir şekilde bir ortak medeniyet kurdular. Ama devlet aklı Türk devlet yapılanmasıydı. O yüzden üstteki birini öldürmekle alttaki çalışmaktan vazgeçecek değil. Batı'nın anlamadığı bu. Batı, Venezuela'daki gibi düşündü: Lideri aldın mı bütün ülke...
Ersin Çelik:
Yani Amerika'nın genel politikası buydu. Başı kes, gövdeyi dağıt.
İbrahim Ufuk Kaynak:
Aynen öyle. Ama bu bu coğrafyada işlemiyor. Bu coğrafyada işlemiyor. İki, ben bunu mesela Rusya için söyledim, abartıyor dediler. Ya abi vallahi abartmıyorum. Bu bir bilimsel gerçeklik olarak söylüyorum: Rusya diye bir devlet, devlet yapılanması olarak 1500'lü yıllara kadar hiç olmadı. Knezlikler hâlinde, küçük beylikler hâlinde yaşıyorlardı. Altın Orda Devleti'nin yıkılmasından sonra Altın Orda prenslerinden Ortodoks dinini kabul edenler Rusya'ya devlet yapılanmasını, Moskova'ya giderek öğrettiler. O yüzden Rusya bir devlet yapılanmasına girdi. Ama hani bunu burada söylerken hani ben "Bu işte yok devletin aklı falan..." Hayır arkadaş, şöyle düşünün: Bir devlet nasıl kurulur? Nasıl yönetilir? Halkın isteklerine güvendiği nasıl sağlarsın, ekonomisini nasıl sağlarsın, siyasetini, kurumlarını nasıl sağlarsın? Bunlar atla deve değil ki ya. Bunlar bizde var.
Ersin Çelik:
Sosyolojik fıtrat bu. Yani kodunda var, geleneğinde var.
İbrahim Ufuk Kaynak:
Bir "petrodolar" demiştik, hep bahsettik.
Ersin Çelik:
Evet asıl yani krizlerin, savaşların görünmeyen tarafı. Bilinen ama konuşulmayan tarafı.
İbrahim Ufuk Kaynak:
Bir de enerji yolları iyice sıkıştı. Yalnızca petrol ve doğal gaz değil; yalnız enerji değil, ticaret de bitti bölgede. Ama en önemlisi dünyanın ihtiyacı olan alüminyumun çok büyük bir kısmı orada Katar'daki tesislerden elde ediliyordu. O da bitti. Gübre üretimi olduğu gibi o bölgeden geliyor o ham madde; hepsi petrol. Onlar bitti. Bu sene ürünlerin fiyatı da artacak bütün dünyada. Yani bu nasıl döndürülecek olayının içerisinde şu ana kadar Türkiye muhteşem bir şekilde geldi. Dünyada olay çok daha şiddetli yaşanıyor şu anda. Bazı ülkelerde petrol kuyrukları falan filan başladı. Biz istesek de istemesek de bu olayın içerisinde bize gelecekler. Bizden yardım isteyecekler.
Ersin Çelik:
Ne isteyecekler?
İbrahim Ufuk Kaynak:
Bizden aslında İsrail'in hiç işine gelmeyen şeyler bunlar. Ama bunlar Avrupa isteyecek.
Ersin Çelik:
Ne isteyecek?
İbrahim Ufuk Kaynak:
Bu Amerika-İsrail'e karşı bir set oluşturabilmek.
Ersin Çelik:
Yani o zaman yeni bir müttefiklik ve ittifak arayışına girdi.
İbrahim Ufuk Kaynak:
Fransa çok ilginç bir şey söyledi. "Lübnan'da bu saldırılar devam ettikçe bölgeye asla barış gelmez." dedi. İsrail, Lübnan'dan asla vazgeçmez.
Ersin Çelik:
Yayılmacı politikasının ilk durağı şu anda.
İbrahim Ufuk Kaynak:
Evet. Hakikaten öyle. Yani İran'la Amerika'nın ateşkes ilan ettiğinden saatler sonra tonlarca bomba attı şehirlere. Ve "Ben sizin anlaşmanızı tanımıyorum." dedi. Amerika'ya "Sen ne iş tutarsan tut." dedi. "Ben işimi yapacağım." dedi. "Vuracağım." dedi. "Katliamlarımı sürdüreceğim." dedi.
İbrahim Ufuk Kaynak:
Şeyi izliyoruz şimdi değil mi? Mesela Körfez'in girişinde bir şey başlattı denetim; Amerika İran'ı tekrar zorluyor. İran buna karşılık hani bir şey bekliyor; herhangi bir gemiyi batırsın falan filan. Bakalım olay ne olacak diye. Yapabilecekleri şey şu: Dedim ya beni en fazla korkutan İsrail'in böyle bir nükleere girmesi, bütün dünyanın dengesinin tekrar değişmesi. Japonya 120 küsur milyon o nüfusu var; bütün nüfusu için yer altında sığınak yapmaya başlıyor. Çok ilginç şeyler dönüyor yani.
Ersin Çelik:
TOKİ'nin de bu yönde bir çalışması var Türkiye'de. Sığınakları artırma ve imar etme çalışması var. Yani bir şey geliyor yani. Altını çizelim, konuşalım.
Ersin Çelik:
Çünkü mahallenin delisi her tarafta, herkese saldırıyor. Elinde, arkasında devasa büyük bünyesi olan, züccaciye dükkânına girmiş fil gibi etrafı darmadağın yapan, zerre kadar ahlaki herhangi bir terim kullanmayan, Hitler'in bile asla sözünü etmediği "medeniyeti yok etmek" gibi bir fikri ilk defa taşıyan bir ilginç yapı. Aslında bu Amerika'nın daha önceki yapısıydı da sadece açık söyleyen birisi geldi. Yani Trump, Amerika'nın normal düşüncesini açık açık bağıra bağıra söyleyen ki cumhuriyetçi.

“GENÇLER HİTLER’İN HAKLI OLDUĞUNU DÜŞÜNÜYOR”

Ersin Çelik:
Fakat tabii bütün bunlar küresel çapta başka bir şeye sebep olacak. O da şu: Dedim ya size Amerika'daki ve Avrupa'daki inanılmaz bir Yahudi nefreti başladı. Gençlerin çoğunluğu Hitler'in haklı olduğunu düşünmeye başlamış. Hatta hatta hatta hatta bu yapının gidişatından öylesine endişe duyanlar var ki kaza rıza böyle bir anlayış yeryüzünde egemen olsa ne olur sorusunu sormaya başlayanlar var.

SUMUD FİLOSU YENİDEN AKDENİZ’DE

Ersin Çelik:
Ben geçtiğimiz yıl Sumud Filosu'na katıldım biliyorsunuz işte, izleyicilerimiz de biliyor ve Avrupa'da inanılmaz ses getirmişti. Şimdi yeni bir filo hazırlanıyor, Barselona'dan ilk kafile Akdeniz'e açıldı. Şimdi biraz fırtına var, böyle hafif sığına sığına ilerliyor. Ama Barselona'da inanılmaz bir kalabalık vardı. Yani Avrupa'da son zamanlarda görülmemiş bir halk desteğiydi bu. Binlerce insan o limanlara yığılmıştı Filo'yu uğurlamak için.
İbrahim Ufuk Kaynak:
Aynen öyle.
Ersin Çelik:
Yani bu Batı'da, Avrupa'daki İsrail öfkesinin bir karesi, bir anı sadece. Şimdi Filo Akdeniz'de değişik limanlardan katıla katıla daha da büyüyerek, daha hacimli bir şekilde. Bunların hepsi de genç. Ya ben birçoğunu tanıyorum, görüştüm; onlarla günlerce yolculuk yaptık. İnanılmaz şekilde net ama bilinçli farkında olarak bir İsrail karşıtlığı var onlarda. Ve İsrail bu Batılı gençlerin; Avrupalıların -aralarında Amerikalısı var, İngilizi var, Almanı, İrlandalısı var, İspanyolu var, Fransızı var, Kanadalısı var- bunların kendilerine karşı cesurca ve sivil bir iradeyle gelmesinden asla asla hazzetmiyor İsrail. Bu savaştan daha tehlikeli görüyor. Çünkü karşısında çok büyük bir sivil güç var. Korkmuyor da bu insanlar. Bunlar diyor ki: "Biz Gazze'ye gideceğiz." diyor. "Sen 20 yıldır orayı abluka altına almış olabilirsin, 7 Ekim'den beri soykırım yapıyor olabilirsin ama biz canımızla kanımızla bu yola çıktık. Elimizde silah yok, hiçbir şey yok. Senin ablukanı kırmak istiyoruz. Sen de ne yaparsan yap." Bak bunu da peşinden söylüyor. Ama İsrail için büyük bir problem bu. Ve bu gittikçe büyüyor yani böyle bir meydanlarda cılız sesin ötesine geçti bu. Bunu sosyal medyadan da okuyabiliriz. Amerikan ve Batı medyasındaki haberlere yansıyor çünkü medya da artık manevra yapamaz hâle geldi. Yani Amerikan medyası da Avrupa medyası da artık İsrail lehine karartma ve sansür yapamaz hâle geldi. Ya sosyal medyada patlıyor bu ya okur yorumlarında patlıyor.

