Metinlerimde hissi önemsiyorum

Zeynep Tuba Kesimli
04:00, 15/04/2025, SalıG: Güncelleme: 13:04, 15/04/2025, Salı
Yeni Şafak
Metinlerimde hissi önemsiyorum
Fatma Hazan Türkkol

Yazar-Editör Fatma Hazan Türkkol'a çocuk edebiyatı ile ilgili sorularımızı yönelttik. Türkkol, "Ben yazar ve editör olarak hissin, olay örgüsü içindeki bir anın, karakterlerden birinin, rüzgarın şiddetiyle kopmaktan korkan bir başağın endişesinin akılda kaldığı bir okuma pratiğine yakınım" diyor.

Cebimdeki Güvercin’de; Kabe’yi, tavafın inceliklerini tercih edebileceğiniz onlarca değer yahut metafor varken bir iyileşme hikâyesiyle anlatıyorsunuz. Bu tercihinizin sebebini ve hikâyenin oluşum sürecini öğrenebilir miyiz?

Cebimdeki Güvercin’in çok özel bir yolu oldu benim için. Umreye gitmiştim. Bazen kelimeler içinizde dolaşır ya, onun kelimeleri de gerçekten orada içimde dolaştı. Hikâyeyi Mekke’de yazdım. Önümüzdeki günlerde çıkacak ikinci kitabı olan Omzumdaki Serçe’yi de Medine’de... Sadık dede hep yanımdaydı. Sonra editörüm kıymetli arkadaşım Sacide Ak oldu. O da dosyayı ilk kez umredeyken çalışmaya başladı. Çizerimiz canım Sevde Özdemir’in bir umre hayali vardı. Okurlardan çok tatlı dönüşler oldu. Ben hep bu güzel denk gelişlerin etkisi olduğunu düşünüyorum. Dini içerikli çocuk kitaplarında özellikle didaktiklik sorunumuz bulunuyor. Mesajlar hep çok açık ve tek kitapta çok ama pek çok dini bilgiyi aynı anda verme telaşı çok belirgin. Büyüklerin dini hassasiyetlerini ve bilgiyi çocuklarına kazandırmak istemeleri çok anlaşılır. Ancak yetişkinler de öğrendiklerini okudukları tek kitapta veya tek seferde öğrenmemişlerdi. Bu unutuluyor sıklıkla. Mekke ve Medine’yi görünce, tavaf ederken, say yaparken, Hira Mağarası’nın önünde dururken hissettiğim şeyi anlatmak istedim sadece. Bilgiyi zaten öğrenecekler zaman içinde, diye düşündüm. Oysa öğrenmeden önce mekân tanışıklığı ve o güzel his yeterliydi. Bu sebeple mekânın içine yerleştirmek istedim. Hikâyede “Kâbe” ismi hiç geçmiyor ama çizimlerde muhteşem bir mekân tanışıklığı oluyor. Tavafın 7 kez yapıldığını bilgi olarak vermiyor ama Sadık dedemiz hep 7 kelimelik cümleler kuruyor. Sadık dede huzurlu bir insan, sakin bir kedisi, mutlu bir ağacı var. Hayat huzurlu. Böylece güvercinin yaralı kanadının bu huzur hissi içinde iyileşmesi normalleşiyor. Dindar, yetişkin biri olarak kalplerimizin tam da orada iyileşebileceğine inanıyorum. Bunu okul öncesi yaş grubuna hissettirmek ve mekânla tanıştırarak onlarla birlikte hayal kurmak istedim. Kalplerimiz kırıldığında ilk aklımıza gelen yer olmasından daha büyük bir kazanım düşünemiyorum hepimiz için.

