Yazarlar Yurtta silah, dünyada silah

Yurtta silah, dünyada silah!

Abdullah Muradoğlu
Abdullah Muradoğlu Gazete Yazarı
Abone Ol Google News

Ağustos 2020’de ABD’nin Visconsin eyaletinde silahla 2 kişiyi öldüren Kyle Rittenhouse yargılandığı mahkemenin jürisi tarafından suçsuz bulundu. Ağustos 2020’de Kenosha şehrinde gerçekleşen olay, polisin bir Siyahî Amerikalıyı vurmasının ardından başlayan protesto gösterisi sırasında gerçekleşmişti. 17 yaşındaki Beyaz Amerikalı Rittenhouse ile göstericiler arasındaki itişip kakışma yaşanmış, Rittenhouse yanında taşıdığı “AR-15” tipi otomatik tüfeğiyle karşılık vermişti. Rittenhouse göstericilere müdahale etmeye çalışan bir grupla birlikteydi. Video görüntülerinde Rittenhouse ve arkadaşlarının güvenlik görevlisi gibi parmakları tetikte, göstericilere karşı konuşlanmış halde caddede dolaştıkları görülüyordu.

Kyle Rittenhouse, Beyaz Amerikalı ırkçı gruplar tarafından bir ‘kahraman’ olarak görülüyor. Mahkeme jürisinin nefsi müdafaa yaptığı gerekçesiyle Rittenhouse’u suçsuz bulması bireysel silahlanmaya ilişkin tartışmaları bir kez daha canlandırdı. Demokratların çoğunluğu bireysel silahlanmanın kısıtlanmasını, Cumhuriyetçilerse tam aksini savunuyorlar. Cumhuriyetçilere göre bireylerin silah edinmeleri neredeyse kutsal bir hak. Keza Cumhuriyetçiler için silahlı Amerikalılar Amerika’nın ruhunu temsil ediyorlar. Trump’ın Rittenhouse ile ilgili bir soruya “silahını ateşlemeseydi muhtemelen kendisi ölecekti” diye cevap vermesiyse çok tartışılmış idi. Tabii ki “Amerika’nın ruhu”ndan en başta silah endüstrisi istifade ediyor. Silah lobisi bireysel silahlanmaya kısıtlamama getirilmemesi için büyük paralar harcıyor. Cumhuriyetçi politikacılar da seçim kampanyalarında silahla poz vererek silah lobisine selam çakıyorlar.

ABD dünya silah pazarında en büyük paya sahip. ABD kişisel silah sahipliğinde de liste başı. 330 milyon nüfusa karşılık yaklaşık 400 milyon silah bulunuyor. ABD dünya nüfusunun yüzde 4’ünü teşkil etmesine rağmen dünyadaki kişisel silahların neredeyse yarısına sahip. 2020’de yaklaşık 40 milyon yeni silahın satıldığı belirtiliyor. Amerika’da siyasi kutuplaşmanın giderek derinleşmesinin bir “iç savaş öncesi” duruma benzetildiğini hatırlatmakta yarar var. İç savaş için yeteri kadar silah ve bu silahları kullanmaya hazır yüzlerce milis grubu var. Bu ırkçı milis gruplarının “Beyaz Amerika” söylemiyle taraftar topladıkları biliniyor. 2020’de silah için başvuranların çoğuysa ilk defa böyle bir işlemde bulunmuş. Yapılan araştırmalara göre Demokratlar’a oy veren Beyaz olmayan Amerikalılar ve daha fazla kadın silah edinmeye başladılar. Bu gelişme Amerikalıların bir “korku iklimi” içerisinde yaşadıklarını da gösteriyor.

ABD’de her yıl yaklaşık 40 bin kişi ateşli silahlarla ölüyor. Silahla yaralananların sayısıysa 80 bin ila 100 bin arasında değişiyor. 1968’den bu yana silahla ölen Amerikalıların sayısı 1.5 milyondan fazla. Amerikalı yazar Gregory McNamee her bir Amerikalının silahlı şiddetten muzdarip olduğuna ve uzun yıllara yayılan bir acı içerisinde hayatlarını sürdürdüğüne dikkat çekiyordu. Arizona Üniversitesi’nde öğretim üyesi olan Amerikalı sosyolog Jennifer Carlson ise bireysel silahlanmaya ilişkin araştırmalarında çarpıcı sonuçlar elde ediyordu. Carlson’a göre Amerikan toplumu çok katmanlı krizler yaşıyor. Covid-19 salgınında görüldüğü gibi sosyal güvenlik ağlarındaki açıkların ortaya çıkması Amerikalıları endişeye sevk ediyor. Sosyal güvenlik ağlarının çözülmesinden kaynaklanan endişelerse bireysel silahlanmayı tetikliyor.

Carlson’ın poliş şefleri ve silah satıcılarıyla gerçekleştirdiği araştırmaya göre Beyaz Amerikalı polis şeflerinin çoğu silahlı Beyaz Amerikalıları ‘yardımcı kolluk kuvvetleri’ olarak görüyor. Carlson silahların Amerikan toplumundaki yeri hakkındaki ırksal anlatıları doğrulayan bir model bulduğunu da belirtiyordu. Carlson’ın modelinin iki anahtar kavramıysa “silah popülizmi” ve “silah militarizmi” idi. Carlson’a göre Siyahî Amerikalıların silahla ilgili suçlardan ötürü cezalandırılma ihtimalleri Beyaz Amerikalılardan çok daha fazlaydı. Silahlı militarizmin silah popülizmini beslediğini ifade eden Carslon ırksal bir çifte standarta dikkat çekiyordu. Bu çifte standart Siyahileri ve Hispanikleri peşinen suçlu olarak gösterirken Beyaz Amerikalılarıysa çoğunlukla bu yargının dışında bırakıyordu. Nitekim Kyle Rittenhouse’nin suçsuz bulunması bu çifte standartın geldiği noktayı göstermesinden ötürü son derece önemlidir.

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.