Şimdi bu hareketlilik neyi etkiliyor? Sokakta böyle bir dinamizm var, bir karşıtlık var. Siyasetçileri etkiliyor. Devletleri etkiliyor. İşte İspanya Başbakanı çıktı adam resmen İsrail'e şu anda politik savaş açtı. Yani Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın çizgisinde İsrail karşıtı bir siyaset yürütüyor bu adam. Avrupa'daki diğer ülkeleri de hareketlendiriyor; çünkü bu kelebek etkisi. Avrupa'da bir yerde bir hareketlilik varsa örnek veriyorum sağ yükseliyorsa, ırkçılık yükseliyorsa, göçmen karşıtlığı bir ülkede yükseliyorsa bütün Avrupa'ya yayılma şeyi çok yüksek, potansiyeli çok yüksek. Şimdi İsrail karşıtlığı bir de bütün kamuoyunun önünde oldu; yani 7 Ekim'den beri bu insanlar çıplak gözleriyle bir soykırım izliyor. Yani Siyonizmin bütün insanlığı hedef alan bir nefret ideolojisi olduğunu çok net bir şekilde gördüler.

İbrahim Ufuk Kaynak:
Ve Epstein gibi iğrenç bir kültürün gelmekte olduğunu da görüyorlar.
Ersin Çelik:
Evet bir de Epstein çıktı ortaya. Dediler ki: "Ya orada çocukları öldürüyor, burada çocuklara tecavüz ediyor, katlediyor, kanını içiyorlar ve bunlar konuşuluyor.
İbrahim Ufuk Kaynak:
Onu yapabilmek için dünyanın orasında burasında savaş çıkartıyorlar."
Ersin Çelik:
Yani diyor ki: "Beşikteki çocuğu öldüren, masum bebeği öldüren, adadaki çocuğu katleden, tecavüz eden demek ki bana da yapar." Bu bir narkozdan uyanma. Bu bir ayağa kalkma. Bu bir meselenin farkına varma ve iradeyi koyma. Yani Avrupalı gençler belki de sıranın kendilerine geleceğinden, belki de oradaki Siyonistlerin kendi ülkelerinde yaşayan Siyonistlerin yarın karşılarına hak iddia ederek: "Bu ev benim, bu mahalle benim, bu bina benim, bu ülke benim, burayı bana vaat ettiler..."
İbrahim Ufuk Kaynak:
İlginç olan ne biliyor musun? Yahudiler var ya bu tarihi çok iyi biliyorlar. Avrupa'nın her devletinden nasıl kovulduklarını da biliyorlar. Bunlara rağmen asla geri adım atmıyorlar. Devam ediyorlar. Amerika'yı arkasına aldı inanılmaz bir azgınlık.

Yeni Şafak İnternet Yayın Yönetmeni Ersin Çelik ve stratejist İbrahim Ufuk Kaynak, Hafıza’nın son bölümünde Orta Doğu’daki güncel gelişmeleri ve Türkiye’nin bu süreçteki stratejik konumunu değerlendirdi. Bölgedeki emirliklerin ve yerel yönetimlerin güvenlik arayışında Türkiye’nin vazgeçilmez bir aktör olduğunu belirten Kaynak, Türkiye’nin bölgesel liderlik kapasitesini şu sözlerle özetledi: "Dünya haritasını önümüze koyalım; buranın en değerli yeri neresi dendiğinde cevap kaçınılmaz olarak Türkiye’dir. Hem bölgeyi, hem bölgedeki kültürü, hem de jeostratejik ve jeososyolojik yapıyı en iyi bilen biziz. Bu eşsiz coğrafyayı, etkin bir liderlikle güçlü bir Türkiye olarak yönettiğimizde, bütün bölgelere huzur getirebilecek güce sahibiz. Tarihimiz de bunun en somut kanıtıdır."

Ersin Çelik:
Amerika ve İsrail'in İran'a başlattığı savaşta geçtiğimiz hafta bir ateşkes olduğu, İslamabad'da müzakere görüşmeleri vardı fakat oradan da bir sonuç çıkmadı. Hatta savaşın seyrini değiştirdi.

Büyütecek, bölgeye yayacak yeni gerilimler var. Amerika, Hürmüz Boğazı'nı kuşatma altına alacağını duyurdu. Yine dünya işte canlı yayınlarda naklen bir savaşı seyredip durdu. Öyle diyebiliriz. Ama biz bir taraftan da dönülmez bir yola girildiğini artık söylüyoruz ve bunu konuşmalıyız. Bundan sonraki sürece de biraz dikkat çekmeliyiz. Taşlar artık yerinden oynadı. diyebilir miyiz diye ben başlayayım.

İbrahim Ufuk Kaynak:
24 sene evvel, 25 sene evvel olan olayı hatırlayalım. Körfez'de Başkan Bush Irak'a girerken şöyle bir laf söyledi: "Bu bir Haçlı Seferidir."
Ersin Çelik:
Evet, geçen hafta da bunu hatırlatmıştık.
İbrahim Ufuk Kaynak:
Şimdi aynısı o zaman bu zamandır devam ediyor. Yani hani Samuel Huntington'ın kitabındaki İslam medeniyeti ile Protestan medeniyeti arasındaki savaş o zaman başladı, şimdi devam ediyor. O zaman da hatırlarsanız demiştim ki bunlar şöyle bir şey diyorlar: "Bizim halkı Müslüman olan devletlerle ilgili bir şeyimiz yok. Çünkü çoğunluğun yönetimi bizde. Hemen hemen hepsinin yönetimi bizde. Türkiye'nin yarısı bizden. Biz diğer yarıyı istiyoruz." demişlerdi, demiştik. Şimdi bu Profesör Mearsheimer çok ilginç açıklamalar yapıyor. Bu Chicago Üniversitesi'nden, aslında kendisi de Amerikan Yahudisi. Hatta ailesi falan Holokost'tan gelmiş.
Ersin Çelik:
Ama bir antisemit değil, antisiyonist duruşu var.
İbrahim Ufuk Kaynak:
Aynen. Yani bu ilginç bir şekilde şu anda Amerika Birleşik Devletleri'ni yerden yere vuruyor. Ama tabii ki biz şunu da çok iyi bilelim: Bunun en fazla etkilendiği kişilerden bir tanesi Samuel Huntington'dır. Yani Medeniyetler Çatışması kitabının yazarıdır aynı zamanda. Şimdi adamın ilginç şeyleri var mesela. Bu savaş konusunda şunu söylüyor: "Kesinlikle İran kazandı." diyor. "Amerika, yenildin çek. Bunu geri git." diyor.
Ersin Çelik:
"Kabul et bunu artık." diyor.
İbrahim Ufuk Kaynak:
Bunu aslında şöyle de okuyabiliriz: Küreselcilerin Trump'a işareti olarak da okuyabiliriz. Biz birkaç türlü okuma yapalım da çünkü sistem hep bir şeyi söyledik. Dedik ki 21. yüzyılda yeni bir düzen kurulacak. Bu dedik ilk çeyrek hep sıkışma. Sıkışma dediğimiz zaman işte bu zamanda 2025-2026. Şu anda bu birinci çeyrekteki o dalgalanma yani yeryüzüne belirli bir nizam gelmedi. Yeni nizamın gelebilmesi için güç gösterisinde bulunmak lazımdı. O güç gösterisi yapılıyor şu anda. Şimdi Amerikalılar için üç tane temel strateji vardır.
Ersin Çelik:
Nedir?
İbrahim Ufuk Kaynak:
Birincisi Orta Doğu'nun kontrolü. İkincisi Avrupa'nın kontrolü. Üçüncüsü Doğu Asya'nın kontrolü. Üç önemli, dünyanın en önemli üç bölgesi denir. Ve Amerika daima olarak uçak gemileriyle donanma bulundurdukları yerler bu üç yerdir. Zaten bütün olaylarda dikkat ederseniz döner dolaşır aynı yörelerde olur.
Ersin Çelik:
Nöbetleşe hep bir kaos var.
İbrahim Ufuk Kaynak:
İşte bir Tayvan bir ara şişirilir, bitirilir. Ondan sonra Japonya-Çin ilişkileri aynı bölgede.
Ersin Çelik:
Kuzey Kore-Güney Kore, Sarı Deniz çatışmaları.
İbrahim Ufuk Kaynak:
Aynen. Ondan sonra birdenbire döner Avrupa'ya. Avrupa'ya çok kötü atar. Avrupa içerisinde zaten darmadağın oldu. Bütün taşlar yerinden oynadı. Üçüncüsü de Orta Doğu'da. Orta Doğu denilen yerde esasında en önemli yerlerden bir tanesi kolay erişilebilecek. Şimdi Amerikan stratejisinde bir şey var: Birincisi “İsrail'i koşulsuz desteklemek."
Ersin Çelik:
Bu maddesiz hiçbir adım atamazlar.
İbrahim Ufuk Kaynak:
Bak diyor ki "O kadar kötü bir pranga takmışlardır ki Amerika'nın boynuna." Yahudi lobisi diyor, "bundan asla ve asla dışarıya çıkamaz. Mahvolması pahasına." diyor. Hatırlarsınız biz bu konuyu kaç defa defalarca tartıştık ve dedik ki Amerika Birleşik Devletleri'nin böyle bir şeyden kurtulabilmesi için içerisindeki Katolik nüfusun harekete geçmesi lazım veya Amerikan ulusalcılarının bunların haricinde, yani Siyonistlerin haricinde bir başka grupların da içeriden harekete geçmesi lazım dedik. Bizim o tartıştıklarımız esasında öyle bir döndü dolaştı ki 4-5 sene sonra o profesör, Çinli profesör Yang da aynı şeyleri söylemeye başladı ve ilginç bir şey biliyor musun? Bizim beş yıldır o söylemiş olduğumuz toparladığımız şeyler hep alt alta geliyor.
Ersin Çelik:
Bu arada bir izleyicimiz de yollamış o Yang'ın konuşmalarını. Demiş ki: "Sizin aylardır, yıllardır konuştuğunuz meseleleri şimdi işte Asyalı uzmanlar konuşmaya başladılar."
İbrahim Ufuk Kaynak:
Hakikaten öyle. Yani aslında var ya aklın yolu bir. Sadece bu zamana kadar insanlar söyleyemiyorlardı. Bir kısmı dediğim gibi, şimdi dünya öyle bir havadaydı ki: İnsan hakları, demokrasi, milletler arası anlaşmalar, al gülüm ver gülüm...
Ersin Çelik:
Kâğıt üstünde her şey düzenli, tertipli. Ölenler, öldürülenler, açlıktan bekleyenler.
İbrahim Ufuk Kaynak:
Onlar görünmüyor.
Ersin Çelik:
Bekleyenler işte onlara böyle göstermelik yardım, bilmem ne kuruluşlar arasıyla birkaç tane ünlüyle, sanatçıyla etkinlikler vesaire. Böyle hümanist bir görüntü. Şimdi kendilerine dönmeye başladı her şey.

