Ramazan özel sayfa
  • İFTARA KALAN SÜRE 00:00:00
Yazarlar Rüşvet politikası devam mı edecek?

Rüşvet politikası devam mı edecek?

Abdullah Muradoğlu
Abdullah Muradoğlu Gazete Yazarı

Önceki ABD Başkanı Donald Trump “Birleşmiş Milletler Filistinli Mültecilere Yardım Ajansı’na(UNRWA) ayrılan malî katkıyı durdurmuş, Kudüs’ün İsrail’in başkenti olduğunu ilân etmişti. Trump Filistin Kurtuluş Örgütü’nün(FKÖ) Washington Temsilciliğini kapatmış, İsrail’in Golan Tepeleri’ni ilhâkını onaylamış, yanı sıra İsrail’in Batı Şeria’daki yasa dışı yerleşimlerini genişletmesine ses çıkarmamıştı. Biden ise Trump’ın “ABD tarihindeki en İsrail yanlısı Başkan” olarak pohpohlanmasına yol açan politikaları değiştirmek için acele etmiyor. Biden’ın tek icraatı “Filistinli Mültecilere Yardım Ajansı”na ABD katkısının devam edeceğini açıklamak oldu.

Trump İsrail’le doğrudan diplomatik ilişki kurmaları için Arap rejimleri nezdinde “rüşvet diplomasisi” olarak nitelenen bir politika yürütmüştü. Bu bağlamda ‘Teröre Destek Veren Ülkeler Listesi’nden Sudan çıkarılmış, Fas’ın ise ihtilaflı “Batı Sahra” bölgesindeki egemenliği kabul edilmişti. Fas yönetimi Biden’ın Trump’ın kararını tersine çevirmeyeceğinden emin olana kadar İsrail’in beklediği adımları atmak istemedi. Beyaz Saray’dan Fas’a gönderilen mesajlara göre Biden Yönetimi Trump’ın kararını değiştirmekte aceleci davranmayacak. Öyle anlaşılıyor ki Biden Yönetimi de İsrail yanlısı “rüşvet diplomasisi”ni devam ettirmek niyetinde.

Yeri gelmişken hatırlatmak istiyorum. Sudan, “El Kaide” tarafından düzenlenen bombalı saldırılarda hayatını kaybeden 224 Amerikalı için 335 milyon dolar tazminat ödemeyi kabul etmişti. Aslında Amerikan Yüksek Mahkemesi Sudan’ın toplam 10 milyar dolar ödemesine hükmetmişti. Trump yönetimi Sudan’ın teröre destek veren ülkeler listesinden çıkarılması ve İsrail’e anlaşma yapması karşılığında miktarı 335 milyon dolara çekmişti. ABD, Afganistan’da Amerikan uçakları ve insansız hava araçları tarafından gerçekleştirilen saldırılarda hayatını kaybeden masum siviller içinse kişi başına sadece birkaç bin dolar ödüyor. Bir Amerikalı ve bir Afgan’ın hayatlarına biçilen bu miktarlar ‘Amerikan adaleti’ hakkında yeterince bilgi veriyor.

Amerikan yönetimleri İsrail’e açık destek vermekle birlikte-pratikte Filistinlilerin durumunda pek bir değişiklik getirmese bile- “iki devletli çözüm”ü savunuyorlardı. Bu politikayı tersine çeviren Trump’ın “Yüzyılın Anlaşması” adıyla paketlediği sözde barış plânıysa İsrail’i daha güçlendiriyor, Filistinlileri ise daha zayıflatıyordu. Biden’ın Filistin politikasında Trump öncesi duruma dönüp dönmeyeceği, Trump’ın Golan kararını geri alıp almayacağı, FKÖ Washington Temsilciliğinin faaliyete geçirip geçirmeyeceği merak edilen başlıklar arasında yer alıyordu.

Biden Yönetiminden gelen ilk açıklama ABD’nin Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanımaya devam edeceği yönündeydi. Biden, Trump’ın İsrail’i mutlu etmek için iptal ettiği “İran Nükleer Anlaşması”na ABD’nin geri döneceğini de vaat etmişti. ABD medyasına sızan bilgiler Biden’ın bu konuda da acele etmeyeceği yönünde sinyaller veriyor. Cuma günü Biden Beyaz Saray’da İsrail Gizli Servisi “MOSSAD ‘ın başkanı Yossi Cohen ile görüşmüş. Biden’ın Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan ve “CIA” Başkanı Bill Burns da bu toplantıya katılmış. Cohen’e “İran Anlaşması”na dönülmesi için önlerinde uzun bir yol olduğu mesajı veren Biden, anlaşma sürecinde İsrail’in katkısını arayacaklarına dair güvence vermeyi de ihmal etmemiş.

Geçen yıl ABD Başkanlığına adaylık için yarışan isimlerden Demokrat Partili Senatör Elizabeth Warren 19 Nisan’da barış yanlısı liberal Yahudileri temsil eden “J Street”in yıllık toplantısında yaptığı konuşmada ABD’nin İsrail’e yaptığı askerî yardımın koşullara bağlanmasını istedi. Warren ABD yardımının Batı Şeria ve Gazze’de kullanılmaması gerektiğini dile getirdi. Biden’a seslenen Warren Batı Şeria’da İsrail yerleşimlerinin durdurulmasını ve FKÖ’nün Washington ofisinin açılmasını da istedi. 2014’teki İsrail-Gazze çatışmasında açıkça İsrail’i savunduğu için “İsrail Lobisi” tarafından alkışlanan Warren şimdi de ‘Yahudi karşıtı’ olarak ilân ediliyor.

“İran Nükleer Anlaşması”na ABD’yi dahil eden Barack Obama’nın İsrail Hükümeti ile arası fena şekilde açılmıştı. Bu dönemde Biden Başkan Yardımcısıydı. Ancak Biden’ın 1970’lerin başlarından itibaren İsrail’le çok sıcak ilişkileri olduğu biliniyor. Bakalım Biden, Trump’ın İsrail politikasını devam mı ettirecek, yoksa ufak tefek değişiklikler yapmakla mı iktifa edecek?

Abone Ol Google News

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.