Çocuk edebiyatının yazınsal kısmına olan ilginiz annenizin çocukken anlattığı masalları metne dönüştürmenizle başlıyor. Kitaplarınızda mesajını muhatabına “hissettiren” bir dil görüyoruz. Maria Nikolajeva bir makalesinde “kimi yazarların, yetişkinler için yazılan edebiyata gittikçe daha fazla benzemekte olan bir çocuk edebiyatı yarattıklarını” öne sürüyor. “Çocuk edebiyatındaki olay örgülerinin eskisi kadar basit olmadığını, öykünün bir ahlak dersi ile son bulmadığını” söylüyor. Fatma Hazan Türkkol, bu yaklaşımın neresinde duruyor?

Bu, üzerinde uzun uzun düşündüğüm bir konu. Anneciğimin anlattığı kendi masallarını, büyüyünce bir olay olarak hatırladım ancak hatırladıklarımı yazmaya başlamamın motivasyonu o masallardan bana kalan histi. O hissi tutmak, hatırlamak, somut kılmak gibi bir anlamı vardı. Çocuk edebiyatında verilen mesajın bir his olarak kalması ve çocuk okur tarafından çıkarımda bulunularak alınması ile açıkça söylenmesi temel tartışmalardan biri. Bu tartışma da “çocuk” tanımıyla doğrudan bağlantılı. Eğer çocuk okura yazma motivasyonu “eğitmek” ve çocuk tanımı “eğitilmesi gereken ve tam olmamışlık” ise o zaman mesajlar sert ve oldukça açık bir şekilde veriliyor. Çünkü hedef belli. Ben yazar ve editör olarak hissin, olay örgüsü içindeki bir anın, karakterlerden birinin, rüzgârın şiddetiyle kopmaktan korkan bir başağın endişesinin akılda kaldığı bir okuma pratiğine yakınım. Çünkü aynı zamanda bir edebi zevkle de böyle tanışabiliriz diye düşünüyorum. Maria Nikolajeva’nın yaptığı saptamayı da zaman içinde değişen çocuk tanımıyla birlikte düşünüyorum. Çocuk okur ile yetişkin okur arasındaki metin farkı, bilişsel düzey, yaşam tecrübesi gibi süreçlerin göz önünde bulundurulmasıyla ortaya çıkıyor artık. Yani artık çocuğun “beyaz boş bir kâğıt” olarak tanımlanarak mesaj verme kaygısından uzaklaşıldığı veya uzaklaşılması gerektiği daha çok konuşuluyor. Tabii bu çocuk edebiyatı eserlerinde bir mesaj olmayacağı anlamına gelmiyor. Verilmek istenen mesajın kurguya, karakterlere içkin, hissedildiği, böylece okurun o hissi benzer pek çok olayı tecrübe ederken hatırlayabileceği bir yaklaşıma evriliyor.

Gizemli Bahçenin Sırrı, bahçesinde kompost yapan bir dede ve nine üzerinden çözüm odaklı bir yaklaşımla çevre bilinci kazandırıyor. Çocuk yazınında yetişkinlerin sebep olduğu modern zaman problemlerinin farkındalık kazanması amaçlanarak çocuğa sunulduğunu ve çözümün de yetişkin olacak çocuk okurdan beklendiğini görüyoruz. Bu konuda neler söylemek istersiniz?