“BİR MASADA İSRAİL VARSA ANLAŞMA OLMAZ”

İbrahim Ufuk Kaynak:
Şimdi çünkü bu böyledir zaten. Tarih hep bir döngüdür. Şimdi bir hayal âleminde yaşadılar ilk başta. İsrail'den ben bunu normal bekliyorum. İsrail'in yapısı gereği adam sürekli olarak genişlemek istiyor. Baştan bir strateji koymuş. Ondan asla vazgeçmeyecek. Bakın biz hep hani dediler ya bizde de işte "Türkiye'ye kim saldıracak?" falan diye. Ya bak saldıracak falan at bir kenara. Öyle bir strateji gidiyor ki civarındaki 14 devlete saldıran bir adam sana neden saldırmasın?
Ersin Çelik:
O zaman şunun altını çizelim: Bir masada İsrail varsa İsrail'le anlaşılmaz. Anlaşıldıysa da eğer İsrail o anlaşmaya uymaz.
İbrahim Ufuk Kaynak:
Evet. Bak Batı da uymaz. Ama İsrail'le anlaşma yapılmaz. Anlaşmayı yaptığın gün bozacaktır. Yapısı gereği. Bak bu milletsel karakterdir diyorum ya. Milletsel karakter.
Ersin Çelik:
Kur'an'da da geçiyor.
İbrahim Ufuk Kaynak:
Evet. Hiçbir zaman değişmez. Asla değişmez. Bugün anlaşmanın hiçbir faydası yoktur hiç kimseye. İsrail'le anlaşma ancak silahla ve zorla olur. Başka hiçbir şansı yoktur. Orada da Amerika iki taraflı oynuyor. Amerika hem kendi istediklerini İsrail'e yaptırıyor ama İsrail lobisinin etkisinden kurtulabilmesi imkânsız olduğu için tehditle, şantajla, aklınıza ne gelirse her şeyi biliyorsunuz işte. Olayın fuhşiyat bölümü bile var. Her şey var içlerinde. Şimdi koşulsuz destekliyor. İki, diyor ki Amerika: "Bu bölge" diyor, "Orta Doğu bir büyük gücün eline, ben haricinde kimsenin eline geçmemeli." diyor. Özellikle diyor, bölgedeki iki ülke, İran ve Türkiye diyor. "Bu iki ülke" diyor, "sürekli olarak kontrol altında tutulmalı." Bu aynı zamanda zaten Mossad'ın teorisi.
Ersin Çelik:
Evet.
İbrahim Ufuk Kaynak:
Bunu söyleyen zaten Mossad; yani Amerika sanki hani kendisinin fikriymiş gibi söylerken esasında o olayın varsayalım diyelim ki sadece ekonomik yönünü düşünüyor. Ama değil buradaki olay. İsrail'in kafa yapısını bir türlü anlayamıyor insanlar. Yani bir devlet yapısı falan yok ortada. Geçen hafta demiştik Amerika-İsrail bir din devleti çıktı.
Ersin Çelik:
Evet.
İbrahim Ufuk Kaynak:
Evet, şu anda bildiğiniz radikal bir din devleti çıktı. Ve bunlar terörizm yapıyorlar dünyanın her yerinde. Ama adamlar için bu normal. Yani normal bu.

İSRAİL KANUN TANIMAMAYA DEVAM EDİYOR

Ersin Çelik:
Belki seni oyalamak için stratejik olarak anlaşıyormuş gibi bir görüntü verir, bir zaman kazanır. Bu kadar değil mi? Yani İsrail'le bu zamana kadar uluslararası anlamda yapılan bir sürü anlaşma var. Son olarak işte geçtiğimiz yıl biz Sumud'tan döndük. 10 Ekim'de Gazze'de ateşkes imzalandı. Gazze Barış Kurulu oluşturuldu. Trump çıktı ne dedi? "Dünyanın tarihinin" dedi, "en önemli barış süreci başladı." dedi. "Bu kurul" dedi, "tarihe geçecek." dedi. Yani üzerinden 8 ay geçti. Gazze Barış Kurulu'nun hiçbir Gazze ile ilgili bir dahli olmadığı gibi İsrail, Gazze'yi bırakalım Lübnan'ı işgal etmeye başladı. Yani İran Savaşı'nın bir de başka bir perde gerisi var. Lübnan diye bir devlet kalmadı. İsrail her gün kilometrelerce içeriye giriyor. O yüzden uluslararası arenada diğer devletler de İsrail'le anlaşmanın yani bir sonucu olmayacağını artık bilmeleri gerekiyor, değil mi?
İbrahim Ufuk Kaynak:
Şimdi bir de Amerika'nın gücünü arkasına aldığı için, yani o Mearsheimer'ın söylemiş olduğu aslında o diyet diyor ki: "Ensesinde çok ağır bir pranga var." diyor. Kendisini kurtaramayacağı bir pranga var diyor. Biz hatırlarsanız bu işi özellikle Tapınakçılardan falan bahsederken demiştik ki: "Böyle böyle Amerika'yı kuran aklı iyi bilelim." demiştik. Hatta o zamanlar Albert Pike'dan bahsetmiştim.
Ersin Çelik:
Evet.
İbrahim Ufuk Kaynak:
Bu adamın üç dünya projesinin, üç dünya savaşının çıkartılması, 1886'da üç tane dünya savaşının çıkartılması projesinden mektubundan, İtalya'daki Giuseppe'ye yazmış olduğu mektuptan. Bunların hepsi 30. derecede mason dedik. Ama bunların hepsinin hizmet ettiği bir yapı vardı. Bu yapı adım adım Amerika Birleşik Devletleri'nin her tarafını sardı. Avrupa'nın her tarafını sardı. İlk defa Trump'la beraber bir başka değişiklik yaşandı.
Ersin Çelik:
O ne?

ABD’DE TRUMP’TAN SONRA NELER DEĞİŞTİ?

İbrahim Ufuk Kaynak:
Avrupa'nın, Batı bloğunun içerisinde çatlama başladı. Onun da sebebi dediğim gibi cumhuriyetçilerin özelliği. Çünkü cumhuriyetçiler hiçbir devlete, uluslararası kuruluşa falan filan inanmaz. Onlarla birlikte çalışmaz. "Biz Amerika'yız. Tek başımıza gücümüz her şeye yeter." Yani yeryüzünün tanrısıyız gibi davranır. Bakın.
Ersin Çelik:
Ben şöyle söyleyeyim. Yani bu küreselcilerin dışında bir politik zemin değil mi?
İbrahim Ufuk Kaynak:
Bütünüyle dışında. Burada çok ilginç bir şey var. Bakın, şimdi Henry Kissinger'ın o ünlü sözü: "Amerika'nın düşmanlığı tehlikelidir ama dostluğu ölümcüldür." diyor.
Ersin Çelik:
Evet. Kimle dost göründüyse onun kuyusunu mutlaka kazdı. Kime silah verdiyse mutlaka oraya bir savaş açtı.
İbrahim Ufuk Kaynak:
Ve biz bas bas bağırdık. Kaç program yaptık bununla alakalı? Dedik ki yeryüzünde hiçbir terör örgütü Amerika Birleşik Devletleri'nin parası, silahı, malzemesi olmadan bir gün yaşayamaz dedik. Bunun hangi ülkede olduğunun hiçbir önemi yok. Dünyanın bütün ülkelerinde. Neden? Çünkü Mossad böyle istiyor.
Ersin Çelik:
Yani bu İsrail'in büyük stratejisine hizmet ediyorlar.
İbrahim Ufuk Kaynak:
İsrail'in büyük stratejisinin içerisinde; birinci toprakların alınması, ikinci o topraklar alındıktan sonra etnik temizlikle herkesin temizlenmesi.
Ersin Çelik:
Yani insandan da arındıracağız.
İbrahim Ufuk Kaynak:
Aynen öyle. Sadece köleler kalacak. Her bir İsrailliye kaç tane köle verilecek, onlar ayrılacak. Onun haricindekiler etnik temizliğe tabi tutulacak. Aptalca geliyor, komik geliyor insanlara.
Ersin Çelik:
Ama adamlar bu sapkınlığı zaten uygulamaya geçirdiler. Kendi ülkelerinde de geçirdiler. Yani Afrika'dan getirdiler siyahi Yahudileri.
İbrahim Ufuk Kaynak:
Tabii üremelerini engellediler. Hepsini kısırlaştırdılar.
Ersin Çelik:
Ama bütün ayak işlerinde çalıştırıyorlar.

