|
Yazarlar

FETÖ ile mücadeleyi göğüs göğüs çarpışanlardan öğrenin

09:38 . 22/12/2017 Cuma

Ahmet Rıfat Albuz

1983 yılında Burdur'da doğdu. Mesleğe radyoculukla Nevşehir'de başladı. Eğitimine 2003 yılında Selçuk Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo ve Televizyon bölümünde devam etti. Aynı tarihte bölgesel ve yerel radyo ve televizyonlarda haber spikerliği yaptı. 2007 yılında üniversite eğitimini tamamladı. Daha sonra Londra'da hem medya üzerine dil eğitimine başladı hem de Londra Türk Radyosunda haber koordinatörlüğü yaptı. 2011 yılında Türkiye'ye döndü ve TVNET'te haber editörlüğü ve program yapımcılığı görevlerinde bulundu. Şuan Yeni Şafak'taki yazılarının yanı sıra TVNET'in Ankara haber müdürlüğü görevini yürütmekte.

Ahmet Rıfat Albuz
15 Temmuz darbe girişiminden sonra gerek duruşmalarda, gerek teröristlerin yakalanıp o duruşmalara çıkarılmasında, gerekse o duruşmalar sonucunda aklanıp (!) örgüt lehine çalışmaktan geri durmayanları gördük; üzülerek izledik, içimize atarak
hak elbet bir gün yolunu bulacak
dedik.
Bu zamana kadar bu örgütle mücadelede özellikle 17/25 Aralık’tan sonra başlayan yargı alanında “
bilerek yapılan
” yanlışlara ve bu yanlışların Fetullahçı Terör Örgütü’nün ekmeğine nasıl yağ sürdüğüne şahit olduk.

Bu savaşa başlarken karşımızdaki düşmanın, içimizdeki düşman olması mücadelenin elbette ne kadar zorlu geçeceğinin en büyük göstergesi idi.

Neredeyse birbuçuk yıl geçti 15 Temmuz’un üzerinden. Bugün geldiğimiz noktada mücadelede neredeyiz, hangi aşamadayız ve bu birbuçuk yıllık sürede bu mücadele sonunda bu örgüt nerede? sorusunu getirip masaya koyduğumuzda alacağımız cevaplar yüzde kaçımızı memnun edecek?

Bırakın yüzde bilmem kaçını bu örgütün 17/25 Aralık sonrası durumu ile bugünkü durumunu göz önüne aldığımızda artı ve eksileri getirin yanyana koyun, en adil cevabı çevrenize haykıramıyorsanız bile kendinize bağırın.

Bağırın ki gerçekle, gerçek hayatta olmasa bile kendi içinizde yüzleşin.

Yüzleşin ki bu mücadelede başarıya, zafere bir tuğla da siz taşıyın.

Türkiye’nin neresinde olursa olsun, 15 Temmuz davalarından birine gidip, herhangi bir duruşmayı izleyin, duruşma salonuna giremiyorsanız bile oraya giden şehit yakınları ve gazilerle bir beş dakika sohbet edin.

Bu örgütle mücadelede nerede olduğumuzun en gerçek, en net cevabını emin olun bulacaksınız.

Dün tankın önüne yatan da, göğüsünü hain kurşuna siper eden de, vatanı uğruna canını seve seve vermekten geri durmayan da orada.

Bu örgütle yüzyüze çarpışan, en sert, en çetin mücadeleyi veren adam da ana da orada.

Gidin bir sorun ona: Neredeyiz biz?

Alacağınız cevaplar sizi mutlu etmeyebilir.

Zaten amacımızda bu durumda mutlu olup, pollyannacılık oynamak da değil ya.

Dimi ama ?

15 Temmuz darbe girişiminin hemen ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın çağrısı ile başlayan demokrasi nöbetlerini bir hatırlamak ister misiniz?

Meydanların tıklım tıklım dolduğu, gecenin karanlığının ay yıldızla aydınlandığı günleri…

Ne güzel günlerdi değil mi?

Bu vatan benim
demenin en muazzam, en asil, en mukaddes şekliydi.

Millet olmanın, bir olmanın, beraber olmanın, vatan olmanın en güzel örneğiydi.

O günden bugüne ne değişti de meydanlar bu teröristlere kaldı?

Gidin bir 15 Temmuz davasına oğlunu, babasını, anasını, yoldaşını kaybeden bir insanla konuşun bakalım.

Konuşun ki gerçekle yüzleşin.

Konuşun ki o ananın derdine ortak olun.

Konuşun ki hala bir olduğumuzu dünya aleme gösterin.

Silkelenip kendimize gelmemiz lazım.

Çünkü hala varlar.

Çünkü hala içimizdeler.

#Fetullahçı Terör Örgütü
#15 Temmuz
5 yıl önce
default-profile-img
FETÖ ile mücadeleyi göğüs göğüs çarpışanlardan öğrenin
Batı’nın korkusu: Türkiye’nin ve İslâm’ın yükselişi (1)
Bir film, bir nesne ve “işin ciddiyeti”
Lâf mı hayat mı?
Seçimi bekleyen ülkeler
Batıcı Biraderler!