Gizemli Bahçenin Sırrı, geri dönüşüm ve sıfır atık konularıyla ilgili Erdem Yayınları’nın projesiydi. Kurguyu oluşturmadan önce ilkokul 2 ve 3’üncü sınıf öğrencilerine danıştım. Onların farklı bir noktaya odaklandığını fark ettim. Genel olarak çevreyle ilgili tedbirlerin bireysel olarak yapıldığını ve bir bütün olarak ele alınmadığını anlatıyorlardı. Bir kişinin atacağı adımların ise bütünü dönüştürmek için yeterli olamayacağından emindiler. Ben de bunu kurguya birbiriyle bağlantılı olan tedbirlerin bir bütüne nasıl etki edebileceği şeklinde yansıtmaya çalıştım. Bireysel olarak yaptıklarımızın tamamen kıymetsiz olmadığını düşünmekle birlikte çocukları da haklı buldum. Sorunuzdaki “yetişkinlerin sebep olduğu sorunlar” konusu, özellikle mültecilik ile ilgili çocuk kitapları üzerinden yoğun bir şekilde tartışılıyor. Yetişkinler ve çocuklar... İki ayrı dünya değiliz, aynı toplumun, aynı dünyanın yaşayanlarıyız. Çevre felaketleri, göç, savaş, mültecilik, dünyadaki gelir adaletsizliği gibi konular da bugünün çocuklarının yarınki yetişkinlik sorunları. Biz yetişkinler olarak çözeceğiz ve bugün bitecek meseleler değil ne yazık ki. Keşke öyle olsaydı. Bu sebeple çocukların bilişsel gelişimlerine uygun olarak konularla tanıştırılabileceğini, üzerine sohbet edilebileceğini düşünüyorum. Tanışıklık düzeyinin çocuğa uygunluğu temel meselemiz elbette. Yüzbinlerce mülteci yavruyla birlikte yaşadığımız şehirlerimizde, büyüklerin yarattığı bir sorun olan mültecilik hakkında konuşmamak, bunu gündem yapmamak mümkün olabilir mi? Bu bana imkânsız geliyor.

Uzun yıllardır çocuk yayıncılığı alanında farklı vazifelerde yer almış, deneyimli bir isimsiniz. Bu alanda daha çok konuşulması, üzerinde daha çok çalışılması gerektiğini düşündüğünüz meseleler neler?

Son zamanlarda özellikle iki şey üzerine düşünüyorum, bu konularda okumalar yapmaya çalışıyorum. İlki dini içerikli çocuk kitapları. Yazar adayları bu konuda bir yetişkin refleksiyle yaklaşıyor genel olarak. Verilmeyen bir bilgi, yazılmayan her ayrıntıyı vebal olarak görüyorlar. Dini hassasiyetleri sebebiyle. Bu da dili akıcılıktan didaktikliğe, kurgudan bilgi içerikli kitaplara doğru çekiyor. Diğer sorun da tam bu noktadan belirginleşiyor ki o da yazılan metinler yetişkinlerin bilgi düzeyiyle karşılaştırılarak hazırlandığından pedagojik açıdan uygunsuz tarafa doğru kayıyor. Dini bilgi, başlı başına öğretilebilecek bir şey. Örneğin namazın farzlarını ezberlemek bir çocuk zihni için oldukça kısa bir süre. Oysa namazı günlük hayatı dine göre organize eden bir ibadet olarak görmek daha önemli. İşte bu konu üzerine çok düşünüyorum ve çokça uzman konuşsa, tartışsa, ortaya çıkan yeni fikirlerle bu alan gelişse diyorum. İkinci konu, çocuk kitaplarının yetişkinler için yazılmaya başlaması. Yetişkinlerin çok sevdiği ve onların sanatsal, edebi zevklerine uygun kitapların çocuk okura sunulması. Ödüllerin de genel olarak bu tarz kitaplara verilmesi, tanıtımların bu tarz kitapların çevresinde yoğunlaşmasıyla tercih sebebi de oluyor. Ancak çocuk okur, bu kitapları yetişkin refakatinde anlayabiliyor. Kitapla birebir yalnız ilişki kuramıyor. Her yayınevi bu tür kitapların da kataloglarında yer almasını isteyebilir elbette ancak olması gereken düzey şeklinde sunulmasıyla ilgili belki de oturup tartışmak gerekiyor. Çocuk edebiyatı eserlerini kim okuyacak, çocuk okur çocuk edebiyatının neresine denk geliyor... Aklımda bunlar var son zamanlarda.