2. DÜNYA SAVAŞI MEDENİYETİ NASIL DEĞİŞTİRDİ?

İbrahim Ufuk Kaynak:
Ya bakın hani biz hep dedim ya öyle bir hayal dünyası döneminde yaşadık ki şu geçtiğimiz 40-50 yıl boyunca; özellikle II. Dünya Savaşı'ndan sonra bir hedonizm işte, bir zevk alma, her şeyden zevk al. Zaten aslında bu hep onu da söylemiştik medeniyetin değiştirilmesi. Bunun aslında bir tanesi şehirleşme; yani köyde yaşayan bir tane adamı düşünün, bir insanı düşünün işte ilçeye göçüyor, şehre göçüyor ve büyük şehre göçüyor. İkisi arasındaki dengesizliğe bakın şimdi. Bir yerde köydeydi. Ortak bir yaşamı vardı. Herkesle birlikte ağlayıp herkesle birlikte gülüyordu. Ve kendi kendine yetiyordu. İhtiyaçları olduğunda birbirinden karşılıyordu. Şekli bir büyük şehre geldi. Sadece para konuşulmaya başladı.
Ersin Çelik:
Modern kölelik.
İbrahim Ufuk Kaynak:
Bütün değerler gitti. Yani paran varsa sağlığını alırsın. Paran varsa arkadaş alırsın. Paran varsa ortam yapıyorsun falan filan. Her şeyi paraya döndü. Bu aslında tam bir Yahudi yaşam tarzıydı.
Ersin Çelik:
Evet.
İbrahim Ufuk Kaynak:
Üstün insan. Bu adamlar da bu işin sadece kendileri sahibi olarak gördükleri için biz hep ne demiştik? Bu adamlar demiştik kendilerini kurt görür, dünyayı da tavuk kümesi.
Ersin Çelik:
Aynen öyle.
İbrahim Ufuk Kaynak:
Şu anda diyor ki "Biz etnik temizlik yapıyoruz." Toprağı alıyoruz. Halkı temizliyoruz. Ama bir de üçüncü ayağı var. Bu üçüncü ayak İran ve Türkiye'yi ilgilendiriyor. Bu çok önemli.
Ersin Çelik:
Çünkü göz koyduğu toprakların çok büyük bir hacmi bu ülkenin kontrolünde.
İbrahim Ufuk Kaynak:
Civarında saldırdığı diğer ülkelerin hepsi zaten zayıflatılmış, önceden hazır olan ülkeler. O yüzden son derece rahat vurabiliyor.
Ersin Çelik:
Yani ulussuz devletler ve devletsiz uluslar projesinin ilk ayağı.
İbrahim Ufuk Kaynak:
İkinci aşaması Türkiye. Şu anda İran'ı harap ediyorlar.
Ersin Çelik:
Evet.
İbrahim Ufuk Kaynak:
Burada harap eder, gidiyor derken hani bir acı bir laf var, onu söyleyeyim. Hitler bile böyle bir şey söylemedi, biliyor musun? "Ben bu medeniyeti yok edeceğim." demedi.
Ersin Çelik:
Demedi.
İbrahim Ufuk Kaynak:
"Öyle bir gömeceğim ki mezardan çıkamayacak." Şimdi bu neyi aklıma getirdi biliyor musun? Romalılar Kartacalılarla savaş yaptılar. Pön Savaşları. En son Kartaca'yı yendiler. Kartaca bugün Tunus'ta. Gittim harabeleri de gezdim. Bir tek taş üzerine taş bırakmadılar. "Bütün medeniyeti yok etti." dedikleri ya; aynen o.
Ersin Çelik:
Moğollar da aynısını yapmadı mı?
İbrahim Ufuk Kaynak:
İşte Amerika da ne diyor? "Ben Roma'nın devamıyım." diyor.
Ersin Çelik:
Evet.
İbrahim Ufuk Kaynak:
Biz hep bunları söyledik. Bak tarihî olarak bu şeyler hep birlikte geliyor.
Ersin Çelik:
Kütüphaneleri vuruyorlar. İbadethaneleri vuruyorlar. Okulları vuruyorlar. Tarihî binaları. Kilise, sinagogları da vuruyor. Çünkü oraya ait, orada yarın bir daha ayağa kalkılacak, yeniden bir yaşam inşa edilecek bir şey bırakmıyor, iz bırakmıyor.

ABD’DE İSRAİL NEFRETİ ARTIYOR

İbrahim Ufuk Kaynak:
Ama bir de şu var. Mearsheimer diyor ki: "Hiç Amerika'da İsrail'e olan nefret %65'e çıkmamıştı."
Ersin Çelik:
O oran 70'lerde. 80'lerden sonra şey değişiyor.
İbrahim Ufuk Kaynak:
Ya bu çok acayip bir şey biliyor musun? Bu rakamları hani 50'yi geçtikten sonrasını şöyle bir düşünelim. Bu adamlar yarın öbür gün çok büyük bir iç karışıklığa meyilli olacak, olmak zorunda. Bu keza yalnız o bölge için değil, vurdukları bölgeler için de öyle. Örnek veriyorum: Şimdi Körfez bölgesi vuruldu. Biz önümüzdeki 10 yıl, 20 yıl nasıl olur acaba? Şu olaylar bitti. Bir barış anlaşması yapıldı. Ne olur bölgede?
Ersin Çelik:
Yani böyle hiçbir şey olmamış gibi davranmayacak insanlar. Hafızalarda bir İsrail terörü oturdu. Yeni nesil bunu gördü.
İbrahim Ufuk Kaynak:
Çok güzel. Bu ne? Jeokültürel. Yani olayın bir medeniyet ayağı var. Bir de kültürel, sosyolojik, psikolojik değişimleri var.
Ersin Çelik:
O zaman İsrail bununla yetinmeyecek. Avrupa'yı da dümdüz edecek. Bu hafızayı yok etmek için, kendisine olan bu nefreti ortadan kaldırmak için bugün İsrail karşıtı, Siyonizm karşıtı olan herkes aslında İsrail'in hedefi olacak.
İbrahim Ufuk Kaynak:
Bir de Avrupa'nın geleneksel bütün çıkarları zedelendi. Ses çıkartmamakla beraber geçiştirebileceklerini zannettiler. Başaramadılar. Şimdi İngiltere'de muhalefet diyor ki Başbakan'a: "Duymamazlıktan geldin. Kanada'yı istedi, yok farz ettin." diyor. "Halbuki hani bize bağlı toprak. Unutur diye mi düşündün?" diyor. "Yoksa vazgeçer diye mi düşündün?" diyor. "Aradan geçen bir yılda" diyor, "hiçbir şey değişmedi." diyor. "Daha fazlasıyla geliyor." diyor. "Ve üstelik aşağılayarak geliyor. Ne zaman cevap vereceksiniz?" diyor. Ama çaresizlik biliyor musunuz?
Ersin Çelik:
İşte en son "Savaşa müdahale olmayacağız." diye bir açıklama yaptılar.
İbrahim Ufuk Kaynak:
Vakti zamanında İngiltere'nin boynuna sarılmış olan Yahudi şu anda Amerika'nın da boynuna sarılmış.

İSRAİL’İN STRATEJİSİ GÜÇLÜ OLAN DEVLETLERİ YOK ETMEK

Ersin Çelik:
Yani 2003'te Irak'ın işgali aslında bir İsrail operasyonuydu. İsrail işgali. İngilizleri buraya sürdüler, Amerika'yla birlikte.
İbrahim Ufuk Kaynak:
Kesinlikle. O bölgedeki en yakın, güçlü o düşündükleri bir devletti. Bakın, İsrail'in en büyük stratejik civarda huzur içerisinde güçlü, dik durabilen hiçbir devletin olmaması lazım. Bunun için gerekirse ne yapılacaksa yapılsın. Türkiye'deki 15 Temmuz da buydu. Türkiye'nin içerisindeki bütün darbelerin sebebi de buydu. Türkiye içerisindeki Gezi olaylarının sebebi de buydu. Türkiye'deki olan bütün olayların. Hani adına halk hareketi falan demeye çalışırlar, muhalefet de kalkar destek verir. Hepsinin içerisinde Mossad vardır. Hepsinin içerisinde Amerika ve İsrail vardır.
Ersin Çelik:
Mısır'da Arap Baharı olmadı mı? Oldu. Devrilmedi mi?
İbrahim Ufuk Kaynak:
Aynen öyle.
Ersin Çelik:
Yerine bir adam seçimle zafere gelmedi mi? Seçilmedi mi Mursi? Ama hemen ona da darbe yaptılar.

