15 Temmuz’un nedeni?

04:0019/09/2016, Pazartesi
G: 14/09/2019, Cumartesi
Bülent Orakoğlu

15 Temmuz'da Türkiye, ordu içine sızmış asker üniformalı FETÖ militanlarının saldırısına uğradı. Milleti ve devleti hedef alan hainlerin asıl amacı Türkiye'nin işgaline ve iç savaşa zemin hazırlamaktı. Bu amaçla FETÖ-PKK/YPG ve DEAŞ işbirliği ile Suriye kaynaklı, terör kılıfı giydirilmiş örtülü savaş yöntem, taktik ve stratejilerinin kullanıldığı çok koalisyonlu saldırılar, Türkiye'nin birlik ve beraberliğini, siyasi istikrarını, en önemlisi de ulusal güvenliğini hedefliyordu. Gezi'de, 17/25 Aralık'ta istediklerini alamadılar, keza 15 Temmuz'da aynı akıbete uğramaktan kurtulamadılar. Peki bu olayların ve katliamların arkasındaki Batı ve ABD Türkiye'den ne istiyordu? Eski Türkiye'de olduğu gibi kontrol edebilecekleri bir ülke ve lider en önemli arzularıydı. Türkiye'nin kendi çıkarlarını, Batı ve ABD'nin çıkarları önüne koyan, taleplerini yerine getirmeyen bir liderden oldukça rahatsızlık duydukları aşikardı. Bu nedenle Cumhurbaşkanı Erdoğan ve 65'nci hükümeti mahir oldukları bir yöntemle, darbe ile, darbe olmazsa algı operasyonlarıyla kamuoyu desteğini hedef alarak iktidardan uzaklaştırmak istiyorlardı. Ancak, 15 Temmuz kalkışmasını Türk milletinin büyük desteğiyle ekarte eden Cumhurbaşkanı Erdoğan halen kamuoyunun büyük desteğine sahip. Bu nedenle Alman dergisi Der Spigel'in Erdoğan'ı hedef alan ''Bir ülke özgürlüğünü kaybediyor'' ve ''diktatör Erdoğan'' başlıklı
Erdoğan'a duyulan güveni azaltmaktan ziyade arttıracağı kesin. Zira ülkemizde yaklaşık 2-3 milyon Suriye ve Iraklı mülteciyi misafir eden Türk halkı, Almanya başta olmak üzere, Batılı birçok ülkenin Türkiye'yi de Iraklaştırma ve Suriyeleştirmeye yönelik FETÖ ve PKK terör örgütlerine verdiği desteği detaylarıyla biliyor. Almanya'nın Türkiye'de ikide bir terör alarmı nedeniyle büyükelçilik veya konsolosluklarını kapatması da açık bir algı ve psikolojik harp operasyonuna işaret ediyor. Amacın, Türkiye'yi güvensiz bir ülke olarak göstermek ve toplumda huzursuzluk ve devlete karşı infial yaratmaya yönelik olduğuna hiç şüphe yok. Çünkü Alman istihbaratının bu güne kadara bu yönde aldığı bilgiler Allaha şükür hiç gerçek çıkmadı.


Cumhurbaşkanı Erdoğan,

katılmak üzere 19 Eylül'de ABD'ye gidecek. Erdoğan'ın liderler zirvesinde yapacağı konuşmada

önemli mesajlar vermesi bekleniyor. Erdoğan Türkiye'nin açık kapı politikasını ve Avrupa'nın bugüne kadar karşılaştığı en büyük sorun olan sığınmacılar konusunu masaya yatıracak. AB'nin var oluşu bu meselenin çözümüne bağlı ve bunun anahtarı da Türkiye'nin elinde. İkinci önemli konu, FETÖ Kalkışması ve terörist başı Gülen'in Türkiye'ye iadesi konusunun gündeme gelmesine kesin gözüyle bakılıyor. İlişkilerde anahtar, terörist başı Gülen'e bakış açısı olacak. Üçüncü konu olarak, terörle mücadele ve ''Fırat Kalkanı'' harekatı ele alınacak. Bilindiği gibi Türkiye 24 Temmuz'da Suriye kaynaklı terörü önlemek için bölgenin terörist unsurlardan arındırılması, yeni göç dalgalarının önlenmesi, bölgedeki sivil halka insani yardımların ulaştırılması ve en önemlisi de Afrin ve Kobani kantonlarının birleştirilerek PKK/YPG tarafından PKK koridorunun oluşmasını önlemek amacıyla, TSK ve ÖSO, koalisyon güçleri ile birlikte hareket ederek Cerablus'u kısa zamanda ele geçirmişlerdi. Cerablus'a başlatılan operasyonla ilgili “Hem DAEŞ hem YPG vuruluyor. Böylece PKK-PYD'nin PKK koridorunu oluşturmasının önüne geçiliyordu." Aslında Cumhuriyet tarihinde bir ilk olarak 2014 yılında Cumhurbaşkanı Erdoğan PKK/YPG'nin Cerablus'u ele geçirmeye yönelik faaliyetlerini kastederek Fırat'ın batısına geçilmesine izin vermeyeceklerini bu durumun Türkiye'nin ulusal güvenliği ile ilgili kırmızı çizgisi olduğunu başta ABD ve bölge aktör ülkelerine bildirmişti. Esasen 15 Temmuz kalkışmasının ana nedenlerinden birinin bu olay olduğunu düşünüyorum. Rus uçağının provokatif bir şekilde düşürülmesi sonrasında Türkiye'nin bölgede etkinliğinin azalmasını fırsat bilen ABD ve YPG, PKK Koridorunu oluşturmak amacıyla Membiç ve Cerablus'a müştereken düzenledikleri harekatlarda koridorun kapanmasına yalnızca 25 km kala, Türkiye müthiş diplomatik ataklarla devreye girmişti. Bu diplomasi başarısıyla, Türkiye, Suriye savaşında yeniden önemli bir aktör olarak El-Bab, Rakka ve Musul'un DEAŞ'ten kurtarılması yönünde ABD ve Rusya ile olası dengeleri gözeterek, güvenli bölgeyi Türkiye sınırları içinde tesis etmeye yönelik faaliyetlerini hızlandırmış görünüyor.




#15 Temmuz
#FETÖ
#BM
#Recep Tayyip Erdoğan