BU AYIN KİTAPLARI…
Değer Katan Gıdalar

Peynirin izinde keşfettikleri her hikâyeyi paylaşmak, bu coğrafyanın benzersiz peynirlerini dünyaya tanıtmak için yola çıkan iki ortağın kaleme aldığı bir kitap Peynir. Dünyanın en eski yiyeceklerinden olan peynirin tarihi gelişimini, nerede, nasıl yapıldığını, soframıza ulaşana dek hangi aşamalardan geçtiğini, neye göre sınıflandırıldığını, Türkiye’nin peynirlerinin neler olduğunu, atasözleri ve deyimlerde nasıl geçtiğini renkli çizimlerle sunan kitap, çocukların alternatif mesleklerle tanışmasını sağlaması bakımından da kıymetli. Peynir, sayfaları çevirdikçe gelen peynir yeme hissi için de güzel tarifler içeriyor. Her yaştan okur için.

Türkiye'de Yaşıyorum, Ne Yediğimi Biliyorum! Peynir, Neşe Biber-Berrin Bal Onur, Vakıfbank Kültür Yayınları, Ocak 2025, 52 sf.

Özgür Kudüs için bir yol haritası

Beş hafız muhafız Asım, Asaf, Ahmet, Agah ve Arif’le karış karış Kudüs’ü gezdiğimiz, Kudüs’ü gösteren, hissettiren bir kitap Aksa’nın Muhafızları. Uzun yıllardır çocuklar için yazan İlknur Koç Aytaç’ın ustalık eseri diyebiliriz onun için. Öyle ki sayfaları çevirirken Bir Kudüslü nasıl hisseder, Aksa’ya nasıl bağlıdır, ona kavuşabilmek için neleri göze alır iliklerimize kadar hissediyoruz. Temposu hiç düşmeyen kitabın Mescid-i Aksa ile ilgili içerdiği detaylı bilgilerse kurguda mündemiç. Osman Büyükmutlu’nun şahane çizimleri kitabı bir üst seviyeye taşıyor. Kitabın sonunda yer alan ve Mehmet Esmer’in emek emek hazırladığı Aksa haritası ise kitabı tamamlıyor. Aksa’nın Muhafızları her yaştan okurun kalbine özgür Kudüs’ün tohumlarını ekecek.

Aksa’nın Muhafızları, İlknur Koç Aytaç, Tulu Kitap, Aralık 2024, 136 sf.



Yusuf suresine psikolojik bakış
Hayat
Yusuf suresine psikolojik bakış
Bir arayışın, bir tükenişin romanı: Ela Rosa
Hayat
Bir arayışın, bir tükenişin romanı: Ela Rosa
Liderliğin kadim bilgisi
Hayat
Liderliğin kadim bilgisi
Yorumlar
Avatar

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.

Sayfa Sonu
Türkiye’nin Birikimi. Uluslararası Medya Grubu.

Türkiye’nin gündemini belirleyen haber kaynağına hoş geldiniz! Tarafsız, dinamik ve derinlemesine habercilik anlayışıyla Yeni Şafak, okuyucularına güncel gelişmelerin ötesinde bir deneyim sunuyor. Siyaset ve ekonomiden kültür-sanat ve spor dünyasına kadar geniş bir yelpazede sunduğu haberlerle, hem Türkiye’de hem de dünyada neler olup bittiğini anında öğrenin. Dijital platformlarıyla her an, her yerden en doğru bilgiye ulaşın; Yeni Şafak’la gündemi yakalayın!

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

Gündemi cebinizde taşıyın! Yeni Şafak’ın mobil uygulamalarıyla, en güncel haberlere anında ulaşın. Siyasetten ekonomiye, spordan kültür-sanat dünyasına kadar geniş bir içerik yelpazesi parmaklarınızın ucunda! Hem iOS, hem Android hem de Huawei cihazlarınızda kolayca indirerek, günün her anında en doğru bilgiye hızlıca erişin. Hemen indirin, dünyadaki gelişmeleri kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mah. Fetih Cad. No:6 34010 Zeytinburnu/İstanbul, Türkiyeiletisim@yenisafak.com+90 212 467 6515

YASAL UYARI

BIST isim ve logosu 'Koruma Marka Belgesi' altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026