ABD VE İSRAİL ÜLKELERİN İRADESİNE SALDIRIYOR

İbrahim Ufuk Kaynak:
Çünkü Mursi gelir gelmez bir laf söyledi. Dedi ki: "Artık Mısır, Türkiye'nin Afrika'ya açılan kapısıdır."
Ersin Çelik:
Çünkü Hüsnü Mübarek bunu söylememişti. Yani Enver Sedat'tan beri Mısır'la İsrail çok güzel. Mursi geldi, tünelleri açtı. Refah Sınır Kapısı'nı rahatlattı. Bir yıl içerisinde darbe yaptılar. Niye? Çünkü onların istedikleri bir sonuç olmadı oradaki devrim, Arap Baharı. Ha keza Suriye'de de onların istedikleri bir yönetim gelmeyeceği için Esad'ı 14 yıl boyunca orada tuttular. O arada da Türkiye'de Erdoğan'ı devirmeye çalıştılar. Yani istikrarsız bir coğrafya oluşturdular önce.
İbrahim Ufuk Kaynak:
Tabii iradeyi kaldırıyorlar. Yani dedim ya bak; aciz, muhtaç ve sürekli itaatkâr olmasını sağlamak diyor.
Ersin Çelik:
Körfez'i de bu şekilde zaten kafaladılar.
İbrahim Ufuk Kaynak:
Onları zaten yaptılar da. Ben bir de Türkiye açısından düşünün olayı; nereden nerelere geldik diye. Yani düşünün bir olayları. Başımızdan şu geçen bir saniye kendimize gelmeden, sürekli olarak gelen, dalga dalga gelen, biri bitmeden diğeri başlayan.
Ersin Çelik:
Rusya'yla savaşıyorduk şu anda. Yani bırak İsrail'i. Aynen öyle. Bir hata yapsaydı Türk milleti seçimlerde bir hata yapsaydı şu anda biz bambaşka bir şey konuşuyorduk.
İbrahim Ufuk Kaynak:
Aynen öyle.
Ersin Çelik:
Ben İsrail adına bir de Körfez'de savaşıyorduk. Bu zamana dek İsrail kendinden güçlü olan bir ülkeyle direkt savaşmadı. Hep endirekt savaştı. Ya Amerika'yı sahaya sürdü ya İngiltere'yi sahaya sürdü ya da vekâlet savaşları, terör örgütleriyle yürüttü bu işi.
İbrahim Ufuk Kaynak:
Şimdi bir de çok önemli bir nokta var. Şimdi Amerika dünyanın en büyük ekonomik gücü. Ne yapıyor biliyor musunuz? Ambargo uyguluyor. Ambargo uyguladığı devletleri tek tek bakın. Onların hepsi bir sonraki hedeftir. Ekonomik olarak çöküyorlar. İçerisi vakit karışıyor, zamanında strateji geliştirilir ve derler ki: "Şu şu şu ülkelere ambargo uygulanacak." Nereye kadar? Biz istediğimiz zamana yani ya terbiye edilene veyahut terbiye edilmeden sürekli devrilecek, başkalarını getirecek. Ambargolarla beraber ülkenin gelişmesi engellenir, bir noktada tutulur. Halkına da aynen şöyle derler: "Sizi yönetenler bu işi bilmiyorlar, beceremiyorlar. Hadi ayaklanın.
Ersin Çelik:
Bunlar gitsin, muslukları açalım.
İbrahim Ufuk Kaynak:
Evet ya, şimdi bunun farkına varmaz insanların çoğunluğu o an için. Olayın maddi kısmını düşünür. Yani olayın kendisine en kolay neyi gösterilirse onu. Olayın arka tarafını düşünmek istemez. Zaten ona zaman da olmadığına inanır. Çok hızlı bir gelişme.
Ersin Çelik:
Günübirlik aynen öyle refleksler vardır.
İbrahim Ufuk Kaynak:
Şehirleşme; yani biz "civilization", medeniyet. Bizim anladığımız medeniyet değil. Diyelim buna uygarlık diyelim biz. Uygarlık kelimesinin içerisine cuk diye oturacak bir şey. Bencilleşme. Kişiselleşme. Sadece kendin varsın. Bencilleşiyorsun. Çocuk bile yapmıyorsun.
Ersin Çelik:
Modern, seküler, çağdaş. 7 Ekim'e kadar İsrail'in dünyadaki imajı bu değil miydi?
İbrahim Ufuk Kaynak:
Yani Orta Doğu'da -bu kavramı çok kullanmak istemiyorum ama onlara göre Orta Doğu'da- Arap coğrafyasının içerisinde, Filistin topraklarının içerisinde modern, çağdaş, seküler, Batılı işte demokrasiyi savunan, özgürlüklerin had safhada olduğu, eşit bir ülke ve insan profili vardı. Çok böyle hümanist olarak sundukları insanların nasıl psikopat ve katiller olduklarını, cani olduklarını gördük.
İbrahim Ufuk Kaynak:
Hem de nasıl çıktı? Bakın düşünün; siz bütün Batı dünyasını alın, hele Amerika Birleşik Devletleri ile bütün Avrupa'yı içerisine alın. Her türlü hak gözeten, artık Büyük Ada'daki eşeklerle ilgilenen, bütün sapkınlıkları savunan, bunların normalleşmesi gerektiğini söyleyen insanlar; bir ufacık çıkarları zedelendiği an bir anda dünyanın en vahşi canavarları hâline geldi. Hep dönüp dolaşıp aynı yerlere geliyor.
Ersin Çelik:
Ama işte onlar fok balıklarının yaşamlarını düşünüyorlar. Beyaz balinalar için nöbet tutuyorlar. Olur mu öyle şey?

BATI’NIN HER HAMLESİ ZEHİRDİR

İbrahim Ufuk Kaynak:
Bize de yedirdiler. Bütün ülkelerin hepsi yani gelişmek isteyen ülkelerin hepsi onları kendilerine örnek aldılar. Biz o yüzden hep dedik Batılılaşma bir zehirdir diye. İnsan göz göre göre kendine bunu zerk etmez. Yapılan her hamlesi zehirdir; kendisi için de bizim için de.
Ersin Çelik:
Allah rahmet eylesin. Analım, sık sık analım; çünkü o büyük bir siyasi miras ve vizyon bıraktı bize. Merhum Erbakan Hoca. Eski Başbakanlarımızdan. Ne demişti? "İsrail ancak güçten anlar." Yani İsrail'le uzlaşılmaz, anlaşılmaz. İsrail'e karşı güç koyacaksın ortaya. Bu gücü de böyle şey değil, yani "Ben sana şunu yaparım." değil. Göstereceksin. Gücünün karşısında eğilmesi gerekiyor. Çünkü İsrail'i eğemezsen o bir yolunu bulur seni içeriden çökertir. Bunun da sayısız örneği var.

İRAN ABD’NİN YENİLEBİLECEĞİNİ GÖSTERDİ

İbrahim Ufuk Kaynak:
İsrail şu anda kendisi görünmüyor. Yani şöyle söyleyeyim sana: Amerika'yı öne atmış. Şimdi Amerika iki uçak gemisini yaralattırdı. Tarihin en büyük, Vietnam Savaşı'ndan sonra bütün kendi düşünürleri söylüyor; Vietnam Savaşı'ndan sonraki en büyük bir gündeki uçak kaybını yaşadı diyor. Oraya indirme yapmışlar. Rezil oldular. Uçaklara, helikopterlere hepsi vurulmuş. "Burada yenildin." diyor. İki, Hürmüz var. Hürmüz kendi başına İran'ın elinde korkunç bir güç. Ve normalde İran buradan para almak istiyor, Hürmüz'ün geçişinden. Ha şöyle diyelim acaba ne derece doğru ne derece yanlış. Bakın böyle bir burası küçük bir boğaz değil, oldukça geniş bir yer ve karşı tarafı da var olayın. Çok ada var orada; yani Umman tarafı da var. Fakat İran kendi başına bunu almak istiyor. Ha, onlar da yedirmek istemiyorlar. Hiç para vermek istemiyorlar. Haklılık haksızlık payını şöyle bir kenara bırakıyorum, şöyle diyelim: Cebelitarık. Bir tarafında İspanya var, alt tarafında Fas var. Ama orada bir de Gibraltar var yani İngiltere'nin elinde olan. Buraya 600 yıllık bir anlaşma çerçevesinde para ödenmeden herkes geçiyor. Eğer oradan geçiyorsa o zaman tamam Batılıların şöyle bir şeyi var: Diyor ki "O zaman İran buradan para almasın." Biz bu o işi atalım. İran çok yıkıntı hâlinde olduğu için bir yerden para bulmak zorunda. Kısa vadede nakit para bulmak zorunda çok çabuk bir şekilde; çünkü ülke yıkıldı ama bütün yıkılmaya rağmen İran direndi ve Amerika Birleşik Devletleri'nin yenilebileceğini ve çaresiz kalabileceğini gösterdi.

İSRAİL NÜKLEER KULLANIR MI?

