Almanya'da “Doğu'nun Kafka'sı” olarak nitelendirilen çağdaş Türk yazar Hasan Ali Toptaş'ın, kendisine 1994 yılında Yunus Nadi Roman Ödülü'nü kazandıran aynı adlı eserinden sinemaya aktarılan “Gölgesizler”, 2008'in yaz aylarında Kırklareli'nin Karadere Köyü ve İstanbul'un Sarıyer ilçesinde çekildi.
Öykünün geçtiği köyde kaybolan insanlar ve köy halkının meseleleri ile günümüzün kent insanı ve onun hayat şartlarına ilişkin gözlemlerin paralel bir kurguda ilerlediği filmin müziklerinde ise Candan Erçetin'in imzası var. Kolay kolay bir araya getirilmeyecek nitelikteki müthiş oyuncu kadrosu da filmin bir başka önemli artısını oluşturmakta…
Türk sinemasında prodüksiyon sayısının ve seyirci ilgisinin yükseldiği bu son dönemde bir edebiyat uyarlaması olarak farklılaşan “Gölgesizler”, Ümit Ünal'ın senaryo ve yönetmenliğinde, ağırlıklı olarak tiyatro sanatçılarından oluşan bir oyuncu ekibiyle gerçekleştirilmiş. 2007 yılında yapımcı Hakan Karahan'ın, piyasadaki bir dizi önemli kitabın uyarlama haklarını satın alarak kurduğu Narsist Film'in ilk filmi olan bu çalışma, geçen yıl Kültür Bakanlığı'ndan da 250 bin lira yapım desteği almaya hak kazanmıştı.
“Gölgesizler” gibi uyarlaması oldukça zor bir kitabın yapım sürecinde, adı üzerinde kılı kırk yaran bir yönetmen arayışından sonra karar kılınan Ümit Ünal'ı, özellikle son yirmi yıl boyunca kaliteli filmlere temel oluşturan başarılı senaryolarından tanıyoruz. 1980'lerin önemli yapıtlarından “Teyzem” ile başlayan senaristlik kariyeri boyunca pek çok önemli yapıma entelektüel destek veren Ünal, 2002'de çektiği “Dokuz” adlı polisiye-gerilim türündeki bir öyküsüyle de yönetmenliğe geçiş yapmıştı. Sanatçı “zamansız ve mekânsız” olarak nitelendirilebilecek “Gölgesizler”de ise sinemasal uyarlama anlamında ciddi zorluklar içeren bu kitabın gerçeküstü anlatımını usta işi bir senaristlik ve yönetmenlik yorumuyla beyazperdeye aktarıyor.
Salonları kasıp kavuran popüler ürünler ve onlara meftun olmuş çılgın kalabalıklardan uzakta, çok daha derinlemesine ve seçici bir sinema bakışının izini süren Ünal'dan, yine zorlayıcı, ancak o oranda da ince çalışılmış bir “autheur sineması” örneği bu. Türk sinemasında gişeyi değil, kalıcılığı hedefleyen bu tür ayrıksı örneklere ilgi duyanların mutlaka izlemeleri gereken önemli bir yapım.
Selin, kendisinden yaşça küçük fotoğrafçı Mert ile uzun süreden bu yana ortak bir hayatı paylaşan İstanbullu bir iş kadınıdır. İki sevgili, yaz ayları geldiğinde, Türkiye'nin güneyine doğru uzanacakları bir gezi yapmaya karar verirler. Kahramanlarımız, rutinleşen hayatlarını yenilemek amacıyla çıktıkları bu yolculukta, metropolün keşmekeşinden uzaklaştıkça sıradışı bir oyuna girişirler. İstemsizce ortaya çıkan bu oyun, aralarındaki duygusal ilişkiyi de yolculuğun başlarında bulunduğu noktadan oldukça farklı bir yöne doğru savuracaktır.
Dünya galası 65'inci Venedik Uluslararası Film Festivali' nde yapılan “İki Çizgi”, kısa metrajlı filmleri ve belgeselleriyle tanıdığımız genç yönetmen Selim Evci'nin ilk uzun metrajlı çalışması olarak, epeyce bir yurt içi ve yurt dışı festival ziyaret ettikten sonra nihayet ticarî gösterime girdi. Türkiye galasını da geçen sonbahardaki 45'inci Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde gerçekleştiren yapıt, bir yandan klasik bir “yol filmi” omurgası üzerinde ilerlerken, diğer yandan da benzerlerine Fransız sinemasında sıkça tanık olduğumuz “ilişkileri monotonluğa sürüklenen çiftin yenilik arayışı” teması üzerinden ilginç psikolojik açılımlar yapmayı deniyor.
1975 yılında İstanbul'da doğan Selim Evci, Maltepe Üniversitesi İletişim Fakültesi Sinema-TV Bölümü'nü bitirdikten sonra, Beykent Üniversitesi'nde de sinema üzerine lisansüstü eğitim yaptı. 2002 yılında İFSAK Kısa Film Atelyesi'ni kuran Evci, bu derneğin yönetim kurulu üyesi ve sinema birimi sorumlusu oldu. “Kırmızıyı Arayan Adam” ve “Duvarın Arkası” adlı iki belgeselin yapımcı-yönetmenliğini üstlenmesinin ardından da 2006 yılında kendisine ait yapım şirketi Evci Film'i sektöre kazandırdı. Akbank Kısa Film Festivali'nin yönetmenliğini yapmakta olan sanatçı, halen IFSAK'ta, yanısıra da Maltepe ve Beykent Üniversitesi'nde kısa film üzerine dersler veriyor.
Evci'nin yapımcılığını, senaristliğini ve kurgusunu da üstlendiği “İki Çizgi”, yeni Türk sinemasının umut vaad eden genç yönetmenlerinden birinin, bütün günahları ve sevaplarıyla birlikte, profesyonel sinema serüvenindeki ilk durağı… Fazlaca tanıdık gelen öyküsüne karşılık, özellikle titiz görüntü yönetimi ve kurgusu, mümkün olduğunca az gevezelik yaparak daha ziyade görüntüler üzerinden konuşmayı yeğleyen senaryosuyla yine de dikkate değer bir “ilk film”…







