
Terör devleti İsrail'in Küresel Sumud Filosu’na yönelik 1 Ekim 2025’te gerçekleştirdiği korsan saldırıya dair yeni deliller İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na sunuldu. Aktivistlere yönelik işkencenin emrini veren Tuğgeneral Bibes Menachem, Yarbay Eldad Borochovich, Emniyet Müdürü Haim Boublil, Yüzbaşı Maloul Adir, Komiser Kobi Yaakobi, Albay A. ve Müdür Yardımcısı M.B. hakkında uluslararası yakalama kararı çıkarılması talep edildi.
Siyonist İsrail, Gazze'ye yönelik insanlık dışı ablukasını sürdürürken, uluslararası sularda işlediği suçların failleri birer birer ortaya çıkıyor. Siyonist güçlerin Küresel Sumud Filosu’nun ilk misyonuna 1 Ekim 2025’te gerçekleştirdiği saldırı nedeniyle İstanbul'da açılan soruşturma devam ediyor. Yeni isimlerin de dosyaya dahil edilmesi için hukuki girişim başlatıldı.

DAVA DOSYASINA YENİ İSİMLER EKLENDİ
Halihazırda İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nca, İsrail'in siyasi ve askeri kademesinden 35 yetkili ile İsrail işgal ordusu mensubu hakkında kamu davası yürütülüyor. Bu şüpheliler hakkında yakalama kararı da bulunuyor. Küresel Sumud Filosu Türkiye hukuk ekibi, başsavcılığa başvurarak saldırının icrasında doğrudan rol oynayan 7 yeni ismin soruşturmaya dahil edilmesini talep etti. Hukuk ekibi, bu kişilerin işlenen suçlardaki bireysel sorumlulukları nedeniyle “şüpheli” sıfatıyla dosyaya eklenmelerini ve haklarında uluslararası yakalama kararı çıkarılmasını istedi. Küresel Sumud Filosu'na yönelik saldırının farklı aşamalarında görev alan isimler ve haklarındaki iddialar şöyle:
* TUĞGENERAL BİBES MENACHEM: Ketziot Hapishanesi Komutanı. Aktivistlerin gözaltı sürecinde doğrudan ve anlık yetki kullandı. Aktivistlerin tutulduğu cezaevi koşulları ve işkencelerden sorumlu.
* YARBAY ELDAD BOROCHOVİCH: İsrail'in deniz komandosu Shayetet 13'ün komutanı. Filonun Gazze'ye ulaşmasını engellemek amacıyla yürütülen kuşatmayı yönetti. Onun emriyle hareket eden botlar, filodaki tekneleri çevreleyip manevra kabiliyetini kısıtladı. Ardından Shayetet 13 birlikleri teknelere saldırıp aktivistlere müdahale etti.
* EMNİYET MÜDÜRÜ HAİM BOUBLİL: Güney Bölgesi Polis Komutanı. Aşdod Limanı'nda yaşananların başındaki isim. Alıkonulan aktivistlerin insanlık dışı sorgularını ve Ketziot Hapishanesi'ne sevklerini koordine etti. Yüzlerce polis memurunun görev aldığı planlama ve uygulama aşamalarını bizzat denetledi.
* YÜZBAŞI MALOUL ADİR: Snapir Birlikleri Komutanı. Teknelere çıkılmasının ardından başlayan süreçten sorumlu. Zorlu alıkonulan aktivistlerin Deniz Kuvvetleri kontrolünden alınıp diğer birimlere teslim edilmesini organize etti.
* KOMİSER KOBİ YAAKOBİ: İsrail Hapishane Servisi Komiseri. Cezaevleri üzerindeki en üst düzey operasyonel yetkiye sahip. Ocak 2024'te aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir'in desteğiyle göreve getirildi. “Güvenlik mahkumları” olarak tanımlanan tutuklular için daha sert uygulamalarda rol oynadı. Daha ağır cezaevi koşullarını savunup mahkumlara tanınan hak ve imkanların kaldırılmasını destekliyor. Ben-Gvir’in “mahrumiyet devrimi” olarak tanımladığı politikaların başlıca uygulayıcılarından.
KİMLİĞİ GİZLENEN ALBAY
- Mahkemeye sunulan belgelerde dikkat çeken isimlerden birisi de İsrail tarafından kimliği gizlenen Albay A. oldu. Shayetet 13 komutanlarından biri olan Albay A.'nın, açık denizdeki baskında seçkin komando birliğine liderlik ettiği ve Sumud Filosu'na ait teknelere müdahalenin doğrudan sorumluları arasında yer aldığı kaydedildi.
- Müdür Yardımcısı M.B., İsrail Hapishane Servisi'ne bağlı Metzada Birimi'nin komutanı. Saldırı sırasında Shayetet 13 birliklerine destek verdi. Metzada'nın, cezaevlerindeki isyanlara ve yüksek güvenlikli müdahalelere tahsis edilen özel bir güç olduğu belirtilirken, aktivistlere yönelik saldırıda kullanılması tepki çekti.
Uluslararası adalet çağrısı
- Global Sumud Filosu Türkiye hukuk ekibi, uluslararası sularda gerçekleştirilen baskının yalnızca aktivistlere yönelik bir müdahale değil, aynı zamanda uluslararası hukukun ve deniz serbestisinin açık ihlali olduğunu belirtti. Mahkemeye sunulan yeni deliller doğrultusunda, saldırının emir-komuta zincirinde yer alan tüm sorumluların tespit edilmesi, haklarında yakalama kararı çıkarılması ve uluslararası ceza mekanizmalarının harekete geçirilmesi talep edildi. Saldırının failleri hakkındaki hukuki sürecin genişlemesi beklenirken, İstanbul'da yürütülen dava İsrail'in uluslararası sularda işlediği suçların yargı önüne taşındığı en kapsamlı dosyalardan biri olma özelliğini koruyor.