İbrahim Ufuk Kaynak:
Beni korkutan kısım ne? Beni korkutan şu kısım: İsrail elindeki bütün yeteneğiyle hava gücü. Hava gücü ile beraber gidiyor bombalıyor, bombalıyor, bombalıyor, bombalıyor ama o ülke teslim olmuyor. "2-3 bin füzesi vardır." derken 7 bin füze atıyor ama hâlâ bitmiyor. Bu sefer şöyle bir şey geliyor karşı tarafa. Şimdi İsrail açısından düşünün olayı: Hâlâ daha devam etmek zorunda. Bu hâlde bırakamaz. Amerika bırakıp gitmek istiyor. Amerika'yı da bırakmıyor. Beni korkutan diyorum size; burada bir nükleer kullanma şeyi. "Bu adam bunu yapar mı?" sorusu.
Ersin Çelik:
Kimse “yapmaz” diyemez.
İbrahim Ufuk Kaynak:
Mearsheimer'a soruluyor. Ne diyor biliyor musun? Hiç düşünmeden yapar.
Ersin Çelik:
Ben de katılıyorum.
İbrahim Ufuk Kaynak:
Ve diyor ki peşinden; bir başkası soru soruyor ki: "Peki bu işi Amerika engellemez mi?" diyor. "Asla engellemez.
Ersin Çelik:
Nükleeri veren o zaten.
İbrahim Ufuk Kaynak:
Gazze'yi beraber yok ettiler. Niye engellesin?" diyor. Şimdi bu ama dünyadaki dengeleri değiştirir.
Ersin Çelik:
Bir felaketten bahsediyoruz aynı zamanda. Savaştan öte bir şeyden bahsediyoruz.

“BU BÖLGENİN BİN YILLIK SAHİBİ BİZİZ”

İbrahim Ufuk Kaynak:
Hele ki hayal âleminde yaşayan o nesil için, tamam mı? Bakın, Türkiye hâlâ daha olayın tam farkında değil. Türkiye dışı hâlâ ateş bölgesi. Bir ton ülkede kuyruklar oluştu. İnanılmaz fiyatlar zıplıyor. Türkiye hâlâ dengede. En güçlü istikrar bölgesi. Vallahi eğer var ya bizim halkımız açısından çok önemli olduğu için diyorum; özellikle de ben gençler açısından. Gençler bu ülkenin geleceğini, bu bölgedeki bütün bölgenin de geleceğinin kendilerinde olduğunu yani bu bölgenin geleceği Amerika'nın elinde olmamalı, İsrail'in elinde olmamalı, adı ne olursa olsun hangi ülkenin. Bu bölgelerin 1000 yıllık sahibi biziz. En iyi bilen biziz; hem bölgeyi hem bölgedeki kültürü hem bölgedeki jeostratejik yapıyı, jeososyolojik yapıyı en iyi bilen biziz. Bir çözüm olacaksa yine "Pax Ottomana" gibi "Pax Türkiye" çözüm olmalı. Bir Türkiye barışı. Türkiye şu ana kadar bunu becerdi. Bakın ben hep sürekli olarak vurguladığım şey güçlü liderliktir. Bir ülkenin aciz bırakılabilmesi için liderinin güçsüzleştirilmesi lazımdır. Bizim muhalefetin bütün işi lider üzerine oynamak işte o yüzden. Dünya ateş içerisinde yanıyor, onlar hâlâ Silivri'de hâlâ tapınma peşindeler.
Ersin Çelik:
Seçime 2,5 yıl var; hâlâ seçim peşindeler, hâlâ seçim peşindeler.
İbrahim Ufuk Kaynak:
Ama yani 17 seçim geldi, aynı şeyler oldu. Asla akıllanmıyorlar çünkü görevi o değil. Bana öyle geliyor ki sanki dedim ya bir görev var; "O görev sen bir şekilde oyala." Yoksa yani bakın şimdi siz bir ülkenin Türkiye Cumhuriyeti gibi 1 trilyon 750 milyar dolara ulaşan yıllık gayrisafi millî hasılası olan, dünyanın en büyük havaalanını yapan, dünyadaki ilk iki ülke arasında ama satış açısından birinci sırada olan insansız sistemler konusunda diyorum, bir ülkeden bahsediyoruz ve son derece basit, sığ kafalı ve hiçbir gelecek öngörüsü olmayan; öfke, kızgınlık ve nefret üzerinden oy toplamaya çalışan…
Ersin Çelik:
Bir de Batı'dan aman dilenen, İngilizlere yalvaran, "Bizim iç siyasetimize niye müdahale etmiyorsunuz?" diye açık açık sitem eden ama aynı zamanda Türkiye'yi yönetmeye de talip olan bir muhalefet anlayışı var.

TÜRKİYENİN DIŞ POLİTİKA STRATEJİSİ NASIL İLERLİYOR?

İbrahim Ufuk Kaynak:
O yüzden bunları hani söylememizin sebebi de dedim ya hani gençler olayı boşver, şunu seviyorum, bunu seviyorum değil: Türkiye'nin acaba doğrusu ne? Türkiye için doğrusu ne? Bu savaşa girmeliydi, girmemeliydi. Kim sağladı? Çok uğraştı. Bu dengede kim tuttu? Kim yaptı bunu? Kim sorusunu nasıl sormasın? Bir işten faydalanacaksan bir cinayet mahallinde bile kimin ne yaptığını nasıl anlayacaksın? Türkiye çok kritik bir dönemden geçiyor. Dünyadaki bölgeler de kritik bir dönem. Bakın, şu savaş bitti, bir anlaşma yapıldı diyelim bölgede, ne olur? Bir defa Yemen diye bir ülke üçe bölünecek. Çünkü şu anda fiilî olarak bölündü. Hiçbirisi birbiriyle herhangi bir anlaşma yok. Zaten bunlar İngilizler tarafından vakti zamanında karıştırılmış yerlerdi. Birinci bölünme: Üç tane daha küçük ulusal devlet -devlet yapısı olmayacağı için ulusal bir grup diyelim- oluşacak. Başka ne oluşacak? Bölgedeki altı tane emirlik var. Altı emirliğin altısı birden hem kültürel olarak mahvoldu. Körfez emirlikleri bitti, bütün zeminini kaybetti. Şöyle, "Bize bir şey olmaz Amerika var arkamızda, bize hiçbir şey olmaz." derken kafalarına bombayı yediler.
Ersin Çelik:
Yapay şehirlerin bütün büyüsü bozuldu.
İbrahim Ufuk Kaynak:
Amerika'nın bölgede bulunan 13 üssünün 13'ü de yıkıldı. Askerlerini otellere gönderiyor.
Ersin Çelik:
Turizm olarak da çöktüler.
İbrahim Ufuk Kaynak:
Bütün yatırımlar bitti. Hani her gün işte "Yok şu Dubai'den şu kadar daire alın, şu kadar getirisi var." falan filan; hiçbir şey yok. Demek ki bütün yapı değişti. Bak dünya haritası çok ilginç. Dünya haritasını ortaya, gözümüzün önüne koyalım; buranın en değerli yeri ne dediğinde kaçınılmaz olarak Türkiye'ye geliyor. İnanılmayacak bir coğrafya. Bu coğrafyayı etkin bir liderlikle güçlü bir Türkiye kurarak çok rahatlıkla biz bütün bölgelere huzuru getirebilecek güce sahibiz. Tarihimiz de bunun kanıtı.

“BÖLGEDEKİ TEK GÜÇ TÜRKİYE”

Ersin Çelik:
Yani bu emirlikler de gelip bizim paçamıza yapışır mı?
İbrahim Ufuk Kaynak:
Yapmak zorundalar. Aksi hâlde yaşam şartları yok. Kendilerini kimsenin koruyamayacağını görüyorlar. Ne olur? Bundan sonraki yani aynı dedikten ben tekrar razıyım. Birleşik Arap Emirlikleri hariç ben diğerlerinin diyeceğine inanmıyorum. Herkesin kafası karmakarışık. Ne olabilir? İşte Suudi Arabistan, Pakistan'dan yardım istedi. Pakistan gidiyor. Bu demektir ki aslında biz de gidiyoruz. Bu böyledir. Orada bir üçlü bir pakt var, anlaşma var. Çünkü biz zaten bu işin çalışmalarının peşindeydik. Bu bölgedeki problemleri çözebilecek tek güç biziz: Türkiye. Başka hiç kimseden olgun, barışçıl bir sözün çıkabilmesi mümkün değil çünkü adamların hepsi savaş dili. Herhangi bir liderden de çıkabilmesi yani ne Trump'tan ne Netanyahu'dan.. Bu adamlar bölgede ses, söz sahibi olsalar bunlardan bir barış şeyi yok; adamın böyle bir şeyi yok.
Ersin Çelik:
Bir de itimat edilir tarafı kalmadı Trump'ın. Verdiği bütün sözleri, vaatleri kendisi ayaklarının altına aldı.
İbrahim Ufuk Kaynak:
Kesinlikle. Ya diyorum ya sana bakın, o öyle bir şey oluyor ama "Medeniyetini tarihe gömeceğim." Ya böyle bir şey oldu mu? "Medeniyeti gömeceğim." Sen kimsin ya? Bu nasıl bir anlayış? Medeniyetini tarihe gömeceğim yani Kartaca gibi yapacağım. Biz de hep dedik ki bunu bazıları yanlış anladılar: "İran" dedik, "Türk devlet aklı kullanır." "Rusya da Türk devlet aklı kullanır." dedik. Bunları havada bir laf olarak algıladılar. Vallahi değil. Bak bunu söylememizin sebebi şu: İran son 1000 yıldır Türkler tarafından idare ediliyordu, 1925 yılına kadar. 950'lerden başladı 1925'e kadar hiç Perslerin eline geçmedi ama Persler vardı. Oradaki Türklerle Persler bir şekilde bir ortak medeniyet kurdular. Ama devlet aklı Türk devlet yapılanmasıydı. O yüzden üstteki birini öldürmekle alttaki çalışmaktan vazgeçecek değil. Batı'nın anlamadığı bu. Batı, Venezuela'daki gibi düşündü: Lideri aldın mı bütün ülke...
Ersin Çelik:
Yani Amerika'nın genel politikası buydu. Başı kes, gövdeyi dağıt.
İbrahim Ufuk Kaynak:
Aynen öyle. Ama bu bu coğrafyada işlemiyor. Bu coğrafyada işlemiyor. İki, ben bunu mesela Rusya için söyledim, abartıyor dediler. Ya abi vallahi abartmıyorum. Bu bir bilimsel gerçeklik olarak söylüyorum: Rusya diye bir devlet, devlet yapılanması olarak 1500'lü yıllara kadar hiç olmadı. Knezlikler hâlinde, küçük beylikler hâlinde yaşıyorlardı. Altın Orda Devleti'nin yıkılmasından sonra Altın Orda prenslerinden Ortodoks dinini kabul edenler Rusya'ya devlet yapılanmasını, Moskova'ya giderek öğrettiler. O yüzden Rusya bir devlet yapılanmasına girdi. Ama hani bunu burada söylerken hani ben "Bu işte yok devletin aklı falan..." Hayır arkadaş, şöyle düşünün: Bir devlet nasıl kurulur? Nasıl yönetilir? Halkın isteklerine güvendiği nasıl sağlarsın, ekonomisini nasıl sağlarsın, siyasetini, kurumlarını nasıl sağlarsın? Bunlar atla deve değil ki ya. Bunlar bizde var.
Ersin Çelik:
Sosyolojik fıtrat bu. Yani kodunda var, geleneğinde var.
İbrahim Ufuk Kaynak:
Bir "petrodolar" demiştik, hep bahsettik.
Ersin Çelik:
Evet asıl yani krizlerin, savaşların görünmeyen tarafı. Bilinen ama konuşulmayan tarafı.
İbrahim Ufuk Kaynak:
Bir de enerji yolları iyice sıkıştı. Yalnızca petrol ve doğal gaz değil; yalnız enerji değil, ticaret de bitti bölgede. Ama en önemlisi dünyanın ihtiyacı olan alüminyumun çok büyük bir kısmı orada Katar'daki tesislerden elde ediliyordu. O da bitti. Gübre üretimi olduğu gibi o bölgeden geliyor o ham madde; hepsi petrol. Onlar bitti. Bu sene ürünlerin fiyatı da artacak bütün dünyada. Yani bu nasıl döndürülecek olayının içerisinde şu ana kadar Türkiye muhteşem bir şekilde geldi. Dünyada olay çok daha şiddetli yaşanıyor şu anda. Bazı ülkelerde petrol kuyrukları falan filan başladı. Biz istesek de istemesek de bu olayın içerisinde bize gelecekler. Bizden yardım isteyecekler.
Ersin Çelik:
Ne isteyecekler?
İbrahim Ufuk Kaynak:
Şimdi bize gelecekler, bizden ne isteyecekler? Bizden aslında İsrail'in hiç işine gelmeyen şeyler bunlar. Ama bunlar Avrupa isteyecek.
Ersin Çelik:
Ne isteyecek?
İbrahim Ufuk Kaynak:
Bu Amerika-İsrail'e karşı bir set oluşturabilmek.
Ersin Çelik:
Yani o zaman yeni bir müttefiklik ve ittifak arayışına girdi.
İbrahim Ufuk Kaynak:
Fransa çok ilginç bir şey söyledi. "Lübnan'da bu saldırılar devam ettikçe bölgeye asla barış gelmez." dedi. İsrail, Lübnan'dan asla vazgeçmez.
Ersin Çelik:
Yayılmacı politikasının ilk durağı şu anda.
İbrahim Ufuk Kaynak:
Evet. Hakikaten öyle. Yani İran'la Amerika'nın ateşkes ilan ettiğinden saatler sonra tonlarca bomba attı şehirlere. Ve "Ben sizin anlaşmanızı tanımıyorum." dedi. Amerika'ya "Sen ne iş tutarsan tut." dedi. "Ben işimi yapacağım." dedi. "Vuracağım." dedi. "Katliamlarımı sürdüreceğim." dedi.
İbrahim Ufuk Kaynak:
Şeyi izliyoruz şimdi değil mi? Mesela Körfez'in girişinde bir şey başlattı denetim; Amerika İran'ı tekrar zorluyor. İran buna karşılık hani bir şey bekliyor; herhangi bir gemiyi batırsın falan filan. Bakalım olay ne olacak diye. Yapabilecekleri şey şu: Dedim ya beni en fazla korkutan İsrail'in böyle bir nükleere girmesi, bütün dünyanın dengesinin tekrar değişmesi. Japonya 120 küsur milyon o nüfusu var; bütün nüfusu için yer altında sığınak yapmaya başlıyor. Çok ilginç şeyler dönüyor yani.
Ersin Çelik:
TOKİ'nin de bu yönde bir çalışması var Türkiye'de. Sığınakları artırma ve imar etme çalışması var. Yani bir şey geliyor yani. Altını çizelim, konuşalım.
İbrahim Ufuk Kaynak:
Çünkü mahallenin delisi her tarafta, herkese saldırıyor. Elinde, arkasında devasa büyük bünyesi olan, züccaciye dükkânına girmiş fil gibi etrafı darmadağın yapan, zerre kadar ahlaki herhangi bir terim kullanmayan, Hitler'in bile asla sözünü etmediği "medeniyeti yok etmek" gibi bir fikri ilk defa taşıyan bir ilginç yapı. Aslında bu Amerika'nın daha önceki yapısıydı da sadece açık söyleyen birisi geldi. Yani Trump, Amerika'nın normal düşüncesini açık açık bağıra bağıra söyleyen ki cumhuriyetçi.

“GENÇLER HİTLER’İN HAKLI OLDUĞUNU DÜŞÜNÜYOR”

İbrahim Ufuk Kaynak:
Fakat tabii bütün bunlar küresel çapta başka bir şeye sebep olacak. O da şu: Dedim ya size Amerika'daki ve Avrupa'daki inanılmaz bir Yahudi nefreti başladı. Gençlerin çoğunluğu Hitler'in haklı olduğunu düşünmeye başlamış. Hatta bu yapının gidişatından öylesine endişe duyanlar var ki kaza rıza böyle bir anlayış yeryüzünde egemen olsa ne olur sorusunu sormaya başlayanlar var.

SUMUD FİLOSU YENİDEN AKDENİZ’DE

Ersin Çelik: Ben geçtiğimiz yıl Sumud Filosu'na katıldım biliyorsunuz işte, izleyicilerimiz de biliyor ve Avrupa'da inanılmaz ses getirmişti. Şimdi yeni bir filo hazırlanıyor, Barselona'dan ilk kafile Akdeniz'e açıldı. Şimdi biraz fırtına var, böyle hafif sığına sığına ilerliyor. Ama Barselona'da inanılmaz bir kalabalık vardı. Yani Avrupa'da son zamanlarda görülmemiş bir halk desteğiydi bu. Binlerce insan o limanlara yığılmıştı Filo'yu uğurlamak için.

İbrahim Ufuk Kaynak:
Aynen öyle.
Ersin Çelik:
Yani bu Batı'da, Avrupa'daki İsrail öfkesinin bir karesi, bir anı sadece. Şimdi Filo Akdeniz'de değişik limanlardan katıla katıla daha da büyüyerek, daha hacimli bir şekilde. Bunların hepsi de genç. Ya ben birçoğunu tanıyorum, görüştüm; onlarla günlerce yolculuk yaptık. İnanılmaz şekilde net ama bilinçli farkında olarak bir İsrail karşıtlığı var onlarda. Ve İsrail bu Batılı gençlerin; Avrupalıların -aralarında Amerikalısı var, İngilizi var, Almanı, İrlandalısı var, İspanyolu var, Fransızı var, Kanadalısı var- bunların kendilerine karşı cesurca ve sivil bir iradeyle gelmesinden asla asla hazzetmiyor İsrail. Bu savaştan daha tehlikeli görüyor. Çünkü karşısında çok büyük bir sivil güç var. Korkmuyor da bu insanlar. Bunlar diyor ki: "Biz Gazze'ye gideceğiz." diyor. "Sen 20 yıldır orayı abluka altına almış olabilirsin, 7 Ekim'den beri soykırım yapıyor olabilirsin ama biz canımızla kanımızla bu yola çıktık. Elimizde silah yok, hiçbir şey yok. Senin ablukanı kırmak istiyoruz. Sen de ne yaparsan yap." Bak bunu da peşinden söylüyor. Ama İsrail için büyük bir problem bu. Ve bu gittikçe büyüyor yani böyle bir meydanlarda cılız sesin ötesine geçti bu. Bunu sosyal medyadan da okuyabiliriz. Amerikan ve Batı medyasındaki haberlere yansıyor çünkü medya da artık manevra yapamaz hâle geldi. Yani Amerikan medyası da Avrupa medyası da artık İsrail lehine karartma ve sansür yapamaz hâle geldi. Ya sosyal medyada patlıyor bu ya okur yorumlarında patlıyor.

Şimdi bu hareketlilik neyi etkiliyor? Sokakta böyle bir dinamizm var, bir karşıtlık var. Siyasetçileri etkiliyor. Devletleri etkiliyor. İşte İspanya Başbakanı çıktı adam resmen İsrail'e şu anda politik savaş açtı. Yani Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın çizgisinde İsrail karşıtı bir siyaset yürütüyor bu adam. Avrupa'daki diğer ülkeleri de hareketlendiriyor; çünkü bu kelebek etkisi. Avrupa'da bir yerde bir hareketlilik varsa örnek veriyorum sağ yükseliyorsa, ırkçılık yükseliyorsa, göçmen karşıtlığı bir ülkede yükseliyorsa bütün Avrupa'ya yayılma şeyi çok yüksek, potansiyeli çok yüksek. Şimdi İsrail karşıtlığı bir de bütün kamuoyunun önünde oldu; yani 7 Ekim'den beri bu insanlar çıplak gözleriyle bir soykırım izliyor. Yani Siyonizmin bütün insanlığı hedef alan bir nefret ideolojisi olduğunu çok net bir şekilde gördüler.

İbrahim Ufuk Kaynak:
Ve Epstein gibi iğrenç bir kültürün gelmekte olduğunu da görüyorlar.
Ersin Çelik:
Evet bir de Epstein çıktı ortaya. Dediler ki: "Ya orada çocukları öldürüyor, burada çocuklara tecavüz ediyor, katlediyor, kanını içiyorlar ve bunlar konuşuluyor.
İbrahim Ufuk Kaynak:
Onu yapabilmek için dünyanın orasında burasında savaş çıkartıyorlar."
Ersin Çelik:
Yani diyor ki: "Beşikteki çocuğu öldüren, masum bebeği öldüren, adadaki çocuğu katleden, tecavüz eden demek ki bana da yapar." Bu bir narkozdan uyanma. Bu bir ayağa kalkma. Bu bir meselenin farkına varma ve iradeyi koyma. Yani Avrupalı gençler belki de sıranın kendilerine geleceğinden, belki de oradaki Siyonistlerin kendi ülkelerinde yaşayan Siyonistlerin yarın karşılarına hak iddia ederek: "Bu ev benim, bu mahalle benim, bu bina benim, bu ülke benim, burayı bana vaat ettiler..."
İbrahim Ufuk Kaynak:
İlginç olan ne biliyor musun? Yahudiler var ya bu tarihi çok iyi biliyorlar. Avrupa'nın her devletinden nasıl kovulduklarını da biliyorlar. Bunlara rağmen asla geri adım atmıyorlar. Devam ediyorlar. Amerika'yı arkasına aldı inanılmaz bir azgınlık.
Ersin Çelik:
Evet bir bu var ama bir de antisiyonist Yahudiler var. Yani onlara doğru yaklaşan toplumsal dalgayı görüyorlar. Bu öfkeyi ve nefreti görüyorlar. Kendilerini Siyonizmden ve İsrail'den geri çekiyorlar. Sinagoga gitmiyorlar, kipa takmıyorlar, Yahudi ritüellerini uygulamamaya başladılar. Bunu Amerikan medyası yazmaya başladı hocam.
İbrahim Ufuk Kaynak:
Evet. Yani kendi içlerinden bayağı bilim adamları ve sanatçılar da ayrışmaya başladı. Gidişatın çok kötü bir şeye doğru gittiğini görüyorlar. Bak dedim ya biz hep bahsettik şeytanın egemenliği diye.
İbrahim Ufuk Kaynak:
Ama İsrail sizin dediğiniz gibi, bunu yönetemeyeceğini gördüğü anda katliama başlar.
Ersin Çelik:
Evet. İşte bir sonraki aşaması dediğim gibi o da bölgede her şeyi yerinden oynatacak. En önemlisi biz dedik ya bakın şurada dedim ki jeopolitik değişimler olacak, jeokültürel değişimler olacak, jeoekonomik değişimler olacak. Bir de polimolojik; bu da savaş bilimi. Artık savaş bilimi de değişti.

Bu bölgede bundan sonra bir herkes şunu anladı: Abi, hipersonik füzeler çok önemliymiş; birinci. İki, hava savunma sistemleri önemliymiş. Üç, İran'ın bu kadar aciz kalabilmesi için havadan böyle yaptılar da bir de denizden bir tek denize kalkıp yani kendinin örnek... Türkiye'nin bir AKYA'sı var. İşte denizaltı atları vurmak için özel tasarladığımız bir şey; deniz içerisindeki seyir füzesi. Artık bütün yapı, savaşın yapısı da değişecek. Niye? Savaşın eskiden herhangi bir sebebi vardı, şimdi sebebi şu anda inanılmaz bir şey; bir delinin nöbeti var.

Ersin Çelik:
Ve benim korkum şu hocam sizin korkunuza ek olarak: Bunlar nükleer silahı kullanıp bütün dünyayı tıpkı Hiroşima ve Nagazaki'ye atom bombası atarak bütün dünyayı oturttukları gibi yine aynı bir senaryo düşünüyorlar. Yani atom bombasını, nükleer silahı kullanacaklar, diyecekler ki: "Oturun oturduğunuz yerde, silah bizde." Notification; nasıl ki Netflix geçen hafta "Bu gece uzun olacak, size seçkiler film seçkileri..." İran'ın yerle bir edileceğini ilan ettiği gece için Trump öyle bir ifade kullanınca Netflix de bunu bildirim olarak cep telefonlarına yolladı. Dedi ki: "Bu gece uzun olacak, oturun eğlenceli içerikleri izleyin." Yani şöyle; evde kalın, çıkmayın, oturun, katliamı izleyin, dışarı çıkarsanız sizin de başınıza gelir.
İbrahim Ufuk Kaynak:
Tabii her işte bir hayır vardır. Biz nihayetinde Hakk'a inanan insanlarız. O istemedikten sonra yine bir şey olmaz. O'nun da bir planı vardır.

Evet bir bu var ama bir de antisiyonist Yahudiler var. Yani onlara doğru yaklaşan toplumsal dalgayı görüyorlar. Bu öfkeyi ve nefreti görüyorlar. Kendilerini Siyonizmden ve İsrail'den geri çekiyorlar. Sinagoga gitmiyorlar, kipa takmıyorlar, Yahudi ritüellerini uygulamamaya başladılar. Bunu Amerikan medyası yazmaya başladı hocam.

İbrahim Ufuk Kaynak:
Evet. Yani kendi içlerinden bayağı bilim adamları ve sanatçılar da ayrışmaya başladı. Gidişatın çok kötü bir şeye doğru gittiğini görüyorlar. Bak dedim ya biz hep bahsettik şeytanın egemenliği diye.
İbrahim Ufuk Kaynak:
Ama İsrail sizin dediğiniz gibi, bunu yönetemeyeceğini gördüğü anda katliama başlar.
Ersin Çelik:
Evet. İşte bir sonraki aşaması dediğim gibi o da bölgede her şeyi yerinden oynatacak. En önemlisi biz dedik ya bakın şurada dedim ki jeopolitik değişimler olacak, jeokültürel değişimler olacak, jeoekonomik değişimler olacak. Bir de polimolojik; bu da savaş bilimi. Artık savaş bilimi de değişti.

Bu bölgede bundan sonra bir herkes şunu anladı: Abi, hipersonik füzeler çok önemliymiş; birinci. İki, hava savunma sistemleri önemliymiş. Üç, İran'ın bu kadar aciz kalabilmesi için havadan böyle yaptılar da bir de denizden bir tek denize kalkıp yani kendinin örnek... Türkiye'nin bir AKYA'sı var. İşte denizaltı atları vurmak için özel tasarladığımız bir şey; deniz içerisindeki seyir füzesi. Artık bütün yapı, savaşın yapısı da değişecek. Niye? Savaşın eskiden herhangi bir sebebi vardı, şimdi sebebi şu anda inanılmaz bir şey; bir delinin nöbeti var.

Ersin Çelik:
Ve benim korkum şu hocam sizin korkunuza ek olarak: Bunlar nükleer silahı kullanıp bütün dünyayı tıpkı Hiroşima ve Nagazaki'ye atom bombası atarak bütün dünyayı oturttukları gibi yine aynı bir senaryo düşünüyorlar. Yani atom bombasını, nükleer silahı kullanacaklar, diyecekler ki: "Oturun oturduğunuz yerde, silah bizde." Notification; nasıl ki Netflix geçen hafta "Bu gece uzun olacak, size seçkiler film seçkileri..." İran'ın yerle bir edileceğini ilan ettiği gece için Trump öyle bir ifade kullanınca Netflix de bunu bildirim olarak cep telefonlarına yolladı. Dedi ki: "Bu gece uzun olacak, oturun eğlenceli içerikleri izleyin." Yani şöyle; evde kalın, çıkmayın, oturun, katliamı izleyin, dışarı çıkarsanız sizin de başınıza gelir.
İbrahim Ufuk Kaynak:
Tabii her işte bir hayır vardır. Biz nihayetinde Hakk'a inanan insanlarız. O istemedikten sonra yine bir şey olmaz. O'nun da bir planı vardır.





#Amerika
#İsrail
#İran
#Hafıza
#Ersin Çelik
#İbrahim Ufuk Kaynak